mevlidi şerifin önemi - mevlidi şerifin ingilizce sözleri -

Henüz küçücük bir çocuktum. Bir gün evimizde mevlid okunuyordu. Misafirler büyük bir huşu içinde ve samimi hislerle, kısmen anlaşılması zor olan mevlidi dinliyorlardı. Ağlama sesleri, salavatlar, şerbetler, ayağa kalkıp kıbleye dönmeler ve tekrar oturmalar arasında duâ edilmiş ve mevlid töreni sona ermişti. O günden sonra da birçok kez camilerde veya akraba evlerinde mevlid dinlemiş naneli şeker paketleri ile gülyağı dağıtılmasına şahit olmuştum.

Aradan yıllar geçti... Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğrenci iken, Süleyman Çelebi’nin Mevlid’ini onbeşinci yüzyıl metni olarak dil bakımından incelediğimiz zaman, halkın bu derece hürmet ettiği bu metnin bir şiir olduğunu, üstelik Eski Anadolu Türkçesine ait birçok ses ve kelime hususiyetine sahip bir özellik taşıdığını farkedecektim.

Türk insanının Hz. Peygamber’e (s.a.s.) olan sevgisini ve hürmetini yansıtan mevlid, içli bir şiir olmanın ötesinde halk arasında bir kutsiyet kazanmıştır. Öyle ki, hemen hemen her namaz vaktinde, bir mevlid töreninin düzenlendiğini ve Efendimize karşı samimi muhabbet hisleriyle süslü bu şiirin okunduğunu söyleyebiliriz. Kandil, doğum, mezuniyet, vefât, yıldönümü ve diğer pek çok konuda halk arasında mevlid okutulması oldukça yaygındır. Mevlid, bu yönüyle dünyanın hiçbir şiirine nasip olmayacak bir değere sahiptir. Yunanlıların Homeros’u, Fransızların La Fontaine veya Baudelaire, Rimbaud’u, İngilizlerin Byron’u, Almanların Goethe’si, Rusların Puşkin’i ya da Amerikalıların Edgar Allen Poe gibi şairleri, Süleyman Çelebi kadar okunmamıştır. Dünya edebiyatının bu ünlü şairlerinin eserlerinin günün belli vakitlerinde ve geniş topluluklar tarafından okunup dinlendiğini söylemek gülünç bir iddia olur. Oysa Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i öyle mi?

Onuncu asırdan itibaren yazılan ve dünyanın çeşitli dillerinde sayıları yüzü aşkın bu nevi şiirlerin ortak bir konuda, Peygamber Efendimizin hayatı, mucizeleri ve hayatının çeşitli safhalarının anlatılması hususunda yazılması, konudan ziyade ifade tarzını ön plâna çıkarmaktadır. Bu yönüyle de en kuvvetli örnek şüphesiz ki Süleyman Çelebi’nin eseridir. Süleyman Çelebi’nin bu eseri, Arapça ve diğer dillerdeki birçok mevlid üzerinde etkili olmuş, “hatta bu eserin aynen Arapçaya çevirisi yapılmıştır” (Bakırcı, 2002 :116).

Arapça, Farsça, Boşnakça, Urduca vb. pek çok dilde mevlidlerin yazıldığı bilinmektedir. Ama Mevlid’in, “The Mevlidi Sherif” ünvanıyla İngilizceye tercümesi, pek bilinmemektedir. F. Lyman MacCallum tarafından yapılan İngilizce Mevlid tercümesi, 1943 yılında ilk baskısını ve 1957’de de ikinci baskısını yapmıştır. Süleyman Çelebi’nin eserinin bir kısmının tercümesi olan eser, sekiz bölümden meydana gelmektedir: Giriş, Fatiha, Efendimizin doğumu sırasındaki hadiseler, Efendimizin doğumu, Efendimizin mucizeleri, Mi’râc mucizesinin anlatımı, yakarış, duâ ve tekrar Fatiha.



MacCallum, tercümenin ilk on sayfasında Mevlid hakkında bilgiler vermektedir. Türklerin beş yüz yıldır Mevlid’i içtenlikle yaşattıklarını söyleyen yazar, Süleyman Çelebi’nin soyu ve Mevlid’in yazılma hikâyesini de anlatmaktadır. Batıda, Irmgard Engelke’nin (Sulajman Tschelebi’s Lobgedicht auf die Geburt des Propheten (Mevlid-i Şerif), Halle 1926) 360 ile 630 beyit arasında değişen nüshalar üzerinde çalıştığını ifade eden MacCallum, kendi tercümesinin 263 beyitlik bir Türkçe Mevlid nüshasına dayandığını da belirtmektedir.

Bu nüsha, 1931’de İstanbul’da basılan bir Mevlid metnidir (Süleyman Dede, Mevlid-i Şerif, Ahmet Halit Kütüphanesi, İstanbul, 1931). Mevlid törenlerinden ve bu törenler sırasındaki bazı geleneklerden bahseden yazar, eserinin sonunda Mevlid’in makamıyla ilgili bir de nota eklemiştir. Yazarın Osmanlı sarayında mevlid okunması sırasındaki protokol ve âdetleri (Mouradja d’Ohsson’dan naklen) uzun uzun anlatması, Mevlid’in bir devlet töreni olarak değerini ve devlet adamları tarafından ne kadar ciddiye alındığını da yansıtmaktadır.

Dünyanın en çok okunan şiirinin Batı dünyasına tanıtılmasına vesile olan bu eser, bir toplumun dinî hissiyatını ve Peygamber sevgisini tarafsız bir biçimde yansıtması bakımından önemlidir. Batı insanının, İslâm’ı halka mal olmuş ve halkın hissiyatına tercüman olan bu tür eserler vasıtasıyla tanıması, Müslümanların iç dünyasının, Peygamberlerine duydukları sevginin ve O’na bağlılık hissinin doğru ve mükemmel bir hâlde anlaşılmasına da vesile olacaktır.

***

Eserden birkaç örnek beyit:
The Mevlidi Sherif


In the Name of God, the Merciful, the Compassionate
(Bismillahirrahmanirrahim)

Allah ! This name invoke we in beginning,
For this is ever due from us, his servants

(Allah adın zikr edelim evvelâ
Vâcip oldur cümle işte her kula)

Allah ! The name which brings to all who call it,
God’s present aid, the weight of labour light’ning.
(Allah adın her kim ol evvel ana
Her işi âsân ede Allah ana)

Did Allah’s name begin each fresh endeavour,
The end would ne’er fall short of [blank] attainment.

(Allah adı olsa her işin önü
Hergiz ebter olmaya anın sonu)

With every breath repeat that name, unceasing;
In Allah’s name see every task completed.

(Her nefesde Allah adın de müdam
Allah adıyla olur her iş tamam

Salavat :
Blessing and greeting upon thee, O Apostle of Allah!
Blessing and greeting upon thee, O Beloved of Allah!


The Mevlidi Sherif / A. Fuat BİLKAN

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2240
favori
like
share
paye Tarih: 14.05.2009 17:08
teşekkürler. anlatılan Allah ın sevgilisi olunca gerisi teferruat...
yılmazsan35 Tarih: 14.05.2009 11:44
allah(cc)razı olsun
ultimatom Tarih: 13.05.2009 22:34
Ellerine sağlık ...