Gar - Tiyatro Metni - Skeç - Komik Skeçler

(Eski bir tren garı binası, binanın içinde saman balyaları, civarda eşelenmekte olan tavuklar, binanın önünde ise uzun tahta bir bank. Garın ismi Atmosfer Dışı dır…)

Tahta bankta yatan hırpani görünümlü bir adam, yerde birkaç boş şarap şişesi

Sırtında çanta bulunan genç bir adam sahneye girer, ayyaşın yanına yaklaşır dürter ancak adamı kaldırmak mümkün olmaz.

Adam: Afedersiniz, çok yorgunum müsaade ederseniz oturmak istiyorum.

Ayyaş: Git başımdan uyku bozan

Adam: Anlamadım

Ayyaş: Şarap festivalinde, en iyi şarap yarışmasının baş jürisi olduğum bir rüyayı bölmeye çalışan biri ancak uyku bozandır. Tıpkı oyunbozan gibi anladın mı?

Adam: Anlamadım

Ayyaş: Burada kafası iyi olan sen misin? Yoksa ben miyim? Tamam tamam cevaplama yeni bir anlamadım fırtınası yaşamak istemiyorum.

Ayyaş tahta banktan kalkar ve içeriye gider, yüzü ıslak ve saçları daha da dağınık bir şekilde geri döner.

Ayyaş: Hoş geldin yabancı seni Atmosfer Dışı’na atan sebep nedir?

Adam: Yakınlarda yapılan bir kazıya katılmıştım, ancak gelen bir telefon yüzünden acilen şehre dönmem gerekti.

Ayyaş: İyi de burada ne arıyorsun?

Adam: Burası tren garı değil mi?

Ayyaş samanlıktan parça kopararak adama doğru gösterir.

Ayyaş: O senin dediğin buraya 8 şeritli otoban yapılmadan önceydi. Seçim yatırımı dediler, hizmet dediler yaptılar yolu, şimdi yamadan kullanılmaz halde. Oysaki tren kalsaydı öyle mi olurdu. Şimdi ineklerin geldiği bir samanlık burası, ha sakın üzerine alınayım deme.

Adam: Benim acilen şehre dönmem lazım.

Ayyaş: Otoban yürüyüş mesafesinde, yani eğer uzun yol maratoncusuysan.

Adam: Ama bu çok saçma, nasıl olur da işleyen bir demir yolu kapatılır.

Ayyaş: Aklın yolu bir bende aynısını söyledim. Ama dinlemediler.

Adam banktan kalkar ve sahneden çıkar, ayyaş yerdeki şişeleri kontrol eder. Boş olduklarını görünce söylenip yeniden yatar.
Işıklar söner. Bir süre sonra az önceki adamın çığlıkları duyulur. Ardından üstü başı yırtılmış bir biçimde sahneye geri döner.

Adam: İmdat yardım et bana. Kurt adamların saldırısına uğradım. Bana civarda kurt adam olduğunu söylememiştin.

Ayyaş: Hiç sormadın ki…

Adam: Sen benimle dalga mı geçiyorsun?

Ayyaş: Tarzım değildir.

Adam: Ya buraya da gelirlerse? Garın etrafını çevrelemişler.

Ayyaş: Merak etme buraya gelemezler. Fizik kanunları buna müsaade etmez.

Adam: Ne demek istiyorsun?

Ayyaş: ( Garın tabelasını göstererek) Baksana Atmosfer Dışında hayat yoktur.

Adam: Nasıl yani sırf tabela yüzünden buraya gelmiyorlar mı?

Ayyaş: Eh gümüş kurşunlarla dolu silahımın da etkisi olabilir.

Adam: Beni göz göre göre ölüme gönderdin. Sen nasıl bir insansın.

Adam ayyaşın üzerine yürür. Onu öldürmek istemektedir. Bu sırada içinde ekmek olan bir Pazar filesiyle ufak bir kız çocuğu girer sahneye

Kız: Kapanları kontrol ettim, sabaha kadar bizi rahatsız edemezler. Bu da kim?

Ayyaş: Tanrı misafiri diye aldım ama Azrail çıktı.

Adam: Büyük baban beni öldürmeye çalıştı.

Kız: O benim kiracım, bu garın sahibi benim.

Adam: Bu koskoca binanın sahibi sen misin? Ama bu nasıl olur?

