Âh o yâr

Dîl fedâdır o yâre ki yâr mülkü talandır!
Şehr-i İstanbul artık hatırlarda kalandır…

Harâbedir bu gönül yâr nicedir vefâsız!
Geçip giden gençliğim bir yara ki şifâsız…

Her ânı kara geçer ömrüm küstü beyaza!
Yâr güneşi doğmaz mı içimdeki ayaza?

Gurbetin tarifini yârdan uzakta buldum!
Kederi saçlarıma dökülen akta buldum…

Âh o yâr Bayâtî’yi yerden yere vururken
Acaba mesut mudur? Cân ağacım kururken…
Güçer Kafa

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 229
favori
like
share
leylin Tarih: 13.05.2009 14:10
Hepsi bir birinden güzel şiirler..
Yüreğine emeğine sağlık...
uCuRuM ciCegi Tarih: 13.05.2009 11:34
okuyan gozlerine saglik hayatim
Şayeste Tarih: 13.05.2009 09:24
Hürmet öldü… Saygının izini gören var mı?
Menfaatperest olmak büyüklüğe sığar mı?

Harika şiirler..
Yüreğine, emeğine sağlık canım..
uCuRuM ciCegi Tarih: 13.05.2009 05:41
Aşk Medeniyeti Yada XXI. Asrı İdrâk

Yalnız geldim dünyaya annem tuttu elimden…
Yalnız mı gideceğim? Yâr tınmaz emelimden!

Aşkı arayıp durur âhvâlince her kişi!
Buldum deyip coşmalı bir hanımda er kişi…

Lâkin zaman pek garip pek mânâsız bu düzen!
Aman ne devre çattık aklı ereni üzen…

Gönülden çırpınışın kıymeti yok ne yazık
Her kulun heybesinde maddiyatı tek azık!

Hem sevip hem güvenmek bir masaldan ibaret!
Yuva kurmak ummanda batan saldan ibaret…

Hanımlar bir acayip beyler beylik bilmiyor!
Her değer yozlaşıyor giden geri gelmiyor…

Çatırdıyor temeli millet denen sarayın
Bu derdin sebebini sokak sokak arayın!

Selamsız geçip gider iki komşu her sabah!
Otobüste ayakta kalmış ki ninem eyvah!

Hürmet öldü… Saygının izini gören var mı?
Menfaatperest olmak büyüklüğe sığar mı?

Redd-i miras eyleyen torunların halini
Söylemeye dil varmaz kara istikbâlini…

Eskiden bir biz vardı… Ben gölünde boğuldu!
Millet diye yaşarken kitle olup yığıldı…

Bu yığına bakıp da ağlamamak elde mi?
Vatan dediğimiz şey şu perişan belde mi?

Kendini bilmez olduk özümüzden bîhaber!
Mânâda batar iken gökdelenler muteber…

Gökdelenler yükselir medeniyet çökerken
İnsanlar açlık çeker çöpe ekmek dökerken!

Koskoca bir tezadın adı imiş modernlik!
Yozlaşmanın o buruk tadı imiş modernlik!

Kadınlar ürker olmuş anneliğin tahtından
Düzeyli(?) ilişkiler öç alırken bahtından…

Adamlar asıl değil suret desem hiç değil!
Manzaraya bakıp da kinle dolmak suç değil…

Buzdağları misali koptuk birbirimizden
Yarınlar şikâyetkâr güdük eserimizden…

Maneviyat utanır bakınca yüzümüze
Tarihimiz yürürken öfkeyle üstümüze…

Gençlik elden gidiyor kimin nesli bu nesil?
Ve sen şaşkın ebeveyn! Revâ mıdır taş kesil?

Uyan ey Türk Milleti gaflet de şaştı sana!
Şanlı mazinin âhı çoktan ulaştı sana…

Batı diyerek battın kendin olmaya bak sen!
Bu uru dağla artık… Bu urbaları yak sen…

Türklük gömleğini giy ruhunu Hak’la yıka…
Sen kendin olduğun gün sana kim karşı çıka?

Ben ki bir deli şair gamlı söyler dururum
Naftalin kokan ruhum ve mazidir gururum!

Böyle sürmez bu gidiş kırılır yozun çarkı…
Kutlu hanımlar beyler bir gün gösterir farkı!

Aşkın Medeniyeti dirilmekte ân be ân!
O şanlı yarınları müjdeliyor Kehkeşân…

Hâmâset değil mazi hakikattir bilâkis
Çınlamaktan yorulmaz ruhumuzdaki akis!

Şartlar bizi âheste bize sürüklemekte
Zaman nehri kabuğu öze sürüklemekte…

Şaha kalkmak üzredir yedi iklim Türk Yurdu!
Yaradan bu millete sancaktarlık buyurdu…

Kendimizin farkına vara vara yücelmek
Tek kaygımız olmalı hayırla şerri bilmek…

İhmal etmiş olsak da geç değil tamir için
Cemiyetin ruhunu… Toplum olmak mı? Geçin!

