Hıdırellez Nedir?- Hıdırellez Bayramı
HIDIRELLEZ

Hızır ve İlyas peygamberin yeryüzünde buluşup darda kalanlara,isteği olanlara, zorluk çekenlere yardım ettiği rivayet edilen gün.Hızır’ın karada,ilyas ’ın denizde hiç umulmayan bir zamanda çıkıp geldiği söylenir.6 mayıs aynı zamanda baharın başlangıcı, bereket ve bolluğa adım atış günüdür.
Bu özel günün tarihi ve nasıl oluştuğu ile ilgili bir çok rivayet vardır. Bu rivayetler sadece Türkiye’de değil,İran,Irak,Suriye,Türki devletler tarafından da bilinir ve her toplum kendi kültürel zenginlliklerine göre kutlar..Genellikle bu günle ilgili rivayet şöyledir:
Dünya hükümdarı Zulkarneyn(çift boynuzlu),bu hükümdarın iskender olduğu ile ilgili bir çok çalışma vardır,ölümden çok korkar. Bu korku ona ab-ı hayat suyunu bulma sevdasına düşürür.Alimlere sorar bu suyun nerde olabileceğini .Herkes bir isim yada yer söyler. Ama alimlerin ortak verdiği tek bir isim vardır. Hızır peygamber. ..Hem güvenilir hem de inançlıdır. Bu suyu sadece onun bulacağını sultana inandırırlar. HZ. Hızır bu teklifi kabul eder, yardımcı olarak da yanına kardeşi, yine peygamber olan Hz. İlyas’ı görevlendirirler.Atları ve azıklarıyla yola koyulan bu iki mübarek insan, dağları ,denizleri aşar, Kaf dağını geçer ve 6 ay gece 6 ay gündüz yaşanan bir yere gelirler. Karanlıklar (zulumat) ülkesi olarak bilinen bir yerde konaklarlar.atlarını dinlendiirir bir pınar gözünde azıklarını yerler. O sırada yanlarınde getirdikleri kurutulmuş bir balığı suya düşürürler. Balık birden canlanıp kaçıp gidince iki kardeş ab_I hayatı bulduklarını anlarlar. Hemen bu sudan içerler. İçince Hak Teala tarafından ölümsüz olurlar. İşte onların ölümsüzlüğe karıştığı bu günde Allah bu iki peygamberi yeryüzüne gönderip insanlara yardım etmesi için görevlendirmiştir.
6 mayısta her yıl yeniden doğuş,tazelenme, ölümsüzlük ,bereket anlamarıyla bu gün kutlanır. Halkımız arasında bilinen onlarca ritiüel vardır. 6 mayıstan bir gün önce gecesi gül fidanının altına istekler konup dua edilir. cüzdan koyanlar,bebek çizenler, ev yapanlar... Hızır’ın gülü çok sevdiği ve gül fidanlarını dolaştığı söylenir. O gün çalan kapılara mutlaka hızır mı geldi acaba diye bakılır. Eğer bir fakir,gariban yada çocuk gelmişse isteği hemen yerine getirilir.Samsun bölgesinde de ilginç gelenekler vardır. 6 mayısta ev erkenden temizlenir. Öğlene doğru içi su dolu bir ibrik,leğen ve temiz havlu banyoya konur. bir odaya seccade serilir. Masa kuş sütü eksik donatılır. Herkes öğlen ezanına yakın evin kapısını ,penceresini açıp dışarı çıkar. Hızır aleyhisselam beklenir. Duası alınmak istenir.
Siz de bilirsiniz ki hızır acil servisin anlamı burdan gelir.

Hıdırellez Nedir?


Hıdırellez Bayramı (Hıdrellez), Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan hıdrellez günü, Hızır ve İlyas’ın yer yüzünde buluştukları gün olduğu savıyla kutlanmaktadır.

İslam coğrafyasına bakıldığında Hıdrellez gününün yoğunlukla Türkiye'de kutlanıldığı görülmektedir.

Bir görüşe göre; Türkler'in Orta Asya'dan getirdikleri Nevruz Bayramının başkalaşmış ve İslamlaşmış şeklidir.

Hıdırellez günü, Gregoryen takvimi (Miladi takvimi)ne göre 6 Mayıs, eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Julyen takvimine göre 23 Nisan günü olmaktadır.

6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığını gösteriyor.

Hızır ve Hıdırellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan bazıları Hıdrellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu; bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yolundadır. Hıdrellez Bayramı’nı ve Hızır düşünüşünü tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır. İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Balkanlar ve hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle belli başlı doğasal döngüler için sevinç duyulduğu görülmektedir.


Hızır; yaşam suyu (ab-ı hayat) içerek ölümsüzlüğe ulaşmış; özellikle de baharda aramızda dolanarak, bolluk ve sağlık dağıtır. Hızır bir kişiye verilen addan çok aslında bir doğasal durumu, baharla vücut bulan yaşamın tazelenmesini imgeler.


