Buyurdular.. Masanın ardına dizilmişlerdi... Aklın gözyaşlarını yutkunduğu bir susuzluktu.. Herşeyi tekrar tekrar duymak istediler..
Ayağa kalktı. Hiçbir pusuda, bedenine bu kadar ağır gelmemişti bacakları. Havada bir yılan tedirginliği vardı. Konuşmuyorlardı masanın ardındakiler, ıslık çalıyorlardı.. Bir sevdalısınına baktı, bir masanın ardındakilere..
- Anlat!
- Konuşmuyorlardı. Kuru bir marşın, yıpranmış, derisi soyulmuş nakaratını söylüyorlardı. Sevdalısına baktı:
Başı önde, düşleri ölü kuşlar evinde...
- Anlat!
Ve anlatmaya başladı Ferhat.. Selim.. Ruşen.. Ya da adı her neyse...
“Yağmurdu.. Su, toprak ve kokusu hayatın. Bilirsiniz işte, o yağmur sıcağındaki toprak kokusu.. Hani herkesin sevdiği... En şiir bilmezlerin bile sevdiği.. Akşam olmuştu.. Dört kişiydik. Bu iki arkadaş ben ve....”
Sevdalısına baktı:
Kirlenmiş, bit düşmüş saçlarına.. Dudağında yaralar patlamış ilk öpüşte kabuğu kalkmıştı yaranın.. Ağzın ağzıma kanamıştı. Şimdi yüzünde bir Ankara sonbaharı. Utanç içindesin..
- Devam et.
“Nöbeti devraldım. Diğer arkadaşlar sığınağa girdiler. Nöbet yerimde beklerken yanıma geldi... O...”
Hüzün astılar yüzüne senin. Öyle bükmeyeceklerdi boynunu. Ne kadar kirlisin. Kaç hafta oldu yıkanmayalı. En son kampta işte. Ben de aynı durumdayım ya. Tuhaf, o çıldırtıcı kaşıntıyı duymuyorum şimdi. Iki yıl boyunca, hiçbir öğrenci evi dağınıklığında elini tutmaya bile cesaret edemeyen ben.. Bugün... Burada...
“Bir süre sonra... Arkadaş yanıma geldi... Konuşmak istediğini söyledi...”
Yok. Sigara içtiğimizi hiçbir zaman bilmeyecekler, korkma... Korkudan söz ettik. Üniversitedeki günlerden.. Ben salak bir hasretle andım, okul kantinindeki bayat tostları.. Sen ciklet istediğini söyledin, şımarık bir çocuk edasıyla.. hiçbirini anlatmayacağım onlara korkma... Bana, ıslık çalmayı hala öğrenemediğini, bu yüzden komutan arkadaştan azar işittiğini anlattın.. Işte belki de o an yüzünden, bugün... burada... Neyse, korkma ciğerim benim... Bunların hiçbirinden sözetmeyeceğim onlara.. Bir tek sevdamızı bırakacağız onlara, gerekçe olarak...
- Sonra?
“ ... Sonra konuştuk biraz...”
- Ne konuştunuz?
“Hiç. Havadan sudan şeyler... Ve hareketten tabii.. Biraz da ölen arkadaşlardan.. Böyle şeyler işte...”
Sahi, ölen arkadaşlardan da söz etmiştik. Kendini ölüme hepimizden daha çok hazırlamıştı. Remzi.. Rubar.. Kerim... Ya da hangi çiçeğin adıysa işte.. Her gün birimizin yanına sokulup vesiyetini değiştiriyordu, yüzünde beş yaşındaki oğlu Hilwan’ın gülümsemesiyle: ölürsem, dağlarımızdan birinin tam zirvesine gömün beni... Hangi dağ olursa farketmez.. Bizim için hepsi aynı yükseklikte.. Bir başka gün, daha büyük bir heyecanla gelirdi. Silahını okşayarak.. Acaba silahımla birlikte gömülmeme izin verirler mi? ... Hatırlarsın oylamaya koymuştuk bu isteğini.. Red! Yaşasaydı O da red oyu kullanırdı, bunu biliyorduk. Bu isteğini yerine getiremediğimize üzülmedik. Ama ölüsünü taşıyamadığımıza kahrolduk biliyorsun... Şimdi bütün dağ doruklarında O’nun gömülü olduğunu düşünüyorum. Dişlerinin arasında, Hilwan’ın gülümseyen yüzü...
- Evet?
“Nöbet süresi dolunca, gidip arkadaşları uyandırdık. Onlar çıktı sığınaktan, biz girdik.. sığınağa...”
Dudağındaki yaradan daha fazla kanıyor yüzündeki utanç..Kim bilebilirdi ki ciğerim, yaşamındaki ilk sevişmenin böyle olacağını? Belki de bu durumda oluşumuza değil, annen aklına geldiği için utanıyorsun. Kaldır başını ciğerim. Biz utanılacak bir şey.. yaptık belki ama bu çağda yaşamaktan daha utanç verici değil. Düşünsene ciğerim, biz, insanlarımız için dağ dağ dolaştırdık kafamızdaki bitleri... Ve aşka yenik düştük.. bitlerimiz kadar onurludur aşkımız ciğerim, kaldır başını...
- Sığınakta ikiniz yalnız kaldınız öyle mi?
“Öyle. Yalnız...”

