Padişah Vahdettin Gerçekten Vatan Hainmiydi - Padişah Vahdettin

Öncelikle daha vahdettin veliahtken atatürkle beraber gittikleri almanya ve ingiltere gezilerinde bizzat atatürk'ün günlüklerinde onunla ilgili bazı özellikler yer alır... günlüklerinde atatürk ondan "çok iyi niyetli ve fedakar ama lider vasfı olmayan ve çabuk etki altına alınabilen uysal birisi" diye bahseder... hayatı boyunca yaptıkları da bu yazılan özelliklerle örtüşür... bu konuda vahdettin'e hain diyenlerin elindeki en büyük koz atatürk'e çıkarılan yakalama emri ve sevr antlaşması... ancak dikkat edilirse bu iki olayın kahramanı vahdettin değil damat ferit... (bununla ilgili padişahın 1908 den sonra kukladan ibaret olduğu gerçeğini de unuymamalıyız) vahdettine kahraman diyenlerin en büyük kozu da meşhur bandırma vapuru hikayesi ve anadoluya gitme emri... dikkatle incelerseniz bu ikisinin de sağlanmasında bizzat vahdettinin imzasının olduğunu görürsünüz... özellikle bandırma vapurunun ingiliz takibinden kurtulması için vahdettin son derece aşağılayıcı muamelelere göz yumarak geminin osmanlı hükümetinin malı olduğunu ve isyanları bastırmak için anadoluya gittiğini ingilizlere "yedirmiştir"... atatürk'ün vahdettine ağır ithamları da vardır... tabi bunun sebebi tümüyle siyasaldır... yeni kurulan düzen doğası gereği eğer ihtilal ile kurulmuşsa eskisini yerecektir... bu yüzden yakın geçmişe kadar vahdettin ve abdülhamit hep kötülenmiştir...

1919 Nisani sonunda Samsun ve havalisinde bozulan asayisi iade etmek üzere oraya bir komutanin gönderilmesi düsünülünce, Vahdettin Harbiye Nezaretinden bir liste istemis, içlerinde Mahmut Muhtar pasanin isminin de bulundugu komutanlar listesini Damat Ferit Pasa, Vahdetine vermis, Padisah listeyi inceleyip, parmagini pek yakindan tanidigi Mustafa Kemal Pasanin isminin hizasina koymus ve r0;Mustafa Kemal gitmelidirr1; demis oldugu bilinir. Fakat Mustafa Kemal pasanin isminin yaninda r0;Cumhuriyetçidirr1; diye kayit varmis. Damat Ferit, Vahdetine bu kaydi göstermis, Vahdettin buna önem vermedgini belirterek r0;Komutanlarimizin en liyakatlisi odur Çanakkalerdeki muvaffakiyenini bilirsiniz, Almanya seyahatinda kendisini yakindan tanidim. Anadoludaki durumu düzeltecek en muktedir komutanimizdir, O, gitmelidirr1;

[COLOR="darkorange"]ATATÜRK'Ü DESTEKLEMİŞTİ

Osmanlı Araştırmaları Vakfı Başkanı tarihçi Prof. Ahmet Akgündüz de "Vahdettin hain miydi? tartışmalarına Zaman gazetesine verdiği bir görüşle katıldı. Akgündüz, 1922'den sonra Vahdettin hakkında söylenen hiçbir ithamı tarihsel kaynak olarak kabul etmediğini belirterek, "Siyasi demeçler belge olmaz. Vahdettin çok iyi yetişmiş bir diplomattır. Vatanı için hayatını, sülalesini feda etmiştir" diyordu. Akgündüz, Vehbi Vakkasoğlu'nun da "Son Bozgun" adlı kitabında yer verdiği Fevzi Çakmak kaynaklı bir iddiaya atıfta bulunarak, "Anadolu'da kurtuluş hareketi başlatmak için Osmanlı Genelkurmayı Erenköy'de günler süren toplantı yapıyor. 'Kimi bu işle görevlendirelim' tartışması yapılıyor. Burada çıkan isimlerden biri Mustafa Kemal. Neticede karar Mustafa Kemal lehine veriliyor. Bunu 19 Mayıs'tan 3 ay önce söylüyorlar. Heyet Vahdettin'e giderek kararı iletiyor. Mustafa Kemal'in cumhuriyetçi olduğunu, saltanatı yıkıp kendisini devirebileceğini de söylüyorlar. Vahdettin ise 'Vatan ve millet tehlikede. Vatanım kurtulsun da kim neyi kurarsa kursun. Getirin Mustafa Kemal'i görüşmek istiyorum' karşılığını verir" diyordu.

