Alen Markaryan Kimdir - Alen Markaryan Resimleri - Alen Markaryan Biyografisi - Alen Markaryan Hakkında


(doğum. 27 Mayıs 1966 - İstanbul) Ermeni asıllı Türk vatandaşı amigo ve spor yazarı.


İnönü Stadı'nda oynanan futbol maçlarında kapalı tribünü, basketbol karşılaşmalarında ise pota arkası tribününü yönetir. Müsabakaların başlamasına dakikalar kala taraftarlarca sahaya davet edilir


Beşiktaş taraftar grubu Çarşı'nın amigosudur. İnönü Stadı'nda oynanan futbol maçlarında kapalı tribünü, basketbol karşılaşmalarında ise pota arkası tribününü yönetir. Müsabakaların başlamasına dakikalar kala taraftarlarca sahaya davet edilir. BJK TV'deki "Karakartal Forum" programının yorumcularından biridir.

Amigoluğun dışında Pangaltı'daki "Aleni Kebap Salonu" nun işletmecisidir. Maçlardan önce Siyah-Beyazlı taraftarlı coşturmak için çeşitli yöntemlerine sahiptir özelike "Alen Buraya Üçlü Çektir Kartala" sloganı İnönüde her maç öncesi en çok yapılan tezuharatlar arasındadır.


Alen Markaryan 1991 yilindan beri Besiktas'in kapali tribün amigolugunu yapiyor. 6 Kasim 2002'deki Fenerbahçe-Galatasaray derbisinden sonra, 4 arkadasiyla birlikte, bir yil her türlü spor müsabakasina girememe cezasi aldi. "Hiç kimseye kirgin degilim. Ceza gelir geçer. Ne de olsa tribünler bize destek çikti. Önemli olan tribünün kararidir." diyor.
Nasil amigo oldunuz?
Bu serüven 1984 yilindaki gecelemelerle, kavgalarla basladi. O zaman geceleri kovalamacalar, tribün kapma mücadeleleri vardi. Bunlar 7-8 sene sürdü. Ama 1990'dan sonra, emniyet, güvenlik açisindan herkesin tribün önüne çikmasina izin vermedi. Sadece 1-2 kisiye izin verildi. Benim amigo olmam, seçimle ya da kararla olmadi. Tribündeki hareketlerimizden, taraftarlarin bana karsi etki tepkisinden kaynaklandi. Bir baktim, omuz vermisler, tribün lideri olmusuz.Taraftarlik asla bir meslek degildir. Taraftar takimina destek veren kisidir. Taraftar maça gelip eller cepte, bagirmadan maç seyreden, çekirdek yiyen ya da neskafe içen kisi degildir. Esas taraftar, takimina destek veren kisidir. Taraftarlik insanin tutkusunu, hevesini, bilinçaltindaki ve özel hayatindaki her seyi bagli oldugu kurum veya kurulusa ya da camiaya verebilmesidir. Sözlükte taraftarlik 'bir seyi benimseyip ona manevî anlamda destek olmak' diye geçer. Taraftarligin gerçek anlami, takimi maç öncesinde ve 90 dakika süresince destekleyip motive etmektir. Besiktas tribünleri, jenerasyon baginin en kuvvetli oldugu tribünlerdir. Benim, 14-15 yasindayken agabey dedigim insanlar simdi tribünde beni gördüklerinde bana 'Alen Abi' ya da 'Amigo Alen' diye hitap ediyorlar. Aramizda çok iyi bir bag var.






amigo musun
kebapçı mısın
yoksa reklam yıldızı mısın
anlayamadık sen ne ayaksın
alen abi sen manyak mısın (((:

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1046
favori
like
share
nis_2 Tarih: 08.06.2009 19:41
emeğine sağLıK
sevil1903 Tarih: 08.06.2009 19:38
(:
MaRaBoGLu61 Tarih: 08.06.2009 11:36
Bu adam mason
teking06 Tarih: 02.06.2009 00:13
[COLOR="SlateGray"]teşekkürler emeğine sağlık
sevil1903 Tarih: 01.05.2009 12:13
Beşiktaşlı duruş


