Faust - Goethe - Kitap Tanıtımı - Kitap Özeti





Goethe bu eseri oldukça genç bir yaşta yazmış, daha sonra olgunluk döneminde yeniden ele alarak son hâlini ver­miştir. Kendi kişisel dünyasından ve hayatından izler taşıyan eser, manzum tarzda bir tiyatrodur. İnsanı temsil eden Faust'la şeytanın mücadelesini anlatmaktadır.






GOETHE
Goethe, 23 Ağustos 1749'da Frankfurt'ta dünyaya gel­miştir. Zengin bir ailenin çocuğu olduğundan iyi bir eğitim almıştır. Goethe'nin, eğitiminde anne ve babasının yoğun bir etkisi olmuştur. Goethe, duygusallığı annesinden; akılcılığı babasından almıştır. Hukuk alanındaki eğitimini doktora aşa­masına kadar sürdürmüştür. Resim ve doğa bilimi ile de ya­kından ilgilenen Goethe hayatının geri kalan kısmını edebi­yata adamıştır. Yazar, Weimar Dukalığı'nda müşavirlik yapar­ken Weimar Tiyatrosu'nda da görevini devam ettirmiştir.

22 Şubat 1832'de hayata gözlerini yuman Goethe'nin son sözleri şunlar olmuştur: "Işık, daha çok ışık!"

Alman edebiyatını olduğu kadar Dünya edebiyatını da derinden etkileyen Goethe'nin başlıca eserleri: Faust, Doğu Batı Divanı, Genç Werther'in Acıları'dır.

FAUST
Goethe bu eseri oldukça genç bir yaşta yazmış, daha sonra olgunluk döneminde yeniden ele alarak son hâlini ver­miştir. Kendi kişisel dünyasından ve hayatından izler taşıyan eser, manzum tarzda bir tiyatrodur. İnsanı temsil eden Faust'la şeytanın mücadelesini anlatmaktadır.
Başlıca Kahramanlar
Faust: Felsefe, hukuk, tıp ve ilahiyatla ilgilenen, dokto­rasını yeni tamamlamış bir kişidir. Fakat zihninde ilahî olana karşı şüpheler taşımaktadır. Gençliğindeki huzur ve manevi tatmini yitirmiştir. Çekingen yaratılışı, genelde iyi yürekli bi­ridir.

Mefistofeles: Şeytanın kendisidir. Faust'u yoldan çıkar­mak için her yolu dener. Ona çeşitli kılıklarda görünür. Kadın, içki, büyü gibi yollarla insanları Allah'tan uzaklaştıran, topal biridir.

Wagner: Faust'un arkadaşıdır. Saf, duygularıyla hareket eden biridir.

Marthe: Eşi yanında olmayan, kendi hâlinde, çöpçatan fakir bir kadındır. İhtirasları ile Margarete'i de etkiler.

Margarete: Duygusal, fakir bir kızdır. Dinine ve ahlaki değerlere önem veren; fakat nefsine uyduğu için cezalandırı­lan biridir.

ÖZET
Eser, 'Tiyatroda ön oyun' başlıklı bölümle başlamaktadır. Bu bölümde, tiyatro müdürü, ozan ve palyaço arasında diya­loglar söz konusudur. Tiyatro müdürü, sahnelenecek bir o-yun üzerinde ozan ve palyaço ile konuşur. Her oyunda onla­ra yardım ettikleri içirt mutludur. Fakat aralarında görüş ayrılıkları vardır. Tiyatro müdürü, sahnelenecek oyunun se­yirciyi merak ettirecek olaylardan oluşması gerektiğine inan­maktadır. Ona göre tiyatro, halkın ruhunu doyurmalıdır. Ozanın ise kusursuz bir yapıtın, uzun yılların ve emeğin sonu­cunda olunabileceğini düşünmektedir. Seyircinin beklentisi yeterli değildir ona göre. Palyaço ise seyircinin sadece eğlen­ceyi istediğine inanır. Neticede, tiyatro müdürü bütün imkân­ları kullanarak iyi bir oyun düzenlemelerini istemektedir.
Oyun, gökyüzünde mukaddime ile başlar. İsrafil, Cebra­il, Mikail ve Mefistofeles arasında bir diyolog geçer. Mefistofeles ile diğer melekler arasındaki farklılık bu konuşmayla or­taya çıkar. Konuşmalardan Mefistofeles'in şeytan olduğu an­laşılır. Konuşmaya Tanrı da katılır. Mefistofeles, Tanrı ile bir yarışa girer. Bir insanı yoldan çıkartacaktır şeytan. Gökyüzü kapanır ve melekler dağılır.