Rahmetli Bülent Ecevit'in Vahdettin Hakkındaki Açıklaması:
r16;Kurtuluş Savaşına açıktan olmasa bile belirgin şekilde destek oldu. İstanbuldan ayrılacağı zaman devletin elinde külliyetli altın ve para vardı. O, çok az bir miktar aldı. İstese tümünü alabilirdi. Saygıdeğer bir davranışta bulundu.

Kuvay-ı Milliyenin tohumları, Kasım 1918de müttefik düşman filolarının Boğaza girmesiyle atılmıştır. Kuvay-ı Milliye bir şahsın değil, bir milletin eseridir. Bu milletin içinde Mustafa Kemal de vardır, Sultân Vahidüddin de vardır. Düşman toplarının Saraya çevrildiğini gören Vahidüddin ve Osmanlı kurmayları, bütün gayretlerini, Anadoluya gönderilecek bir komutanla bağımsızlık tohumlarının yeşertilmesi için harcamışlardır. Nitekim Osmanlı kurmayları Mart 1919un bir gecesinde Erenköyde yaptıkları bir toplantıda liderliğin Nuri Paşaya mı, Miralay Refet Beye mi yoksa Çanakkalede göz dolduran Mustafa Kemale mi verileceğini tartışmışlardır. Sadrazam, Mustafa Kemal Paşayı Padişaha götürmüş ve askerlerin istediği insan olarak takdim etmiştir. Sami Bey ve Harbiye Nâzırı Şâkir Paşa, Mustafa Kemalin Cumhuriyetçi olduğunu ve Hânedânı devre dışı bırakabileceğini hatırlatmışlarsa da, Padişah önemli olanın Hânedân değil vatan ve devlet olduğunu ifade etmiştir. İşte bu şartlar altında 9. Ordu Kıtaları Müfettişi kisvesiyle Anadolurya gönderilmesi kararlaştırılan Mustafa Kemal ile Sultân Vahidüddin defalarca özel olarak görüşmüşlerdir. Bunun üzerine Sultân Vahidüddin, İngilizleri de Mustafa Kemal konusunda ikna etmiştir. 6 Mayıs 1919 tarihli Mustafa Kemalrn yetkilerini belirten Tâlimat hemen yayınlanmıştır. Tam bir diplomasi oyunu oynanmaktadır. Bandırma Vapuruna Mustafa Kemal ile birlikte kimlerin bineceği tesbit edilmiş ve bunların vizeleri temin edilmiştir. Bütün bunlar, Sultân Vahidüddinin emriyle olmuştur. Her türlü masraf, Padişahın özel imkânları ve gizli ödenekten karşılanmaktadır.

Mustafa Kemal, 15 Mayıs 1919da Sultân Vahidüddin ile yaptığı son görüşmede, Sultânın kendisine 16;Paşa, Paşa, Şimdiye kadar devlete çok hizmet yaptın. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, devleti kurtarabilirsin dediğini bizzat Mustafa Kemal nakletmektedir.
Mustafa Kemal, 16 Mayıs sabahı Osmanlı Devletinin temin ettiği Bandırma Vapuruna binmeden evvel, önce Osmanlı kurmaylarıyla görüştü ve onlardan milli bir idare kurulması konusunda tavsiyelerini aldı. Buradan son defa görüşmek üzere Yıldız Sarayına geldi. Padişahın r0;Cenab-ı Allah muvaffak etsinr1; sözlerinden sonra, Mustafa Kemal, r0;Bazı fesâd ehlinin kendisi hakkında yanlış şeyler nakledebileceklerini ve bunlara inanıp sadakatinden şüphe etmemesini arz eyledir1;. 16 Şaban 1338/16 Mayıs 1919da Mustafa Kemal yolda iken, onun Yetki Tâlimatnâmesi, Meclis-i Vükelârda ittifakla kabul edildi. İlk dönem masraflarının tamamı örtülü ödenekten karşılanmak üzere karar alındı. Arşiv vesikalarından anlıyoruz ki, Mustafa Kemal Paşarnın yeni bir devlet kurması için her türlü tedbir alınmış ve hatta görev alanında meydana gelen her çeşit önemli gelişme ile ilgili Osmanlı hükümeti tarafından kendisine şifre ile bilgi verilmiştir. 19 Mayıs 1919da Samsuna çıktığında, halkın gösterdiği büyük alaka üzerine, İngilizler, Osmanlı Devleti tarafından başka maksatla gönderildiği konusunda ciddi manada şüphelenmişlerdir.

