Babalar Gününde Sevgi Yarışı - Çocuk Oyunu

Babalar gününde
SEVGİ YARIŞI
Çocuk Oyunu: 6
Yazan: Fevzi Günenç

Oyunundaki Kişiler:
GÜL (Küçük Kız)
MENEKŞE (Ortanca Kız)
NİLÜFER (Büyük Kız)
BABA



DEKOR:
Bir oturma odası. Biri sağda, biri de solda yatak odalarına açılan iki kapı. Sahnenin ortasında yemek masası, iskemleler… Duvarlarda uygun tablolar. Başka eşyalar.


KÜÇÜK KIZ: (Neşe içinde kendi kendine söylenmekte, kahvaltı masasını hazırlamakta.)
Bu da babacığın tabağı…Babaların tabağı en büyük olur. Çünkü babalar büyüktür.

BÜYÜK KIZ: (Soldaki kapıdan telaşla girer)
Günaydın! Herkes uyuyor mu daha?

KÜÇÜK KIZ: (Çığlık atar)
Ay!

BÜYÜK KIZ: (Yüksek sesle)
Ne o? Ba kez niye korktu küçük kardeşimiz?

KÜÇÜK KIZ:
Aman, bağırarak konuşma ablacığım.

BÜYÜK KIZ: (Alaycı)
Rahatsız mı oldun bebeğim?

KÜÇÜK KIZ:
Biraz daha yavaş konuşamaz mısın abla? Babam uyanmadı daha.

BÜYÜK KIZ: (Sinirli)
Abla ben miyim, sen misin; anlayamadım gitti. Her zaman böyle uyarırsın beni.

KÜÇÜK KIZ:
Özür dilerim ablacığım. Amacım seni kırmak değildi. Babamın rahatsız olmasını istememiştim; hepsi bu.

BÜYÜK KIZ: (Öykünür)
Babam, babam… Babamız sanki yalnız senin baban. Bizim de babamız değil mi?

KÜÇÜK KIZ:
Bunu demek istemedim ablacığım. Bütün dileğim sadece onun rahatsız edilmemesi.

ORTANCA KIZ: (Gürültüyle girer)
Hey! Herkes uyandı mı? Günaydın millet: Herkes, ayakta ha!

BÜYÜK KIZ: (Küçük kardeşini iğnelercesine)
Aman, patırtı etme canım. Babamın koruyucu meleği canına okur yoksa senin.

ORTANCA KIZ:
Ne diyorsun sen abla? Ne koruyucusu? Ne meleği?

BÜYÜK KIZ:
Koruyucu melek küçük kız kardeşimiz böyle buyurdu. Babam uyanıncaya kadar sesimizi çıkartmayacakmışız.

KÜÇÜK KIZ:
Ben böyle söylemedim.

BÜYÜK KIZ:
Tam tamına böyle söylememiş olabilirsin. Ama bu anlama gelir sözlerin.

ORTANCA KIZ:
Lütfen, herkes boyu ve yaşı kadar konuşsun.

KÜÇÜK KIZ:
Aşkolsun abla. Benden çok sizin titizlenmeniz gerekir. Babamı her günkünden fazla rahat ettirmek zorundayız. Unuttunuz mu, bugün babalar günü.

BÜYÜK KIZ:
Daha iyi ya… Uyansın da bu özel günü kutlayalım.

ORTANCA KIZ: (Bağırarak)
Onu ben uyandıracağım.

ORTANCA KIZ: (Bağırarak)
Hayır, ben!..

BÜYÜK KIZ: (Bağırarak)
Neden sen uyandırmayacakmışsın?

ORTANCA KIZ: (Bağırarak)
Ben onun kızı değil miyim?

BÜYÜK KIZ: (Bağırarak)
Ben büyük ablayım ama…

ORTANCA KIZ: (Bağırarak)
Büyük ablasın, diye her şey senin hakkın mı?

KÜÇÜK KIZ:
Bağırmayın, lütfen…

BÜYÜK KIZ:
Kes sesini sen de!.. Ona aldığım armağanı vereceğim.

ORTANCA KIZ:
Ben de, ben de…

BÜYÜK KIZ:
Benim armağanım seninkinden güzel ama.

ORTANCA KIZ:
Nereden belli? Benimkini görmedin ki daha.

