Trabzon Ve Atatürk - Atatürk ve Trabzon Hakkında Atataürk'ün Trabzon ziyaretleri

Atatürk'ün Trabzon'a 15-17 Eylül 1924 Tarihlerinde İlk Ziyaretini Gerçekleştirdi.

15 Eylül 1924 tarihinde geminin iskeleye yanaşmasıyla birlikte Mustafa Kemal Paşa Eşi Latife Hanım ve yanındaki İstanbul Milletvekili Hamdullah Suphi Bey, Gaziantep Milletvekili Kılıç Ali Bey ve Bozok Milletvekili Salih Bey ile birlikte karaya çıktığında iskeledeki mahşeri kalabalık tarafından coşkun tezahüratlarla karşılanmıştı. Mustafa Kemal Paşa, sevgi gösterileri arasında ilk olarak Belediyeyi ziyaret etti. Belediyeden beraberindekilerle birlikte Halk Fırkası'na hareket eden Gazi Mustafa Kemal Paşa, Halk Fırkası binasında bir müddet dinlendikten sonra hükümet binasına geçerek binadaki kuruluşları gezdi ve çalışmalar hakkında bilgi aldı. Daha sonra kendisi için hazırlanan eski karargah binasına (şimdiki Trabzon Müzesi) geçti. Aynı günün akşamı ise Trabzon Belediye Başkanı Kazazzade Hüseyin Efendi'nin onuruna verdiği yemeğe katıldı.

İkinci gün Adalet Bakanlığı mensuplarını kabul ederek onlardan çalışmaları hakkında bilgi alan Mustafa Kemal Paşa daha sonra Ziraat Müdürü ve Milli Eğitim Müdürü'nü kabul ederek, sorunlarını dindi. Trabzon Lisesi ve ardından Öğretmen Okulu'na giden Büyük Önder, burada öğretmenlerle sohbet ederek sorunlarını yakından dinledi. Son gün ise Trabzon Tüccar ve Esnafını dinleyerek Hamidiye Kruvazörü ile Rize'ye gitmek üzere uğurlandı.

27 Kasım 1930 Perşembe Günü Ulu Önder yanında İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Başyaver Rasuhi Beyleri alarak Trabzon'a ikinci ziyaretini gerçekleştirdi. Atatürk arkadaşları ile birlikte Kendisi için hazırlanan Türk Ocağı'na geçti. Daha sonra vilayet binasına geçen Mustafa Kemal Paşa, gerekli incelemelerden sonra Belediye'ye geçerek Belediye Başkanı Temel Nücumi Bey'den Trabzon'un sorunları hakkında bilgiler aldı.

Mustafa Kemal Paşa, ikinci gün öğleden önce Şükrü Kaya, Hasan Saka, Recep Peker ve Salih Omurtakla bir süre baş başa görüştükten sonra, saat 14.00'de Cumhuriyet Halk Fırkası'na geçti. Burada bir süre yetkililerden Trabzon'un sorunları hakkında bilgi aldıktan sonra salondakilerle uzunca sohbet etti. Daha sonra topluluğa hitaben yaptığı konuşmada, kuruluşu ve başkanı bulunduğu Halk Fırkası ile olan gönül bağının sonsuz ve sınırsız olduğunu belirterek sözlerini "Başlangıçtan beri birlikte çalıştık, sonsuza kadar da beraber çalışacağız." diye sürdürdü.

29 Kasım 1930 Cumartesi günü öğle saatlerinde iskeleye hareket eden Mustafa Kemal Paşa, bir kez daha Trabzon'dan uğurlandı.

Atatürk'ün Trabzon'a yaptığı son ziyaretini 7 yıllık bir aradan sonra 10 Haziran 1937 Perşembe günü gerçekleştirdi..

Atatürk halkın büyük ve coşkun tezahüratları arasında Trabzonlular tarafından kendisine hediye edilen Soğuksu'daki köşke giderek bir süre dinlendi. Üçüncü Genel Müfettiş Tahsin Üzer tarafından onuruna verilen akşam yemeğine katıldı.