Sözcüklerle konuşmak daralttı ufkumuzu!
Kelimeler bölmeli bu ölüm uykumuzu…

Dilde fikirde işde dünsüz bugün olmuyor
Elden çıkarılanın asla yeri dolmuyor…

Bir terkibe muhtacız: Hem dün hem bugün diyen…
Senin eskimez yenin en kıymetli hediyen!

Önce sen keşfet yaşa… Sonra yaşat herkese…
Tâ özünden esecek bir rüzgar gerek sise!

Hece hece duyulur rüzgarın ayak sesi!
Kulak vermiş İstanbul Şumnu Kerkük ve Yesi!

Üstâd Yahya Kemal’in şiiri yaşanıyor
Süleymaniye’de Türk bayramı kuşanıyor…

Daha dün nevbahardan ümit kesmiş ayazdım…
Ben ki bu manzumeyi ruhumda duyup yazdım!

Her şey rücû etmekte töresince aslına
Şahikalar ket vurur mağlubiyet faslına!

Artık bizim türkümüz söylenecek dillerde
Nihayet anlayacak bu sırrı gafiller de…

Senaryolar komplolar tutmadı. Tutmayacak!
Türk Kültürü güneştir! Batmadı! Batmayacak!

Her şeyin var! Tereddüt yakışmıyor gözüne…
Dağların ardını gör yaslanarak özüne!

Her karanlık gecenin elbet ardı sabahtır!
Senin asrın bu asır… Tan ağardı sabahtır!

Çok söyledin Bayâtî söyleme de seyre çık!
Yaradan’ın izniyle gayrı yolumuz açık…
Güçer Kafa
uCuRuM ciCegi Tarih: 13.05.2009 05:41
Beni Beni…


Deli gönlüm bilmece
Usul usul çöz beni…
Firar eder her gece
Görse neyler göz beni?

Uyku bilmez düşlerim
Belki kusur işlerim…
Ağlamaya başlarım
İncitince söz beni!

Aşka âşık olmuşum
Alev alev solmuşum…
Aşkla seni bulmuşum
Cân ipine diz beni…

Boş vermişim âlemi
Murâd siyah lâle mi?
Al eline kalemi
Yâr diyerek yaz beni…

Yıldız yıldız bakışın
Yüreğime akışın…
Hasretinle yakışın
Yeter! Gel de üz beni!

Şefkatindir umduğum
Gözlerimi yumduğum…
Hem çaresin hem düğüm!
Yorar olmuş naz beni…

Mor dumanlı doruklar
Gökyüzünde konuklar…
Ümitlerim koruklar
Avuturken saz beni…

Kuzucağım sev beni
Eyler aşkın dev beni!
Boz ayrılık tövbeni
Sarıver bu güz beni…

Şol Bayâtî âşığın
Bas! Geç! Gayrı eşiğin!
Seni bekler beşiğin
Murâda sal tez beni…
Güçer Kafa
uCuRuM ciCegi Tarih: 13.05.2009 05:40
Aşka Aşık Olan Cân

Cevrü cefâ çekerken inleyen kemanların
Duyulmaz mı efkârı a gönül duyulmaz mı?
Çehremde çizgilerle eskiyen zamanların
Sarhoşu olan gönül bir daha ayılmaz mı?

Durup durup iç çeken ihtiyar hatıralar
Bir köşeye çekilip ağlıyor bu sıralar…
Göz göz olmuş kanıyor yürekteki yaralar
Aşka aşık olan cân âşıktan sayılmaz mı?

Milyonların içinde bir yalnızı yaşarım
Damla damla birikir gözlerinden taşarım…
Ân olur ben ki kendi kendime de şaşarım

Aşka sebil olunca kendinden cayılmaz mı?
Güçer Kafa
uCuRuM ciCegi Tarih: 13.05.2009 05:38
Âh Yâr!


Sen değil misin beni alev alev kavuran?
Âh yâr sen değil misin elden ele savuran?
Hırçın dalgalar gibi gönül kıyıma vuran
Bu ebedi hicrâna salan sen değil misin?

Cânânımsın şüphesiz cânımsın cândân öte!
Âtiyedir kederim giden zamandan öte…
Bilirsin de bilmezsin hâlim kurbandan öte
Gözyaşınla ömrüme dolan sen değil misin?

Bir tecelli akseder ruhumun aynasına
Pus içinde her nazar gam dolar cân tasına!
İbrahim gibi düştüm ateşin ortasına
Nâfile soldururken solan sen değil misin?

Bu del’olmuş gönülle neyler Bayâtî neyler?
Nefes nefes tutuşur seher yeliyle neyler…
Kamış iken cân bulur neyzen eliyle neyler!
Aşk sazını bîkarar çalan sen değil misin?
Güçer Kafa