BÜYÜK KIZ:
Görmeye ne gerek var?
Benim zevkim sizinkinden üstün.

ORTANCA KIZ:
Zevkliye bak… Kim bilir ne kötü bir şey almışsındır yine.

BÜYÜK KIZ:
Hiç de kötü değil. Babam bayılacak buna.

ORTANCA KIZ:
Yok ya… Bayılırsa göremez ama.

BÜYÜK KIZ:
Zevzek!

ORTANCA KIZ:
Benimki hem güzel hen pahalı.


BÜYÜK KIZ:
Güzel olmadıktan sonra pahalı olmuş neye yarar?

ORTANCA KIZ:
Pahalı şeyler her zaman güzeldir.

BÜYÜK KIZ:
Pöh, güzelmiş. Benimki hem zevkli hem güzel.

ORTANCA KIZ:
Hayır, asıl benimki daha güzel!

KÜÇÜK KIZ:
Susun, lütfen susun. Babamı uyandıracaksınız.

BABA: (Sağdaki kapıdan girer)
Neler oluyor burada? Bu gürültü ne?

ORTANCA KIZ: (Babaya koşar)
Baba!

BÜYÜK KIZ: (Babaya koşar)
Babacığım!

KÜÇÜK KIZ: (Ablalarına çıkışır.)
Yaptığınızı beğendiniz mi? Uykusuna doymadan uyandırdınız onu. (Babaya koşar) Uyandın mı baba!

BABA: (Şakayla, gülümseyerek)
Hayır, daha uyanmadım küçük gülüm. Uykuda geziyorum.


ORTANCA KIZ:
Bu da soru mu yani? Herhalde uyandı ki, burada. Babalar Günün kutlu olsun babacığım.


BABA:
Teşekkürler, Menekşe'ciğim.

BÜYÜK KIZ:
(Ağlamaklı) Önce ben söyleyecektim… Bu benim hakkımdı. Ben en büyük kızım.

BABA:
Üzülmene gerek yok Nilüfer’im.... Ben yine önce sen söyledin sayarım.

BÜYÜK KIZ: (Küskün)
Bana ne, bana ne…

BABA:
Bırak şimdi bebekliği… Elma yanaklarını yerim ha… (Onu gıdıklar.) Bıdı bıdı… Bıdı bıdı…

BÜYÜK KIZ: (Kıkırdar)
Babalar günün kutlu olsun babacığım.

BABA:
Teşekkürler çiçeklerimin en büyüğü, güzel Nilüfer’im.

KÜÇÜK KIZ: (Sade)
Babalar Günü'n kutlu olsun, babacığım.

BABA:
Teşekkürler küçük Gül'üm.

KÜÇÜK KIZ:
Her yıl bugünlerde görmek isteriz, seni babacığım.

BABA:
Ben de sizleri yavrularım…

BÜYÜK KIZ:
(Küçük kızı öykünür) Her yıl bugünlerde görmek isterim seni babacığım… Mış… Asıl ben isterim bunu. Ak sakallı tonton bir dede olarak bile görmek isterim.

KIZLAR GÜLÜŞÜR.

BABA:
Var ol kızım.

ORTANCA KIZ:
Başımızdan hiç eksik olma babacığım.

BABA:
Umarım olmam çocuklarım.

BÜYÜK KIZ:
Ben babamın armağanını getirmeye gidiyorum! (Koşarak sol kapıdan çıkar.)

ORTANCA KIZ:
Benimki hazır bile. İşte burada. (Köşedeki sehpanın üzerinden alır, babaya verir) Al babacığım. Her zaman bu çiçekler gibi canlı, güzel ol.

BABA:
Vay vay vay… Bunlar ne güzel sözler böyle! Ya çiçekler! Adın gibi, menekşelerden oluşan şık bir buket yaptırdın bana ha?

ORTANCA KIZ:
Bütün paramı buna harcadım. Babalar gününde babama pahalı bir armağan almak istedim.

BABA:
Teşekkürler güzel Menekşe’m. Benim için en pahalı armağanlar sizlersiniz.

BÜYÜK KIZ: (Hızla çıktığı kapıdan koşarak girer)
İşte armağanın babacığım! (Babanın elindeki çiçek buketini görünce sızlanır.) Aaay… Yine benden önce vermişler! Hiç kimse büyük abla yerine koymuyor beni. Hep sıramı alıyorlar.

