İç Mekan Bitkileri - İç Mekan Bitkileri Hakkında

İç mekan bitkileri doğal ortamlarının dışında kapalı mekanlarda bulunan, kökleri dar bir alanda sıkışıp büyümek zorunda kalan bitkilerdir. Bu nedenle iç mekanlarda ki kısıtlı ortam koşullarına uyum sağlayabilmeleri gerektiği için, özenli bakım isterler.


Bu bölümde sizlere periyodik olarak 5 farklı iç mekan bitkisini tanıtarak, bu bitkilerin genel bakım koşullarından ve isteklerinden bahsedeceğiz. Ancak bitkilere geçmeden önce iç mekan bitkilerinin genel özellikleri ve ortam koşullarına ilişkin bazı özellikleri kısaca özetleyelim.

Hızlı kentleşme ve sanayileşme her geçen gün insanı biraz daha doğadan uzaklaştırmış ve içinde yaşadığı çevreyle arasındaki uyumu bozmuştur. Şehir yaşamının getirdiği bir zorunluluk olan apartmanlarda yaşam, doğanın bir parçası olan bitkilerin kapalı mekanlarda yetiştirilerek, günlük hayatımızın bir parçası haline gelmesine neden olmuştur. Ancak iç mekanda sınırlı koşullarda bitki yetiştirmenin çeşitli zorlukları da vardır.


Öncelikle, iç mekan bitkileri belirli büyüklüklerdeki saksılarda yetiştirilmektedir. Seçilen toprağın iyi kalitede, organik madde (torf, kompost, perlit, tüf, vs.) içeren karışımdan oluşması gerekir. Bu karışıma az miktarda bahçe toprağı da eklenebilir. Daha sonra bitki türlerine göre düzenli aralıklarla ve gerekli miktarlarda sulanmalıdır. Bu arada oluşabilecek bitkisel ve hayvansal zararlılarla mücadele edilmeli ve gerekli gübreleme yapılmalıdır. Bu işlemler aşağıda kısaca özetlenmiştir.

Saksı değişimi, kök büyümesinin sağlıklı olabilmesi için belirli aralıklarla yapılması gerekir. Bunun için genellikle bitki kökleri saksıdan dışarı çıkmaya başladığında, saksı değişiminin zamanı gelmiş demektir. Kullanılacak saksı, bitkinin köklerinin sağlıklı büyümesi için yeterli büyüklükte olmalı, değişim erken ilkbaharda yapılmalıdır. Bitkiyi eski saksısından çıkarırken, köklerin zarar görmemesi için, saksı yan tutularak, bitkinin toprağı dağılmayacak şekilde çıkarılmalıdır. Köklerin uç kısımları kesilerek, yeni saksıya aktarılmalıdır. Bitkiyi yeni saksısına dikerken drenaj delikleri yeterli değilse genişletilmeli, saksının dibine çakıl taşı gibi malzemeler konularak, suyu kolay drene etmesi sağlanmalıdır. Daha sonra yukarıda saydığımız toprak karışımı saksının alt kısmına konularak, bitki kök boğazına kadar gömülmeli ve kenarlarına hazırlanan karışım toprak sıkıştırılarak, can suyu verilmelidir. Ayrıca saksı değişimi topraktan kaynaklanan sorunlar olduğunda da köklerin saksıdan çıkması beklenmeden yapılmalıdır.

Sulama, iç mekan bitkilerinin bakımında en önemli işlemlerin başında gelir. Çünkü eksik ya da fazla sulama bitki gelişimini olumsuz etkilemektedir. Sulama gereksinimi, bitki türüne göre değişmekle birlikte genel olarak, toprak neminin bir çubuk yardımıyla ya da parmakla kontrol edilmesiyle anlaşılmaktadır. Alt katmanların nemi de dikkate alınarak sulama yapılmalıdır. Çünkü toprak yüzeyi kuru olsa da alt katmanlar ıslak olabilir. Kuru olan yüzeye göre verilen su, zaten ıslak olan alt katmanlarda fazla su birikmesine yol açacak ve bitki köklerinde çürüme meydana gelerek bitkinin ölmesine neden olabilecektir. Öte yandan saksı tabağında sürekli su birikmemesine dikkat edilmelidir. Sulama suyunun aşırı kireçli ve klorlu olmamasına özen gösterilmelidir. Çok soğuk ya da sıcak su ile sulanmamalı, mümkünse oda sıcaklığında bekletilmiş, dinlenmiş su ile sulanmalıdır.


