Şairin kurşuna dizilmeden bir kaç saat önce karısına verdiği son şiirleri:


..
Kavga amansız ve katı.
Kavga, dedikleri gibi destansı.
Ben düştüm. Yerimi başkası alacak... o kadar.
Burda, bir kişinin lafı mı olur?

Kurşuna diziliş, dizildikten sonra kurtlar.
O kadar yalın ve akla yatkın.
Ama birlikte olacağız fırtınada,
Halkım, çünkü sevdik seni.

23 Temmuz1942

Saat 14.00... Bu şiirin yazıldığı vakit. Bununla birlikte yukarıdaki dörtlükleri yazanın da en son şiiri. İki ayrı küçük kağıt parçacıklarına yazılan bu şiir, bir veda havası değil sadece. Sosyalizme olan inancın, bu inanç uğruna verilecek kavganın mısraları. Nikola Vaptsarov’un idama giderken karısının eline tutuşturduğu “Kavga amansız ve katı” ile başlayan şiir hâlâ güncelliğini korumakta.
Nikola Vaptsarov, 19 Aralık 1909 yılında Bulgaristan’ın Bansko kasabasında doğdu. 1926 yılında, babasının zoruyla deniz-makine okuluna yazıldı. 1932’de bu okulu bitirdikten sonra, Bansko’ya geri döndü. Bundan sonraki süreçte Sofya Üniversitesi Edebiyat bölümünü okuma isteği gerçekleşmeyince, kağıt fabrikasında çalışmaya başladı. Proletarya ile tanışmıştı bu sayede Nikola Vaptsarov. Bulgaristan Komünist Partisi’ne tereddütsüzce girdi. Kağıt fabrikasında çalışırken ilerde hayatını birleştireceği eşi olan Boyka Vaptsarova ile tanıştı ve 11 Şubat 1934’de evlendi. Bundan sonrası Vaptsarovlar çok zor bir hayat sürerler. Bir oda, bir mutfaktan ibaret bir evde yaşarlar. Nikola Vaptsarov, değirmende teknisyen olarak çalışır. Bu süreç Nikola Vaptsarov’un hayatına yön verdiği dönemlerdir. Sosyalizmle bu süre zarfında tanışır. Kitaplar okumaya, işçi piyesleri yazmaya başlar.
Nikola Vaptsarov, işten atılır. Ailece Sofya’ya dönerler. Vapstsarovların ekonomisinden ziyade, Bulgaristan’ın da durumu iyi değildir. işsizlik had safhadadır. Vaptsarovların ellerindeki olan para çabucak tükenir. Hastalanan çocukları, üç gün içinde ölür. Çocuklarını gömmeye paraları yetmediği için, dostlarından yardım alırlar. Nikola Vaptsarov, fabrika fabrika iş arar. Soruşturmalar, Nikola Vaptsarov’un komünist olduğunu belgeler ve işe giremez. Yazarlar ve sanatçılarla tanışır. Devrimci kişilikler onu etkiler. Şiir yazma işi bu dönemden sonra hızlanır. İşçi sınıfı, devrim ve sosyalizm içerikli şiirler insanlığa armağan olarak, Nikola Vaptsarov’un kaleminden dökülür.
İş bulması gerektir Nikola Vaptsarov’un. Demiryollarına makinist-ateşçi olarak işe girer. İşin, çok ağır olması birşeyi değiştirmez, parasızlıktan ötürü kabul edilir. Günde 10-12 saat kömür taşır. Kısa sürede hastalanır ve bu işi bırakır. Gecenin ilerleyen saatleri Nikola Vaptsarov’la dost olmuştur. Geç saatlere kadar şiir yazar. “Tarih” adlı şiiri bu döneme aittir.

(...)
Bu yüzden, uykularımdan
çalarak yazdığım şiirler,
parfüm kokmaz, bu yüzden
kısadır o çatık kaşlı sözler.