BABA:
Sıranın ne önemi var kızım? Önemli olan babanızı düşünmeniz. Sen de adın gibi, bir demet Nilüfer aldın ha? Nerden bulursunuz Mayı’ta bu çiçekleri! Benim bütün kızlarım ince düşünceli. Sana da teşekkür ederim Nilüfer çiçeğim.

KÜÇÜK KIZ: (Bir paket uzatır.)
Bu da benim armağanım babacığım.

BABA:
Küçük kızım da babasına adı gibi gül mü aldı acaba? Yoo… Çiçeğe benzemiyor bu. Durun, açıp bakalım, neymiş. (Pakedi açar.) Bir gömlek, bir kravat, bir çift de çorap. Sana da teşekkürler Gül' üm.


KÜÇÜK KIZ:
Kalıcı şeyler olsun istedim, babacığım. Çiçekler gibi solunca atılmayacak şeyler armağan etmek istedim sana.


BÜYÜK KIZ:
Kalıcıymış... Sanki giysiler eskimez.

KÜÇÜK KIZ:
Çiçekler kadar çabuk eskimez ama.

ORTANCA KIZ: (Kıkırdar) Küçük kardeşimiz niçin giyecek şeyler aldı, ben biliyorum.

KÜÇÜK KIZ: (Çıkışır)
Niçinmiş?

ORTANCA KIZ:
Çamaşır yıkama zahmetin azasın, diye.

KÜÇÜK KIZ:
Doğru değil bu! Ben babamın giysilerini seve seve yıkarım. Hatta yıkarken öperim bile.

BÜYÜK KIZ:
Belli oluyor. Çamaşır yıkarken neden hep burnu ıslak bu kızın diyordum ben de.

ABLALAR GÜLER.

ORTANCA KIZ:
Durun bakalım!
İş sevmeye gelince, hiç biriniz bana yetişemezsiniz.
Kimse babamı benim kadar çok sevemez.

BÜYÜK KIZ:
Severim, ben severim!

ORTANCA KIZ: (Bağırır) Hayır, sevemezin!

BÜYÜK KIZ:
Bana bağırdı baba! (Bağırır) Severim!

ORTANCA KIZ:
Bana bağırdı baba!

BÜYÜK KIZ:
Asıl sen bana bağıdın! (Ablasını iter.)

BÜYÜK KIZ:
Beni itti baba! (Ortanca kızı iter.)

ORTANCA KIZ: (Ağlar, yine iter.)
Asıl sen beni ittin.

BÜYÜK KIZ: (Ortanca kızın üstüne yürür.)
Hem suçlu hem güçlü. Görürsün gününü şimdi!

ORTANCA KIZ: (Kaçar)
Beni dövecek baba!

BÜYÜK KIZ: (Kovalar)
Ablaya el kaldırmak neymiş, öğretirim şimdi ben sana.

BABA: (Kahkahalarla güler.)
Yapmayın çocuklar… Sizi yaramazlar sizi...

ORTANCA KIZ: (Babanın kucağına sığınır) Beni koru baba!

BÜYÜK KIZ: (Duraksar) Çık ortaya da gününü göstereyim sana!

BABA:
Yapma Nilüfer’im!.. Ablalar anlayışlı olur.

BÜYÜK KIZ:
Elbette anlayışlıyım baba. Ama cezasını çekmeli o da.

BABA:
Sen bunu 'bana bırak. Bakın ne diyeceğim şimdi size? Var mısınız bir yarışmaya?

BÜYÜK KIZ:
Yarışma?

KÜÇÜK KIZ:
Yarışma mı?

BABA:
Evet, üçünüz arasında…Adı sevgi yarışı. Kim kazanırsa, beni onun daha çok sevdiği anlaşılacak. Böylece tartışmaya da gerek kalmayacak.

ORTANCA KIZ: (Babasının kollarından ayrılır, sevinçle hoplar) Yarışma yarışma! Yaşasın!.. Hemen başlayalım babacığım. Seni en çok sevenin ben olduğumu kanıtlayacağım.

BÜYÜK KIZ:
Nasıl olacak bu iş?

BABA:
Sorular soracağım; yanıtlar alacağım.

