Geleneksel Zanaatkarlarımız - İsimleri - Zanaatleri

[URL=http://img165.imageshack.us/my.php?image=ey01tn.jpg]


Yadigar Kaldı..
"Tevellüt: Bin üç yüz küsur…77'ye yakın…"
Adı: İbrahim…
88'in yazı
Dükkanda dizi dizi semerler; istemediğiniz kadar semerci hikayesi…
Yıl: 1989; o öldü
Söylediği gibi- kendisinden sonra işi de son buldu.
Gezidekilere yadigar kaldı
Üç semer, asırlık iğne, makas, yağlı deri ve boncuklar…

[URL=http://img165.imageshack.us/my.php?image=ey02tn.jpg]


"Memleket: Elazığ:
gözümü açtım açalı bil fasıl bu işle…"
Palan yapan ustamız; Katıra, ata ve eşeğe…
Üstü keçi kılından kilim, altı keçe, içi semer otudur palanın.
Ve bir hikaye ustadan:
"Ustanın biri, vakti zamanın birinde kasa niyetine kullanmış palanı.
Çırak yanlışlıkla satmaz mı para gizlenmiş kasayı!...Derde vereme gelmiş palancı.
Ve o dertle ölmüş!...
Yıllar sonra tamire gelmiş palan. Ama usta sizlere ömür…
Uyanık çırak kasadan boşaltmış paraları…"

[URL=http://img165.imageshack.us/my.php?image=ey03tn.jpg]


Boynuzlar Arasında Usta
Kasap desen değil, ne işi var marangozların içinde.
Ya keresteler arasındaki boynuzların? Sivas'ın son tarakçısı Mustafa usta.
Çuvallar dolusu boynuz; Manda, öküz, koyun… Orta yerde seccade, usta üstünde öğle uykusunda; kan revan içinde bu ağır kokuda uyku tuttuysa eğer, aşk olsun usta… Boynuzu eritmek, sonra kalıba alarak tek tek diş açmak… Yaptığı tarak çeyiz sandığına, eşe dosta hatıra. İşportacı bağırıyor bangır bangır: "Sudan ucuz tarak…"
Tabii ki plastikten… İşin sonuna geldiğinin farkında usta:
"Ne yapayım, pişpirik oynamaktansa kıraathanede, spor niyetine çalışmanın zararı kime?"

[URL=http://img165.imageshack.us/my.php?image=ey25tn.jpg]


Mehmet Usta
"Öyle semer yapacaksın ki hem hayvanın hem de insanın etine
uygun olacak…"
Bildiği gibi yapar semerleri Mehmet Usta; bir de süsler renkli keçeyle; gelen seyreder, giden… Ya alan?
"Ne arar… Ayağa düştü işler…"
Son günlerde yaptığı iş 'poz vermek' kameralara; şimdilik müşterileri fotoğrafçılar…

[URL=http://img165.imageshack.us/my.php?image=ey04tn.jpg]



Nerede Bu Örgünün Şişi
Şişi yok bu örgünün. Hani, kızının sırma saçlarını örer ya anne,
İşte öyle örüyor sepeti küfeciler… Örgünün adı sepet örgüsü.
Hamal nasıl isterse, örgücü öyle örer sepeti. Kömür taşınacak, su taşınacak,
Pazardan meyva, sebze… Asiye kadın da sepetle çay taşıyacak Rize Çayeli'de; hem de yarım saatlik uzaklıktan çay alım yerine.
Son yıllar sepetin plastiği çıktı Bilir misiniz ustalar?... "İşte o meret çıkalı bozuldu ya işler…"

[URL=http://img165.imageshack.us/my.php?image=ey14tn.jpg]


Damat Ramazan
"Bakır, bir zamanlar altın gibiydi, ya şimdi?
Teneke kadar değeri var mı ki?" 'Kalaycı Ali' haklı "Kalaycılığın da
'altın devri bitti şükür… Ali Tuttu, Konya'nın 50 yıllık kalaycısı; kalaycılıktan emekli. Elinde tespih, yanında 'tekavüt' arkadaşları…
Dükkanın tabelası kendisi gibi tarihi… Damadı devralmış alaycılığı Ali Tuttu'dan. 'İkind'iye gitti 'Kalaycı Ali'. Fırsat bu fırsat, damat Ramazan Bir cıgara yaktı odun közünde; Nişadır dumanının üstüne tütün dumanı; "oooof be bayram etsin ciğerlerim…" Yazık değimli ciğerlerine 'kalaycı Ramazan'… Yok mu bunca dumanın zararı?... "Çok şükür görmedim zararını şimdiye kadar; sonrası Allah kerim…" Sonra 'büyük tecrübe'sini açıkladı: "Nişadır dumanı temizler ciğerleri; kalay gibi pırıl pırıl eder bilir misiniz?..."


[URL=http://img165.imageshack.us/my.php?image=ey16tn.jpg]



Yörük Deseni
Ninem eğirir, Fatma kız dokur.
Eğrilen kıl keçi kılı desenler 'Yörük deseni'…
Ninem karışmaz Fatma kızın desenlerine.
Sevdanın yanına, ninemin ipi gelirse tezgaha,
Desenler düğüm düğüm ayna olur;
Özlemi, umudu ve sevdayı yansıtan…



[URL=http://img165.imageshack.us/my.php?image=ey27tn.jpg]

Sevdalar Dokunur Tezgahta
Dokunan sevdadır, umuttur, özlemdir. Türkü olur desenler ozanın sazında, sözünde; Şairin dizelerinde dile gelir. Her desenin vir dili vardır; Gelinlik çağına gelen Ayşe kızın sevdalarını bir bir okursunuz desenlerinde. Bir can daha mı ister Fatma gelin; düğümlere desenlere yazar. Tezgahta biten halı, Ayşe kızın,
Fatma gelinin, Dürü ninenin öyküsüdür; yüzlerce desen, on binlerce düğüm sözcükleridir bu öykünün. Doğanın mayasıyla renklenir halılar;
koyu kırmızı, lacivert, siyah… Sındırgı'nın 'Yağa Bedir Halıları' işte böylesi bir öyküdür;
özlem, umut, sevda ve doğanın en güzel renkleriyle mayalanan…



[URL=http://img165.imageshack.us/my.php?image=ey24tn.jpg]



Şipşakçı Foto Işık
Makinesiyle yaşıt 'Şipşakçı' Foto Işık; 80'ine basamak dayamışlar…
Hem berber, hem de fotoğrafçı iken, ustasının ölümü üzerine; makineyi almış omzuna, göçmüş Siirt'ten İstanbul'a Berberlikle birlikte yürütürken fotoğrafçılığı, hırsızlar silip süpürmüşler dükkanı. Düzeltmiş işi sonradan,
tam ev bark sahibi olmuşken, işler tıkır tıkır giderken, herkes başlamasın mı fotoğrafçılığa, yapa yalnız kalmış İstanbul'da… Şimdiki mekanı Zeyrek SSK önünde bir metre karelik bie alan; düşerse haftada bir 'kafa kağıdı',
çeker üç fotoğraf. Üç ayaklının yanında bir de tezgahı var 'Foto Işık'ın;
işportacılığa başladı 80'ine basamak dayamış şipşakçı; "Ne isterdiniz; otobüs bileti, tükenmez, kağıt, permatik

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1685
favori
like
share