Türkiye'de Hızır’a atfedilen özelliklerin bazıları:


* Kalbi temiz, Allah'a inanan insanlara yardım eder.
* Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.
* Dertlilere derman, hastalara şifa verir.
* Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.
* İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.
* Uğur ve kısmet sembolüdür.
* Mucize ve keramet sahibidir.


Ülkemizde Hıdrellez Bayramı 6 Mayıs tarihinde kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlamaktadırlar.

Hıdrellez kutlamaları genel olarak yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır. Hıdrellezde baharın taze bitkilerini ve taze kuzu eti ya da kuzu ciğeri yeme adeti vardır. Baharın ilk kuzusu yenildiği zaman sağlık ve şifa bulunacağına inanılır. Bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır.

Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır. Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi gül ağacının altına istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar.Ve aynı zamanda dileklerini kırmızı kurdaleye bağlayıp gül ağacına asarlar.

Baht açma: Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerimizdendir.


* Bu törene İstanbul ve çevresinde “baht açma”,

* Denizli ve çevresinde “bahtiyar”,

* Yörük ve Türkmenlerde “mantıfar”, Balıkesir ve çevresinde “dağara yüzük atma”, Edirne ve çevresinde “niyet çıkarma”,

* Erzurum’da “mani çekme” adı verilir.

Törenler baharda doğanın ve tüm canlıların uyanmasıyla eş anlamlı olarak insanların da talihlerinin açılacağı inancıyla, şanslarını denemek için yapılır. Hıdrellezden bir gece önce bahtını denemek ve kısmetlerinin açılmasını sağlamak isteyen genç kızlar yeşillik bir yerde veya bir su kenarında toplanırlar. İçinde su bulunan bir çömleğe kendilerine ait yüzük, küpe, bilezik gibi şeyler koyarak ağzını tülbentle bağladıktan sonra bir gül ağacının dibine bırakırlar. Sabah erkenden çömleğin yanına giderek sütlü kahve içip ağızlarının tadının bozulmaması için dua ederler. Ardından niyet çömleğinin açılmasına geçilir. Çömlekten içindekiler çıkarılırken bir yandan da maniler söylenir. Buna göre eşyanın sahibi hakkında yorumlar yapılır. Hıdrelleze özgü bu uygulama temelde bu şekilde yapılmakla birlikte, yörelere göre bazı farklılıklar da gösterebilmektedir. Son zamanlarda ise bu tören yalnızca evde kalmış kızların kısmetini açmak amacıyla yapılmaktadır.

Sonuç olarak, Anadolu’da hala görkemli törenlerle kutlanan Hıdrellez Bayramı insanlık tarihinde çok eski zamanlardan(ERGENEKON DESTANI zamanından bu yana) beri kutlanmaktadır. Farklı zamanlarda, farklı isimler altında kutlansa da Hıdrellez motiflerine pek çok yerde rastlamak mümkün olmaktadır. Baharın gelişi ve doğanın canlanması insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmıştır. Böylece bir bahar bayramı olan Hıdrellez evrensel bir nitelik kazanmıştır.

HIDIRELLEZ BAYRAMI


İlk çağlara bir göz gezdirildiğinde, Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve hatta bütün doğu Akdeniz çevresi ülkelerinde bazı tanrılar adına bahar yada yazın gelişiyle ilgili ayin ve törenlerin yapıldığı görülmektedir. Bu ayinlerden en eskilerinden birinin M.Ö. III binin sonlarında Mezopotamya'da Ur şehrinde yapıldığını anlatan belgeler mevcuttur. Sözkonusu ayin, kış mevsiminin sonunda Mezopotamya ovasını sulayarak etrafını yeşilliğe boğan Fırat ve Dicle'nin canlandırıcı gücünü temsil eden Tommuz adına yapılıyordu. Dumuzi diye de bilinen bu tanrının adına baharın gelişiyle yeniden canlanışı ve etrafına bolluk, bereket saçışını kutlamak için törenler yapılıyordu. Tommuz kültünün ibrâniler kanalıyla Suriye ve Mısır üzerinden eski Yunanistan'a ve Anadolu'ya geçtiği bilinmektedir.

Doğanın canlanması ve tekrar yaşamaya başlaması demek olan bahar yada yaz mevsimimin gelişi dünyanın neresinde olursa olsun insan yaşamında önemli bir olaydır. Hıdırellez geleneği ile ilgili olarak yaygın olan inanç, Hızır ile İlyas'ın bir araya geldiği günün anısına tören yapılmasıdır. Hıdırellez günü genellikle 6 Mayıs'ta kutlanmaktadır. Bazı yörelerde 5 Mayıs bayram günü, 6 Mayıs Hıdırellez günü olarak kabul edilmekte ve ona göre törenler düzenlenmektedir. Hıdırellez günü (Rüz-ı Hızır) halk takviminde yazın başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Türkler arasındaki halk takvimine göre bir yıl iki ana bölüme ayrılmaktadır. Hıdırellez gününden (6 Mayıs) 8 Kasıma kadar süren devre 186 gün olup Hızır günleri adıyla anılmaktadır. Bu dönem yaz mevsimi olarak adlandırılmaktadır. 8 Kasım'dan 6 Mayıs'a kadar süren ikinci devre kış devresi olup Kasım günleri olarak adlandırılmakta ve 179 gün sürmektedir.

