Tiyatro Yapıları hakkinda bilgiler

Tiyatro Yapıları

Yunanistan’da, İÖ 6. ve 5. yüzyıllarda tragedya ile komedya türünün gelişmesi ile iki önemli oluşum ortaya çıktı. Birincisi, tiyatro sanatının yönünü din tayin ediyordu ve bunun için de çok kişide seyirciye yönelmesi gereken oyun yerleri gerekiyordu. İkincisi de, koro, hem tragedya, hem de komedya için en önemli dramatik öğeydi, bunun için de çok geniş bir oyun yerinin yapılması şarttı.

Klasik Dönem Tiyatro Yapısı

Seyir olanağını arttırmak için oyun yerinin bir daire biçiminde olması gerekiyordu; buna orkestra denildi. Oyun yerinin ortasına da Tanrı Dionysos’a adakların yapılacağı bir sunak (thymele) yapıldı. Yunanistan’daki ilk tiyatro böyle çıplak bir dağ eteğinin yokuşuna oturmuş seyircileri kapsayan bir theatron ile oyun için düzeltilmiş bir düzlükten ibaretti.


Bu ilkel gösterilerin yeri, zaman geçtikçe gelişmeye başladı. Önce bayıra, seyircilerin daha rahat oturabilmesi için, tahta sıralar yapıldı. Oyun yerinin arkasına ise, oyuncuların kostüm değiştirebilmeleri için önce bir tente, sonra bir çadır, daha sonra da ahşap kulübeler kuruldu. İÖ499 yılında büyük bir kaza oldu ve tahta sıralar çöktü. Bunu üzerine seyir yeri taş sıralardan yapılmaya başlandı. Oyunun daha iyi görülebilmesi için de, taş sıralar daire biçimindeki orkestranın yarı çapını saracak yolda yanlara doğru genişletildi. Böylece, klasik dönem tiyatro yapısının son biçimi ortaya çıktı; daire biçiminde bir oyun yeri, ortada bir sunak ve yine yarın daire biçiminde oyun yerini saran seyir yeri…


İÖ 465 tarihlerinde yapılan ahşap skene’nin yerini İÖ425’te alt kısmı taştan bir yapı aldı. (Skene, dekor binası anlamına gelir.) Ancak taştan yapılan skene daha ayrıntılı bir yapıydı. Skene’nin ön tarafında, iki yanına uzanan ve ardında koridorları ortaya çıkaran paraskenia vardı. Skene’nin önüne de sütunlu bir bölüm eklendi ve buna proskenion denildi (boyalı panolar bu sütunların arasına konulurdu). Oyun yeri ile seyircileri birbirinden ayıran, koronun ve seyircilerin giriş çıkışını sağlayan parados’lar sonradan sütunlar ve heykellerle süslendi. İÖ 5. yüzyılın sonunda skene iki katlı oldu; üst kata episkenion adı verildi burası sahne araçlarını ve vinçleri kullanmak için yapılmıştı. İkinci kat, birinci katın biraz gerisine yapılmış olduğu için, ikinci katın önü (proskenion’un üstü de) “konuşma yeri” anlamına gelen logeion adını aldı. Tanrılar buradan konuşurlardı.

Helenistik Dönem Tiyatro Yapısı

Daha sonraki yüzyılda, oyuncular için daha yüksek bir sahne yapıldı ve bu sahne orkestra’daki koroyla olan konuşmaları aksatmayacak yükseklikteydi.


Bugüne kalan Helenistik yapıların en güzel örnekleri Türkiye’nin Ege havalisindeki Romalılar döneminde değiştirilen Priene ve Bergama tiyatroları, Yunanistan’daki Epidauros, Eretria, Orospos, Delos ve sonradan değiştirilen ve yeniden yapılan Atinada’ki Dionysos tiyatrolarıdır. Hemen hepsinin tam yuvarlak biçiminde oyun yerleri vardır. Yalnız Priene tiyatrosunun yuvarlağı tamamlanmaz, oyun yerini skene kesmiştir. Yarım daire biçiminde olan seyir yeri, at nalı biçimini almıştır. Skene bu dönemde iyice gelişmiş, hatta bazı yapılarda ikinci katın önüne konulmuştur. Skene çeşitli biçimlerde yapılmıştır; en çok dikdörtgendir. Bazı tiyatrolarda paraskenia adını alan koridorlar giriş ve çıkışları sağlayan parados’la paralel olarak uzamıştır. Sonradan Romalılar tarafından yapılan Efes’teki tiyatronun ilk biçiminde skene epeyi genişlemiş ve yanlara doğru uzamıştır. Episkenion’da (üst katta) yapılan sütunlar arasında da boyalı panolara yer verilmeye başlanmıştır bu yapılarda.


Kesin olarak bilinmemekle beraber, Helenistik Dönem vazolarının üzerindeki resimlerden de anlaşıldığına göre oyuncuların, hafifçe yükseltilmiş bir düzeyde oldukları düşünülmektedir. Bu yükselti koronun bulunduğu oyun yerine basamaklarla bağlanmıştır.

Roma Dönemi Tiyatro Yapıları

Günümüze kadar kalmış olan Romalılar tarafından yeniden yapılan tiyatroların en önemlileri Batı Anadolu’dadır. Bunlar Termessos (Burdur havalisi), Magnesia (Manisa yakını), Miletos (Söke) ve Efessos tiyatrolarıdır. Ayrıca, Yunanistan’da Sagalossos, Patara, Myra ve Tralles tiyatroları iyi örneklerdendir. Bu tiyatroların özelliklerini şöyle özetleyebiliriz: 1) Seyir yeri eskisi gibi kalmıştır; 2) Oyun yeri tam yuvarlak olma niteliğini yavaş yavaş kaybetmektedir. Skene, tam yuvarlağı bir ucundan kesmektedir; 3) Seyir yerindeki en alt sıra doğrudan doğruya orkestra ile birleşmektedir; 4) Skene, bugünkü sahnenin ilk biçimini almıştır; orkestra’yı kesen bölümün bir bölümü bir buçuk metrenin üstünde bir yükseklikle ikinci bir oyun yeri olmuş, arka planda üç kapı ve sütunlar ortaya çıkmıştır.


Özellikle, sayılan son nitelik önemli bir değişikliği haber verir; çünkü bu bir Roma tiyatrosu özelliğine doğru yöneliştir. Orkestra’nın arkasındaki ikinci sahnenin derinliği altı metreden fazladır. Efes’teki tiyatronun skene’si ise üç katlıdır. Bu tiyatroda yedi kapı vardır. Bu tiyatrolarda sahne dekorunun öneminin arttığı da düşünülüyor, çünkü yüksek olan arkadaki oyun yeri buna elverişlidir.


Grek tiyatro yapılarını Roma tiyatro binalarından ayıran temel özelliklerden biri, Grek yapılarının iki bölüm olmasıdır. Bu iki bölüm parados’lar ile oyun ile seyirci yerlerini birbirinden ayırır. Oysa ileride görüleceği gibi Roma tiyatrolarında giriş çıkışların üstü kapanmış ve oyun ile seyir yeri birleşerek tek parçalı bir yapı durumunu almıştır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 360
favori
like
share