Gün ağarınca, demiştin, sen başka yere... ben başka yere.. Belki de bu sözü söylemeseydin, sabahın gelişinin ayrılık olacağını hatırlatmasaydın ve çakmasaydın gözlerini gözlerime.. kimbilir belki de burada, bu mahkemede olmazdık... Kendimden utanmıştım.. çünkü o an seni bir daha görememe ihtimali her şeyden daha önemliydi... Önce saçlarına dokundum. Kirden pasaktan keçeleşmiş saçların, aptal şarkılardaki ipek saçlardan daha parlak, daha yumuşaktı... Ve kanımdan daha sıcaktı, gözlerinden akıttığın yaşlar...
- Evet, sonra?
“Sarıldık... birbirimize...”
Bin yıllık bir hasretle sarıldım sana.. öylesine sıcak, öylesine korkutucu.. Sıms kı sarılmışken, ağzını unutmaya çalışıyordum. En çok ağzına ulaşmaktan korkuyordum ve ağzında kaybolmayı istiyordum en çok.. Ne bitmez bir sarılmaydı... öyle durduk, zaman, duruşumuzdan sıkılana, kollarımız, yüreğimiz yorulana dek.. Hiç konuşmadan, nefes almadan.. Yalnızca yutkunduk.. öyle gürültülü bir yutkunmaydı ki, avaz avaz bağırtık sanki.. önce ben, sonra sen.. Sonra kolların düştü yanına.. Ellerimi koydum dizlerine.. Ve alnın alnıma dayalı, öylece kaldık. Kaç yıl, kaç saniye?.. Kaldırdım başımı.. Dünyanın en acımasız, en faşist, en tehlikeli düşmanı ağzın.. Korkma, onlara öpüşmeyi bilmediğini söylemeyeceğim.
Ve cinsel..
“Evet.. Yani tam olarak şey.. Evet! Cinsel ilişki kurduk!.. Pişman değilim, utanmıyorum, övünmüyorum da... Hepimiz gibi ben de, daha yolun başında göze almıştım ölümü. Ama bir düşman namlusuyla ölmek isterdim... Söylenecek başka sözüm yok.”
Bak yine yağmur.. Bu ağacın altında çay içmiştik geçen hafta. Sen yoktun.. Burada öleceğimizi düşünmemiştim elbette. Dizlerimizin üstüne çökmemizi istiyor arkadaşlar... Kaldır başını ciğerim.. Gözlerini bağlamak istiyor arkadaşlar.. Benimkileri da bağlayın.. Sizi bu halde görmek istemem. Kaldır başını ciğerim. Seni ve cellatlarını seviyorum. Kaldır başını. Biz utanacak bir şey yapmadık. Halkımız için savaştık, birbirimiz için ölüyoruz, hepsi bu...
Kaldır başını sevgilim, arkadaşlar ateş etmek istiyor.

1993
YILMAZ ERDOĞAN

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 600
favori
like
share
MiSS-FENER Tarih: 10.05.2009 14:09
Konu Buraya Alınmıştır..Emeğine Sağlık Bir Yılmaz Erdoğan Mükemmeli..
Şayeste Tarih: 10.05.2009 13:21
Sanki yaşam hikayeleri bölümüne daha uygun
Ama güzel..
Yılmaz Erdoğan'ın yaşama bakışı güzel..
Anlatımı güzel..
Paylaştığın için teşekkürler..
ozgurluk_5643 Tarih: 09.05.2009 19:15
rica ederim biraz uzun ama okumaya değer
eyLem_güzeLi Tarih: 09.05.2009 19:12
[COLOR="YellowGreen"]ellerine sağlık canım..
daha önce okumuştum tekrarladım şimdi.. (=
Nehir Tarih: 09.05.2009 18:14
emeğine sağlık güzel yazıydı...
ozgurluk_5643 Tarih: 09.05.2009 17:46
rica ederim sabuni arkadaım
Mormenekşem Tarih: 09.05.2009 00:32
Paylaşımın için teşekkürler.