Sosyalizm ve Sosyalist Tanımı

Sosyalizm (toplumculuk) sanayileşme sonucu yeni oluşan işçi ve köylü sınıfının haklar elde etmek için bilinçlenmesi sonrası 19. Yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ortaya çıkmıştır. Ekonomik eşitliği sağlamak temel çıkış noktası olmuştur. Ezilen ve zor şartlar altında çalışan işçi sınıfı, artık eşitlik istemektedir. Toplumculuk dediğimiz sosyalizm ideolojisi zenginlerle yoksullar arasında bulunan gelir ve yaşantı farklılığından kaynaklanırken her türlü eşitliğe karşı bir mücadelenin başlatıldığı bir döneme de damgasını vurmuştur.



Toplumculuk akımı tarihsel gelişim açısından ikiye ayrılarak incelenmektedir. Birincisi kavramsal (ütopik) sosyalizm denilen, 18 ve 19. Yüzyılda kapitalizmin işçiler üzerindeki acımasız uygulamalarına tepki olarak doğmuş, uygulama alanı bulamamış, hayalci yada ütopik olanı, ikincisi ise; ütopyacı sosyalistlerin teorilerinden yararlanılarak geliştirilen bilimsel sosyalizmdir.

Sosyalizme inananlar, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin kamu mülkiyetine geçmesi ile tüm sorunların çözümleneceğini iddia etmiyorlar. Sosyalizm, ne şeytanları meleğe dönüştürecek, ne de cenneti yeryüzüne indirecektir. iddia edilen şey, sosyalizmin kapitalizmin büyük kötülüklerine çare bulacağı, sömürüyü, sefaleti, güvensizliği, savaşı ortadan kaldıracağı ve insanlar için daha büyük bir refah ve mutluluğun kapılarını açacağıdır.

Sosyalizm, kapitalizmin yırtıklarınını yamanarak düzeltilmesi değildir. Sosyalizm, devrimci bir değişme, toplumun büsbütün farklı bir çizgide yeniden kurulması demektir.

Bireysel kar için bireysel çaba yerine, ortaklaşa yarar için ortaklaşa çaba olacaktır.

Kumaş, para kazanmak için değil, insanlara giysi sağlamak için yapılacaktır, bütün öteki mallar da öyle.

Kullanım için yapılacak planlı üretimin, herkese, her zaman iş sağlayacağı bilinmesi ile, insanların içindeki ekonomik depresyon, işsizlik, yoksulluk ve güvensizlik duygusu kaybolacak, bunun yerini beşikten mezara kadar ekonomik güvenlik duygusu alacaktır.

Kar peşinde koşanların, fazla mallarını satabilecek ve fazla sermayelerini yatırabilecek dış pazar avcılığından doğan emperyalist savaşlar son bulacaktır, çünkü artık ne fazla mal ne de fazla sermaye olacak, ne de gözünü kar hırsı bürmüş sermayeciler. gerçi ben “dış” kelimesine tamamen karşıyım zaten. Dünyada ülkelerden değil de tek bir ülkeden bahsetmek gerektiğine inanıyorum.

Üretim araçları özel ellerde olmadığı için toplum, artık işverenler ve işçiler diye sınıflara bölünmeyecektir. bir insan başkasını sömürmeyecek, onun emeğinden kar sağlamayacaktır.

Kısacası, ülke bir avuç insanın malı olmaktan çıkacak ve bütün halkın malı olacaktır ve %100 halk tarafından yönetilecektir..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3348
favori
like
share