AB üyeliği yolunda her şeyi göze alan Türkiyenin; her şeyi göze aldığı batılılar tarafından keşfedildikçe önümüze konulan faturaların sayısı ve içeriği de artıyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), 12 Mayıs'ta açıklayacağı ve Abdullah Öcalan'a 'yeniden yargılama' yolunu açabilecek son kararını bekleyen Dışişleri, Strasbourg kaynaklarından, mahkemenin temyiz organı olarak görev yapan 17 yargıçlı Büyük Daire tarafından açıklanacak kararın, 2003 tarihli ilk karar gibi olacağı ve Türkiye'den 'adil yargılama hakkı' ilkesine uyumun isteneceği bilgisine ulaşmış. Bunun üzerine de, Türkiye ve Avrupa'da yaşanacak gelişmeler de dikkate alınarak hükümete, 'Yeniden yargılama konusunda kanun değişikliği şart' telkininde bulunulmuş..

Dışişlerinin bilgi notuna göre Öcalana 100.000 avro tazminat ödenecek ve Öcalanla birlikte yeniden yargılanma başvurusunda bulunması sınırlanan 90 kişinin yeniden yargılanması için gerekli kanun değişiklikleri yapılana kadar baskı sürecek ve 3 Ekim görüşmeleri başlamayabilecekmiş.

Avrupa Birliği Komisyonu Ankara Temsilcisi Hans Jörg Kretschmer de eş zamanlı olarak müzakerelere başlama kararına rağmen, Türkiyenin AB üyeliğini sağlayacak gerekli reformlardan çok uzak olduğunu söylemiş.

Türkiyenin Kıbrıs cumhuriyetini tanımaması durumunda, Kıbrıslı Rumların da Kuzey Kıbrısla yapılacak doğrudan ticareti veto etmekte serbest olduğunu savunan Kretschmer, Ermeni meselesinin ABye üyelikte bir kriter olmasa bile dolaylı olarak etkili olduğunu söylemiş.

Avrupa ile müşterek bir sınırı bile bulunmayan Ermenistan meselesinin, Türkiyenin AB üyeliği ile ne gibi bir ilgisi olduğu okuyucuyu meraklandıracaktır.

Öne sürülecek argüman, Üye adayı ülkelerin, komşuları ile sınır problemlerini çözüp de gelmeleri gerektiği olacaktır.

Hiç uğraşamayın& Bunu emsal göstererek Peki Kıbrıs Rum kesimini komşusu olan KKTC ile sınır problemini çözmeden neden aldınız? sorunuz havada kalacaktır.

AB normları denilen terazi Türkiyeyi başka, Hıristiyan batılıları başka tartar.

Şaşkın bakkal misali

2-5 Mayıs 2005 tarihleri arasındaki Bakü gezimiz daha Türkiyeden ayrılmadan Ermenistanla başladı, Türkiyeye dönüşte de yine Ermenistanla bitti.

1 Mayıs sabahı havalanına giderken taksiyle Trabzon Devlet Tiyatrosunun önünden geçtim.

Kocaman afişler.. 6ıncı Uluslar arası Karadenize Kıyısı Olan Ülkeler Tiyatro Festivali

Katılanlar; Beyaz Rusya, Bulgaristan, Rusya, Romanya, Sırbistan, Gürcistan, Moldova.

Ne güzel

Ve Ermenistan..

Ermenistanın; bağımsızlığını elde ettiği 1991den beri Trabzonu dünyaya açılan limanı olarak kullanmak isteyen Ermenistanın Karadenizle ne ilgisi vardır?

Kim çizmiştir bu haritayı? Kim Ermenistanı Kafkasların ortasından alıp Karadenize kıyısı olan bir ülke haline getirmiştir?

Kafa yapısı; Türkiyeyi bir federasyon haline getirmek isteyen Özal döneminin kafa yapısıdır.

O zaman da Karadeniz Ekonomik İşbirliğine aynı şekilde Pontus hayaliyle yatıp kalkan Yunanistan ortak edilmişti.

Şimdi KEİnin Bankası Selaniktedir.

