Anneler - Çocuk Sorunları

Anneler "çocuklarıyla yeterince ilgilenemedikleri" gibi gerekçelerle sürekli "suçluluk duygusu" hissediyor ve bunalıma giriyorlar.



Kadınların yaşama bakış açılarını, yaşam düzenlerini büyük ölçüde değiştiren, yeni sorumluluklar yükleyen, hemen her kadının "hayatındaki en önemli şey" olarak tanımladığı annelik, beraberinde çeşitli psikolojik sorunları da getirebiliyor.

Suçluluk duygusu yoğun
ABD’de yapılan bir araştırmanın CNN’in internet sitesinde yayınlanan sonuçlarına göre, anneler "çocuklarıyla yeterince ilgilenemedikleri, onlara yeterli olamadıkları, çocukları hayata doğru biçimde hazırlayamadıkları" gibi gerekçeler başta olmak üzere, birçok sebepten ötürü sürekli "suçluluk duygusu" hissediyor.

Araştırmanın yeni olarak kabul edilen yönü ise söz konusu suçluluk hissinin zannedildiği gibi sadece çalışan annelere özgü bir duygu olmadığı. Araştırma,çalışmayan annelerin de aynı sorunla karşı karşıya kaldıklarını ortaya koyuyor.

Diğer herşey ikinci planda
Annenin, çocuğun geleceği ve onu yetiştirme biçimine ilişkin kaygılar duymasının normal olduğu ifade edilen açıklamada, bu kaygıların normalin üzerinde seyretmesi durumunda, annenin yaşamındaki diğer her şeyi ikinci plana atarak yalnızca çocuğuna odaklandığı, kendi için bir şey yaparken de "Şu anda çocuğumun yanında olmalıydım" şeklinde suçluluk duyduğu ve bu aşırı kaygıların anneye olduğu kadar uzun vadede çocuğa da zarar verdiği belirtildi.

Çalışan anneler, çocuklarına yeterince zaman ayıramadıkları gerekçesiyle kaygı duyarken, çalışmayan annelerde de "geçirilen zamanın kalitesi, çocuğuna yeterince bilinçli davranamamak, ona iyi bir maddi gelecek hazırlayamamak" temel kaygı nedenleri olarak görülüyor.

Annenin kişiliği ve beklentileri önemli rol oynuyor
Anneliğin beraberinde getirdiği psikolojik etkilere ilişkin bilgi veren psikolog Seval Baysal, çalışan ya da çalışmayan tüm annelerde belirli bir seviyede suçluluk duygusu gözlemlediklerini, ancak bunun derecesini annenin kişiliği ve yaşamdan beklentilerinin belirlediğini söyledi.

Önemli unsurun, anne ile çocuk arasında sağlıklı bir diyaloğun oluşturulması ve birlikte geçirilen zamanın iyi değerlendirilmesi olduğunu ifade eden Baysal, "Annenin çocuğunu maddi manevi hayata hazırlamak konusunda kaygı duyması normaldir, ama bunun ileri boyutlara taşınması hem çocuğun hem de annenin psikolojisini olumsuz etkiler" diye konuştu.

Annedeki kaygı ve suçluluk duygusunun artmasının, anne ile çocuk ve anne ile evin diğer bireyleri arasındaki ilişkilerde problemlere yol açabileceğini ifade eden Baysal, annenin kendi yeterliğini sorguladıkça depresyona yöneldiğini, çocuğuyla diyaloğunun tıkandığını kaydetti.

Mükemmeliyetçilik tüketir
Annenin çocuğunu yaşamının tek odak noktası olarak görmesinin hem anne hem de çocuk açısından sorunlar doğurduğuna işaret eden Baysal, "Anne yaşamının odak noktasını sadece çocuğu haline getirir, sürekli onun için fedakarlıklarda bulunursa, bu çocuğun üzerinde de duygusal baskı oluşturur" diye konuştu.

Annelerin karşılaştıkları bir diğer sorunun da "boşluk duygusu" olduğunu anlatan Baysal, çocuğun bireyselleşmesiyle birlikte, kendi yaşamından ve "kendine yatırım yapmaktan" uzak duran annenin boşluğa düştüğünü kaydetti.

Denge kurmak şart
Kendisinin de bir anne olduğunu ve dünyada çocuğu için endişe duymayan bir annenin olamayacağını söyleyen Baysal, yine de annenin işi, eşi, diğer bireyler ve çocuğu arasında denge kurmak için çaba göstermesi ve her şeyi en doğru şekilde yapmasının mümkün olmayacağını kabul etmesi gerektiğini belirterek, "Mükemmeliyetçilik insanı tüketir, kendine hiç yatırım yapmayan annelerin depresyona girdiklerini gözlemliyoruz" diye konuştu.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 363
favori
like
share