Bir gün, Fahr-i Kâinat Efendimiz -sallallahü aleyhi ve sellem-in yanına azılı müşrik Ebû Cehil çıkagelir. Bir nazarıyla kışları bahar eden, varlığıyla el-Emîn olan, sohbetiyle güller derilen, susuşuyla ayrı bir asalet sergileyen İki Cihan Güneşi -aleyhisselam- Efendimiz, her zamanki nezaketiyle, mütebessim karşılar bu Peygamber düşmanını. Ebû Cehil ise her zamanki kabalığıyladır. Ebû Cehil, bu dünyalar güzeline bakıp: “Ne kadar çirkin bir yüzün var ey Muhammed, Senden hiç hoşlanmıyorum” der. Seyyidü’l Kevneyn -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz: “Haklısın ya Ebu Cehil” buyururlar gül lebi ve gül femiyle. Derken az sonra sâdık dost Ebû Bekir sıddîk çıkagelir. O da hayran hayran bakar, güzeller güzelinin dünyalar tatlısı yüzüne. Mübârek dudaklarından şunlar dökülür: “Ne kadar da güzelsin yâ RasûlAllah, gönüllere ferahlık veriyorsun. Dünyada senden daha güzelini görmedim.” Bu gerçeği, en yakın dostundan duyan İki Cihan Güneşi -aleyhisselam- Efendimiz, mesrûr bir şekilde : “Haklısın yâ Ebû Bekir, doğru söylüyorsun” buyururlar. Buna şahit olan o meclisteki insanlar: “Bu nasıl iş yâ RasûlAllah, hem Ebû Cehil’e hem Ebû Bekir’e “haklısın” buyurdunuz, oysa ki ikisi de birbirinin zıddı şeyler söyledi?” şeklinde soru yöneltince, insanlığın baş tâcı olan Mihenk -aleyhisselam- Efendimiz mükemmel bir cevap verir: “Ben bir aynayım, bana bakan, kendini bende görür.”
Güzel bir ifâdeyle “bitmez güzelin vasfı, ağaçlar kalem olsa”
Ayna... Anlatılmak istenen bütün ifadeleri kendinde toplayacak kadar kesin bir ifade. Açık, net, berrak olan bu kelimeyi seçmesi, muhakkak ki rast gele değildir. Zâten, cevâmiü’l kelîm olan en güzel lisan sahibi Efendimiz, az kelimeyle çok anlam ifâde etme san’atında da, dünyada eşsizdi.
Dünyalar güzeli anlatılmaya çalışılıyorsa, kelimeler kısır kalır, zîrâ “bitmez güzelin vasfı, ağaçlar kalem olsa”
Ayın dolunay olduğu bir zamanda, aylara, güneşlere ışığından bir kıvılcım sunan Güzel’in -aleyhisselam- yüzüne bakan bir sahâbe: “Bir ayın dolunay haline, bir de ALLAH Rasûlünün yüzüne baktım. Vallahi Rasûlüllah’ın -aleyhisselam- yüzü aydan daha parlaktı.”
Ay dahi güneş dahi
Nurundan Muhammed’in
Cümle felekler dahi
Şavkından Muhammed’in
(Yunus Emre)
“Seni anlatmak için yâ Muhammed, göklerle yer arası kadar ağza ihtiyacım var.” Zîrâ: “bitmez güzelin vasfı, ağaçlar kalem olsa”
“Beni yaşlılarınız yalanladı, gençleriniz tasdik etti” dediği demlerde 10 yaşında İslam’ı tanıyan Hz. Ali, 18 yaşında evlatlıktan reddedilip ALLAH Rasûlü-Aleyhisselamın- şefkat kanatları altına giren Mus’ab Bin Umeyr düşer yâdımıza. Ağaç dallarının çıtır çıtır budanışı gibi sancak taşıyan kollarını Mûte’de şehid veren cennet kuşu Câfer bin ebî Tâlip’in 22 yaşında Peygamber saflarına katılışı işleniyor hafızalara. Peki onların damarlarına zerre zerre sevgi işleyen kâinatın sevgilisi –Aleyhisselam- için ne denir?Ümmetine olan düşkünlüğü, kulluktaki erişilmezliği, her şeyi bizzat kendisine yakışır tarzdaki mükemmelliği ile herhalde ancak şu denir:
“Bitmez güzelin vasfı, ağaçlar kalem olsa”
Kutlu doğumlar, ümmet için gerçek KUTLU DOĞUMLAR ı beraberinde getirsin inşaAllah. Konu O –aleyhisselam- olunca, kelimelerin boğazı düğümleniyor, müthiş bir çıkmaza giriyor insan. Hz. Aişe Validemiz, bütün sözleri içinde barındıran bir kelime sarf ediyor ki, gerisine ihtiyaç yok: “O’nun ahlakı Kur’an idi. O -aleyhisselam- yürüyen bir Kur’an idi. Zîrâ:
“Bitmez güzelin vasfı, ağaçlar kalem olsa”
O’nu -aleyhisselam- anlama, anlatma, yaşama ve yaşatma erdemlerinin hayatınızda olacağı güzel günlere, sevdiklerinizle kavuşun efendim. Güzelin vasfı bitmez ancak söz uzar kesret gerektir vesselam

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 370
favori
like
share
yılmazsan35 Tarih: 15.05.2009 12:12
allah(c.c)razı olsun
paye Tarih: 14.05.2009 17:09
teşekkürler Allah razı olsun