Kız: Burasını babamla birlikte yaptık, trenlerin hepsi de bana hediyesiydi. Ama onları elimden aldılar. Bana da burası kaldı. Yaşlı adam da içecek karşılığı kurtları avlıyor. Kendisi çok iyi bir avcıdır.

Ayyaş: Teşekkür ederim, ancak hepsi geçmişte kaldı. ( adama bakarak) Kırmızı başlıklı kızın masalını bilir misin? ( cevabı beklemeden) işte ben oradaki avcıyım.

Adam: Onun bir masal olduğunu sanıyordum.

Ayyaş: Gördün mü küçük kız bir tane daha.

Kız: Yetişkinlerin hepsi böyle.

Bu sırada uzaklardan kurt ulumaları duyulur

Adam: Çok yakındalar.

Kız: Seni yaralamışlar, niye söylemiyorsun. Yaralarını sarmak için bez getireyim.

Kız binanın içine girer

Adam: Tüm bunlar neyin nesi?

Ayyaş: Atmosferin Dışı’ndasın gayet normal.

Bir anda sahne mavi bir ışıkla aydınlanır. Sonra uzay gemisinin fırlatılma anında yapılan geri sayım duyulur. Ardından uzay mekiğinin fırlatılma sesi. Ayyaş ve adam binanın içine kaçarlar.

Sahneye başlarında fanuslar bulunan bir adam ve bir kadın girer. Üzerlerinde de astronot kıyafetlerine benzer kıyafetler bulunmaktadır. Astronotlar biri tabelayı işaret ederek parmağıyla onaylama işareti yaparlar.

Bu sırada içeriye kaçmış olan Ayyaş ve Adam sahneye geri dönerler.

Ayyaş: Welcome, Wilcommen, Konichiva, Bienvenü

Adam: Ne diyorsun sen?

Ayyaş: Konuklarımızı karşılıyorum. Pek sık gelmezler, iyi ağırlamak lazım.

Adam: Ama bunlar astronot gibi giyinmişler.

Ayyaş: EEE Atmosfer Dışı’na çıkmak için korunaklı kıyafetler giymek gerekir, insan bedeni dayanıksızdır.

Astronotlardan biri kafasındaki fanusu çıkarır.

Astro Er.: Ama burada nefes alınıyor.

Ayyaş: Kulaklarıma inanmıyorum. Siz Türk’sünüz. Yoksa bu da bir Türk yazarın oyunu mu?

Asrto Er: Her ikisi de doğru.

Ayyaş: Kahretsin.

Astro Er: Ne demek istiyorsun?

Ayyaş: Yakında buralar da gecekonduyla dolar. Diyeceğim bu kadar.

Kız elinde beyaz çarşafla geri döner.
Kız: Aaaa ne güzel yeni misafirlerimiz var. Hangi ülkeden geliyorlar?

Ayyaş: Türkiye’den.

Kız: Yok artık Türkler uzaya mı çıkmış? Dünya’nın sonu geliyor desene.

Astro ka: Neden bizlere karşı bu kadar ön yargılısınız? Anlayamıyorum.

Ayyaş: Yargının önü ya da gerisi olmaz, kişi kendisi hakkında söyleneni hak etmelidir.

Kız: Atmosfer Dışı’nda hepimiz objektifiz.

Adam: Siz buraya neyle geldiniz?

Astro Er: Uzay gemisiyle tabi ki.

Adam: Ben buraya yürüyerek geldim.

Astro Ka: Burada çok tuhaf şeyler oluyor.

Adam: Bana mı söylüyorsun, buradan ayrılamama sebebim biraz ileride bekleyen Kurtadamlar.

Ayyaş binaya girer bir süre sonra eline büyük bir bez çıkınla geri döner.

Ayyaş: Haydi brunch vakti.

Astro Er: Kurt gibi açım.

Dış ses olarak kurt ulumaları dolar sahneye

Adam: Yalvarıyorum o hayvanın adını sarf ederken dikkatli olun.

Kız yere serilen bezin üzerindeki yemekleri sıralamaya başlar düzenli bir hale koyunca da insanları yemeğe davet eder.

Kız: Kusura bakmayın pek de hazırlıklı değildik, uzun bir zamandır misafirimiz yoktu.

