Ephesos'un Antik Kökeni



İÖ 5. Binyıl-İÖ 3. Yüzyıl Başı
Ephesos'un Antik Kökeni

Ephesos çevresinde bilinen ilk yerleşim yedi bin yıl öncesine uzanıyor. Tunç Çağı'nda Arzawa'nın başşehri Apasa da burada kuruldu. İÖ 11. Yüzyılda bölge göçebe grupları tarafından ele geçirildi. Ephesos'un kuruluş destanında bunlar anlatılıyor.
Günümüzde Küçük Menderes Irmağı'nın (Kaystros) taşıdığı alüvyonlarla oluşan ovanın yerinde Pamucak'tan modern Selçuk'a ve kuzeybatıda Belevi yönüne uzanan derin bir körfez bulunuyordu. Ephesos'un güneybatısında ve olasılıkla kuzeydoğudaki yamaçlarda tekneler için korunaklı limanlar vardı. Tarihöncesi dönemden itibaren yerleşilen bölge sürekli değişen bir coğrafyaya sahipti. Bölgedeki en eski yerleşim kalıntıları Kalkolitik Çağ'a İÖ 5. Binyıla uzanır. Bu döneme ait bilinen iki yerleşmeden Çukuriçi Höyük Ephesos Hellenistik şehir surundaki Magnesia Kapısı'nın doğusunda Arvalya Höyük ise Selçuk'tan Kuşadası'na uzanan modern asfaltın hemen yanında yer alır. En geç İlk Tunç Çağı'nda İÖ 3. Binyılda kurulan Ayasuluk yerleşmesi ise yüzyıllar boyu bölgenin en önemli yeri olarak kalır.
Linkleri Üyelerimiz Görebilir. UslanmaM Üyeliği İçin Tıklayın
Efsaneye göre Attikalı kralın oğlu Androklos domuzu öldürdüğü yerde Ephesos şehrini kurdu. Bu sahnenin tasvir edildiği Roma imparatorluk devrine tarihlenen kabartma Kuretler Caddesi'ndeki Hadrian Tapınağı'nın ön bölümünde bulunuyor. Figürde Androklos atıyla şehir kaynağı Hypelaios'ta öldürdüğü bir domuzu takip ediyor .

İlk kez İÖ 2. Binyılda Ephesos'ta bölgeler arası bir egemenlik merkezi oluştu ve bu dönemde Ayasuluk'taki Son Tunç Çağı yerleşmesi büyük olasılıkla Luvi Krallığı Arzawa'nın başşehri Apasa'ydı. Arzawa İÖ 16 ile 13. Yüzyıllar arasında batı Anadolu'nun büyük bir kısmına hâkimdi. Ülkenin toprakları Wilusa/Troia'dan bile daha büyüktü ve Kral Tarhuntadaru döneminde İÖ. 14. Yüzyılın ilk yarısında en parlak zamanını yaşamıştı. Tarhuntadaru dönemin büyük gücü Hitit İmparatorluğu'na karşı başarılı bir sefer düzenlemiş Orta Anadolu'nun batısında büyük bir coğrafyayı fethederek Büyük Kral statüsünü kazanmıştı. Mısır Firavunu III. Amenophis'e yazdığı mektuplarda içtenliği ile öne çıkan Tarhuntadaru'nun ölümünden sonra krallığın çöküş dönemi başlamış ve taht kavgaları ortaya çıkmıştı. Sonunda Büyük Hitit Kralı II. Mursili İÖ 1315/15'te batı kıyılarına yok edici bir sefer düzenledi Arzawa'yı yendi ve Hitit İmparatorluğu'na bağımlı bir devlet konumuna getirdi.


Kaplar üzerindeki boyalı figürler geç geometrik dönemle birlikte ortaya çıkıyor. Sürecin başında Artemision'da bulunan şarap kabında olduğu gibi stilize sukuşları işleniyordu. Arkaik dönemde hayvan frizleri Ion vazo ressamlarının favori motifleri arasındaydı. Artemision'da bulunan kâsede tipik otlayan keçi görülüyor.