İkinci gün saat 16:00'da İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Genel Müfettiş Tahsiz Uzer, Ordu Müfettişi Orgeneral Kazım Orbay ve Korgeneral Muzaffer Ergüder olduğu halde Vilayet Makamını ziyaret ederek şehrin sorunları hakkında bilgi aldıktan sonra Halk Fırkası'na geçti. Daha sonra Halkevi binasında incelemeler yapan Atatürk Belediye Başkanı Cemal Turfan'dan kentin sorunları hakkında bilgi aldı. Belediye'den Kalepark'a geçen Mustafa Kemal Paşa liman hakkında bilgi aldıktan sonra Erdoğdu'daki askeri kışlaya geçerek bazı küçük tatbikatlar yaptırdı ve daha sonra kendilerine teşekkür ederek köşke geçti.

Akşam saat 18.30'da köşkte Genel Müfettiş Tahsin Uzer Atatürk onuruna gece şöleni düzenlendi. Şölene katılanlar, bu mutlu anı adeta halk şenliğine dönüştürmüştü. Atatürk Özel Kalem Müdürü Süreyya'yı yanına çağırarak "Bu geceki duygularımı; Başbakan ismet inönü'ye, onun güzel okuyuşuyla Millet Meclisi'ne ve bütün dünyaya duyurulmasını bildirmek isterim. Söyleyeceğim sözleri not ediniz" emrini verdi.

'Trabzon Özel İdaresi'nin bana kıymetli bir hediyesi olan köşküme gittim. Orada da beni yalnız bırakmadılar. Her türlü yüksek misafirperverlik örneği ile karşılaştım. Geceyi çok rahat ve huzur içinde geçirdim. Bugün (Cuma günü) Genel Müfettiş Tahsin Uzer'in yaptığı programı izledim. Valilik makamını, Halkevi'ni, Belediye'yi, kumandanlık makamını, Askeri Garnizon'u ziyaret ettim. Bu makamların her birinde karşılaştığım heyetler bana, sana, Cumhuriyet hükümetine ve bütün Türk milletine ister istemez gurur ve yücelik, kuvvet ve heyecan verecek yüksek değerde ve erdemde idiler.

Belediye dairesinde, kendi arzularıyla halkın içine girmiş olan yabancı ülke konsolosları da bulunuyordu. Onları da görmekle ayrıca mutlu olduğumu belirtmeliydim..."

Köşkteki bu tarihi gecede Mustafa Kemal Atatürk tüm mal varlığını canından çok sevdiği Türk ulusuna bağışlama kararını verdi ve bunu Trabzon'dan tüm Türk Halkına duyurdu.

12 Haziran 1937 Cumartesi günü sabah saatler 3.30'u gösterdiği sırada Köşkten, kendisiyle birlikte olanlarla hareket emrini verdi.

Karadeniz'in Simgesi Hilal



Mehmet Altan, "Karadeniz'in Simgesi" isimli yazısında Dünya Fair Play ödülünü alan Hilal ile ilgili bir yazı kaleme aldı.
Star Gazetesi köşe yazarlarından Mehmet Altan, Dünya Fair Play ödülünü 12 yaşındaki ilköğretim okulu öğrencisi Hilal Çoşkuner'in alması olayı ile ilgili "Karadeniz'in simgesi" isimli yazısını kaleme aldı.

İşte "Karadeniz'in Simgesi"

Geçtiğimiz yıl... Trabzon'da... Okullararası kros yarışması yapılıyor. On iki yaşında... Trabzon'da İlköğretim Okulu öğrencisi... Hilal Coşkuner de yarışmacı. Koşuyor, koşuyor, koşuyor... Ve birinciliği yakalıyor... En önde sürdürüyor yarışı. Hilal bastırsa...

Birinci olması kaçınılmaz.

Ama olamıyor...

Daha doğrusu olmuyor.

Neden?

Çünkü rakiplerinden birinin sakatlandığını görüyor.

Yarışı bırakıp arkadaşının yardımına koşuyor.

***

Önceki gün...

Paris'te...

Dünya Fair Play Konseyi toplanıyor.

Ne için?

Dünyanın dört bir yanından ödüller için aday gösterilen sporcuların dosyalarını incelemek için...

İnsanlığın sportmenlik hafızasını diri tutmak için...

Küresel dayanışmanın anlamını vurgulamak için...

Zaten bu nedenle...

Konsey'in verdiği ödüller Baron Pierre de Coubertin'in adını taşıyor.

Baron Pierre de Coubertin kim?

Olimpiyatların kurucusu.

***

Sonunda...

Dünya Fair Play Konseyi'nin Paris'te yaptığı toplantıda, 2006 Dünya Fair Play Ödülleri'ni kazanan sporcular belirleniyor.