16 Mart 1920de İstanbul Mütâreke şartlarına aykırı olarak işgal edildiğinde, 23 Nisan 1920de Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankarada toplanmıştır. Ancak Yunanlıların İzmiri işgal etmeleri, Anadoluda meydana gelen gelişmeler ve Rauf Bey gibi bazı farklı görüşlere sahip şahsiyetlere rağmen Mustafa Kemalin Cumhuriyet istemesi, tek taraflı olarak Mustafa Kemal ile Sultân Vahidüddinin arasını açmıştır. 1920 ila 1922 tarihleri arasında, fiilen idare Büyük Millet Meclisinde olmasına rağmen, Sultân Vahidüddin Kuvay-ı Milliye ve Büyük Millet Meclisi aleyhine bir tek şey yapmamıştır. Bilakis İşgal Kuvvetlerini yatıştıracak bazı tasarruflar dışında, gizlice ve imkânlarının ölçüsü nisbetinde onların işlerini kolaylaştıracak desteklerde bulunmuştur. Ankaradaki yayın organlarının bütün aleyhteki yayınlarına ve Damad Ferid Paşanın İngilizler nezdindeki bazı girişimlerine rağmen, onu hiç bir kuvvet Anadolunun bağımsızlığı aleyhine geçirtememiştir. Hatta Balıkesir Valiliğinin Kuvay-ı Milliyeye yardım edenlerin cezalandırılıp cezalandırılmayacağı konusunda Dâhiliye Nezâretine yazılan bir yazının cevabında cezalandırılmaması tâlimatı verilmiştir. Dolayısıyla Sultân Vahidüddin vatan hâini değil; vatanın istiklali için tacını ve tahtını terk eden bir vatanperverdir. Bütün gayretlerine rağmen İstanbul;u işgalden kurtaramayınca, Kuvay-ı Milliyeye de köstek olmamıştır. İstanbulu terk ettikten sonra, İngilizler ve İtalyanlar, bütün gayretleriyle onun taşıdığı hilâfet sıfatını Anadoludaki Kuvay-ı Milliye aleyhine kullanmak istemişlerse de, Sultân Vahidüddinin iman kuvveti ve vatan sevgisi buna mani olabilmiştir.

Mustafa Kemal, Küçük Mabeyn'de Sultan Vahdettin'le yaptigi son görüsmeyi (15 Mayis 1919), sonradan Cumhuriyet devrinde söyle anlatmistir:
"Yildiz Sarayi'nin ufak bir salonunda Vahdettin'le adte diz dize denecek kadar yakin oturduk. Saginda, dirsegini dayamis oldugu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Bogaziçi'ne dogru açilan pencerelerinden gördügümüz manzara su: Birbirine muvazi hatlar üzerinde düsman zirhlilari, bordalarindaki toplar sanki Yildiz Sarayi'na dogrulmustu....Manzarayi görmek için, oturdugumuz yerlerden baslarimizi saga, sola çevirmek kafi idi.
Vahdettin hiç unutmuyacagim su sözlerle konusmaya basladi:
- Pasa, pasa, simdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunlarin hepsi tarihe geçmistir. Bunlari unut. Asli simdi yapacagin hizmet hepsinden mühim olabilir. Pasa, pasa devleti kurtarabilirsin ! dedi.
- Hakkimdaki teveccüh ve itimadi arz-i tesekkür ederim, elimden gelen hizmette kusur etmiyecegime emniyet buyrunuz, dedim.

[COLOR="darkorange"]Sonra:
- Merak buyurmayiniz efendimiz, dedim, nokta-i nazar-i sahanenizi anladim. Irade-i seniyye olursa hemen hareket edecegim ve bana emir buyuruklarinizi bir an unutmuyacagim.
- Muvaffak ol ! Hitab-i sahanesine mazhar olduktan sonra huzurundan çiktim.

Seryaver Naci Pasa koridorda elinde ufak bir mahfaza içinde bir sey tutuyordu:
- Zat-i Sahane'nin ufak bir hatirasi, dedi.

Kapagin üstünde Vahdettin'in inisyalleri islenmis bir saatti.
- Peki, tesekkür ederim, dedim.

