Gece ve Gündüzün Çocukları Ayışığı Ve Günşığı - Selma Akar

‘ dünyevi bir gecede
bulutlu rüyalar asılı ışıldayan ayda
zamansız bir şarkı söyleniyor gelen şafakla
uçan kuşlar söylüyorlar orada
kalplerin taşları oynattığı yerde… ‘ L.McKennıth



İnsanoğlu geceden ve gündüzden doğduğu zamana göre enerji alır. Gece doğan bir insan gecenin erkinin desteğine sahiptir, tıpkı gündüz doğanın gündüzün erkinin desteğine sahip olması gibi…

Ben gece 3 sularında doğmuşum. Geceleri severim, ayışığını, yıldızları, o serinliği, karanlığı severim. Karanlığın içinden fırlayıp gelen yıldızlar, yakamozdaki ay büyülüdür benim için. Benim zamanım günbatımında başlar ve sabahın ilk ışığına dek sürer. Kendimi en enerjik, en güçlü ve tam hissettiğim zamandır bu. Gecenin dinlendirici, sessiz örtüsü altında yenilenirim. Gecenin karanlığında kendimi daha huzurlu, güvende, dingin hissederim. Gecenin görünen sakinliği, dinginliği, durağanlığı benim dış görüntümdür. Gündüzün hareketli, devingen ve ışığını içimde taşırım; görünmeyende. O benim çabaladığım zamandır. Oysa gece çabalamaya gerek yoktur, enerji kendiliğinden akar, kendiliğinden yolunu bulur. Geceleri ruhum bilinmeyene açık olur, sezgilerim coşar, yapamayacağım hiçbir şeyin olmadığını hissederim. Herşey yolundadır. Gündüz ise ne yapacağımı bilmem, gündüzün ışığı benim karanlığım olur. Tıpkı gecenin karanlığının benim ışığım olması gibi…

Gece karanlıktır, karanlık bilinmeyeni çağrıştırır, üzerimizdeki örtüyü kaldırır, karanlıkta gizlenmeye gerek duymaz insan. Kendini açığa vurduğu zaman kendini bildiğini fark eder; korkmadan, utanmadan, suçluluk duymadan. Ayışığı insanın saklı gizemini hatta kendinin bile bilmediği, farkına varmadığı o gizemi çağrıştıran, hatırlatan bir sembol gibidir. Ayışığına bakarken o açıklanamayan, sadece hissettiğimiz şey aslında içimizdeki ışığın belli belirsiz çağrısı gibi değil midir?

Ay ve onun hareketleri; iç dünyamızı etkileyen, yerle bir eden, dönüştüren etkileşimlere sebeptir. İnsanoğlu ne zaman gökyüzünü, yıldızların ve ayın hareketlerini izlemeyi bıraksa tek yanlı bir metafora girmiş ve yaradılışındaki o tılsımın varlığını unutmuş, yalınlığını, özgünlüğünü, kendini kaybetmiştir. Gökyüzü kimin aklına gelir? Günışığında kaç kere kafanızı kaldırıp gökyüzüne bakarsınız? Oysa gece gökyüzü ‘’ben burdayım’’ der gibidir. Şehirlerin, insan kalabalığının, yapay ışıkların olmadığı kapkaranlık bir yerde gökyüzüne bakarsanız eğer yaşamınızı doldurduğunuz gereksiz birçok detayın içinde kaybolduğunuzu fark edebilirsiniz. Ve yıldızların ışığında ruhunuzun yıkandığını, bir şeyin sizi içine çekercesine yukardan uzanır gibi olduğunu da…

Gece araştırmaya açıktır. İnsanın kendini araştırması evrim yolculuğunda hiçbir zaman, hiçbir dönemde vazgeçemediği içerden gelen bir itkidir. Ve gece bunun için en uygun zamandır. Yapay zihninin yavaşladığı, gerçek zihnin açığa çıkma imkanı bulduğu bir zaman… İnsanı meşgul eden onca paçavra ses sustuğunda, gerçek benliğini dinleyebildiği, onu duyabildiği o anda… Kimbilir, belki bir şeyler yer değişiverir!

Her şeyin bir zamanı vardır, bu bildiğimiz doğrusal zaman- zamanın maddi ölçümü- değildir. Zamanı geldiğinde doğar bir şey ve zamanı geldiğinde ölür. Doğum ve ölüm de gece ve gündüz gibi değişimdir. Zamanı geldiğinde gece gelir, sonra gündüz. Ölüm gece gibidir. Yalnızdır, sessizdir. Ve aslında zordur. İnsanın kendi karanlığıyla uğraşması, onu didiklemesi ve aslında onu fark etmesi, onunla yüzleşmesi zordur. Ne var ki kaçınılmazdır. Bir o kadar da heyecan vericidir; yeter ki bakış karanlığın içine dalabilsin…

Bilinir ki günbatımı ve gündoğumu yeryüzünde enerjinin en yüksek titreştiği zamandır. Bu anlar geceye ve gündüze açılan kapılardır aynı zamanda; gece ve gündüzün varlığına. Gündoğumunda gündüz girer kapıdan, günbatımında gece…

Tıpkı insanoğlunun sağ ve sol enerjilerinin birbirinden farklı olması gibi gece ve gündüz de birbirinden farklıdır. Sağ yan enerjimiz dünyaya, maddi şeylere açılır; Sol yan enerjimizse ruha, manevi olana, tinsele… Gündüz; gözle görülebilen, kendiliğinden ışık olan, sıcak, belirli olandır. Gece; ışığını karanlığın ardına gizleyen, karanlık, gözle görülemeyen, soğuk, bilinmeyen ve belirsizdir.

Gece ve gündüz farklıdır; bu fark size ne söylemekte?



Selma Akar

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 404
favori
like
share