Tiradlar - Tiyatro - Tiyatro Tiradları


Basri (Hakikat) - Halis Tekel
Horozlanmak yasaktır senaryosundan

Ben üzülmüyor muyum sanıyorsunuz?
İçine düştüğümüz bu anlamsızlık,
Bu döngünün ziyanı bana dokunmuyor mu sanıyorsunuz yoksa?
Hayatın bu kadar kendini açık ifade ettiği dönemde
Acımasızlığı görmüyor musunuz?
Sağınıza bakın, solunuza bakın
Ama kör ebe niyetine değil.
Çıkarın artık yancıklarınızdan at gözlüklerinizi
Çıkarın.
Beni yargılamayın dostlar,
Benimde ahbabımdır Bülent hoca bilirsiniz
Hepinizden daha çok severim hatta,
Ama onun bu çaresizliğini bu düşkünlüğünü görünce
İçimde ki bir başka ben duur, diyor, duuur dostlar.
O adam, Bülent hoca, kırk yıl boyunca, okudu okuttu.
Analığımıza, babalığımıza paydaş oldu.
Ama şimdi nerde,
Bizim gibi işe yaramayan
Ve bir baltaya sap olamamış,
işçi kahvehanesinde sürünen
İnsancıklarının içinde.
Niye
Ekmek davası için.
Ne ekmeği beyim, ekmek mi kaldı.
Ona söylediğim, o mahsumiyetsiz kelimelerin azabını çekmiyor muyum sanıyorsunuz?
Yoo, yanlıyorsunuz…
Hepinizden daha çok ölüyorum,
Bu ülkede yaşayan her insandan daha çok ölüyorum.
Tanrının gücüne gitmezse
Ki umurumda değil artık, giderse gitsin
İsa dan daha çok acı çekiyorum.
Artık bu ülkede çok okumak,
Çok çalışmak,
Çook şey bilmek önemli değil.
Az bileceksin çok çalacaksın.
Hırsız olacaksın çırpacaksın
Varsa gücün, vereceksin bankanın kapısına hortumu
Yok mu gücün, saracaksın o zaman yetimin boğazına bağırsaklarını.
Yada biçer Niyazi olacaksın, kara kaplı nizami.,
Veya başka bir şey,
İsteğin zaman yaşayacak, istediğin zaman yaşlanacak
Kuş tüyü yatakta istediğin zaman öleceksin.
Yani kaderin kendi elinde olacak.
Saltanat makamında oturun ilgili bakanlar gibi…



Şarapizm (ateist) - Halis Tekel
Mülteci Oyunundan

Yo yo hayat hikayemi falan anlatmayacağım size,
Zaten tarih abdestliğini ve kutsallığını kaybetmişken
Böyle aptalca bir şeyi beklemeyin benden sarhoş olsam da
Ben şarap içerim, şarap
Günde beş vakit namaz niyetine
Leyla ile Mecnun adına içerim.
Bilir misiniz tadını,
Aman nerden bileceksiniz yahu , gece kıyafetiyle pek tat vermez ki.
Sigara da içerim elbet bol bol
Yaşlılığımı boşuna hayal ettiğimi de bilirim
Otuzbeş, hadi taş çatlasın
Otuz altının başında ölürüm, kesindir bu
Çünkü, izmarit artı ispirto eşittir ölüm.
Nasıl ve nerde öleceğimi de bilirim.
Ben şarapçıların şahıyım, ben her şeyi bilirim.
Psikoloji, sosyoloji, bokoloji, aklınıza gelecek veya gelmeyecek,
Son iki hecesi loji ile biten bütün mantıksızları bilirim.
Anlamlarını bilmesem de her yola girerim.
Kapitalizm, sosyalizm, ahlizm vahlizm
Ama en güzeli benim yolum olan şarapizm
Her adımımda yanımda olan, tek dostuyumdur kendimin.
Bilirim hiç biriniz beni sevmezsiniz,
Alacağım hırkamı gideceğim zaten buradan.
Ama bilmezsiniz ki, sizi gidi aptallar sizi
Bu dünya benim adıma yaratıldı,
Benim adım ile döner durur, deliler gibi kendi etrafında.
Ama siz güneş etrafında döndüğünü sanırsınız hah.
Yoldan geçen, permalı röfleli, burmalı yosmalı
Tamperli tampersiz bütün kadınlar benimdir benim.
Bütün şarkılar benim adıma yazılmıştır.
Bütün şiirler benim adıma okunur,
Tek yalnızlık tanrıya mahsus, işte oda bana dokunur.
Lanet olsun…
Güneş doğsun artık, hırkam nerde, ben gidiyorum