Saati yaverim aldi. Sonra Yildiz Sarayi'ndan çiktigimiz ve hareket etmek üzere oldugumuzu gizlemek, saklamak ister gibi bir ihtiyatle, ayaklarimzin patirtisini isizmekten korkarak, saraydan uzaklastik"

Maresal Fevzi (Çakmak) Pasa'nin sirri:

Fevzi Pasa... bu ifsayi, refikasi Fitnat hanima söyle açiklamistir:

«Fitnat. Öyle birsey biliyorum ki ortaya çikip söylememe bugüne kadarki tutumumuz ve davranislarimiz müsait degil. Mecburum, bu sirri kendimle beraber mezara götürmege»

Ve iste Maresalin senelrce sakladigi büyük sir ki, Sultan Vahdettin'in vatansever bir insan oldugunu ve kurtulusu (Istiklal savasin kazanilmasi) Anadolu'da gördügünü apaçik göstermektedir.

Dinleyelim Fevzi Pasayi:

«Mütareke senesinde, bir Cuma selamligindan sonra Sultan Vahdettin beni huzuruna kabul etti.
"Pasa, dedi. Durumu görüyorsunuz. Bu isler anca Anadolu'da teskilatlanarak kurtarilabilir. Bana Anadolu'da teskilat kuracak, memleketi su karanlik durumdan kurtrabilecek Pasalarin bir listesini yapip getirin"
Ertesi Cuma, yine selamliktan sonra huzruna girip hazizladigim listeyi verdim. Dikkatle okuduktan sonra, bir müddet sustu. sonra yari kapali gözleriyle agir agir, tane tane konusmaya basladi:
"Pasa, Mustafa Kemal Pasa hirsiz midir"
"Hasa Padisahim"
"Bir namuzsuzlugu, ahlaksizligi var midir ?"
"Hasa Padisahim"
"Beceriksiz ve kabiliyetsiz mdir?"
"Hayir efendim. O hepimizden bilgili, kabiliyetli ve dinamiktir"
"O halde bu listeye niçin onun adini yazmadiniz?.."
Hiç düsünmeden cevap verdim:
"Padisahim, Mustafa Kemal Pasa yenilik, bilhassa öteden beri Cumhuriyet taraftaridir"
Padisah elindeki kagidi atar gibi masanin üzerine birakti...Ayaga kalkip pencereye döndü. Limanda demirli Itilaf devletleri (Ingiliz, Fransiz, Italyan, Yunan) gemilerini göstererek:
"Pasa, Pasa...Bu gemileri görmek kanima dokunuyor. Bu memleket kurtulsun da isterse Cumhuriyet olsun...Kendine selamla birlikte teblig ediniz, haftaya Cuma günü Mustafa Kemal Pasa'yi görecegim »

Fatih,yavuz,kanuni neyse vahdettin ve abdülhamit te odur... karakterleri farklı olabilir ama amaçları ve niyetleri hep aynıydı... sadece yaşadıkları dönemin şartları bambaşkaydı ve son padişahlar "hain" ya da "kabiliyetsiz" gibi görünmüştür... hatta son halife vahdettin'in yeğeni abdülmecit te iyi niyetli birisiydi... ancak yine kıt beyinlileri yanına danışman alınca osmanlı hanedanı'nın sonunu getirmiştir...

Hala daha okullarımızda çocuklarımıza,gençlerimize Sultan Vahdettini Vatan haini olarak gösteren öğretmenlere sormak lazım bir padişahın izni olmadan nasıl olurda bir komutan Samsuna,Erzuruma,Amasya'ya ayak basıp binlerce insana seslenebiliyor nasıl oluyorda Padişah yardım etmeden o kadar asker silahlanabiliyor!!!

Tercüman, 10.04.1976

Kaynak: Vehbi Vakkasoglu, Son Bozgun, cilt: 1, S. 134-135, Timas, Istanbul, 1990

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 6441
favori
like
share
crzy2005 Tarih: 24.11.2010 22:37
komutanlar listesini Damat Ferit Pasa, Vahdetine vermis, Padisah listeyi inceleyip, parmagini pek yakindan tanidigi Mustafa Kemal Pasanin isminin hizasina koymus ve r0;Mustafa Kemal gitmelidirr1; demis
"Pasa, Mustafa Kemal Pasa hirsiz midir"
"Hasa Padisahim"
"Bir namuzsuzlugu, ahlaksizligi var midir ?"
"Hasa Padisahim"
"Beceriksiz ve kabiliyetsiz mdir?"
"Hayir efendim. O hepimizden bilgili, kabiliyetli ve dinamiktir"
"O halde bu listeye niçin onun adini yazmadiniz?.." burada bir çelişki yok mu?