Budama, iç mekan bitkilerinde kurumuş sürgün, yaprak, sap ve hastalıklı organlar ile solmuş çiçeklerin temizlenmesiyle gerçekleştirilir. Bu işlem bitkilerin sağlıklı gelişmesi ve görselliği açıdan çok önemlidir. Budama işlemi için kullanılan makas, steril ve keskin olmalıdır.


Hastalık ve zararlılar da iç mekan bitkilerini tehdit eden etmenlerden biridir. Önemli olan hastalıklar oluşmadan önce bitkilerimizi sağlıklı ve hastalıklara karşı dirençli yetiştirmek en önemli noktadır. Örneğin, yeni bir bitki aldığımızda bitkinin hastalık ve zararlı etmenler taşımadığından emin olmalıyız. Burada belirtilen gerekli bakım işlemleri yapıldıktan sonra yine de hastalık oluşursa kimyasal mücadeleye geçilmelidir. Bitkisel hastalıklar için fungusit ve hayvansal zararlılar için insektisitler kullanılmalıdır. İlaçlama, bitki türüne ve etmenine uygun olarak yapılmalıdır.


Gübreleme, iç mekan bitkileri için periyodik olarak, bitki türlerine göre bir program dahilinde uygulanmalıdır. Ancak saksısı yeni değişmiş bitkilerde, saksıda yeterli bitki besin elementleri olacağından belirli bir süre gübrelenmesine gerek yoktur. Gübreleme, bitkilerin daha sağlıklı gelişmesi için gerekli olan bir işlemdir. Çünkü zamanla saksı toprağındaki bitki besin elementleri suyla yıkanarak azalmakta ya da yok olmaktadır. Yapılan gübreleme, azalan bitki besin elementlerinin tamamlanmasına yardımcı olmaktadır.


Ekolojik istekler, iç mekan bitkileri için büyük önem taşımaktadır. Çünkü bitkinin gereksinim duyduğu ısı, ışık, sıcaklık, nem gibi koşullar bitki türlerine göre değişmekte olup, dikkat edilmediği zaman bitki gelişiminde önemli sorunlarla karşılaşılır. Ayrıca, iç mekan bitkileri, zaman zaman dışarıda açık havada havalandırılmalıdır. Bu işlem genellikle yaz döneminde, gece ve gündüz sıcaklık farklarının en düşük olduğu zamanlarda yapılmalıdır. Havalandırma işlemi sırasında bitkiler direk güneş ışığında bırakılmamalı, gölge ve yarı gölge ortamlarda, şiddetli hava akımlarına maruz kalmayacak şekilde bekletilmelidir. Ayrıca iç mekan bitkileri, ev içinde çok sık yer değiştirmemeli, klima gibi direkt ısı kaynağı yakınlarına konulmamalıdır. Özellikle kış aylarında cam önüne çok yakın konan bitkiler camdan gelen soğuk hava ile odanın sıcaklığı arasında kalacağı için, bu uygulama bitkide şok etkisine neden olur. Aynı konum klima bulunan ortamlarda da oluşur. Çok kuru olan ortamlarda yapraklara ve bitkinin bulunduğu bölgeye su püskürtülerek, ortam nemi arttırılmalıdır.
Ayrıca, bitkilerin yapraklarında biriken tozlar zaman zaman silinmeli ve yıkanarak temizlenmelidir. Silme işlemi nemlendirilmiş pamuk ya da bezle yapılmalıdır. Kullandığınız pamuk ya da bez çok ıslak olursa, tozların gözenekleri kapatmasına neden olur ve bitki hava alamaz.