Hepsi de bezin çevresinde toplanırlar tam yemek yemeye başlayacakları sırada bir tren düdüğü duyulur.

Adam: Bu ses, inanamıyorum kurtuldum.

Düdük sesi bir süre daha duyulur ve sonra kaybolur.

Adam: Nerede, nereye gitti?

Ayyaş: Ne nereye gitti?

Adam: Beni deli etmek mi istiyorsun, treni soruyorum tabi ki.
Kız: Ben tren falan duymadım, belki de aklın sana oyun oynuyordur.

Ayyaş: Atmosfer Dışı’nda durum çok farklıdır. Burada ne zaman vardır, ne de her gün yaşamaya alıştığın şeyler, her şey farklıdır.

Kız: Burası bir hapishane, bir akıl hapishanesi.

Ayyaş: Gara geldiğinden beri mantıklı bir akıl yürütmen oldu mu?

Kız: Kafan sadece buradan kurtulmak istiyor ve bir sürü soru üretiyor.

Adam düşünür, yüzü bir anda korkuyla kaplanır

Adam: Evet haklısınız, gerçekten de buraya geldiğimden beri tek düşündüğüm bu oldu.

Astro Er: Peki ya bizim burada işimiz ne?

Ayyaş: Muhtemel Atmosfer Dışı’na çıkarken aklınızı kaçırdınız ve buraya düştünüz.

Astro Ka: Buna imkan yok, gayet sorunsuz bir fırlatış oldu.

Kız: Şu halde uzaydasınız ve peynir ekmek yiyorsunuz.

Adam: Neler oluyor, buradan çıkmalıyım. Hemen.

Adam ayağa kalkar, sahneye girdiği tarafa doğru koşar, bir süre sonra diğer taraftan sahneye girer.

Kız: Acıkmışsındır, gel otur biz de akşam yemeğini yiyorduk.

Adam kıza bakar, ardından geldiği tarafa doğru geri döner, aradan bir süre geçtikten sonra tekrar sahneye döner.

Ayyaş: Uğraşma boş yere, aklın yerine gelmedikçe garın misafirisin.

Adam: Ben kazı yapıyordum ve sonra bir telefon…

Kız: Bende odamda trenlerimle oynuyordum.

Ayyaş: Bende akvaryum temizliyordum, hatta balıklardan biri de ölmüştü de ona sinirlenmiştim.

Bu sırada mavi ışık sahneyi yeniden aydınlatır, çeşitli elektronik sesler duyulur. Işıklar yanar erkek astronot başka bir güç tarafından çekiliyormuşçasına çıkar sahneden.

Kız: Tüh çay istemişti ama….

Astro Ka: Nereye gitti o.

Ayyaş: Kendisine geldi.
Astro Ka: O halde benim kurtulmam da an meselesi.

Ayyaş: Uyandığında bu garın varlığını unutacak.

Adam: Kurtulmanın bir yolu olmalı.

Ayyaş: Yıllardır buradayım ve her yolu denedim. Sonunda geldiğim hal işte bu.

Adam: Ne kadar zamandır buradasın?

Ayyaş: Zaman dediğin güneşin batıp ayın çıkması ya da ayın yerine güneşin geçmesi esasına dayalı sistem mi?

Adam: E ee evet.

Kız: Çevrende güneş ya da ay görüyor musun?

Adam: Sen buraya nasıl düştün?

Kız: Odamdaydım ve sonra gözlerimi burada açtım.

Ayyaş: Gar hep böyle değildi, başlarda çok ziyaretçimiz olurdu, ama son zamanlarda her şey biraz tuhaflaştı.

Adam: Ne demek istiyorsun?

Ayyaş: Çok az insan geliyor, ya artık insanlar aklını kaçırmıyor ya da tıp acayip çözümler üretti.

Astro Ka: Demek istediğiniz elimiz kolumuz bağlı bir şekilde buradan kurtulmaya bekleyeceğiz.

Tam bu esnada 10 kişilik bir grup girer sahneye birbirlerine bellerinden tutuşmuş bir şekilde şen kahkahalar atmaktadırlar. Sonra bir an sessizlik yaşanır. Sahnedekiler yeni gelenlere bakarlar. Adam içlerinden birine dokunmak üzereyken grup büyük bir keyif alıyormuşçasına çığlıklar atarak terk ederler sahneyi.

Adam: Bu olanlar neydi?

