Büyük İstanbul Depremi - Büyük Deperemin Tarihi - Büyük Deprem Ne zaman
Büyük Deprem Tarihini Açıkladı
09 Mayıs 2009
Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, depremin her gün bir gün daha yaklaştığını belirtti.



"Deprem ve Enerji Tasarrufu" konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Kızılay Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, depremin her gün bir gün daha yaklaştığını belirterek, "2010-2014 yılları arasında depreme hazırlıklı olmalıyız" dedi.

Çorlu'da düzenlenen "Deprem ve Enerji Tasarrufu" konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, "Marmara'da potansiyel bir deprem tehlikesi var. Türkiye'nin her yerinde var. 1 Mayıs 2003'ten bu yana Türkiye'de 6'nın üzerinde deprem yok. Bu beni çok rahatsız ediyor. Çünkü 6 ile 6,9 büyüklükleri arasında ki depremlerin oluş sıklığına baktığımız zaman Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsünün verilerine göre yılda bir kere 6 ile 6,9 büyüklükleri arasında bir deprem meydana gelmiş. Ama 1 Mayıs 2003'ten bu yana bu deprem yok. Tabi değişik olasılık fonksiyonları konuşuluyor. Benim olasılık hesabıma göre 2010 ile 2014 arasında bu depremin olma olasılığının en yüksek zaman aralığı olarak gözüküyor" dedi.

Konuşmasına bir anısını anlatarak başlayan Kızılay Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, "17 Ağustos'tan sonra gittiğim ilk ilçe Gölcük'tü. Çünkü 17 Ağustos depreminin başladığı nokta, Gölcük Deniz Kuvvetleri tersanesinin olduğu yerdi. Ve tabi Gölcük'te, Sakarya'da çok hasar aldı. Bir sürü toplantıya katıldım. Toplantı dağıldı fakat bir çocuk beni bekliyor. Dedim ki benimi bekliyorsun 'evet' dedi. Ve bana sen daha önce nerdeydin, sen bu bilgileri bize daha önce niye vermedin dedi. Sen güvenli yaşam konusunu bizlerle niye paylaşmadın dedi. İnanabiliyor musunuz? 12 yaşında bir çocuk. Niye diye sorduğumda, 'ben annemi enkaz altına kaybettim' diyerek cevap verdi. İçine işlemiş çocuğun. Dolayısıyla güvenli yaşam konusu maalesef 17 Ağustos'tan önce yoktu" dedi.

Işıkara, 1939 yılında Erzincan'da meydana gelen depremin, Türkiye'nin büyüklük olarak en büyük depremi olduğunu ifade ederek, "Devlet o zaman ki imkanları ile konutlar yaptı ama biz o zamandan sonra duygusal nedenlerden dolayı daimi konutları yıktık, çok yüksek katlı binalar yaptık. Ve 13 Mart 1992'de Erzincan bir daha yıkıldı. 1967 Adapazarı depremi, Adapazarı yıkıldı. Bu depremi İstanbul'da hissetti. Ama Adapazarı 1999'da bir daha yıkıldı" diye konuştu.

Depremin değil, binaların öldürdüğünün altını çizen Ahmet Mete ışıkara, Marmara'da potansiyel bir deprem tehlikesi olduğuna dikkat çekti. Işıkara, "Türkiye'nin her yerinde var. 1 Mayıs 2003'ten bu yana Türkiye'de 6'nın üzerinde deprem yok. Bu beni çok rahatsız ediyor. Çünkü 6 ile 6,9 büyüklükleri arasında ki depremlerin oluş sıklığına baktığımız zaman Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsünün verilerine göre yılda bir kere 6 ile 6,9 büyüklükleri arasında bir deprem meydana gelmiş. Ama 1 Mayıs 2003'ten bu yana bu deprem yok. Tabi değişik olasılık fonksiyonları konuşuluyor. Benim olasılık hesabıma göre 2010 ile 2014 arasında bu depremin olma olasılığının en yüksek zaman aralığı olarak gözüküyor. Olmama olasılığı da var. Bu depremde Çorlu sallanır. Şimdi ben ona Avcılar sendromu diyorum ona. Avcılar Gölcük Deniz Kuvvetleri tersanesine kuş uçuşu 110 km. Gölcükte ki bu depremin şiddeti 10. Avcılar'a geldiğiniz zaman o depremin şiddeti, uzaklaştıkça hasar azalır. Bir deprem merkezine ne kadar yakınsanız o kadar çok şiddetli etki eder. Peki, 6 şiddetinde ne olur, mutlak eşyaları düşer, dolap kapakları açılır. Bilimin tarif ettiği gibi 6 şiddetinin etkisi bu. Ama o zaman ne oldu, 150 bina yıkıldı. 650 vatandaş orada vefat etti. Neden kötü yapılaşmadan. Ben Çorlu'da yaşıyorum bu deprem bana uzak demeyin. Eğer kötü yapılara müsaade ediliyorsa buna karşı çıkın" dedi.

Prof.Dr. Işıkara, sözlerini şöyle tamamladı: "Ben çekinmeden söylüyorum. Keşke Çorlu Belediye Başkanı burada olsaydı, Erzincan'da, Denizli'de ve Muğla'da söyledim. Başkanlara dedim ki, bak sen seçilmeden önce gidiyorsun o gariban insanın arttırdığı yara ile yaptığı kaçak yapıya göz yumuyorsun. Ondan sonra seçimi kazanıyorsun, koşa koşa gidip yıkıyorsun. Bunu yapma. Belediye başkanlarına oy kaybet ama sakın can kaybetme dedim. Can kaybetmemenin en önemli yolu güvenli yapı kavramıdır.
Depremlerin önceden belirlenmesine bakılıyor. Medyada da yer alıyor. İşte karıncalar toplanıyormuş, köpekler havlıyormuş. Havlamayanlarda var. Havlamadığı zaman bana psikologa götürsem mi diyorlar. ABD 1976 yılında depremlerin önceden bilinmesi araştırmalarını devlet eliyle desteklemekten vazgeçti. Japonlarda bu araştırmaları 2004 yılında sonlandırdı. Çünkü şu gerçek ortaya çıktı. Bir depremden korunmanın vazgeçilmez yolu güvenli binalar. Depremle yaşamayı öğrenmeliyiz."

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2291
favori
like
share
Rüya Tarih: 10.05.2009 12:07
[COLOR="PaleTurquoise"]Yani malesef curuk yapılar ınsan hayatını tehdıt etmeye devam ediyor ama yinede tek bir önlem yok.Kacak yapılar almıs basını gıdıyor.Türkiye'de insan hayatından daha ucuz birsey yok neden önlem alınsınkı.Sonrada depremde ölenlerin arkasından agıt yakar kaderimizmis deriz...
Nerqish Tarih: 10.05.2009 11:46
[COLOR="SlateGray"]Turkiyede alt yapi denen bisey yok malzemeden calan mutahitler dolu halkin huzurunu guvenligini dusunen kimse yok olan vatandasa oluyor
Istanbulda olasi depremde viyaduk denen bisey kalmayacak senelerdir medyadan haberlerde uyarilar aliyor ama bakanlar malesef birsey yapmiyorlar Allah korusun her zamanki gibi Turkiyenin hali Allaha kalmis.