Katilimin Eşgali

Tenine dokunamazdı ellerim, tenim.
Yakardı alev alev, tutuşurdu bedenim.
Gözleri… Ahhh gözleri…
Ne olduysa, ne yaptıysa gözleri ile yaptı,
yıktı, yaktı koca şehri,
içinde bende vardım küllerinin,
yırtardı içimde ne varsa
bir çırpıda dağıtırdı nefretimi,
her duyguyu görürdüm gözlerinde…
Aşk’ı, Nefreti, Sevgiyi, Sevinci,
Üzüntüyü, Utancı, Kızgınlığı…





Konuşmasa da anlardım gözlerinden her şeyini…
Saçları,
ateş parçası olurdu kimi zaman,
kimi zaman kömür karası…
Ya o rüzgarın saçlarını tel tel uçuşturması…
Ha!
Birde gülmeleri vardı,
sarılıp, “Canım!” demeleri…
İşte!
İşte ben öyle vurulup düştüm ellerine…
Ne yaptığımı bilmiyorum inan
Neden yaptığımı da
Bazen sadece düşman oluyorsun bana
Bazen ise “seviyor” diyor papatya
Neye inanacağımı bilmiyorum
Neden inanacağımı da
Bazen olmuyorsun yanımda
Ellerin ellerimde ama
Yoksun işte yoksun yanımda
Bedenin ne kadar yakın olsa da
Ruhun bir o kadar uzakta
Ne kaldığını bilmiyorum bana
Neden kaldığını da
Giden onuruma mı yansam
Kalmayan gururuma mı acaba






Anlayabilmek çok zor
Anlatabilmekte öyle
Ne olacak bilmiyorum
Sadece
Neden olacağını biliyorum
Belki çekip gideceğim
Belki de çekip gideceksin
Belki geri döneceğim
Belki de hiç birini
Görmeden öleceğim...
Elim ayağım tutmuyor…
Gözlerim görmüyor, kulaklarım duymuyor…
Sustu dilim konuşmuyor…
Bittim, bitiyorum…
Bir gel-git gibi, suların çekildikçe benden,
geriye kalan koca bir hiç!
Sevin artık, ben yokum hayatının en ücra köşelerinde bile,
sevin ki senden sonra bir daha sevmeyecek bir beden sevdin,
sevin ki o bedeni en çok sen sevdin…





Madem ki gidiyorsun;
O zaman sağlam bir elveda istiyorum senden
sanki bir daha hiç görüşmeyecekmişiz gibi
hergün daha da ilerlerken içimdeki tren
neden diyorum kendime, neden hiç dinlenmeden
yolun başına dönmek isterken
en ortasında kalmak neden
sağlam bir elveda istiyorum şimdi senden
ben yavaş yavaş ölüme giderken
(herkesin gittiği ama görmezlikten geldiği yerdir ölüm)
anılarım sende kalsın iki gözüm
bu, sana son sözüm...
Nehirlere döndü akıp giden gözyaşım,
ben susarken içimdeki sana,
sen, bavulun elinde çıkmıştın yollara...






Nedir bu boğazımda düğümlenen
Yüreğimi yırtarcasına hançerleyen
Ne öldüren nede güldüren
Böyle kahredercesine süründüren
Nedir bu gözlerimde biriken
Dudağımı ısırtırcasına titreten
Ne dökülen nede süzülen
Böyle kahredercesine süründüren
Nedir bu dilimdeki sen ve ben
İçimi yakarcasına söylettiren
Ne sev diyen nede seven
Böyle kahredercesine süründüren
Nedir bu ellerimde gizlenen
Küfür edercesine seslenen
Ne anlayan nede dinleyen
Böyle kahredercesine süründüren
Nedir beni böyle mecbur eden
Yumruğumu sıkarcasına delirten
Ne terk eden nede ettiren
Böyle kahredercesine süründüren.





Sır olsun ister misin her şey
Kapanıp bitsin
Gömelim mi her şeyi
Öylesine
Sanki hiç yaşanmamış gibi
Unutalım mı
Üzülmeden hiç
Acı çekmeden yaşayabilir miyiz
Yaşanır mı dersin
Yaşar mısın bensiz
Hayat okunası bir hikayeden ziyade
Oynanası bir oyun
Ama söylenesi bir türkü olsun isterdim
İşte o zaman dilimden hiç düşmezdi yaşamak!







Şimdi anlıyorum ki;
Bir şair,
Aldatıldığında veya
Terk edildiğinde değil
En çok
Kendini ifade edemediğinde
Acı çeker...
Sen karşımda benden habersiz
Benim içim erimekte yerli yersiz
Bazen bağırıp haykırayım diyorum
Sonra susup, susturup gönlümü oturuyorum
Sensizlik kahredecek beni biliyorum
Yaşananlar bir kabustu uyandım
Birazdan gelip “seni seviyorum” diyeceksin
Bekliyorum...





Yıllar sonra gülüyor mu yüzün?
Yoksa haram mı sana gecen gündüzün?
Ben şimdi çok mutsuzum
Duygularıma yenilmiş, umutsuzum
Yine tek dostum
O uslanmaz gururum.
Adını hasret koydum
Yedi tepeli şehrin
Sırf sen orada
Ve benden uzaktasın diye
Adını hasret koydum
En çok korktuğum şehrin
Sen oradayken acır her yerim
Korkularımdan uzak olsun yüreğin
Korktuğum şehirde olsa da bedenin
Gülmelerin bitmesin
Sevmelerin tükenmesin
Gözbebeğim..