Yüksek tavanlı, dar, gotik tarzında bir odada Faust tek başına oturmaktadır. Pek çok ilme vâkıf olan Faust, kendisi­nin aslında bir şey bilmediğini düşünmektedir. Bu yüzden, ar­tık öğrencilere bir şeyler anlatamayacağına inanmaktadır. Ay­rıca eski huzurunu yitirmiştir. İlahî olana karşı şüphe içinde­dir. Bugünlerde bu boşluğu doldurmak için büyülerle ilgilen­mektedir. Nosrtadamus'un el yazmasını açar. Doğayı nasıl kavrayabileceğini düşünür. Doğa ruhunun işaretini söyleyin­ce gizemli bir ruh ortaya çıkar. Ruh onun kendisine benzeme­diğini söyler. Aralarındaki konuşmayı duyan Wagner içeri gi­rer. Faust'un bir tirad okuduğunu sanır. Faust, Tanrı'yı, var­lığın anlamını sorgulamaktadır. Paskalya kutlamalarının oldu­ğu o gün, o, Hristiyanlıktan uzaklaşmış durumdadır.

Şehir kapısının önünde pek çok insan törenlerde eğlen­mek için gelmiştir. Neşe içinde, eğlenmeyi hayal etmektedir­ler. Bu ilkbahar günlerinde Faust ve Wagner de bu kalabalığa katılır. Halk, babası ve kendisi halka büyük yardımları olmuş bu doktoru yanlarında görmekten dolayı çok mutludur. Oysa Faust onların iyi niyetleri karşısında çok üzgündür. Çünkü aslında bir doktor olan babası ona göre pek çok kişinin ölümüne neden olmuştur. Wagner'le bunları konuşurken garip bir köpeğin geldiğini görür.

Faust, fino köpeği ile çalışma odasına girer. İncil'i açan Faust, onu farklı anlamlandırmaya başlar. Şüpheler içinde kıvranmaktadır. Köpek, bir öğrenci kılığına bürünür. Faust, onun kötü bir ruh olduğunu anlar. Önce köpek, sonra öğrenci kılığına bürünen varlık, Tanrı ile bir insanı yoldan çıkarma anlaşması yapan Mefistofeles'tir. Mefistofeles, Faust'la konu­şarak onu kandırmaya başlar. Mefistofeles onu haz ve eylem­lere sürükleyebileceğini ve mutlu anlar yaşatabileceğini söy­ler. Bu süreç içinde hep yoldaşı olabilecektir. Ancak bir anlaş­ma yapmalıdır onunla. Faust, gözünü boyayarak onu kandırabilirse anlaşmayı kabul edeceğini söyler. Mefistofeles kanla yazılmış yazılı bir anlaşma da ister ondan.

Mefistofeles önce akıl ve bilimi bırakmasını ister ondan ve çalışma odasından birlikte ayrılmaya karar verirler. Faust hazırlanmak için gittiğinde odaya gelen bir öğrenciyi Mefisto­feles kısa sürede kandırır ve şeytanlığıyla onu yoldan çıkarır. Faust ve Mefistofeles pelerinlerini açarlar ve uçarak bir mey­haneye giderler. Neşeli bir topluluk içine girerler. Mefistofeles oradaki insanların nefislerini kullanarak onlara en iyi içki ve şarap mahzenlerini gösterir. Gerçekte bir hayal olan bu gö­rüntülere ellerini uzattıklarında görüntüler ateş olur; çünkü cehennemden gelmişlerdir.