Ve 12 yaşındaki Trabzonlu ilköğretim öğrencisi Hilal Coşkuner'e oy birliği ile, Fair Play dünyasının en büyük ödülü olduğu bildirilen Baron Pierre De Coubertin'in adını taşıyan ödülü veriyor...

2006 yılı 'Davranış Ödülü' Hilal'in oluyor.

Hilal'in birinci olabilecekken arkadaşına yardıma koşması Trabzon'da da karşılıksız kalmamıştı.

Trabzon Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile yerel bir gazeteden de ödül almıştı.

Paris'te toplanan uluslararası konsey bu kararı oy birliğiyle ve alkışlarla veriyor.

Vicdan...

Küresel vicdan...

Trabzonlu Hilal'den Baron Pierre de Coubertin'in ruhuna uzanan insanlık zinciri.

***

Hilal, Dünya Fair Play Ödülü'nü 7-8 Aralık'ta Paris'teki UNESCO merkezinde yapılacak olan büyük bir resepsiyonla alacak.

Baktım...

2006 Dünya Fair Play Baron Coubertin Büyük Ödülü'nü alan 12 yaşındaki Trabzonlu ilköğretim okulu öğrencisi Hilal Coşkuner, hem Türkiye hem de kendi adına çok güzel duygular yaşadığını söylemiş.

Hilal'in ödülü alması, okulu 24 Şubat İlköğretim Okulu'nda da büyük sevinçle karşılanmış.

Trabzon'da geçen yıl yapılan Okullararası Kros İl Birinciliği yarışmasında, birinci olmak üzereyken arkasındaki rakibinin düşmesi üzerine yarışı bırakıp rakibine yardım eden 12 yaşındaki Hilal Coşkuner...

Yarışmada dereceye giremedi ama insanlığın evrensel vicdanında iz bıraktı...

Dünyanın en saygın ödüllerinden birinin sahibi oldu.

* * *

Örgütlü bir azınlığın çok uzun zamandır Karadenizli 'bebeklerden' katil yaratma...

Ve 'katilseverlik' anlayışını yayma çabaları karşısında...

Hilal'i anmadan edemeyiz.

Üzerine ciddiyetle gidilmesi halinde zerresi kalmayacak olan bir kanlı zihniyetin Karadeniz'le anılması... Trabzon ile eşleşmesi oralara büyük haksızlıktır.

Hilal, Karadeniz'in simgesi olmalı.

Bu, bebeklerden 'katil yaratmak' isteyenlere de esaslı bir cevap olur...

"Trabzonlu" kimliğine bakalım:

Trabzonlu nereye gitmişse oraya "Karadeniz" ve "Trabzon" adını götürmüş; çalışkanlığın, girişimciliğin sembolü olmuştur. Bir geçek var ki "Karadeniz" denince akla gelen önce "Trabzon"; "Karadenizli" denince de akla önce gelen "Trabzonlu"dur.

Trabzonlu; onurludur, gururludur, şereflidir. Kula kulluk etmez, kula boyun eğmez. Güçlüye yaranıp zayıfı ezmez. Güçlünün değil zayıfın yanında yer alır.

Trabzonlu; delikanlıdır, merttir, cesurdur. Haksızlığa tahammül edemez. Bulunduğu ortamda hakkın, haklının hâkim olmasını ister.

Trabzonlu, dosttur. İnsana iyi gününde değil kötü gününde yâr olur. Bir kere dara düşmeyesin. Düşeni kaldırmak, Trabzonlunun en önemli erdemlerindendir.

Trabzonlu, helâl lokmaya çok önem verir.Ekmeğini bileğinin hakkı ve alnını teriyle kazanır. Trabzonlu, rızkını kazanmak için yaz-kış demeden memleketin her yöresinde ekmeğini kazanmanın uğraşı içerisinde olmuştur. Trabzonlunun en önemli kimliklerinden biri de "gurbetçi" olmasıdır.

Trabzonlu yaşadığı coğrafya ve iklim şartları nedeniyle biraz asabi, biraz serttir. Çünkü o coğrafyada, o iklimde yaşamak çok da kolay değildir. Ürününü alacağı zaman, fındığını kurutacağı zaman bastıran yağmur, sağanak yağışlar nedeniyle gelen seller ve bu sellerde kaybedilen yakınlar, toprak kaymaları, yayla yolundaki çileler ...vb. Trabzonluyu biraz asabileştirmiştir.