ORTANCA KIZ:
Bana kolay soru sor baba.

BABA:
Hepinize aynı soruyu soracağım. Tek tek karşılık vereceksiniz. En güzel yanıtı kim verirse, onun beni en çok sevdiği anlaşılacak.
BÜYÜK KIZ:
Ben kazanacağım!

ORTANCA KIZ:
Hayır, ben kazanacağım!

KÜÇÜK KIZ:
Babamızı en çok kim seviyorsa o kazansın.

BABA:
Önce büyük ablanızdan başlıyoruz... Söyle bakalım Nilüfer, beni
ne kadar çok seviyorsun?
BÜYÜK KIZ:
Ben mi? Seni mi?.. Babacığım, ben seni… Seni... Dünyalar kadar
çok seviyorum!

BABA:
Güzel…Nilüfer beni dünya kadar çok seviyor. Var mı daha çok sevebilen? Sıra sende Menekşe. Söyle bakalım, sen babacığnı ne kadar çok seviyorsun?

ORTANCA KIZ: (Düşünür) Hım… Ben babacığm… Ne kadar çok seviyorum, ne kadar çok seviyorum… Buldum! Ben seni yıldızlar kadar çok seviyorum!

BÜYÜK KIZ:
Dünya yıldızlardan daha büyüktür, değil mi babacığım?

BABA:
Uzayda sayısız yıldız var. Bunların bazısı dünyadan büyük, bazısı küçüktür.

ORTANCA KIZ:
Ben babamı uzaydaki büyük yıldızlar kadar seviyorum.

BÜYÜK KIZ:
Ben de babamı senden çok seviyorum.

ORTANCA KIZ:
Seviyorum demekle olmaz. Dünya kadar seviyorum, dedin. Dünya büyük yıldızlardan küçük. Demek ki sen babamızı benden çok sevmiyorsun.

BÜYÜK KIZ:
Seviyorum seviyorum!..

BABA:
Durun bakalım, yine başlamayın kavgaya. Tartışmanıza gerek yok. İkiniz de eşit seviyorsunuz beni.

ORTANCA KIZ:
Dünya büyük yıldızlardan küçük ama…

BABA:
Evet, haklı olabiliısın ama ablan beni dünya kadar sevdiğini söylemedi ki.

BABA:
Söylediğini yineler misin Nilüfer?

BÜYÜK KIZ: (Duraksayarak yineler.)
Ben babamı dünyalar kadar seviyorum, demiştim…

BABA:
Evet, ikiniz de aynı şeyi söylediniz aslında. Biriniz yıldızlar dediniz, biriniz dünyalar… Dünya da bir yıldızdır. O yüzden ikiniz de beni dünyalar yani yıldızlar kadar çok seviyorsunuz.

ORTANCA KIZ:
Baba çok büyüksün!

BÜYÜK KIZ:Çok büyüksün baba!

BABA:
Şimdi sıra küçük kardeşinizde. Söyle bakalım Gül’cüğüm
Sen beni ne kadar seviyorsun?

KÜÇÜK KIZ:
(Duraksamadan) Ben seni tuz kadar çok seviyorum babacığım.

BABA:(Şaşkın)
Ne! Tuz mu?

ÖBÜR KIZLAR KAHKAHAYLA GÜLER. BABA DA ONLARIN GÜLMESİNE KATILIR.

ORTANCA KIZ:
Tuz kadar, seviyormuş...

BÜYÜK KIZ:
GüI, babamı tuz kadar seviyormuş…

BÜYÜK KIZ:
Bir baba tuz kadar az sevilir mi hiç?

BABA:
(Küçük kızına) Demek beni tuz kadar seviyorsun ha!

KÜÇÜK KIZ:
Evet baba…


BABA: (Gül' e)
Doğrusu beni daha çok sevmeni isterdim. Yanlış söyledin değil mi Gül kızım? Tuz kadar demek istemedin, değil mi?. Ay kadar, güneş kadar , ormanlardaki ağaçlar, kırlardaki otların sayısı kadar çok demek istedin değil mi?

KÜÇÜK KIZ:
Hayır, baba… Tuz kadar seviyorum, dedim. Evet, tuz kadar seviyorum seni…

BABA:
Yani dünyadaki bütün tuzlar kadar mı?