Meyhaneden sonra Faust ve Mefistofeles, cadıların kazan oynattıkları bir mutfağa giderler. Çok çirkin görüntüleri olan bir cadı ailesi ile karşılaşırlar. Faust 30 yıl önceki gibi kendini dinç hissetmek için bu kazanda kaynatılan iksiri içmek zorundadır. Faust orada bulunan büyülü bir aynada arzularını harekete geçiren bir kadın hayali görür. Faust, büyülü iksiri içer. İçtikten sonra bütün kadınları çok güzel görmeye başlar, Mefistofeles, onu yoldan çıkarmaya başlamıştır.

Zaddede gezen Faust yolda Margarete'i görür, onu çok bulur ve yanına yaklaşır. Ona eşlik etmek ister. Ahlaklısız olan Margarete buna müsaade etmez. Faust, Mefistofeles’e o kızı kendisine ayarlamasını söyler. Mefistofeles, bunun zaman alacağını; çünkü kızın dindar olduğunu söyler, tamamen arzularının esiri olmuştur.

Mefistofeles, Margarete'i baştan çıkarmak için çok pahalı bir mücevheri gösterişli bir kutu içinde dolabına koyar. Fakir bir kız olan Margarete hayretler içinde kalır. Mücevherleri ki­min koyduğunu anlayamaz. Önce nefsine çok hoş gelir, ta­kar. Sonra annesine verir. Dini bütün bir kadın olan annesi de mücevherleri kiliseye bağışlar. Bu arada Margarete, Faust'u unutamamaktadır. Onun çok yakışıklı olduğunu düşün­mektedir.

Margarete'e yeni bir mücevher daha gelmiştir. Komşusu Marthe'nın yanına gider ve bu sefer mücevherleri vermek is­temediğini anlatır. Onun evine gelip canı isteyince mücevher­leri takacaktır. O da yavaş yavaş yoldan çıkmaktadır. Bu ara­da Mefistofeles, Marthe'nın evine gelir. Ona kocasının öldü­ğünü söyler. Şahit olarak da arkadaşı Faust'u getirecektir. Ka­dına sadece ölüm yalanını uydurmakla kalmaz, kocasının onu aldattığını da söyler.

Akşam, olunca Mefistofeles ve Faust güya şahitlik yap­mak için Marthe'nın evine giderler. Faust, Margarete'i kandırır. Ona onu sevdiğini söyler. Bir süre sonra Margarete'e sahip olur. Fakat arzulannı yenemeyen Faust, bütün insani değerlerini kaybetmediğinden vicdan azabı duyar. Margarete'in kirlendiğini ve bir de çocuk beklediğini ağabeyi öğrenir. Mefistofeles, Faust'la Margarete'in abisinin yan yana gelme­sine sebep olur ve Faust'a zorla onu öldürtür.

Faust, şeytan yüzünden her kötülüğü yapmıştır. Kendini kötü hissetmektedir. Margarete'in hapiste olduğunu ve idam edileceğini öğrenir. Onu kurtarmak için Mefistofeles'le bulun­duğu hücreye giderler. Margarete, yaşadığı olaylardan sonra yarı deli hâlinde, pişmanlık içinde kıvranmakta, günahlarının bağışlanması için Allah'a dua etmektedir. Faust'la gelmeye­ceğini, günahlarının cezasını bu dünyada çekmek istediğini söyler. Melekler, Margarete'in yüce katta kurtulduğunu söy­lerler. Faust şeytanla birlikte oradan ayrılır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2141
favori
like
share