Familya : Araceae
Latince : Anthurium andreanum
Türkçesi : Flamingo çiçeği
Anavatanı Kolombiya’dır. Anthurium cinsinin tropik bölgelerde yetişen 550 kadar türü bulunmaktadır. Bu tür 40-50cm boyunda herdem yeşil, çok yıllık otsu bir bitkidir. Yapraklar cilalı parlak yeşil, dip kısmı yürek gibi, yaprak ayası üçgen şeklinde ve damla ucu belirgin sivridir. Çiçekler uzun bir sap ucunda tekli başak şeklinde kurul oluşturur. Bu kurul parlak kırmızı renkli bir brahtenin ortasında dik durur. Taç ve çanak yapraklar körelmiştir. Tüm yıl çiçek açabilir. Sıcak ve aydınlık mekanlardan hoşlanır. Yaz aylarında su isteği fazladır. Nisbi nemin yüksek olduğu ortamları sever. Kuru havalarda yapraklara su püskürtülmelidir. Bu işlem sırasında çiçeklere dikkat edilmelidir. Direk güneş ışığına maruz kalması durumunda yaprak kıvrıklığı, yapraklarda lekeler ve kırmızı örümcek gibi belirtiler görülür. Mart-Ağustos ayları arasında on beş günde bir bitki besin elementleri verilebilir. Tohum, gövde çeliği ve ayırma yöntemi ile üretilir.



Familya : Araceae
Latince : Dieffenbachia amoena
Türkçesi : Difenbahya
Yaprak güzelliğiyle öne çıkan, yaklaşık 30 değişik türü bulunan çok yıllık herdem yeşil bitkilerdir. Amerika’nın tropik bölgelerinde doğal olarak yetişir. İri ve etli, uzun saplı, oval alacalı yapraklı yaygın bir iç mekan bitkisidir. Krem ve beyaz renkler ana ve yan damarlar boyunca uzanır. Olgun yapraklar bazen 45-60cm büyüklüğüne ulaşabilir. Havadar, yarı gölge ortamlarda iyi gelişme gösterir. Direkt güneş ışığına maruz kalması durumunda yapraklarında renk bozulmaları oluşabilir. Mayıs-Eylül ayları arasında on beş günde bir bitki besin elementleri verilmelidir. Besin yetersizliğinde yapraklarda kahverengi lekeler oluşur. Ayrıca görünüş olarak sert olsa da yaprakları darbelere karşı dayanıksızdır. Yaprakları zehirlidir ve özsuyunun alerjik etkisi vardır. Özellikle küçük çocukların ve hayvanların bulunduğu mekanlarda kullanılmaması önerilir. Gövde çeliği ve dip sürgünlerinden ayırma yöntemiyle üretilir.



Familya : Moraceae
Latince : Ficus elastica
Türkçesi : Kauçuk ağacı
Ficus cinsinin tropikal ve subtropikal bölgelerde yetişen yaklaşık 800 kadar taksonu vardır. Bunların çoğu süs bitkileri, bir kısmıda meyvesi yenen meyva ağaçlarıdır. Ficus elastica’nın anavatanı başta Hindistan olmak üzere Tropik Asya’dır. İç mekanda ortalama 1-3m boylanır. Tropik bölgelerde ve Türkiye’de Akdeniz ve Ege sahil kuşağında dış mekan bitkisi olarakta kullanılmaktadır. Gövde dalsız, yapraklar büyük, parlak cilalı yeşil, elips ya da yumurta şeklinde olup, çok sıralı sarmal dizilmiştir. Genç yapraklarda orta damar alt yüzünde kırmızı ve çok belirgindir. Bol aydınlık ama direkt güneş ışığı almayan ortamlarda iyi gelişir. Yapraklarına su püskürtülmelidir. Özellikle kuru havası olan ortamlarda bu işlem sık sık tekrarlanmalıdır. En düşük 10 derecelik ısıya dayanıklıdır. Mayıs ve Eylül ayları arasında on beş günde bir bitki besin elementleri verilebilir. Sık yer değişikliği, aşırı sulama ve hava neminin yeterli olmadığı ortamlarda yoğun yaprak bozulmaları görülebilir. Ayrıca pamuk ve şeker biti en sık görülen zararlılarıdır. En yaygın kullanılan formlarından biri görselde de görüldüğü gibi Ficus elastica ‘Decora’ dır. İç mekan bitkisi olarak kullanılan en yaygın Ficus türleri kauçuktan başka F. benjamina, F. lyrata, F. radicans, F. pumila’dır. Yaprak çeliği ve ayırmayla üretilir.