Trabzonlu,gerçekçidir. Kişinin ne olduğunu yüzüne söyler. Siyasî konuşmayı, davranmayı sevmez. Söyleyeceği sözü, dolaylı değil doğrudan söyler.İnsanın arkasından konuşmayı sevmez.

Trabzonlu, "Adam sen de" deyip aldırmayan, boş veren yapıda değildir. Aldırır ve boş vemez. Ta ki o işi düzeltinceye kadar.

Trabzonlu, "Bana ne" deyip başını alıp giden, sorumluktan kaçan yapıda değildir. Başını alıp gitmez ve sorumluktan kaçmaz. Ta ki o durumu düzeltinceye kadar.

Trabzonlu; hassastır, duygusaldır, ince düşüncelidir. Bu hassasiyeti anlaşılmadığı zaman çıldıracak gibi olur. Trabzonlunun hassasiyeti, en belirgin şekilde,millî ve manevî değerlerin korunmasında ortaya çıkar.

Trabzonlular birbirini tutan, birbirine sahip çıkan şehir ve bölge milliyetçisidirler. Trabzonlu, Trabzonluyu ve Karadenizliyi kendisinin bir parçası görür. Trabzonlular dünyanın neresine giderlerse gitsinler arabalarının plakasından 61 rakamını, evlerinin boyasından bordo-mavi renkleri eksik etmezler

Trabzonluların en önemli kimliği de Türk milliyetçiliğine, Türk devletine olan bağlılıklarıdır. Trabzonlunun milliyetçiliğini siyasî anlamda, ideolojik anlamda bir milliyetçilik olarak algılamamak gerekir. Trabzonlu, her Türk'ün olması gerektiği gibi, milliyetçidir. Her insan, kendi milletiyle, milliyetiyle gurur duyup bunu ifade ederken, Türk olduğu hâlde nedense "Türk'üm" demekten imtina eden, sakınan insanların olduğu bir ülkede Trabzonlunun bu yapıdaki insanlardan farkı da "Türk'üm!" ve "Türk milliyetçisiyim!" demesi olmuştur.

Trabzonluların en önemli kimliğinin diğer yüzü de İslâmiyet'e olan bağlılıklarıdır. Trabzonlunun İslâm'a bağlılığını da siyasî anlamda, ideolojik anlamda bir İslâmcılık olarak algılamamak gerekir. Trabzonlu, her Müslümanın olması gerektiği gibi, Müslümandır. Her insan, kendi diniyle gurur duyup bunu ifade ederken Müslüman olduğu hâlde nedense "Müslümanım" demekten imtina eden, sakınan insanların olduğu bir ülkede Trabzonlunun bu yapıdaki insanlardan farkı da "Müslümanım!" demesi olmuştur.


Trabzon anlı, şanlı tarihi ve bugünüyle Türk'ün, Türk milletinin ve Türk devletinin yılmaz kalelerinden biri olmuş ve olmaya da devam edecektir.

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Ne mutlu Trabzonlu olana!

Ne mutlu Trabzonluyum diyene

Trabzonlu olmak ne demek?

Trabzonlu olmak
Yaşamı hücrelerine dek duyumsamak demek

Trabzonlu olmak
Duygusallık demek,
Şairleri kıskandırırcasına

Trabzonlu olmak
Muhalif olmak demek,
İradenin üzerindeki toz zerresine bile!

Trabzonlu olmak
Soru işareti olmak demek, çengeli en uzun olanından

Trabzonlu olmak
Direnmek demek,
Gerektiğinde kafa tutabilmek tüm dünyaya!

Trabzonlu olmak
İsyan demek;
Kalıplara, elbiselere, düzene, tüm dayatılmışlıklara

Trabzonlu olmak
Tabanca mizaçlı olmak demek;
Sevincini, öfkesini kimselerin tahmin edemediği;
Her daim vurucu, her daim yakıcı ve delici!

Trabzonlu olmak
İnsan olmak demek kemençeden;
Çok sesli, çok renkli,
Doyulmaz tatlar yaratan, kayde atlarken:-)

Trabzonlu olmak
TRABZONSPORLU olmak demek,
Yılların ezilmişliğinin ortak sesi, yılmaz balyozu, Sıradanlığın tepesinde!

Trabzonlu olmak
Kartal olmak demek,
Konmak Boztepe’ ye, açmak kanatlarını,
Kucaklamak Karadeniz’ i...

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 397
favori
like
share