KÜÇÜK KIZ:
Hayır, bir tutamlık, bir çimciklik tuz bile anlatır benin sana sevgimi.

BABA: (Güler güler…)
Çok yaşayasın sen Gül kızım. (Güler) Hiç gülesim yoktu. (Güler)
Hiç bu kadar çok gülmemiştim. Canım kızım benim… Yeterince sevmeyi bilmese de, güldürmeyi iyi biliyor.

ORTANCA KIZ:
Büyüyünce oyuncu olur belki.

BÜYÜK KIZ:
Ben doktor olacağım.

ORTANCA KIZ:
Ben de mühendis…

BABA:
Haydi çocuklar, şu masayı hazırlayın artık. Karnım zil çalıyor. Kahvaltıyı hazırlama sırası kimdeydi bugün

BÜYÜK KIZ:
Sıra Gül' deydi baba.

BABA:
Peki, nereye kayboldu bu?

ORTANCA KIZ:
Mutfağa, ağlamaya gitti.

BABA: (Seslenir)
Gül, kızım! Bu sabah açlıktan öldürecek minin yoksa beni?

KÜÇÜK KIZ:
(Çorba tenceresiyle girer.)

BABA:
Bugün kahvaltıya ne yaptı benim küçük güzel kızım?

KÜÇÜK KIZ: (Burnunu çekerek)
Çorba…

BABA:
Haydi, çorbalarımızı koy da…

KÜÇÜK KIZ:
Koyuyorum… (İç çekerek herkesin kâsesine çorba koyar.)

BABA:
Bırak şu sulu gözlülüğü. O iş bitti. Ne güzel kokuyor bu çorba böyle…

BÜYÜK KIZ:
Yarışma bitti mi baba?

ORTANCA KIZ:
Kim kazandı, kim kazandı?

BABA:
Bırakın şimdi kazanmayı. Çorbamı içmeden tek sözcük alamazsınız ağzımdan. (Kaşığını çorbaya daldırır, üfleyerek içer. Ağzı yanmıştır. şaka yapar.) Bu çorba ateşte pişmiş galiba. A! Bu da nesi? Tuzu yok bu Çorbanın.

BÜYÜK KIZ: (Çorbayı tadar, softadan kalkar.)
Aaa! Gül, çorbaya tuz koymayı unutmuş.

BÜYÜK KIZ: (Çorbayı tadar, softadan kalkar.)
Gül, gerçekten unutmuşusun, çorbaya tuz koymayı.

BABA:
Olur böyle şeyler. Yaşı küçük daha. Zamanla öğrenir.

KÜÇÜK KIZ:
Hayır, unutmadım!

BABA:
Unutmadın mı?

KÜÇÜK KIZ:
Unutmadım baba.

BABA:
Özrün kusurundan büyük. Çorbayı bize tuzsuz mu içireceksin?

KÜÇÜK KIZ:
Evet babacığım.

BABA: (Kızgın)
Neden?

KÜÇÜK KIZ: (Masadan kalkar.)
Tuz değersiz bir şeydir babacığım. Demin sizi tuz kadar çok sevdiğimi söyleyince bana gülmüştünüz. Madem tuz, değersiz, bir şey, öyleyse çorbamızda işi ne?


BABA:
Bu kız bana bir şey anlatmaya çalışıyor. Tabi ya!.. (Sevecen) Seni sevimli şeytan seni! Demek babanı tuz kadar seviyorsun ha?

BÜYÜK KIZ:
Ne diyorsun sen baba?

BABA:
Tuzun bunca önemli. bir ihtiyaç maddesi olduğunu nasıl da düşünemedim! Öyle ya, tuzsuz neyin ne tadı olur ki.


ORTANCA KIZ:
Baba!

BABA:
Hem de beni bir tutam tuz kadar seviyormuş. Bir çimdik tuz kadar...

BÜYÜK KIZ:
Bu ne demek bu şimdi?


BABA:
Evet, tuz... Ama az tuz… Neden? Çoğu zararlı da onun için. Canım kızım! (Kalkar, Gül’ü kucaklar) Ne güzel bir ders verdin bana. Demek beni en çok seven kızım sensin! Beni az seviyor diye az, kalsın cezalandırıyorduk onu. Oysa asıl cezalanması gerekenler bizleriz.

