Bu hikayeyi bana kuzenim anlatti. Geçen yaz basindan geçmis ve benim haricimde kimseye anlatamamis, inanmazlar diye… Halamlar, yani kuzenimin ailesi Ankara’da, Ayranci’da 6 katli bir aprtmanin en üst katindaki dairede yasiyor. Yaz tatili için ailesi Bodrum’a gitmis ve kuzenim de final sinavlarindan sonra onlara katilacakmis. Evde yalniz kalmaktan korktugu için en yakin kiz arkadasini, benim o zamanlar sevgilim olan Tugçe’yi beraber kalmak için eve davet etmis. Ama Tugçe’nin ailesi karsi çikmis, 2 kiz tek baslarina bir evde kalamazlar diye. O da mecburen katlanmis evde kalmaya ve de sinavlarina çalismaya. Evdeki 2. yalniz gecesiymis. Erkenden yatagina yatmis ve odasindaki televizyonu da açik birakmis. Reha Muhtar’in sesi kulaklarinda çinlayarak uykuya dalmis. Bi ara bedeni hafifçe sarsilarak uyanmis ve hemen ardindan gecenin sessizligini yirtan ugursuz ezan sesi ile irkilmis. Gözleri hala kapaliymis. Ezani okuyanin sürekli olarak “Cin, cin el-Allah” dedigini farketmis ve odasinda ufak bir ses duymus, imamin bagirisina karisan… Televizyonun sesidir diye aldiris etmemis ve tekrar uyumaya çalismis, ses tekrarlaninca ve bu sefer ona biraz daha tanidik bir ses olarak gelince, annesinin sesi sanmis. Evde kendisinden baska kimse olmadigini hatirladigi anda gözlerini açmis ve de kapkaranlik odaya korku ile bakmis. Sese bir kez daha kulak vermis ve duydugu sey, ufak bir kiz çocugununkini andiran ve arada bir yasli bir kadinin sesine dönüsen, kesik ve kisik fisiltilarmis. O an, sirtindan soguk terler dökülmüs ve odasinda baska bir varligi hissetmesinin ona verdigi ürperti ile tüyleri diken diken olmus. Yerinden kalkmaya çalimissa da, kipirdayamamis. Çiglik atmis ama kendi sesini duyamamis. Sadece odasindaki o fisiltilar ve mirildanmalar daha da güçlenerek, yüzüne dogru yavas yavas yaklasmis. Artik kalbini saran dehsete ve kendisini felç eden simdiye kadar hiç hissetmedigi kadar güçlü olan bu korkuya dayanamayacagini düsündügü anda çalan kapi zili ile kendine gelmis. Onun çigliklarini duyan komsularinin geldigini düsünerek rahatlamis. Hemen yataktan firlayarak, kapali olan televizyonunun önünden geçip odanin ortasinda bi ara durmus ve karanliga bakakalmis. Olanlara inanamiyormus ve de sadece çok kötü bi kabus gördügünü düsünerek, rahatlamis. Birden, apartmanin içinde kosusturma sesleri duymus. Bu sesler, kafese tikilmis bir hayvanin ordan kurtulmak için delice kosarken çikardigi toynak seslerini andirmis ona. Bu sesler yavas yavas azalmis ve sonunda etraf, huzur dolu bir sessizlige bürünmüs. Tam odasina geri dönecekken, sokak kapisindan gelen siddetli ve inatçi tekme sesleri ile istemeden de olsa kapiya yönelmis. Kapi deliginden bakmis önce, ama apartmanin içi zifiri karanlik imis. Isiga basmis ama kapi önünde kimsecikler yokmus. Komsular gitti heralde diye düsünmüs ve de kapiyi yavasça açmis… Ve gördügü sey, hemen önünde duran ve ona kizgin gözler ile bakan killi bir keçi olmus. Neye ugradigini sasirarak korkuyla yerinden ziplamis ve de basindan asagi kaynar sular dökülerek, o an bilincini kaybederek bayilmis. Uyandiginda ise yatagindaymis. Odasindaki garip kokuya aldirmayarak, mutfaga gidip, kendine bir kahve yapmak için dogrulmus yataginda. Yatak altindaki terliklerini ararken, kendi kendine gülmüs. Bosu bosuna kortugu için… Terliklerini bulmus, onlari giymek için ayaga kalktigi anda ise, kulaklarini tirmalayan “Onlari GiyMEEEEEEEEEEEE!!!!!!!!!” diye bagiran bir cirtlak ses, onu tekrar bilinçsiz bir uykuya daldirmis, gerisini hatirlamiyor…

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 269
favori
like
share
duygulu43 Tarih: 30.04.2009 11:19
uğursuz ezanmı?