Kız: Roller Coster

Astro Ka: Yani demek istediğin…

Ayyaş: Bu tarz adrenalini yüksek eğlenceler anlık akıl kayıplarına yol açıyor. Gördüğün böyle bir şeydi.

Adam: Hiç normal değil?

Kız: Alışmalısın

Astro Ka: Belki toplu bir şekilde kaçmayı denesek.

Adam: Denemeye değer.

Astro Ka: Kurt adamlar gitti mi?

Adam: Ben az önce çıktım bir şey görmedim.

Astro Ka: O zaman haydi. Ne tarafa gideceğiz?

Adam: Sağ ve sol tarafları denedim yine buraya çıkılıyor.

Astro Ka: Şu halde öne doğru gidelim.

Kadın ve adam el ele tutuşup öne doğru koşarlar ancak adeta bir duvara çarpmışçasına afallarlar.

Astro Ka: Ne oldu?

Ayyaş: Dördüncü duvara çarptınız.

Adam: Dördüncü duvar mı?

Kız: Akıllı ve delileri ayıran duvardan bahsediyor.

Astro Ka: Yani duvarın diğer tarafında akıllılar var.

Ayyaş: Kim bilir? Belki öyle belki tam tersi.

O sırada kız kolunu ovuşturur, çok geçmeden de titremeye başlar. Az sonra sahnenin ortasında debelenmektedir.

Astro Ka: Kıza bir şeyler oluyor.

Ayyaş: Yine başladılar.

Adam: Neye?

Ayyaş: Aklının yerine gelmesi için elektro şok tedavisi uyguluyorlar.

Adam: Ama ona zarar veriyorlar.

Ayyaş: Geri dönmesi için yapıyorlar, yani amaç iyi.

Astro Ka: İyi bir amaç uğruna işlenen cinayetler haklıdır mı demek istiyorsun?

Ayyaş: Ben kasap değilim.

Bu sırada kızın titremeleri kesilir. Ayyaş kızı kollarına alarak onu garın içine götürür.

Işık söner. Tekrar yandığında ortalık dağınık görünür. Adamın saçı başı birbirine girmiştir. Astronot kadın da kötü görünmektedir. Sahneye kolunun altında kart tutan biri girer.

Adam: Sen de kimsin?

Ayyaş: Bırak işini yapsın.

Astro Ka: Ama kim bu?

Ayyaş: Zaman gösterici, duvarın öbür tarafındakileri durumdan ve zamandan haberdar ediyor.

Adam: Bize de göstersin.

Ayyaş: Ne yapacaksın ki?

Astro Ka: O haklı görmeliyiz. Ne kadar zamandır burada olduğumuzu bilmeliyiz.

İkisi zaman göstericiye saldırır, aralarında kısa süreli bir boğuşma yaşanır. Sonunda adam ve kadın amaçlarına ulaşmıştır.

Astro Ka: Bak hemen ne yazdığını çok merak ediyorum.

Adam: Bakıyorum bakıyorum.

Adam kağıdı açar, yazıyı okur ve sinirli bir şekilde buruşturarak atar kağıdı.

Astro Ka: Ne yazıyordu, ne okudun?

Adam: Zamanlar geçer yazıyordu.

Astro Ka: Gar bizi salacak gibi görünmüyor.

Üzerinde asker kıyafetleri olan biri girer. Elinde bir silah vardır.

Adam: Hoş geldin.

Asker: Bir, bir çatışmanın ortasındaydım. Pusuya düşürülmüştük.

Astro Ka: Şu halde burada olma sebebin gayet açık.

Ayyaş: Silahı bırak elinden ve sakinleş. Kimseye bir zarar vermek istemezsin değil mi?

Adam: Sakin ol, sadece bir asker.

Ayyaş: Akıl kaybı şiddetli bir travma şeklinde olmuşsa bizler için zararlı olabilir.

Asker: Yaklaşma bana, ben çatışmadaydım sizler de kimsiniz? Dost musunuz? Düşman mı?

Ayyaş: Silahı yere bırak, çatışma geride kaldı. Artık rahatla. Atmosfer Dışı’na hoş geldin.

Asker korkuya kapılmıştır, elinde silahla sahneden çıkar. Koşturarak kaybolur. Bir süre sonra silah sesleri duyulur.

