Doğumsal kalça çıkığı terimi kalça eklemini oluşturan öğelerin
biçim, işlev ve ilişkilerinde bir bozukluğu anlatır. Kalça ekleminde
uyluk kemiğinin (femur) yuvarlak başı kalça kemiğinin asetabulum denen
yuvasına oturur ve bu kusursuz eklem bacağın serbest dönme hareketi
yapabilmesini sağlar. Doğumsal kalça çıkığında bu eklemde görülen
bozukluk kalçayı oluşturacak taslağın embriyon döneminde kusurlu
gelişmesi ya da tam gelişmemesiyle ortaya çıkar. Kalıtsaldır, yani aynı
ailenin değişik bireylerinde ortaya çıkabilir


GÖRÜLME SIKLIğI


Doğumsal kalça çıkığı sık görülen bir oluşum bozukluğudur. Bazı
ülkelerde her dört oluşum bozukluğu olgusunun üçünü ve bıraktığı
izlerle birlikte her


üç ortopedik sorunun birini oluşturur. Doğumsal kalça çıkığına
görece sık rastlanan Türkiye’de sorun özellikle Karadeniz bölgesinde
yaygındır. Ya-

km akraba evlilikleri de doğumsal kalça çıkığı olasılığını
artırmaktadır. Bölgeler arasındaki farklılıklar oluşum bozukluğunun
kalıtsal özelliğinden kaynaklanır; akraba evliliklerinde görülme
sıklığının artması da aynı nede-ne bağlıdır. Doğumsal kalça çıkığı kız
çocuklarda erkeklerden daha sık görülür. Genellikle tek yanlı olmasına
karşın her iki kalçayı da etkileyebilir.


DOğUMSAL KALÇA ÇIKIğI TİPLERİ


Embriyonal gelişim bozukluğu durumunda bebek doğduğunda uyluk
kemiğinin başı tümüyle çıkıktır. Dolayısıyla bu tip kalça çıkığında
belirgin klinik, ultrasonografik ve/ya da radyolojik belirtiler
doğumdan hemen sonra tanı konmasına olanak verir.

Başlıca klinik belirtiler şunlardır:

1) Elle muayenede uyluk kemiği başının belirgin biçimde yüksek olduğu
saptanır. 2) Çıkık kalça tarafındaki bacak kısadır. Hasta sırtüstü
yatarken bacakların birlikte bükülmesi kısalığı belirgin hale getirir;
bu durumda dizlerin aynı düzlem üzerinde olup olmadığına bakılır. 3)
Daha kısa olan bacağın uyluk bölümünde pli adı verilen deri büklümleri
ya da boğumları fazladır. 4) Çıkık tarafındaki kalçanın dışa doğru,
yani uzaklaşma hareketi (abdüksiyon) sınırlanmıştır. Bu tip doğumsal
kalça çıkığında Ortolani belirtisi her zaman olumsuzdur, yani uyluk
kemiği başının oturma sesi duyulmaz. Radyolojik incelemede öncelikle
uyluk kemiği başının leğen kemiğinden uzaklığı ve yüksekliği saptanır;
aynı bulgu ultrasonografide de belirgindir. Bu tip doğumsal kalça
çıkığının tedavisinde önce uyluk kemiği başını doğal yerine getirmek
için sürekli ve ilerleyici çekme (traksiyon) yöntemine başvurulur.
Ardından kemik normal yerinde tespit edilerek 3-4 ay süreyle abdüksiyon
durumunda alçıya alınır. Daha sonra da 6 ay süreyle bir ortopedik aygıt
kullanılır.

Kalçanın sabit olmadığı “Ortolani manevrası” ile saptanabilir. Doğumdan
hemen sonraki muayenede yapılan bu işlem 8 ve 30 gün sonra
yinelenmelidir. Kuşkulu ya da Ortolani belirtisi olumlu olgularda hasta
ultrasonografi ile kontrol edilir ve daha sonra da belli aralıklarla
muayeneye çağrılır. Tedavi çok basittir. Kalça 6 hafta süreyle
ortopedik bir aygıtla abdüksiyon konumunda tutulur. Aygıtın uyluk
kemiği başına zarar vermemesi için yeterince yumuşak, aynı zamanda
etkili olabilmesi için de büyük olması gerekir.


TANI


Doğumsal kalça çıkığı toplumsal açıdan önemli bir hastalıktır, çünkü
zamanında tanı konup tedavi edilmezse, kişiyi toplumla bütünleşmekten
alıkoyacak ölçüde ağır biçim ve işlev bozukluklarına yol açabilir.
Kalça çıkığı her zaman doğumsal olmayabilir ve belirli hastalık ya da
yaralanmalardan sonra da ortaya çıkabilir. Edinsel çıkıklarda uyluk
kemiği başının kalçanın içine doğru yer değiştirmesi, yakındaki
organlara baskı yapar. Bu baskı siyatik sinir ya da (lbür kalça
sinirlerinin tutulması gibi sinirsel lezyonlara, atardamarların ya da
toplardamarların tıkanmasına neden olabilir.

