Bir Mektup Gelse Unutulmuş Zamanlardan - S.iclal Tiryaki

Elinize kalemi alırsınız da bir an ne yazacağınızı kestiremezsiniz. Ben de öyle hallerdeyim. Zihnimde şerit olmuş geçiyor yazacaklarım; lakin bir türlü kalem oynamıyor yerinden.

Bir mektup yazmak lazım...

Uzun yıllardır, faturalardan başka zarf geçmez oldu elime. Ne bir mektup ne de bir tebrik kartı. Ayda yılda bir süslü düğün davetiyeleri hariç; ki onlar da elden geliyor çoğunlukla. Elyazılarında ki özlemleri, hatıraları,
kelimelerin arasına sıkışmış heyecan ve gözyaşlarını özler olduk. Teşekkür kartlarına yok hacet artık. Bayram tebrikleri yerini sms ve maillere bıraktı. Şöyle keyifle gidip tebrik kartlarını seçemiyoruz. Sadece çocukların beğenilerine hitab eder tarzda kolleksiyonları süslüyor o güzelim kartlar.

Önceden mektup yazacak pek çok kişi bulunurdu. Şimdiyse yığınla insan hayatımızda devir daim ediyor ama yazacak bir kişi bile aklımıza gelmiyor. Renkli zarflar, kokulu kağıtlar, çiçeklerle bezeli satırlar silinip gitti hayatımızdan. Bundan ötürü bir mektup kaleme almalıyım. Belki zarflarla bir yere ulaşmayacak ama benden birşeyleri aktaracak okuyan kişiye.

Sevgili.......

Bugün çok erken kalktım. İlk işim sahile inip yürüyüş yapmak oldu. Bir çay bahçesinde iki bardak çay içtim keyiflice. Yosunu, iyotu içime çektim derin derin. Bir kaç saat sonra kentin kargaşası beni içine çekip alacak. Oralarda biryerlerde kaybolana kadar bu eşşiz saatler benim. Ne kadar çok insan sabahın bu sessizliğinde kendini sahilin kollarına bırakıyormuş hiç farketmemişim bunca zaman. Hayatın olağan akışında insanlar silikleşmişler adeta. Varla yok arası. Şaşırtıcı bu kadar hayatın içindeyken böylesine dışında kalmak.

Bir çocuk babasıyla uçurtma uçuruyor. Yataklarından ite kaka kalkmış gibi bir halleri yok üstelik. Neşe içinde koşturuyorlar. Peşlerinde bir sokak köpeği bir oraya bir buraya zıplayıp duruyor. Onlarla bütünleşiyor adeta.

Çimenlerin hemen üzerine konmuş masanın ayaklarının yanıbaşında bir karınca yuvası dikkatimi çekti. Çabaları masalsı işçiler. Öylesine bir ahenkle ve ciddiyetle yapıyorlar ki işlerini.

Havalar iyiden iyiye ısınmaya başladı bu aralar. İnsanlar tabiatla yarışır gibi cıvıl cıvıllar. Sanki günümüzün bu ağır koşullarına onlar mahkum değilmiş gibi renkliler. Gençler ve çocuklar deniz mevsimini çoktan açtı. Su soğukmuş kimin umrunda. Tutup nefeslerini, atıyorlar serin sulara kendilerini. Dünya onların dünyası.

Eskiden çok daha erken kalkardım. Çoğu zaman güneşle birlikte doğardık yeryüzüne. O saatlerde şöyle tavşan kanı bir çay demleyip İzlerdim tan yerinin ağarmasını. Sabahın rengini solurdum. Çayın keyifli tadıyla birbirlerine sarılırlardı. Bu hoşluğu daha az yaşar oldum bu günlerde. Unutulmaya mahkum sabıkalar listesine oda mı giriyor acaba?

Sevgili.

Burada bitirmek zorundayım satırlarımı. Demir dişliler arasında biraz daha ezilip, çiğnenme vakti. Kent beni yutmaya hazır yine bugün de. Bense bu mengene arasında ki sıkışmalardan yorgun ve bitap. Görüşürüz yine burada mektupların arasında bir başka zaman. Sevgi ve muhabbetle kal.

S.iclal Tiryaki

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 274
favori
like
share