Çektiklerimiz için,
yok ödül filan beklediğimiz
ne de o koca ciltlerinde
resmimiz olsun isteriz

Yalnız yalın anlat öykümüzü
geleceğin insanlarına
yerimizi alacaklara anlat
nasıl cesurduk kavgada.

Nikola Vaptsarov’u tarih sahnesine çıkaran olgu onun komünist olmasıydı. Bulgar şiirinin yenilikçi kuşağını temsil ediyordu. Smirnenski işçi sınıfının ağır koşullarını, aynı konuları parti-sınıf ilişkileri içinde ele aldı. Bu da Nikola Vaptsarov’u Bulgar ve dünya insanlığı karşısında onurlu bir yere taşıdı. 1940 yılında tek kitabı “Motor Türküleri” yayınlandı. 1942 yılında Alman faşizmine karşı silahlı eylemlerinden dolayı tutuklandı. Nikola Vaptsarov’a aylarca işkence yapıldı. İşkenceler, komünist Nikola Vaptsarov’u çözemezken, faşizm acil tarafından yargılayıp, idam cezasına çarptırdı. 23 Temmuz 1942’de beş arkadaşıyla kurşuna dizilerek katledildi. Kurşuna dizilirken Hristo Botev’in “Kim ki özgürlük mücadelesinde düşerse / O ölmez...” şarkısını, idam mangalarının yüzüne haykırdılar.
Temmuz ayının sıcaklığını yaşadığımız bugünlerde, aradan geçen 63 yıla rağmen devrimci kişilik olarak Nikola Vaptsarov, hala yanımızda yeralmaktadır. Nikola Vaptsarov, bir sanatçının nasıl olması gerektiğinin en iyi tarifidir. Yüreği aşkla doludur. Hiçbir engel bu aşkın önünde duramaz. İnsan sevgisi ile beslenir her geçen gün. Bu sevgi, faşizme olan kinini daha da büyütür. Bu kini sadece şiirlerle ifade etmez. Pratiği ile de ortaya koyar. İdama giderken uğruna mücadele verdiği halkının yanısıra, bir kişiyi daha unutmaz.... Hayattaki zorluklara göğüs germesinde her zaman yanında olan eşine bir şiir hediye eder;

GELECEĞİM BAZEN UYKUDAYKEN SEN

Geleceğim bazen, uykudayken sen
Beklenmedik uzak bir konuk gibi
Sokakta bir başıma koyma beni
Kapıyı sürgüleme üstümden.
Usulca girecek bir yere ilişeceğim
Bir zaman, karanlıkta, bakacağım yüzüne
Görüntün doyasıya dolunca gözlerime
Seni kucaklayacak ve çıkıp gideceğim...
uzakların kızı yabancı misali..
Seni satırlara yazacağım defalarca ama
sen beni her satırımda yine anlamayacaksın
seni özleyeceğim belkide rüzgarın esmesı gıbı
Seni sana anlatacağım rüzgar gıbı
Sadece seni sana hiç doğmamış güneş gıbı
Sen doğacaksın ama zaman hep aynı olacak
Sen değişmeyeceksin acılar değişmeyecek
Sevdalarım değişmedıkce
Seni seveceğim yağmurun toprağı rüzgarın ıslak saclarını sevdığı
gıbı
Sen dunyaya yaratılan ebedı guzel bu gece rüzgara bırak
Kendını feryatlarımı hasretımı dınleyen ruzgar bu gece senı
Sessızce bana getırecek bırak kendını mum ısığının atesi gıbı.
Tıtreyen yureğımın urkek sevdalarını hadı cekınme uzakların
Kızı yosun cıceğım bak papatyalar kırlara salmıs kendılerını
Kırların guzel tacı papatyalar olmus bu gece bır sen gel.
Düşlerime BİR DÜŞ BIN GECEDE BİR HAYAL GIBI SEN GEL..

BENDEN OLAN ŞİKAYETİNİ BANA MEMNUNİYETİNİ İSE
DOSTLARINI ANLAT..