Bu kış bir başka yağacak kar. Rüzgar bir başka esecek. Stad daha bir ayrı dolacak ve üçlüler inanın daha bir güzel olacak. El koyacağız İstanbul'a. El koyacağız yazına kışına. Geçen seneye inat, çalınanlara inat, daha bir ayrı dikleneceğiz çalanlara, hakkımızı yedirtmeyeceğiz. Dost yüzlü dost gülücüklü insanlar vardır aramızda, suratlarında maskeyle dolaşan. İnsanlar vardır kan değirmenleri gibi hep egoist, hep bencil hep bana hep bana ve insanlar vardır maneviyattan yoksun hep maddiyatçı.
Bizim bir Beşiktaşlı duruşumuz vardı, geçen sene alınan. Necip abinin dükkana gelip de gözleri dolu dolu "Ben Beşiktaşlı duruşumu geri istiyorum" dediği.
Yedi düvel hayran; alnımız hep açık. Hep dostça, hep hümanist, hep lider ruhlu. Beşiktaş tribünü dendiğinde ilk akla gelen meşhur Beşiktaş kapalısını yaratan Beşiktaşlı duruşu. Hep isyankar hep agresif aynı zamanda adaletli. O duruşumuzu yıkmak istemişlerdi, yere indirmek istemişlerdi boylu boyunca.
Halbuki biz o duruşu almak için neler feda etmemiştik ki, neler yitirmemiştik ki gençliğimizden. Oysa anlatamamıştık sevdamızı, meğer bir kızı bile sevmeye hakkımız yokmuş. Bir kişi gelip de sormadı babamızı, varolan hep anamızdı...
İşte yitirilen bu değerler, kaybedilen bu gençlik bir şeyi kazanmak içindi.
Ağalar beyler Beşiktaşlı duruşu ayrı bir cümledir ayrı bir anlam taşır. Bırakın anlatmayı yazarken bile ayrı felsefedir. Her uzman çözemez. Onun için kimseler yıkamaz, bozamaz bu duruşu. Onun için direttik anlatmaya çalıştık. Üç locada olsa bizi anlayanlara, yıllardır anlatmaya çalıştığımız mücadelemize saygı gösterenlere ve bize bir adım atıldığında on adım gelineceğini bilen herkese selam olsun.
Herkes birbirine sorsun, bilenler anlatsın bilmeyenlere. 1982 şampiyonluğundaki Trabzon maçını, sabah 10'da çekilen 1 saatlik halayı. Sabah 7'de kapıların kapandığını... Aston Villa maçını, adamların sahaya ısınmak için çıktıklarında korkudan soyunma odasına kaçışlarını. Fenerbahçe maçını. Rahmetli Şaban'ın attığı gol sonrası kapalıdaki sevinci.
Herkes anlatsın beyler, herkes düşünsün. Zaman birlik zamanıdır. O günleri yaşamak ve yaşatmak boynumuzun borcudur.
Hep elele tek vücut. Unutmayın ki;

Efsaneler Asla Ölmez.


Alen Markaryan

sevil1903 Tarih: 01.05.2009 12:11
İnsanlğın sonu
23-11-2004

Gittikçe kirlenen bu dünyada sevişmeleri unuttuk. Aşkı hikayelerde dinler olduk. Sevdayı şiirlerde anımsar olduk. El ele tutuşup omuz omuza yürümeyi hayallerde yaşatır olduk. Ne oluyor bu insanlara, nedir bu civisi çıkmışlık? Nedir bu vurdumduymazlık? Sevgisizlik, hoşgörüsüzlük, alıp başını gitmekte, herşey kavga ile, savaş ile halledilmekte. Pazar günü İnönü Stadı'nda yaşanan bu vahim olay, bence bütün insanlığın sonudur. Çaresizlik gün geçtikçe büyümektedir. Gençliğimiz nereye sürüklenmektedir. İşte gencecik bir beden el sallamıştır, bu çamur içindeki dünyaya... "Belki de ben ölmedim" diyordur yukarıdan bakıp. 32 dişiyle gülüyordur bizlere "Ben kurtuldum, alın başınıza çalın dünyanızı" diyordur.

Hayaller kararmış
Sevdalar tükenmiştir
Ağlamaklıdır bütün gözler
Ve.. Yürekler yaralıdır
Lakin yiğitler ölmez
Sevdayla yazılmıştır
Gönüllere
Aşklara
Şiirlere

Geride kalan bütün bedenlere... Binbir azap ve ızdırapla yazdığım bu yazı, bu sevdaya tutunuş, belki binbir yüreğin acı sesidir. Yavrusu şehit olmuş, binbir *****n feryadı, binbir babanın haklı haykırışıdır. Tanımadığım bu kardeşimizin anası bizim anamız, babası bizim babamızdır. Lakin "Bütün anaların yüreği çataldır" derler. Anam; bütün bu kirlenmiş dünyaya inat, bütün bu insanlık ayıplarına inat, taş bas yüreğine, yetiştirdiğin oğlunla övün. Haklısın, sana ne desem nafile... Ama acını paylaşmak isterim, acın "Bizim acımızdır" demek isterim. Hepinizin başı sağolsun.

