Yarım Kalan Bayram Çoşkusu - 23 Nisan

Bugün 23 Nisan. Sevgili önderimizin çocuklara armağan ettiği, bağımsızlığımızın simgesi ve artık dünya çocuklarının da bayramı. 23 Nisan deyince benim de çocukluğuma gidiyorum.

Neşeli, coşkulu, her isteğimizin yerine getirildiği gündü. Benim çocuklarımda aynı coşkuyla geçirdiler her 23 Nisanı. Ben de çocukluğumda bana gösterilen ilgiyi bana yaşatılan bu sevinçli günü, anne olduğumdan bu yana çocuklarımla birlikte yaşadım, onlara da yaşattım.

Sevgili dostlar aradan uzun seneler geçti, içimizdeki 23 Nisan sevinçleri sönmedi asla. Yarın yeni bir 23 Nisanı kutlayacağız. Yine çocuklarımızı, sevindireceğiz, onlarla bizde çocukluğumuzu yaşayacağız belki kim bilir? Ne mutlu bize. Bu en güzel bağımsızlık gününü dün bize bu günde yarının gençlerine armağan eden önderimizi saygıyla anıyorum.

22 nisan 2008 tarihinde bu düşünceler, duygular eşliğinde topladım çocuklarımı ve biricik torunumu. Yine bir bayram hatırası yapmak üzere(ailece güzel günlerde geçirdiğimiz olaylara hatıra yaptık der ve o güzel günü hafızalarımıza alırız ki daha sonra hatırlayıp yad etmek için) attık kendimizi sokaklara. Hepimizin bildiği hani, trafiğe kapalı alış veriş yapılan kalabalık olan caddelerden birinde bulduk kendimizi. Mağazaların hepsi kampanya yapmış, balonlar, çiçekler bu gün her şey çocuklar için. Güzel torunum da bu kampanyalardan nasibini alanlardan oldu. Gözlerindeki sevinci, ışıltıyı anlatmam imkânsız. O bakışlarıyla her şeyi anlattı bize aslında. Bizim grup güle oynaya gezerken birden bire gördüğüm manzara kanımı dondurdu. Kalakalmışım orda öylece, kızlarım kolumdan çekiştiriyorlar ne oldu diye; konuşamadım iki damla süzüldü gözlerimden, bakın dedim sadece şu manzaraya bakın. Gördüklerimi anlatamadım, kim anlardı ki beni o anda, insanlar kendi telaşında, caddede koşuşturan satıcılar, palyaçolar, balonlar birde mendil satan çocuklar. Benim baş gözümle, kalp gözümle, gördüklerimin hikâyesi de bu andan itibaren başlamış oldu sevgili dostlarım.

Türkiye de çok tanınmış bir mağaza, o da unutmamış 23 Nisanı ve çocukları. Boyalı, keçeli, pastel kalemler, minicik tuvaller küçücük sandalyelerle donatmış vitrinini. Alış veriş yapan insanların çocukları oyalansın ve çocuklar sevinsin diye. Birbirinden şirin mi şirin çocuklar, en sevimli halleriyle, kendine özgü çocukça davranışlarla resim yapıyorlar, çocuklar mutlu, umutlu çünkü bu gün onların günü.

Mağaza vitrinin önü kalabalık mı kalabalık insanlar o muhteşem minikleri izliyor. Ama o da ne? Mağaza vitrininin önünde cama yapışmış dört hüzünlü göz, katran karası, ışıl, ışıl yanan, yandıkça yüreğimi dağlayan, bizde o vitrinin içinde olmak istiyoruz dercesine bakan gözler. Çocukların üstü başı perişan, ellerinde mendil torbaları, belli ki kardeşler. Simsiyah kıvırcık perçemleri dökülmüş alınlarından. Biz de o güzel kalemlerle resimler yapalım, biz de çocukluğumuzu yaşayalım diyor o güzelim ışıltılı gözler.

Vitrinin içinde bayram coşkusu yaşayanlar, dışında ise ekmek parası kazananlar. İçerdekiler mutlu, dışarıdakiler kaygılı. Onlarda bizim çocuklarımız, bu vatanın evlatları. Bayramı yaşamak hakları değil mi? Şimdi o ünlü mağazaya bu yakıştı mı? Madem böyle bir uygulama yapıyorsun, biraz da dışarıdakileri düşün. Dışarıdakilerle her gün karşı karşıyasın.

Kızlarımın kolumdan çekiştirdiğini hatırlıyorum. Bu durumda, bu koşulda bayram sevinci yaşamak beni çok üzdü. Daha fazla bu manzarayı görmeye tahammülüm yoktu ve dönmek için durağa doğru yürümeye başladık.



Pınar Atay

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 431
favori
like
share