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 451
favori
like
share
eyLem_güzeLi Tarih: 11.05.2009 14:53
[COLOR="SeaGreen"]Şairin kurşuna dizilmeden bir kaç saat önce karısına verdiği son şiirleri:


..
Kavga amansız ve katı.
Kavga, dedikleri gibi destansı.
Ben düştüm. Yerimi başkası alacak... o kadar.
Burda, bir kişinin lafı mı olur?

Kurşuna diziliş, dizildikten sonra kurtlar.
O kadar yalın ve akla yatkın.
Ama birlikte olacağız fırtınada,
Halkım, çünkü sevdik seni.

23 Temmuz1942

Saat 14.00... Bu şiirin yazıldığı vakit. Bununla birlikte yukarıdaki dörtlükleri yazanın da en son şiiri. İki ayrı küçük kağıt parçacıklarına yazılan bu şiir, bir veda havası değil sadece. Sosyalizme olan inancın, bu inanç uğruna verilecek kavganın mısraları. Nikola Vaptsarov’un idama giderken karısının eline tutuşturduğu “Kavga amansız ve katı” ile başlayan şiir hâlâ güncelliğini korumakta.
Nikola Vaptsarov, 19 Aralık 1909 yılında Bulgaristan’ın Bansko kasabasında doğdu. 1926 yılında, babasının zoruyla deniz-makine okuluna yazıldı. 1932’de bu okulu bitirdikten sonra, Bansko’ya geri döndü. Bundan sonraki süreçte Sofya Üniversitesi Edebiyat bölümünü okuma isteği gerçekleşmeyince, kağıt fabrikasında çalışmaya başladı. Proletarya ile tanışmıştı bu sayede Nikola Vaptsarov. Bulgaristan Komünist Partisi’ne tereddütsüzce girdi. Kağıt fabrikasında çalışırken ilerde hayatını birleştireceği eşi olan Boyka Vaptsarova ile tanıştı ve 11 Şubat 1934’de evlendi. Bundan sonrası Vaptsarovlar çok zor bir hayat sürerler. Bir oda, bir mutfaktan ibaret bir evde yaşarlar. Nikola Vaptsarov, değirmende teknisyen olarak çalışır. Bu süreç Nikola Vaptsarov’un hayatına yön verdiği dönemlerdir. Sosyalizmle bu süre zarfında tanışır. Kitaplar okumaya, işçi piyesleri yazmaya başlar.
Nikola Vaptsarov, işten atılır. Ailece Sofya’ya dönerler. Vapstsarovların ekonomisinden ziyade, Bulgaristan’ın da durumu iyi değildir. işsizlik had safhadadır. Vaptsarovların ellerindeki olan para çabucak tükenir. Hastalanan çocukları, üç gün içinde ölür. Çocuklarını gömmeye paraları yetmediği için, dostlarından yardım alırlar. Nikola Vaptsarov, fabrika fabrika iş arar. Soruşturmalar, Nikola Vaptsarov’un komünist olduğunu belgeler ve işe giremez. Yazarlar ve sanatçılarla tanışır. Devrimci kişilikler onu etkiler. Şiir yazma işi bu dönemden sonra hızlanır. İşçi sınıfı, devrim ve sosyalizm içerikli şiirler insanlığa armağan olarak, Nikola Vaptsarov’un kaleminden dökülür.
İş bulması gerektir Nikola Vaptsarov’un. Demiryollarına makinist-ateşçi olarak işe girer. İşin, çok ağır olması birşeyi değiştirmez, parasızlıktan ötürü kabul edilir. Günde 10-12 saat kömür taşır. Kısa sürede hastalanır ve bu işi bırakır. Gecenin ilerleyen saatleri Nikola Vaptsarov’la dost olmuştur. Geç saatlere kadar şiir yazar. “Tarih” adlı şiiri bu döneme aittir.

(...)
Bu yüzden, uykularımdan
çalarak yazdığım şiirler,
parfüm kokmaz, bu yüzden
kısadır o çatık kaşlı sözler.