Alen Markaryan
sevil1903 Tarih: 01.05.2009 12:06
Kaşkolum ve ben

Boynundaki zulaya siyah-beyaz kaşkolu aşikar eden bir neslimiz doğmaktadır. Yalan etmektedir tüm araştırma otoritelerini. Ciğerimiz yansa da delikanlılığımıza gram leke sürdürmeyiz demektedir. Ve taparcasına sevmektedir ölürcesine itaat etmektedir. Cadde cadde dolaşın sokak sokak gezin arşınlayın bütün vapurları o zaman anlayacaksınız; bu adam neler söylemektedir.. Tüm paltoları sayın bütün montlara bakın boyun kısmında siyah-beyaz bir kaşkol göreceksiniz. O kaşkol her ilkbahar geldiğinde özenle tertemiz yıkanır. Ya anaya ya da yare teslim edilir. Boynundan çıkarasın gelmez biraz duygulanırsın ama öteki kışı bir başka beklersin. O kaşkolun boynunda oluşu göğsünü ya da boynunu ısıttığından değildir o gencin. Ruhunu sarmalamıştır adeta sıcacık etmiştir benliğini. Ve kuvvet vermiştir yüreğine. İşte onun için.. Ne zülumler çektik ne zalimler gördük stat kapılarında. Yağmurlar düştü üstümüze. Kar yağdı lapa lapa. Şampiyonluk dahi görmemiştik oysa. 40 binlere rakam bile demiyorduk. Bir Rize maçı hatırlarım 2-1 yenildiğimiz.. Rahmetli Bora'nın kemikleri hala sızlamaktadır. Bora gol attıkça hakem saymamaktadır. İnönü'de fırtınalar kopmaktadır ve gökyüzü haset içindedir. Çünkü 40 bini aşkın taraftar üstüne düşen kar parçacıklarını hissetmemektedir bile. Ve zaman.. İşte o zaman hatta zaman zaman yenik mi düşüyoruz zamana? Yıllar eskidikçe yollar uzadıkça haller mi değişmekte yoksa? Bırakın maç anındaki kar yağışını yağmuru doluyu.. Ya saatler evvel bilet almak için beklediğimiz kuyrukta yediğimiz soğuk.. O yürekler dağlayan cefa o bitmek bilmeyen kuyruk ıstırapları. Ve şimdinin 18.30'una ayarlanmış meyhane çıkışları maça 10 dakika kala turnike senaryoları. Takım 18.20 sahada batılaşacağız diye batıyoruz futbolcuyu tribüne çağıracak taraftar yok statta. Futbolcu öksüz ısınıyor yetim vuruyor topa. Ama neymiş efendim! Avrupa'da diye başlayan onlarca hikaye.. Ve ruhumu sıcacık yapan o siyah-beyaz kaşkolum. Boynumda.. Ve ben maça gitmekteyim.. Kar da yağsa yağmur da düşse üstüme.. Kutuplardan buzullar kopup da gelse.. Pazar günü maça gitmekteyim.. Onbinler kesmez beni.. Dışarıda kalmalı insanlar Ancak öyle gözlerim yaşarır Tüylerim diken diken olur.. Ve boynumdan çıkar.. İki elimin arasına gerilir kaşkolum.. Ve ben söylemeye başlarım.. "Bir şarkısın sen!.."

-ALEN MAKARYAN-
sevil1903 Tarih: 01.05.2009 12:03
Cehenneme kombine

18 yaşında bir delikanlıyı en az 10 sene yararlı olacağını bildiklerinden yok etmeye çalışanlara "İnadına Serdar Kurtuluş" diyerek

Nobre'nin helal terleriyle oyundan çıktığında boncuk boncuk akıttığı iki damla gözyaşını alkışlayarak GELİYORUZ.

Biz Ricardinho Delgado kötü oynadıkça iyi kumaş olduğunu bilip iyi olacaklarını düşünerek destekleyenlerdeniz. İyi olduğunu bilip de "Beşiktaş faydalanmasın" mantığını güderek "Bunlardan topçu mu olur" diye yazanlara gülerek GELİYORUZ.

"Seviyoruz" dedikçe "Bunlar kendilerini eğlendiyor" diyenlere "Hodri meydan"ları açarak GELİYORUZ.

"Her şey galibiyet değildir" mantığını kamuoyuna gençlere ve tüm meteryalistlere şırınga ederek GELİYORUZ.

Onun için maçlarımızı TV'den seyrederken gözlerinizi kapatırsınız. Ve ahengi yüksek bir orkestranın çok ve gür sesli "tını"larını duyarsınız. Tüm bunları çekemeyenler vardır ve doğaldır. Kıskananları bilerekGELİYORUZ.

101. yılda ikinci yarı başındaki 8 puan farktan türlü entrikalar sonucu verilen şampiyonluğu bu seneye hitaben "Tarih tekerrürden ibaretttir" kitabesine "Şampiyonluk öyle alınmaz böyle alınır" sloganlarını hazırlayarak GELİYORUZ.

Stadımızda küfür yok deyip de en iğrenç pankartları açanlara yol verenleri kınayarak GELİYORUZ.

15 yaşına kadar şampiyonluk görmemiş bir neslin Beşiktaş aşkına ölümlere körebe oynayışına gözlerimiz dolarak ve dalarak GELİYORUZ.

Ve sevenler ayrılmaz biliyorsunuz. Tüm insanlar ufak tefek hatalar yapmıştır anlıyorsunuz. O yüzden fazla güzelde gözümüz yok ey Azrail... Biz Beşiktaşlılar cehennemden kombine aldık.
ORAYA DA GELİYORUZ.

Alen Markaryan