Mustafa - Hayaller ve Gerçekler
Kemal ORUÇ

Geçmiyor, bir türlü geçmiyor. Ne yaparsam yapayım yine de geçmiyor. Tam unuttum diyorum, yine çıkıp geliyor. Hayalini görüyorum onun. Buraya geliyor. Beni ziyaret ediyor. Orta birinci sınıftayken beni okuldan aldı, bir işe soktu. Çocuktum ama oyun yoktu, oyuncak yoktu. Durmadan çalışıyordum ve o benim kazandığım bütün parayla içki içiyordu. İşkenceler hep devam etti. Üzerimde söndürdüğü her sigarada ona olan nefretim biraz daha alevlendi. Epey bir süre gizlice karate çalıştım. Çocuk aklı işte, amacım bir an önce ondan daha güçlü olup onu dövmekti. Baktım bu böyle olmayacak bıraktım karateyi ve gizlice bir okula kayıt yaptırdım. Ortaokulu dışarıdan bitirdim. Lise 1'e başladığımda artık genç bir delikanlıydım ve babamın baskıları beni yıldırmıştı. Artık ona kendimi ezdirmeyecektim. Zaten çok içmekten yavaş yavaş kafayı yiyordu. Topladım eşyalarımı kaçtım evden. Epey bir süre sokaklarda yattım. Sokak çocuklarıyla ahbaplık ettim. Tinerlerini paylaştılar benimle. Sonra bir iş buldum: Bir kafeteryada garsonluk… Oranın deposunda konaklamaya başladım, iri lağım fareleriyle birlikte… Çok sevmiştim onları, çünkü tek arkadaşlarım onlardı. Çok büyük bir hırsla çalışıyordum, hem işte hem de okulda derslerime… Derslerimde çok başarılıydım. Öğretmenlerim üstüme düşerdi. Hoşuma giderdi bu durum. Ama gel gör ki hiç arkadaşım yoktu. Aslında vardı: Selim… Ama o da beni terk etti. Büyük ihtimalle sevgilisi istemişti böyle olmasını. Oysa ben onun gerçek bir dost olduğuna inanmıştım. Canı sağ olsun eski dostumun. Lise sondayken İpek diye bir kızla tanıştım: ilk aşkım. Daha doğrusu ilk ve son… Çok sevdim onu. Bana annemden sonra sevgiyi hatırlatan tek kişiydi. Ama şimdi Nihan'la evliyim.




