Mevsimler doğuyor dünyaya nimete binaen bahşedilen, kurulmuş bir saatin son anı gibi can veriyor her murada. Sonra ömür biçiliyor insana, mevsimlerle isimlendirilip teslim ediliyor emanet. Can geliyor ve tabi cana geliyor gelesi ne varsa.
Bir ağaca inince can, filiz veriyor dal uçları ser-a-pa pürneşe cennet teşbihli manzaralar oluşmuşken gece doğuyor. Sonra alıp koynuna bütün bu canlılığı uyutup dinlendiriyor.Adeta heybetiyle susturuyor yaramaz çocukları. İşte gecenin en karanlık anı, sabahın ilk ışıkları ve en ulvi doğum gerçekleşiyor güneş doğuyor bak! Dünyama dünyamıza mecazdan gerçeğe geçer gibi her şey. Tekrar mecaza; dolayısıyla bilinmeyene koşuyoruz yine! Doğum ne inanılmaz şey! Hiçbir doğum eli boş gelmiyor farkında mısın? Doğmanın kanunu belki budur:”eli boş gelmemek” Bebeklerle geliyor, kırışıklıklarla geliyor; dalla, yaprakla, toprakla geliyor, geliyor da geliyor... Ne çok şımartılıyor insan ilahi iradeyle. Yokluklar adeta varlıklarla örtülüyor. Donanıyor vücutlar . Her mevsimi yaşıyor ömrün. Tabiat bile bu akışa nasıl da itirazsız uyuyor. Çıplak yamaçları geçici olarak da olsa çimen bürüyor asıl yaşanacaklar gelmeden küçük yaşam öyküleri sahneleniyor. İlk kez dünyayı anladığını zannediyorsun çok sürmese de. Asıl yaşayacaklarına gelince sıra asi oluyorsun, kırılıyorsun, bağırıyorsun; çığlık çığlığasın. Filizlenen dal uçları kırbaç olup canını yakıyor; insafsız. Sonra su iniyor dallarına sükun buluyorsun. Yağmura uğrak mekan oluyor uçların tek tek damlatıyorsun acını toprağa; teslim ediyorsun bir melek nezaketine, üç kelimelik öz yaşam öykünü. Toprağın doğumuna şimdilik izin vermediği tek şey sensin. Bu arada ilahi emre uyacaksın mecbur. Bir kalıba dökülmüş hamur gibisin hareketsiz. Öyle ya can verdin, teslim ettin emaneti.Hep hüzün değil yaşadığın. Lakin “kelebek kanatlı gönlün. Bilmez misin üç günlük ömrün” tarzı bir gerçeği yaşamadın hakkıyla. Papatyalar şahidi olmadı sevdanın,. Uyku girmez gözlerinde ay’ı anlamlı bulmadın ya da ona takılıp düşmedin ki ucunda sallanan güzeli göresin. Sen yarı’nla yağmuru adımlamadın “şekerdir, erir endişesiyle”

Bir ara bir daldan söz ederdik
Hani unuturdun olur olmaz her yerde
Sen ömrün baharındaydın nar çiçeğiydi dalların
Sıcak sıcaktı, Rahmaniydi çiğ tanelerin
Hatırlar mısın

Bir ara bir daldan söz ederdik
Unutulan, iki büklüm
Ömrün son baharında
Yere saygı duruşunda bir ihtiyardan
Hatırlar mısın

Dalından bal damlardı ılık ılıktın
Şifaydı karanlığıma sözlerin
Hani içine sokasın gelirdi beni
Ucuna konardım,baharda yar.....

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 365
favori
like
share
1sidelya Tarih: 28.05.2009 16:01
Yorum için tşkr.ederim duygulu arkadaşım gözlerinize sağlık...
duygulu43 Tarih: 28.05.2009 09:16
çok güzel emeğine sağlık canım