Tezyini - Türk Süsleme Sanatı - Tezyini Nedir

Saz Yolu - Şah Kulu
Saz yolu ya da Saz Üslubu, Osmanlı sanatının yaygın bir bezeme üslubudur. Bu üslubu Kanuni döneminde eserler vermiş olan ressam Şah Kulu başlatmıştır. Gerek çini, kalemişi, taş işçiliği gibi mimariye bağlı bezemelerde, gerek kitap resmi, cilt, kumaş, halı sanatları ve diğer küçük sanatlarda yaygın uygulama alanı bulmuş olan saz üslubu, 16. yüzyıl ortalarından 17. yüzyıl ortalarına değin geçerliliğini korumuş, 18. yüzyılda da lâke işçiliğinde yeniden yorumlanmıştır. Bu üslubun ana motifleri, kıvrık, sivri uçlu, hançer formundaki yapraklarla hatayî çeşitlemeleridir. Özellikle sırt çizgisi kalın çekilmiş iri, kıvrık yaprak motifi 16. yüzyıl ilk çeyreği başlarında, 1520 yılında İstanbul sarayının ehli hiref örgütüne girmiş olan ressam Şah Kulu'nun yorumuyla yaratılmıştır.

Şah Kulu 1514'de Yavuz Sultan Selim'in Tebriz'i işgalinden sonra, Tebriz'den Amasya'ya sürgün gönderilmiş Bağdatlı bir ressamdır. Bir süre Asya'da kaldığı, daha sonra İstanbul'a geldiği, Kanuni Sultan süleyman ile yakın ilişki içerisinde çalıştığı Osmanlı belgeleri ve kaynak eserlerinden anlaşılır. Kaynaklar, Şah Kulu'nun beğenilmiş bir icadın sahibi olduğunu, onun için Osmanlı Sarayında özel atölye kurulduğunu, Sultanın ona çok büyük miktarda paralar, ödüller ve armağanlar verdiğini, eski ve yeni ustaların başına getirdiğini, zaman zaman gidip, onu çalışırken seyrettiğini belirtirler. Sultanın meclislerine katıldığına, Penahî mahlasıyla şiir yazdığına ney çaldığına, çok yetenekli bir nakkaş olduğuna ve zamansız öldüğüne de, 16. yüzyıl içerisinde kaleme alınmış bazı şuyara tezkirelerinde yer verilir. Osmanlı belgeleri de, sanatçının bayramlarda Kanuni'ye çeşitli armağanlar sunduğunu, karşılığında değerli inamlar aldığını ve 1556'da öldüğünü bildirirler. 1520 ile 1556 arasında otuzaltı yıl Osmanlı sarayı için çalışan ressam Şah Kulu'nun Osmanlı sanatının klasik çağına azımsanmayacak katkılarda bulunduğu söylenebilir, yine yeni bir üslubu başlatan müzehhip Karamemi'nin de hocası olmuştur.
Ressam Şah Kulu'nun yarattığı yeni üslup, öncelikle mürekkep resimlerinde belirmiştir. Sanatçı, ustaca kullandığı fırçasıyla ancak büyüteçle seçilebilecek ayrıntılara sahip peri resimleri, yaprak, hatayî çeşitlemeleri arasında ejderler, simurglar resmetmiştir. Osmanlı sanatında geleneksel tasvirlerden (minyatürlerden) ayrılan bu yeni resimler, kaynaklarda belirtilen sanatçının yeni icadı olmalıdır.

Bu resimle, boyanmamış kâğıtlara siyah mürekkep ve fırçayla çalışılmış, bazı kere yer yer sulandırılmış renklerle, altın veya gümüşle boyanmıştır. Yeni çalışma tekniği ve işlediği motifler Şah Kulu'ndan sonra, pek çok nakkaş tarafından sevilerek yorumlanmıştır. Bu sanatçılar arasında imzasıyla tanınan en ünlüsü Velican'dır. Velican da, Şah Kulu gibi Tebriz'den gelmedir. 16. yüzyılın ikinci yarısında, yaklaşık olarak 1580 ile 1600 yılları araında eserler vermiştir.