Mevlüt Baba - Hayaller ve Gerçekler
Kemal ORUÇ

Yıllardır biriktiririm bu derdimi içimde. Nasıl anlatılır nasıl sözcüklere kurulur bilemem. Ben içimde yaşadım ya hep… (Durgunlaşır.) Gençliğimde bir kadın sevdim. Canımdan çok hem de… Evlendik, bir bebemiz oldu: Ahmet... Ahmet'im… Daha iki yaşındayken anası garibim kansere yakalandı, çok çok altı ay dayandı bu illete. Ahmet'imi tek başıma büyüttüm. Yeri geldi anası da ben oldum. Aç kaldım ama Ona hissettirmedim. Çöplükten bulup yedim ama Ahmet'imi hiç aç koymadım. Hiç üşümedi o ben ayazlarda donarken. O sıralar eskicilik yapardım ben. Demir, pet şişe falan toplar satardım. Okumadım hiç ben, okutmadılar. İstedim oğlum okusun adam olsun, kimsenin eline bakmasın. Lise çağına gelince beni tanımaz oldu. Utandı içten içe… Hiçbir çocuk babasının fakirliğinden utanır mı? Utandı işte yavrucak. Kaçtı günlerce benden. Aradım, okuluna gittim sordum benden bahsetmemiş bile… Başka birinden bahsetmiş. Demiş ki "Benim babam doktor". Kızmadım ona kızamadım. Sonra Tıp Fakültesini kazandı, başka şehre okumaya gitti. Bir daha da arayıp sormadı. Kazandığım her parayı gönderdim, oğlum aç kalmasın, yaban ellerde açıkta kalmasın diye. Profesör oldu, şimdi İstanbul'da benim hastabakıcılık yaptığım hastanenin başhekimi... Anlayacağın Prof. Dr. Bekir Şahin benim oğlum... Siyasi torpille geldi buraya. Benim için değil merak etme, kendi çıkarları için… Ben sildim bir kere Onu hayatımdan. Benim Bekir diye bir oğlum yok! İşe bak ki bir zamanlar o benden utanırdı. Şimdi ise ben ondan utanıyorum!




Mehmet - Hayaller ve Gerçekler
Kemal ORUÇ

Diğer çoğu hastalıkta olduğu gibi benimkinin de temelleri çocukluğuma dayanıyor. Hayır hayır düşündüğün gibi baskı altında falan büyümedim, şiddete de maruz kalmadım. Bahçesinde onlarca ağaç olan bir evde büyüdüm. Bir sürü arkadaşım vardı ve çok da iyi bir ailem. Şimdi "bütün bunlara rağmen nasıl oldu da kafayı yedin" diye soracaksın bana. Peki söylüyorum: Benim hastalığım; insanlara mutluluk vermek… Bakma bana öyle garip garip. Ciddiyim ben. Küçüklüğümden beri çevremdeki herkese bıkmadan, usanmadan mutluluk vermeye çalıştım. Başkaları mutlu olduğunda ben daha da mutlu oldum. Neden diye sorma sakın. Ben gerçek bir insan olmaya çalıştım. Bir de çocukluğumda bir film izlemiştim. İnsanları sadece güldürerek tedavi eden bir doktor vardı filmde. Ondan etkilenmiş olabilirim biraz. Düşünsene; ilaç yok, sadece gülücükler var. Bunu kendime vazife olarak aldım ve büyüyüp kocaman bir adam olana kadar da herkesi mutlu etmeye çalıştım. İnsanların sorunlarını dinlemek ve çözümler üretip onlara sunmak hoşuma gidiyordu. Hatta biliyor musun öyle güzel bir mutluluk zinciri kurmuştum ki bir kişinin sorununu başkalarıyla tartışıp fikirleri sentezliyor ve en iyi çözümü o kişiye sunuyordum. Bütün bunları not ettiğim kocaman bir defterim vardı. Nitekim gel gör ki işler pek yolunda gitmemeye başladı. İnsanlar bir süre sonra bana sırt çevirdiler. Hep gülmek olmazmış. Sorunları da yaşamak, hüznü de tatmak gerekirmiş. Beni her an mutlu görenler artık bana bir uzaylıymışım gibi bakmaya başladılar. Aslında onların biraz da haklı olduğunu anladığımda artık çok geçti. Dışlanmıştım. Nasıl ki büyük bunalımlar yaşayanlar deli ilan ediliyorsa hep mutlu olanlar için de aynı şey geçerliymiş.

Anlayacağın sonunda kendimi bu ruh sağlığı hastanesinde buldum. Kendini bulmak… Ben gerçekten kendimi burada buldum çünkü burada bir sürü sorunlu var. Ve ben de hepsinin yardımına koşabilirim.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2381
favori
like
share