VESAYET ve İHANET

Mustafa Hilmi Yıldırım, geçtiğimiz günlerde güzel bir yazı yazdı. Bir profesörün AB sürecinde siyaset ve vesayet başlıklı panelde yaptığı konuşmadaki sözlerini aktardı.

Bu profesör şöyle diyordu:

Şu anda Kopenhag Kriterlerini bütünüyle oylayın, hepsine hayır çıkacaktır. Ben burada imzamı atarım. O halde ben bunu biliyorsam doğrudur bu. O halde uluslararası vesayetten yanayım. Kopenhag Kriterlerini uluslararası vesayet Türkiyeye dayatacaksa, bir biçimde ben de bundan yanayım.

Adam profesör. Türkiyede bir üniversitede görev yapıyor. İsmini boşverin, işlevine bakın:

Ben vesayetten yanayım!

Nedir vesayet? Kölelik demek, mandayı kabul etmek, emir kulu olmak demek. Egemenliğin başka milletlere ya da devletlere devredilmesine rıza göstermek demek.

Bu nasıl bir profesördür ki ve hem de hukuk tahsili görmüş bir akademisyendir ki anayasanın 6. maddesi Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu belirtmesine rağmen Brükselin vesayetini kabul edebiliyor?

Türkiyenin Batı vesayetine ya da ABD vesayetine girmesini kabul edenler hiç de azımsanmayacak miktara ulaşmıştır.

Hatta, Türkiyede de ahtapot gibi kolları olan Vatikanın dümensuyuna girmeyi savunanlar da son yıllarda dinlerarası diyalog projesi ile hayli mesafe almışlardır.

Bu gibi vesayet ehli kişilerin ikbali de hayli açıktır. Batılı dostları onları habire yemlendirir. Türkiyede başları sıkışınca Washington ya da Brüksele koşar, Türkiyeye küfretmeye oradan devam ederler. Ceplerinde bolca dolar, kapı önlerinde gizli servis ajanları vardır. Bağlar, bahçeler, çiftlikler emirlerine amadedir.

KKTC eski başbakanlarından Derviş Eroğlu, Kıbrısta Rum bayrağı tutan Türk gençlerinin meydanları doldurması karşısında şu yorumu yapmıştı:

İngilizler yıllardan beri Conflit Resolotion Center (Lider Yetiştirme Merkezi) adı altında bir kuruluş kurdular. Kıbrıslı Türk gençleri Londraya götürüp eğittiler. Onları Türke düşman hale getirip Kıbrısa gönderdiler.

Türke ve Türkiyeye düşman hale getirilenler sadece Londrada değil Washingtonda, Brükselde, Vatikanda, hülasa Türke karşı bir planı olan her yerde besleniyor, yemleniyor ve üzerimize salınıyor.

ABDde bu amaçla kurulmuş fonlar var. NED (National Endowment For Democracy) bunlardan biri.

Bu fon, Kongre denetiminde oluşturulmuş bir para fonudur. CIA emeklisi Ralp Mcgehee bu fonun CIAnın örtülü eylemlerine destek amacıyla kurulduğunu anlatır. (M. Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında, Sf. 17).

Daha önceki bir çok yazımızda da belirttiğimiz gibi bu fondan binlerce sivil toplum kuruluşu, dernek ve vakıf para aldı. Bu paraların bir çok bölücü amaçlar için kullanıldığı iddiaları ortalıkta geziyor.

Bu fonlardan beslenenler aldıkları paraların tek kuruşunun dahi hesabını vermiş değildirler.

Kimileri ABDde, kimileri Avrupa başkentlerinde bir tarafan yemlenip diğer taraftan vesayet altına girmenin faziletlerini anlatıp duruyorlar.

Vesayet ve ihanet ehlinin kirli çamaşırları, bu ülkeye sevdalananlar tarafından bir bir ortaya çıkarılacak.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 497
favori
like
share