ORTANCA KIZ:
Ceza mı? Neden?

BABA:
Ona güldük, kendisiyle alay ettik. Babasını sevmiyor, dedik.

ORTANCA KIZ:
Haklısın baba. Eee? Cezamız ne olacak?

BABA:
Cezamız, bu çorbayı böyle tuzsuz içmek. Bugün bunu böyle içelim ki, tuzun değerini hiç bir zaman unutmayalım.


KÜÇÜK KIZ:
Olmaz. Çorbanıza tuz ekleyebilirsiniz. Bakın, tuzluk var masada.


BÜYÜK KIZ:
Hayır!.. Çorbalarımızı tuzsuz içeceğiz... Böylece, tuzun dünya nimetlerinin en gereklisi olduğunu da iyice anlamış, öğranmiş olacağız.


ORTANCA KIZ: Çok doğru. Küçük kardeşimiz babamızı en çok sevdiğini kanıtladı. Yarışmayı o kazandı.


BABA:
Ödülü sana vereceğim, beni yaşı küçük ama yüreği büyük kızım.


KÜÇÜK KIZ:
Bu sözler benim için en büyük ödül oldu. Daha fazlasını istemem baba.

BABA:
İste iste… Senin hakkındır bu.


KÜÇÜK KIZ:
Hayır, bu sefer de ablalarım üzülürler.


BÜYÜK KIZ:
Uzülmeyiz Gül. Ödülü hak ettin sen.


KÜÇÜK KIZ: (Ablalarını öper.)
Canım ablalarım! Hangi çocuk babasını öbür kardeşlerinden daha az sevebilir ki?

ORTANCA KIZ:
Peki, ya babamız? Acaba o hangimizi daha çok seviyor?

KÜÇÜK KIZ:
Nasıl biz. onu birbirimizden daha az sevmiyorsak, o da bizi bir diğerimizden daha az sevemez. Değil mi baba?

BABA:
Elbette akıllı kızım


ORTANCA KIZ:
Ödül filan yok mu yani şimdi?


KÜÇÜK KIZ:
Var… Olmaz olur mu? Bir önerim var: Biliyorsunuz, yarışmalarda üstünlük sağlanamazsa, ödül katılanlara paylaştırılır. Öyle, değil mi?


BÜYÜK KIZ:
Evet, aynen öyle.


KÜÇÜK KIZ:
Baba,ödülü üçümüze paylaştıramaz mısın?

BABA:
Üçünüze mi? Ne güzel bir fikir bu! Elnette… Hem de büyük bir zevkle yaparım bunu. Yarışmanın birinsisi üçünüzsünüz. Çocuklarım.

ORTANCA KIZ:
Peki, o ödül nedir baba?

BABA:
Eveeet… Şimdi sıra ödüle geldi. Ödülüm de, Üçüze eşit olarak, paylaştıracağım baba sevgisidir çocuklarım.

BÜYÜK KIZ:
Yaşa baba!

ORTANCA KIZ:
Çok yaşa baba!

KÜÇÜK KIZ:
Çok çok çok yaşa baba!

BABA:
Siz de çok yaşayın çocuklarım…

ÜÇ KIZ BABAYA KOŞAR, ONA SARILIR.

BÜYÜK KIZ:
Babalar Günün kutlu olsun baba!

ORTANCA KIZ:
Babalar günün kutlu olsun babacık! Seni çok seviyoruz!

KÜÇÜK KIZ:
Babalar günün kutlu olsun babacığım! Üçümüz de seni çok seviyoruz.

BABA:
Ben de sizi yavrularım. Ben de sizi çok seviyorum. Şimdi, herkes yerine! Tuzsuz çorbaya hücum!

ÇOCUKLAR YERLERİNE OTURUR. NEŞE İÇİNDE ÇORBALARINI İÇMEYE BAŞLARLAR.


NOT: Bu oyunu sahnelemek isteyenlerin Fevzi Günenç ile iletişime geçmeleri gerekmektedir:
Pancarlı Mah. Milli Egemenlik Bulvarı 10. Cad.
Yunus Emre Sk. 1 Gülyuva Ap. D. 2
Şehitkâmil GAZİANTEP
Tel: 0342 338 16 18 – 0505 553 47 44

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 551
favori
like
share