Bana kim Selânikin Karadeniz kıyısında olduğunu söyleyebilir?

Her iki olayda da ileri sürülen düşünce dost ve kardeş Azerbaycanı da tür bu toplantılara bir şekilde dahil edebilmek içinYunanistan ve Ermenistana da teklif götürüldüğü şeklindedir.

Türkiyenin; çeşitli ortamlarda Azerbaycanla çok çeşitli ilişkiler ve yakın kurabilmek için Ermenistan ve Yunanistanın vesayet ve velayetine ihtiyacı olduğunu hiç zannetmiyorum.

Türkiye Azerbaycanla kimseye hesap vermeden ekonomik, siyasi, ilmi, kültürel ve askeri her türlü ilişkiyi kurabilmelidir.

Kurmalıdır.

Bu açıdan bakınca, adı geçen Tiyatro Festivaline Azerbaycan Bakü Belediye Tiyatrosunun; Ermenistanı göstererek Onun olduğu yerde ben yokum deme hakkı bulunduğunu, böyle demesinin daha uygun olacağını ve belki de bu tür çıkışların, Türkiyenin yanlışlarını düzeltmesine vesile olacağını düşünüyorum.

Lâf Karadenizden açılınca kolay kolay kapanmıyor.

Yunanistanda misafir olarak bulunan Harbiyelilerin odasına, üzerine İngilizce küfürlerin yazıldığı bir Türk bayrağının bırakıldığı olayının ayyuka çıktığı günlerde Trabzon Anadolu Lisesinin hatırlı konukları vardı.

Efendim; Selanikin Karamaria yâni, Siyah Meryem semtinin Lisesi Bakanlık ve Konsolosluğa başvurarak Trabzon Kanuni Anadolu Lisesi ile kardeş okul olmak istemiş.

Bu masum istek Milli Eğitim bakanlığı tarafından da kabul edilince Karamaria Lisesinin öğretmen ve öğrencileri atlayıp Trabzona gitmişler. (Trabzon Ekspres. 20 Nisan 2005)

Kanuni Anadolu Lisesi öğrencileri ile kısa sürede kaynaşarak beraberce sirtaki oynamış, horon tepmişler.

Konuk ekibin Okul Müdürdü Samarran Athanasius sebebi ziyaretlerini şöyle açıklamış.

Kanuni Anadolu Lisesini tercih ettik. Çünkü bu okul 1923 yılına kadar karamaria Lisesi olarak eğitim veriyordu. Adı daha sonra değişti. Atalarımız burada eğitim gördü. Biz de atalarımızın mezun olup eğitim gördüğü bu okulu hem ziyaret edip hem de ikili ilişkilerimizi geliştirmeyi düşünüyoruz. Burada çok sıcak karşılandık. Tekrar geleceğiz.

Konuk Müdür, öğretmen ve öğrenciler bahçede folklor gösterileri yaptıktan sonra evsahipleri tarafından organize edilen çay partisine de katılmışlar.

Gazete haberi sıcak ilişkilerin sergilendiği 6 renkli fotoğrafla süslenmiş.

Haberler, Kanuni Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencilerini, Şimdi kim Yunanistana gidecek heyette yer alacak şeklinde tatlı bir heyecanın sardığını gösteriyor.

Trabzonda haberler bitmiyor..

1-7 Ağustosda da Maçkada Sümela Festivali düzenlenmiş.

Ne tesadüf Ağustosun başı tam da her sene yabancı papazların akın ettiği Kutsal Sümela Yortusuna denk gelmektedir kıymetli okuyucu..

Trabzon bütün bunlar olurken bir taraftan da şaheseri gibi kanuni Haftasını kutluyordu.

90ı yıllarda Kanuninin Trabzonda doğduğunu bir Macaristan seyahati sırasında keşfeden zamanın valisi (Şimdi Antalyada keşiflerle uğraşmaktadır) Tez Kanuninin doğduğu ev buluna fermanı yazar.

Harıl harıl ev aranırken kimsenin aklına babası Şehzade Selimin evde oturmuş olamayacağı, bir saray yavrusu aranması gerektiği gelmez.