Hıdırellez etrafında oluşan gelenekler, inançlar, törenler bir bakıma Sultan Nevruz ve diğer baharı karşılama gelenek ve törenleri ile karıştırılmıştır. Bunun nedeni bahar bayramlarının birkaç önemli gün üzerinde yoğunlaşmış olmasıdır. Bu bakımdan Nevruz, Hırıdellez veya diğer bahar törenlerinin tamamını herhangi birinin kutlanması sırasında görmek mümkündür.

Gerek Anadolu'da ve gerekse Anadolu dışındaki Türk Topluluklarında Hıdırellez'in yaklaşması ile çeşitli hazırlıklar yapılmaktadır. Evler baştan başa silinmekte, ev eşyaları, mutfak eşyaları, üst-baş baştan başa temizlenmektedir. Bu çabalar Hızır (A.S) ın eve uğramasını sağlamak için yapılmaktadır. Diğer yandan Hıdırellez günü kuzu veya oğlak kesilmesi, çeşitli yemeklerin hazırlanması, bu arada birçok yiyeceğin hazırlanması tamamlanır. Hıdırellez'i bazı yerlerde bir gün öncesinden oruç tutularak karşılayan insanlar vardır. Bütün hazırlıklar bittikten sonra en yakın bol ağaçlı, pınarı olan mesire yerlerine giden halk, Hıdırellez günü çeşitli oyunlar, eğlenceler ile o günü mutlu bir şekilde geçirmeye çalışırlar.

Hıdırellez kutlamalarının yapıldığı yerler genellikle günün anlamına uygun sulak, yeşillik bölgeleridir. Geleneğe uygun olarak Anadolu'nun birçok bölgesinde "Hıdırlık" denilen mesire yerleri mevcuttur. Bu bölgelerde mezarlık, yatır vb. gibi çevre halkınca mukaddes kabul edilen, adak adanan veya bez, çaput bağlamak gibi geleneklerin sergilendiği yerlerde görülmektedir.

Hıdırellezde uygulanan en önemli tören şüphesiz 'niyet oyunu' dur. Genç kızların talihlerini açmak, kısmetlerini belirlemek için uygulanmaktadır. Oyun bölgelere göre niyet çekme, baht çömleği, bahtiyar, bahtıbar gibi değişik isimler almaktadır. Oyun şu şekilde gerçekleşir; bir testi ile getirilen su çömleğe konulur. Su dolu çömleğin içine herkes nişanını atar. Bu genellikle yüzük, küpe vs. işaretler yanında fesleğen, nane, mantuvar çiçeği de olabilir. çömlek arife günü üstü bir örtü ile örtülerek bir gül ağacının dibine bırakılır. Küpün üzerine bir kilit konulur ve usulen kilitlenir. Ertesi günü tekrar biraraya gelen kızlar gül ağacının dibinden çömleği alırlar. Kilit açılır ve bir kişi, niyetleri çekmeye başlar. Bu arada maniler okunur. Her mani işareti çıkanın bahtına kabul edilir. Oyun işaretler bitinceye kadar devam eder. Oyunda söylenen manilere ümit, neşe, metanet, aşk, sevgi, şefkat, iyilik, kardeşlik, gurbet, vatan sevgisi gibi temalar görülür.

Bu manilerden birkaç örnek:

Hey bahtiyar, bahtiyar
Bahtiyarın vakti var.
Bir güzelin bir çirkine
Sarılmaya vakti var.

Mortufal başı mısın?
Cevahir taşı mısın?
Gel bir mani söyleyim
Cebinde taşır mısın?

Hıdırellez gününe dair yaygın inançlardan biri de yoğurt çalma geleneğinde kendini gösterir. Hıdırellez günü maya kullanmadan yoğurt çalınır. Yoğurdun tutması halinde eve Hızır'ın uğradığına inanılır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3138
favori
like
share
M.Kutsi Çil Tarih: 03.06.2009 21:22
İlkokul dördüncü sınıftayım."Hıdrellez günü bir ağaca bez bağlayıp dilek tutulursa,o dilek olurmuş" dediler.Ben de "Bu yıl sınıfımı pekiyi ile geçeyim" diye dilek tutup bir ağaca bez bağladım.Gariptir o yıl hariç her yıl pekiyi ile geçtim,tek o yıl iyi ile geçtim.O gün bu gündür,böyle şeylere kesinlikle inanmıyorum.