Saz üslübu 16. yy. 2. yarısı
Saz üslubundaki çalışmalarında perileri, hatayî, yaprak kümeleri arasında kuşları işlemiş, kişisel yorumunda ressam Şah Kulu kadar ayrıntıcılığa kaçmamıştır. Fırçasından çıkan peri resimleri oldukça sade, az bezenmiş ve göz, kaş biçimlendirmesiyle kendine özgüdür. Şah Kulu ve Velican'ın dışında sanatçılara ait imzasız saz üslubundaki resimler, albümlerde toplanmış olarak veya tek yaprak halinde dünyanın birçok özel koleksiyonu ve müzelerinin yanısıra, İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi ile İstanbul Üniversitesi Kütüphanelerinde korunmaktadır.
Saz üslubu, Osmanlı kitap sanatında resimden sonra, en görkemli örneklerini tezhip dalında vermiştir. 18. yüzyıl kaynak eserlerinde söz edildiği gibi, Osmanlı nakkaşhanesinde tezhip ile saz işlemek ayrı bir yol ve ayrı bir koldur. 16. yüzyıl başlarından itibaren yetişen her sanatçının, şakirdliğinden başlayarak, ustalığa erişinceye kadar geçirdiği çeşitli eğitim aşamalarından birinin de, saz kolu olduğu anlaşılır. Şah Kulu'nun öğrencilerinden en değerlisi ve yeteneklisi Kara Memi'nin ve diğerlerinin yaptıkları tezhipler arasında saz üslubunu yansısıra en güzel örnekler, albümlerde izlenir.
Özellikle III. Murad albümü olarak tanınan 1572 tarihli bir albümdeki sayfa kenarı çalışmaları saz üslubunun süsleme sanatında ulaştığı noktayı sergiler.
Saz üslubunun Kanuni döneminden lâke bir cilt kapağı üzerindeki görüntüsü de, oldukça yetkin bir fırçayı yansıtır. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde olan bu örnekte, beyaz zemin üzeine altın ve kırmızıyla birbirini delen hatayi ve kıvrık yaprakların oluşturduğu sonsuz bir kompozisyon izlenir.
Saz üslubu, resimlerden sonra, Şah Kulu'nun fırçasıyla önce çini kartonlarına atlamıştır.
1641'de inşa edilen Topkapı sarayı Sünnet Odasının cephesinde yeniden kullanılmış olan yekpare fırınlanmış, firuzeli mavi-beyaz çini panolar, Şah Kulu'nun resimleriyle karşılaştırıldığında, onun tasarımıyla gerçekleşmiş gibi gözükürler. Yine, 1561 yılında Mimar Sinan tarafından tamamlanmış Eminönü Rüstem Paşa Caminin ana mekânındaki duvar çinilerinin bazılarının tasarımı, saz üslûbundaki mürekkep resimleriyle paralellik gösterir.

16. yy. Rüstem Paşa Camii çinilerinden Sinan'ın bazı camilerinde de, mimariye bağlı bezemede saz üslubunun yetkin örnekleri sergilenmiştir. Kadırga Sokullu (1571). Edirne Selimiye (1575), Tophane Kılıç Ali Paşa (1581) ve Üsküdar Toptaşı Atik valide Sultan (1583) camilerindeki, ahşap, deri ve sıva gibi değişik malzemeye uygulanmış kalemişleri bunlardan sayılabilir. Bunlar arasında Kılıç Ali paşa Camii ana mekânında, müezzin mahfilinin alt yüzünde izlenen deri üzerine yapılmış saz üslubundaki kalemişleri, özellikle belirtmeye değer ender örneklerdendir.
Saz üslubu bazı kemha kumaşların bezemesinde de yer almıştır. Motiflerin kabdanlarla ince ince işlendiği bu kumaşların en görkemli örnekleri, Topkapı sarayı Müzesinde korunan biri kısa kollu, diğer uzun kollu iki Sultan kaftanı için hazırlanmıştır. Ayrıca, Sarayın kumaş bölümünde korunan bir kolluk da, üslubun izlendiği ender bir örnektir.
Osmanlı Saray halıları grubu içerisinde toplanan halılarda da, saz üslubunun uygulandığını görüyoruz. Sine düğümü ile dokunan bu halıların en güzelleri yurt dışındaki müze ve koleksiyonlarda bulunur. Bunlar arasında 16. yüzyıl sonlarında dokunması olası bir halı, Paris Musée des arts Décoratifs'dedir. Halının lacivert zemini saz üslubunda iri yapraklar ve hatayîlerden oluşan baklava formlarının belirli bir düzene göre ve sınırlandırılmadan tekrarıyla değerlendirilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde doğmuş olan saz üslubu, kitap sanatında halkâr bezemelerde, fildişi işçiliğinde, söğüt kalkanlar üzerine uygulanan bezemelerde, saray kilimleri grubuna giren birtakım kilimlerde ve taş işçiliğinde de karakteristik örnekler vermiştir.

Şahkulu imzalı 16. yy. (Washington'da)
18. yüzyılda Ali Üsküdarî gibi bazı lake ustaların eserlerinde yeniden yorumlanmış ve 19. yüzyıl içlerine değin, özellikle kıvrık yaprak motifiyle yaşayagelmiştir. Sürekliliği ve yaygınlığıyla tanınan bu üslup, en güzel örneklerini Kanuni Sultan Süleyman döneminde vermiştir.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 454
favori
like
share