Emir büyük yerdendir ya ev bulunur ve kutlamalar başlar.

Yâni bir taraftan Cihan Padişahı Kanuni Haftası etkinlikleri kutlanırken Trabzonda Ermeni Tiyatrosu, Karamaria Lisesi gösteri yapıyordu kıymetli okuyucu ve Maçkada da Sümela Festivali hazırlıkları tam gaz devam ediyordu.

Bitmedi..

Belediye, şehir içindeki 4. yüzyılda (1349-1390) 3. Aleksios tarafından yaptırılan ve 18. ve 19. yüzyıllarda ilaveler yapılıp onarılarak, 19. yüzyılda son şeklini alan Kızlar Manastırını da temizleyip düzenleyerek hizmete sunuyordu.

Böylece turistler artık Ayasofya Kilisesi, Sümela Manastırı ve Kostaki Konağından sonra şehirde bir de Kızlar manastırını gezip görebileceklerdi.

Nisan ayının sonunda MGKnın; yeni Milli Güvenlik Siyaset Belgesi hazırlıkları için görüş istediği kurumlardan olan Genelkurmayın konu ile ilgili şu notu hiç dikkate bile alınmıyor muydu yoksa Genelkurmay iş olsun diye mi o satırları yazmıştı:

Türkiyenin toprak bütünlüğünü tehdit edecek şekilde Rum-Pontus propagandasına engel olunmalı.

Her ne hâl ise..

Rüya gibi geçen ve gelecek yazılarda ayrıntılı olarak anlatacağım Bakü seyahatinden döndükten sonra da gazetelerde şu haberi okudum: (Hürriyet 8 Mayıs 2005)

Trabzon Devlet Tiyatrosunda Ermenilere karşı dostluk hakimdi. 6. Uluslararası Karadenize Kıyısı olan Ülkeler Tiyatro Festivali çerçevesinde kente gelen ekip, Psikoz 4.48 adlı oyunu sergiledi. Oyunun bitişiyle birlikte salonu dolduran izleyiciler, Ermeni sanatçıları ayakta alkışladılar. Ermeni sanatçılar, dakikalarca süren alkışlar ve Bravo haykırışları arasında izleyicileri selamladı. Sanatçılar, alkışlar nedeniyle defalarca sahneye döndüler. Önceden dağıtılan Türkçe metin ve oyunun aksiyon ağırlıklı olması Rusça oynanmasına rağmen anlaşılmasını kolaylaştırdı. Kuliste konuştuğumuz Ermeni Yönetmen Suren Shahverdyan, sanatın, tiyatronun ne kadar büyük bir dostluk aracı olduğunu bir kez daha gördüklerini vurguladı. Tiyatro bayrağını Türkiyede dalgalandırmaktan mutlu olduğunu ve ülkesine döndüğünde de burada gördüğü dostluğu anlatacağını dile getiren Shahverdyan, şöyle devam etti: Siyasetin, devletlerin çözemediklerini, belki de biz sanatın, tiyatronun diliyle çözebiliriz. Sanat da bunun için en iyi araçtır. Bizleri kurtaracak olan barış ve sevgidir. Benim oyunumda da zaten karşılıklı aşk, sevgi ve barış konusu işleniyor. Devletler arasında düşmanlık, savaş ve terörün bitmemesi halinde yaşanacakları dünya daha fazla kaldıramaz. İşte böyle bir durumda kar yağar. O nedenle de benim oyunumun sonunda dünyaya kara kar yağdı.

Psikoz 4.48 adlı Rusça oyunu anlayarak ayakta dakikalarca alkışlayan tiyatro severlerin oyunun sonunda yağan kara karın ne olduğunu anlayıp anlamadıklarını şiddetle merak ediyorum.

Önce Yunanların Kara Mariası sonra Ermenilerin Kara Karı..

İnanın bir hafta içindeki bu kadar dışkaynaklı karanlık benim için bile çok fazla..

Karadeniz çırpınmasın da ne yapsın? 9 Mayıs 2005

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 917
favori
like
share