Çektiklerimiz için,
yok ödül filan beklediğimiz
ne de o koca ciltlerinde
resmimiz olsun isteriz

Yalnız yalın anlat öykümüzü
geleceğin insanlarına
yerimizi alacaklara anlat
nasıl cesurduk kavgada.

Nikola Vaptsarov’u tarih sahnesine çıkaran olgu onun komünist olmasıydı. Bulgar şiirinin yenilikçi kuşağını temsil ediyordu. Smirnenski işçi sınıfının ağır koşullarını, aynı konuları parti-sınıf ilişkileri içinde ele aldı. Bu da Nikola Vaptsarov’u Bulgar ve dünya insanlığı karşısında onurlu bir yere taşıdı. 1940 yılında tek kitabı “Motor Türküleri” yayınlandı. 1942 yılında Alman faşizmine karşı silahlı eylemlerinden dolayı tutuklandı. Nikola Vaptsarov’a aylarca işkence yapıldı. İşkenceler, komünist Nikola Vaptsarov’u çözemezken, faşizm acil tarafından yargılayıp, idam cezasına çarptırdı. 23 Temmuz 1942’de beş arkadaşıyla kurşuna dizilerek katledildi. Kurşuna dizilirken Hristo Botev’in “Kim ki özgürlük mücadelesinde düşerse / O ölmez...” şarkısını, idam mangalarının yüzüne haykırdılar.
Temmuz ayının sıcaklığını yaşadığımız bugünlerde, aradan geçen 63 yıla rağmen devrimci kişilik olarak Nikola Vaptsarov, hala yanımızda yeralmaktadır. Nikola Vaptsarov, bir sanatçının nasıl olması gerektiğinin en iyi tarifidir. Yüreği aşkla doludur. Hiçbir engel bu aşkın önünde duramaz. İnsan sevgisi ile beslenir her geçen gün. Bu sevgi, faşizme olan kinini daha da büyütür. Bu kini sadece şiirlerle ifade etmez. Pratiği ile de ortaya koyar. İdama giderken uğruna mücadele verdiği halkının yanısıra, bir kişiyi daha unutmaz.... Hayattaki zorluklara göğüs germesinde her zaman yanında olan eşine bir şiir hediye eder;

GELECEĞİM BAZEN UYKUDAYKEN SEN

Geleceğim bazen, uykudayken sen
Beklenmedik uzak bir konuk gibi
Sokakta bir başıma koyma beni
Kapıyı sürgüleme üstümden.
Usulca girecek bir yere ilişeceğim
Bir zaman, karanlıkta, bakacağım yüzüne
Görüntün doyasıya dolunca gözlerime
Seni kucaklayacak ve çıkıp gideceğim...
uzakların kızı yabancı misali..
Seni satırlara yazacağım defalarca ama
sen beni her satırımda yine anlamayacaksın
seni özleyeceğim belkide rüzgarın esmesı gıbı
Seni sana anlatacağım rüzgar gıbı
Sadece seni sana hiç doğmamış güneş gıbı
Sen doğacaksın ama zaman hep aynı olacak
Sen değişmeyeceksin acılar değişmeyecek
Sevdalarım değişmedıkce
Seni seveceğim yağmurun toprağı rüzgarın ıslak saclarını sevdığı
gıbı
Sen dunyaya yaratılan ebedı guzel bu gece rüzgara bırak
Kendını feryatlarımı hasretımı dınleyen ruzgar bu gece senı
Sessızce bana getırecek bırak kendını mum ısığının atesi gıbı.
Tıtreyen yureğımın urkek sevdalarını hadı cekınme uzakların
Kızı yosun cıceğım bak papatyalar kırlara salmıs kendılerını
Kırların guzel tacı papatyalar olmus bu gece bır sen gel.
Düşlerime BİR DÜŞ BIN GECEDE BİR HAYAL GIBI SEN GEL..

BENDEN OLAN ŞİKAYETİNİ BANA MEMNUNİYETİNİ İSE
DOSTLARINI ANLAT..