Çocuk dik durmaya, yani ağırlığını kalçaları üzerine vermeye başlamadan
önce, uyluk kemiği başı ile asetabulum arasındaki uyumsuzlukların tümü
çıkık öncesi lezyon kabul edilir; yani kalça çıkığının ön koşulları
vardır. Çocuk yürümeye başladığında uyluk kemiği başı asetabulum ile
bütün ilişkisini yitirecek, böylece gerçek kalça çıkığı belirecektir.
Bu nedenle kalçadaki doğumsal oluşum bozukluklarının ilk aylarda
tanınması çok önemlidir; gerçek bir kalça çıkığının oluşması ancak
erken tanıyla ve hemen tedaviye başlanmasıyla önlenebilir. Yaşamın ilk
3-4 ayında tanı konup tedavi edilen çıkık öncesi olgularının hemen
hepsi kısa sürede tam olarak iyileşir. Yaşamın ilk yılından, yani çocuk
yürümeye başladıktan sonra tanı konan bir kalça çıkığı ise traksiyon,
alçı, cerrahi girişim gibi çok daha zor ve karmaşık yöntemlerle tedavi
edilir. Üstelik tedavi çok daha uzun sürdüğü halde sonuçlar her zaman
çok iyi değildir. Kalça çıkığı tanısı, yaşamın ilk günlerinden ya da
haftalarından başlayarak klinik ve radyolojik veriler temelinde kolayca
konabilir.


BELİRTİLERİ


Klinik açıdan kalçada bir gelişim bozukluğu kuşkusunu doğuracak
birçok belirti vardır. Tanı açısından en önemli ve güvenilir belirti
çocuğun diz ve kalçaları bükülüyken bacaklarını uzatmanın güç olması ve
Ortolani manevrası yapılırken uyluk kemiği başının doğal yuvasına ani
girişine bağlı olarak kalçadan sert bir ses gelmesidir. Kalça filminde
uyluk kemiğinin üst ucu daha kemikleşmemiş olduğundan leğen kemiğinden
uzak ve yüksek görülebilir; oysa kalça kemiğindeki uyluk kemiği
yuvasının tepesi sağlıklı tarafa göre daha az gelişmiş ve çıkmış
görünecektir.

Yaklaşık 3-5. ayda uyluk kemiğinin başı belirginleştiğinde normal
yerinden uzakta bulunması nedeniyle küçük, yüksek ve ayrık görünür


TEDAVİ


Çıkık öncesi lezyonun tedavisi kansızdır (cerrahi girişim
gerektirmez) ve yaşamın ilk aylarında saptanırsa olguların yüzde
95′inde çok iyi sonuç verir. Çocuğun bacaklarını açık konumunda
tutarak, uyluk kemiğinin kaçmaya eğilimli olan üst ucunu, kalça
kemiğinin yuvasına göre merkezi bir düzlemde tutmaya dayanır. Bu duruşu
sağlamak için basit ortopedik aygıtlar kullanılır; bunların en iyi
bilinenlerinden biri Putti aygıtıdır.

Ortopedik aygıt uyluk kemiği başının kalça kemiğindeki yuvasına
gömülmesini, üstünde yeniden biçimlenmesini, aynı zamanda yuva
tepesinin de uyluk kemiği başının uç bölümünü (epifiz) bütünüyle
örtecek biçimde gelişmesini sağlar. Tedaviye doğumdan sonraki ilk
aylarda başlanırsa, kalçayı normal hale getirmek için 5-6 aylık bir
süre yeterlidir. Bir yaşına doğru çocuk herkes gibi yürümeye
başlayabilir. Eğer kalçadaki bozukluk hafifse, yalnız eklemde hafif bir
gelişme geriliği varsa ve bu durum kalça filmiyle saptanmışsa, üçgen
bir yastık ya da fazla bez kullanarak çocuğun bacaklarını bir süre için
kalçadan iyice açık tutmak yeterlidir. Çocuğun yürüme çağına gelmesi ya
da doğumsal oluşum bozukluğunun başlangıçtan beri ağır olması nedeniyle
uyluk kemiği başı kalça kemiğindeki yuvasından ayrılmışsa gerçek bir
çıkık söz konusudur ve uyluk kemiği başının doğal konumuna
getirilmesini gerektirir. Bu ise kolay bir işlem değildir, çünkü
eklemin iki öğesinin yeniden oluşturulması, kalça kemiği yuvasında ek
oluşumların ve boğulmuş eklem kapsülünün engel yaratması, ayrıca
kasların kısalmış olması tedaviyi güçleştirir. Tedavide cerrahi girişim
gerekmeyebilir; 15-20 gün süreyle bacağa sürekli çekme tedavisi
uygulayarak uyluk kemiği başının indirilmesi, çıkığın azaltılması ve
daha sonra 3-4 ay süreyle alçıda hareketsiz tutulması yeterli olabilir.
Bu başarılamazsa, başın yerine doğrudan yerleştirilmesini engelleyen
oluşumlar cerrahi girişimle temizlenir. Cerrahi girişimden sonra da
aylarca alçı ve ortopedik aygıtların kullanılması gerekir. Altı yaşına
değin tedavi edilmeyen olgularda çıkığın iyileşmesi çok zordur, çünkü
uyluk kemiğinin ve kalça kemiği yuvasının eklem yapılarındaki
bozukluklar artık kalıcıdır. Bu yaştan sonra ekle-mm yeniden işler hale
getirilebilmesi nyluk ve leğen kemiklerince yapılacak bir dizi cerrahi
girişimin başarısına bağlıdır.

Eski çıkık olarak nitelenen olgularda eklem başları çıkığın ne kansız
bir biçimde, ne de cerrahi girişimle yerleştirilmesine elverişlidir. Bu
tür çıkıklar genellikle 6-8 yaşından sonra görülür.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1187
favori
like
share