Apasa ile ilgili arkeolojik veriler oldukça sınırlıdır. Ayasuluk'ta ortaçağa ait kalenin altındaki surların Tunç Çağı'na ait olduğu düşünülüyor. Ayrıca Ayasuluk'un bulunduğu yükseltinin yamacında 1960 yılında 'Takip Kapısı' önündeki yapı çalışmaları sırasında İÖ 14. Yüzyıla ait altı Miken kabı içeren bir mezar ortaya çıkarılmıştır. Ölünün yanmış kalıntıları kaplardan birinin içinde bulunuyordu bu da bize mezar sahibinin Yunanlı değil mezarına ithal Miken çanak çömleği konmuş zengin bir Luvili olduğunu gösteriyordu.
Ege ve Anadolu'da İÖ 12. Yüzyılın başlarında Miken Devleti ve Hitit İmparatorluğu'nun çöküşüne yol açan gelişmeler yaşandı. Bu değişimler sırasında yazı yazma bilgisi kaybolmuştur ve bunu takip eden tarih biliminin ' karanlık yüzyıllar' olarak adlandırdığı beş yüz yıl hakkında da çok az bilgi vardır. Bu dönenim tarihiyle ilgili sadece arkeolojik kalıntılar ve buluntular bilgi veriyor. Ephesos da proto geometrik ve orta geometrik döneme yaklaşık İÖ 1050-750 yıllarına ait iki kapalı buluntu kompleksi ile bu şanslı yerler arasındadır.
İlk Tunç Çağı'ndan Demir Çağı'na geçişte İÖ 11. Yüzyılda Ephesos'taki arkeolojik kalıntılar halkın yapısındaki farklılığı kanıtlayan güçlü izler gösteriyor. Bu daha sonraları kaydedilmiş ve bu nedenle efsanevi bölümleri gerçeklerle karışmış Yunan geleneklerinden öğrendiğimiz 'Ion Göçleri' dönemidir. O zamanlar Batı Anadolu'nun kıyı kesimleri Yunanistan'dan Ege Denizi üzerinden gelen göçebe gruplarca ele geçirilmişti. Ephesos'un kuruluş destanında şehri yerlileri olan Karia Leleg ve Lydlerden alan Androklos adında Attikalı bir kralın oğlundan bahsedilir. ?ehrin merkezi Tunç Çağı'nda Apasa'nın kurulduğu Ayasuluk Tepesi'nde kalıyordu.
Tüm Ege Bölgesi'nde İÖ 8. Yüzyılın ortalarından sonra bir yükseliş dönemi görülüyor. Çok sayıda yeni yerleşim kurulmuştu. Nüfus o kadar hızlı artmıştı ki Yunanlılar dışarıda koloniler kurmuştu. Ephesos'ta Panayır Dağı'nın yamaçları da yerleşim yeri olmaya başlamıştı.
Bir yangın sonucu hasar gören yerleşim İÖ 7. Yüzyılın ortalarında tekrar ayağa kaldırıldı. İÖ 6. Yüzyılın başlarında daha büyük ve çok odalı yapıların inşa edilmiş ancak aynı yüzyılın ortalarında yerleşim terk edilmişti. Bu arazinin bataklığa dönüşmesi kadar politik nedenlere de bağlanabilir. Tarihçi Herodot Lydia Kralı Kroisos'un İÖ 560'ta tahta geçtikten sonra Ephesos'u fethettiğini halkını burayı terk ederek Artemision'un çevresindeki ovada yeni bir şehre yerleşmeye zorladığını anlatır. Bu geç arkaik-klasik şehir bugün Kaystros'un taşıdığı metrelerce yükseklikteki alüvyonların altında yatıyor ve bu yüzden kazılması olanaksızdır.
Lydialı kralın fethinden sonra kendi hükümdarları tarafından yönetilen Ephesos'un bağımsızlığı sona ermiştir. Ama Lydia egemenliği kısa süreli zira Lydia Krallığı'nın kendisi İÖ 546'ta Persler tarafından Akamenid Kralı Kyros'un boyunduruğu altına girdi. Böylece Büyük İskender'e İÖ 334'e kadar Ephesos da Pers egemenliğine dahil oldu. İÖ 6. Yüzyılın sonlarına ve İÖ 5. Yüzyıla ait Devlet Agorası ve Tetragonos Agorası'nın altındaki mezarlar dışında Pers dönemine ait çok az arkeolojik kanıt bulunmuştur. Tabii çanak çömlek en zengin buluntu grubunu oluşturuyordu. Bunlar arasında yerli taklitleri de yapılan Atina'dan ithal edilen ince kenarlı kaplar çoğunluktadır.
Şehrin gelişmesindeki en önemli adımı Büyük İskender'in generallerinden ve daha sonra halefi olan Lysimakhos atar ve Ephesosluları İÖ 3. Yüzyılın başlarında Panayır Dağı ve Bülbül Dağı arasındaki vadiye yerleştirir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 368
favori
like
share