Astro Ka: Aman tanrım bu sesler de ne?

Ayyaş: Duyduğumuz uyanma hali de olabilir, bir anlık çılgınlıkta… bilemiyorum.

Asker sahneye döner silahı yoktur.

Asker: Burası nasıl bir yer? Neredeyim?

Kız: Sana yardımcı olacağım ama önce sakinleşmen ve durumu kabullenmen lazım.

Asker: Ama daha on dakika önce….

Sahne kırmızı ışıkla aydınlanır. Silah sesleri duyulur. Sonra kesilir.

Adam: Ya birileri buradayken, ölürse.

Kız: Bu hiç olmadı.

Bir anda sahneyi kuş sesleri doldurur. Müthiş bir huzur ortamı hakimdir.

Elinde kelebek yakalamak için yapılmış ağlardan tutan bir adam girer sahneye

Psikolog: Bu ormanlık alanda bir gar olduğunu bilmiyordum.

Ayyaş: Ben de yakınlarda ormanlık olduğunu.

Psikolog: Anlamadım.

Psikolog yerde oturan askeri görür. Çevresindeki insanların garip göründüklerini fark eder. Korkuyla geriler.

Psikolog: Burası tam olarak nasıl bir gar?

Kız: Bildiklerin gibi değil. Aramıza hoş geldin.

Psikolog: Çok ilginç acaba alt benliğimin bana oynadığı bir oyun mu gördüklerim. Belki de bir uyku halindeyimdir. En son bir ağacın gölgesinde oturduğumu hatırlıyorum.

Adam: Ama bu kelimeler. Psikolog falan mısınız?

Psikolog: Çok doğru bir saptama dostum.

Astro Ka: Yaşasın kurtulduk.

Mavi ışık ve elektronik seslere az önceki erkek astronotun sesleri karışır. İmdat yardım edin, Ankara imdat, uzay gemisinin kontrollerini tek başıma idare edemiyorum. Pilot arkadaşım baygın durumda. İmdatttt ses azalır elektronik sesler artar. Sonra bir infilak sesi duyulur.
Adam: Yoksa bunlar…

Astronot kadının üzerine beyaz bir takip ışığı tutulur, kadın ışıktan kaçmaya çalışır ancak başaramaz. Işık kadının tenini acıtmaktadır. Astro garın içine girer ve kaybolur.

Adam peşinden gar binasına girer. Bir süre sonra üzgün bir şekilde çıkar.

Adam: Gitmiş. Sanırım.

Kız: Daha fazla konuşma, duymak istemiyorum.

Psikolog: Kuzum neler oluyor burada?

Ayyaş: Bir akıl hapishanesindesiniz doktor. Ve buradan çıkış yok.

Psikolog: Bir şeyler yapabiliriz belki. Bu kadar kolay teslim olmayın.

Adam: Yardım edebilirsin bize değil mi?

Ayyaş: Bize kimse yardım edemez.

Psikolog: Denemeden bilemezsiniz.

Kız: Zamanında defalarca kez denedik.

Psikolog: Ama profesyonel bir yardım almadınız değil mi?

Adam: Haydi cevap verin, eminim almamışsınızdır.

Kız ve Ayyaş birbirine bakar.

Ayyaş: Belki de denemeye değer, ama ne yapabilirsin ki?

Psikolog: Bir daire oluşturacak şekilde oturun ve el ele tutuşun. Şu asker de buralı mı?

Kız: O yeni misafirimiz, onu da aramıza alabiliriz.

Hepsi birlikte bir çember oluştururlar.

Psikolog: Şimdi el ele tutuşmanızı istiyorum.

El ele tutuşurlar.

Psikolog: Şimdi buraya gelmeden önceki anı düşünmeye çalışın. Anıları canlandırın kafanızda. Ve mutlu anlarınızı düşünün. Son anınızı gara gelmeden önce.

Işık söner, sonra asker ayağa kalkar, sössüz oyunlarla savaş alanını canlandırır. Sonra mutlu bir an gelir gözlerinin önüne. Kocaman bir gülümseme yayılır yüzüne. Ardından kırmızı bir ışık doldurur sahneyi. Işık söner ve yandığında asker gitmiştir.

Adam: Başardın, başardın o gitti.

Ayyaş: Buraya yeni gelmişti, anıları canlı kolay olmuştur.