Saatler durup sessizlik çöktüğünde
Gece gelir üstüne
Sonra yıldızlar dans eder
Sen izlersin uzanıp dokunmak istersin
Yetişemezsin dünya döner
Gündüz olur birden
Bulutlar gelir üstüne
Onlar ağlar sen susarsın
İki arada bir deredesin aslında
Ağlasan 4’te 3’ün kuruyacak
Ağlamasan 4’te 1’in çürüyecek
Ağlayacak gibi olursun
Bulutlar kaçar
Yerini soğuk bir rüzgar alır
Artık soğuktur hava ve
Gözlerin kıpkırmızı
Titremektesin
Ellerin ceplerinde
Önünde koca bir şehir
İçinde ağlayamamanın
Yarım kalmışlığı birikir...





Bilmiyorsun aslında
Hiç kimseler söylemedi
Yazmadı bunları sana
Ne ulaşılmazsın gerçekte
Ne de hak edilir
Bir o kadar da kibirli
Gözünün görebildiği kadar bencil
Yüzünün gülebildiği kadar hain
Tıpkı bir yılan gibi
Soğuk kanlı ve de sakin
Öldürürken bile beni
Görmemeliydi gözlerim seni
Ve asla söylememeliydi
Aynı ağızdan aynı şiiri






Ne yaptığımı bilmiyorum inan
Neden yaptığımı da
Bazen sadece düşman oluyorsun bana
Bazen ise “seviyor” diyor papatya
Neye inanacağımı bilmiyorum
Neden inanacağımı da
Bazen olmuyorsun yanımda
Ellerin ellerimde ama
Yoksun işte yoksun yanımda




Bedenin ne kadar yakın olsa da
Ruhun bir o kadar uzakta
Ne kaldığını bilmiyorum bana
Neden kaldığını da
Giden onuruma mı yansam
Kalmayan gururuma mı acaba
Anlayabilmek çok zor
Anlatabilmekte öyle
Ne olacak bilmiyorum
Sadece
Neden olacağını biliyorum
Belki çekip gideceğim
Belki de çekip gideceksin
Belki geri döneceğim
Belki de hiç birini
Görmeden öleceğim...
Hüzün sarmışken yüreğimi
Yüzümün solgunluğu dolar gözlerimde
Sorarsın bu suskunluğun ne diye
Sen derim, sensizlik derim sevdiğim.






Kendimi saklıyorum sanki
Yıllar sonra geldiğinde insanlar
Bulduklarında beni
Ya bir kemik yığını
Ya da bir tas kül
Hiç fark etmez
Götürecekler yuvamdan
Getirecekler sana
Belki haykıracaklar ”bulduk” diye
Belki ağlayacaklar ”kaybettik” diye
Sonunda sana verecekler küllerimi
Ve sen ruhumun Azrail’i
Küllerime
Sür gözlerinin maviliğini...






Başıma bela oldun
Kendi elimle yaptım
Şimdi çıkamıyorum,
Yapamıyor, atamıyorum içimden
Ne unutuluyorsun
Ne de avutuluyor.
Canım acımıyor sanıyorsun
Oysaki sende yanılıyorsun.
Belki gülüyor diyorsun
Belki de sende ağlıyorsun.
Ne yapıyorsan yap
İster gül ister ağla!
Ben susacağım sana inatla!
Konuşmadan, dinlemeden
Dinlenmeden, yorulmadan
Bir daha yolumdan ayrılmadan
Senden uzak, gözden ırak
Acılarım boğazımı ilmek ilmek sararak
Ve her yanım acıyarak
Kimseye sormadan özgürce yaşayarak
Ben susacağım sana inatla!







Karanlığa öyle bir gömdün ki kendini,
böyle severmiyim sandın seni?
Sen öyle sevgi dolu, sen öyle gözü yaşlı
acıyı bıraktım avuçlarına...
Al yaşa hayatı...
Sen aldırma, vur kendini ayrılıklara,
ayrılıklar bulur beni, bırak kendini yalnızlıklara...





Kimse üstüne alınmasın,
görmesin geçsin herkes beni,
olmasam da olur nasıl olsa dokunan yok göz yaşlarıma!
Gözlerim bir boşluğa dalmış,
kalbimde bir gül solmuş üzülen yok benden başka!
Kimse üstüne alınmasın,
burada yıkılmış en delikanlısı bu sevdanın,
kimse üstüne alınmasın...





Akşam olunca
Çekilirim acılarla dolu otel odama
Bir sıcaklık ararım kendi kendime
Bir umut, bir ışık…
İçim parçalanırda olmaz yine
İçim içimi yerken
Yokluğun soğuk, nefretin bıçakken,
Bir yorgan daha çekerim üstüme
Acılarla dolu otel odamda…




Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1288
favori
like
share
byHaktan Tarih: 13.05.2009 10:58
Fon ve şiir öylesine uyumlu ki,emeğine sağlık harikaydı...
sevgi Tarih: 12.05.2009 11:36
Emeğine Sağlık Canım Çok Güzel Olmuş
Şayeste Tarih: 12.05.2009 09:53
Emeğinize sağlık..
Resimler ve şiir güzeldi..
Nehir Tarih: 12.05.2009 08:51
Emeğinize sağlık çok güzeldi
İNCİ K.A Tarih: 12.05.2009 01:07
Emeğinize sağlık
CANÖZÜM Tarih: 12.05.2009 00:04
[COLOR="PaleTurquoise"]Emeğine sağlık güzeldiiii