Familya : Gesneriaceae
Latince : Saintpaulia ionantha
Türkçesi : Afrika menekşesi
Anavatanı Orta Afrika olan Afrika menekşesi, 7-10 cm boy, 15-23 cm eninde, koyu yeşil ve kadifemsi yaprakları olan herdem yeşil çok yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekler iri, menekşe ya da çoğunlukla morumsu renklerde ve şemsiyemsi kurullar halindedir. Tüm yıl boyunca, ancak çoğunlukla Haziran-Ekim aylarında çiçeklenmektedir. Yarı gölge ya da hafif güneşli mekanları sever, direkt güneş ışığından hoşlanmaz. Oda sıcaklığında bekletilmiş su ile sulanmalı, aşırı sulamadan kaçınmalı ve sulama sırasında yapraklarına su gelmemesine özen gösterilmelidir. Sulama direk topraktan yapılabildiği gibi saksı tabağından da yapılabilir. Mayıs ve Ekim ayları arasında on beş günde bir bitki besin elementleri verilebilir. Ortalama 16 derece sıcaklıkta ve iyi kalitede torflu toprakta daha iyi gelişme gösterirler. İlkbaharda saksı değişimi yapılmalıdır. Ancak menekşeyi aldıktan hemen sonra saksısı değiştirilmemelidir. Bitkinin ortamın ısı, ışık ve nemine alışması beklenmelidir. En erken 1,5-2 ay sonra saksı değişimi yapılmalıdır. Sıcak ve kuru ortamlarda yaprak bitleri oluşabilir. Fazla sulanması durumunda pas ve küf mantarlarına yakalanma riski vardır. Ayrıca, bitkininin üzerindeki solmuş çiçekler ve sağlıksız yapraklar sıkça temizlenmelidir. Çok sayıda formları vardır. Örneğin, Diana Blue, rose-pink, Grandiflora-Pink, Diana-Red ve Rhapsody en popüler olanlarıdır. Tohumla, ancak çoğunlukla yaprak çelikleri ile üretilir.



Familya : Araceae
Latince : Spathiphyllum wallisii
Türkçesi : Beyaz yelken
Anavatanı Kolombiyadır. 20-30cm boyunda, herdemyeşil çok yıllık otsu bir bitkidir. Parlak, uzun saplı, açık yeşil yapraklar mızrak şeklindedir. Çiçekler ise sütunumsu başak kurulları oluşturur ve taç yaprakları saf beyaz renklidir. Çiçeklenme çoğunlukla Mayıs-Ağustos arasında gerçekleşir. Oda sıcaklığında, yarı gölge ortamlarda iyi bir gelişme gösterir. Bol ve düzenli sulanmalıdır. Kuru ortamlarda nemi arttırmak için yapraklarına su püskürtülmeli, ancak bu işlem sırasında çiçeklerine dikkat edilmelidir. En çok yaprak biti ve kırmızı örümcek hastalıkları görülür. Torflu toprak kullanılması tavsiye edilir. Mayıs-Eylül ayları arasında on beş günde bir bitki besin elementleri verilebilir. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda Spathiphyllum’un insan sağlığı üzerine zararlı etkileri olan benzen, karbonmonoksit, formaldehit gibi maddeleri absorbe ederek bu maddelerin zararlı etkilerini azalttığı kanıtlanmıştır. Ayırma ya da tohumla üretilir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3884
favori
like
share