Kız: Biz ne zaman geldiğimizi bile anımsamıyoruz oysa ki…

Adam: Belki de size hipnoz uygulanabilir.

Psikolog: Denemeden bilemem ancak, şu anda alt benliklerimiz burada ve onların da derinlerine inmek çok ilginç bir deneyim olacak.

Önceki bölümlerde sahneye giren Roller Coster grubu yeniden belirir. Birbirlerinin bellerinden tutmaktadırlar. Sahnenin ortasında bir süre sessiz dururlar ve sonra çığlık atarak sahneden ayrılırlar.

Psikolog: Peki kiminle başlıyoruz?

Ayyaş: Buranın en eski misafiri bu küçük hanım, sanırım bu hak onun.

Kız psikologun karşısına geçer. Adam cebinden çıkardığı bir saati kızı hipnotize etmek için sallamaya başlar.

Psikolog: Gözlerini kapat ve o güne git, her şeyi her ayrıntıyı hatırlamaya çalış. O günü düşün.

Sahneye kolunun altında oyuncak bir tren seti olan bir adam girer.

Baba: Melis, neredesin kızım?

Kız: Baba baba, bana ne getirdin?

Baba: Vitrinde görüp beğendiğin o tren setini aldım. Ama neden oyuncak bebek değil de tren seti istediğini anlamış değilim.

Kız: Benim bir garım var ve orada bekleyen bir sürü yolcum. Onlar için tren gerekiyor baba.

Baba: Kimler miş bunlar?

Kız: Yaşlı bir adam, sonra bir arkeolog, bir psikolog..

Baba: Sen bu kadar şeyi nereden biliyorsun bakayım.

Kız: Okuyorum baba, senin dolabında bulduğum bir kitapta okudum.

Baba: Aferin benim uslu kızıma, haydi kur bakalım trenini de yolcuların daha fazla beklemesin.

Adam: Bir dakika bir dakika bu olanları sadece ben mi gördüm.

Psikolog: İşte bahsettiğim şey de buydu. Kızın alt benliğinde olduğumuz için hayallerini ve düşlerini de görebiliyoruz.

Ayyaş: Ben de gördüm.

Adam: Ne yani hepimiz bu kızın uydurduğu karakterler miyiz?

Ayyaş: Bu imkansız.

Psikolog: Belki de düşünceleri burada yaşadıklarıyla karıştı, sonuçta Atmosfer Dışı’ndayız.

Adam: Benim bir hayatım var, karım, çocuklarım. Tek istediğim evime gitmek.

Dış ses girer, kız kendi kendisiyle konuşmaktadır. Ne güzel bir tren seti, bunları özenle kuracağım ve garda bekleyen yolcuları eve götüreceğim.

Adam: İşler kontrolden çıktı, kız hala burada. Peki ya şimdi…

Garı dumanlar kaplar, tren sesi duyulur.

Ayyaş: Gözlerime inanamıyorum o gelen bir tren mi?

Adam: Başardı, psikolog başardı.

Ayyaş: Her şeyin bu kadar hızlı ve kolay olması gerçekten ilginç. Fark ettin mi psikolog durumu hiç yadırgamadı. Geldiğinden beri hep bir şeyler üretiyor. Yeni fikirler.

Adam: Fikirler haklısın, garda yeni şeyler düşünmenin mümkün olmadığını sanıyordum.

Ayyaş: Üstelik biz kızın hayalleriysek nereye gidebiliriz ki?

Adam: Kafam iyice karıştı, sence ne yapmalıyız?

Ayyaş: Sonuçta binanın öte tarafında bir tren bekliyor.

Adam: Ben ne olursa olsun denemek istiyorum.

Adam garın içine girer. Tren düdüğü duyulur. Ardından dumanlar sahneyi kaplar. Duman dağıldığında sahne oyunun başındaki gibi görünmektedir. Ayyaş tahta bankta uzanmış yatmaktadır. Sahneye az önce tren için ayrılan adam girer.

Adam: Affedersiniz oturabilir miyim?

Ayyaş: Ne oldu tren yolun sonunu bulamadı mı?

Adam: Efendim anlamadım.

Ayyaş: Sanırım baştan başlamamız gerekiyor. Burası Atmosfer Dışı burada hayat yoktur.



Yazar: Erdinç Yapan

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1096
favori
like
share