Sessizliğe Açılan Kapı - Selma Akar

İnsan boşluğu niye arar? Ruhun arayışı aslında dolup dolup taştığı ve kendini boşaltamadığı kargaşanın tam ortasındadır. Yolunu bilmediği aydınlığın ve aslında tıpkı bir ormanın içinde belli bir yolu olmayan gerçeğin içsel ışıkla karanlıkta el yordamıyla bulunması gibidir; arayış…

Ve bu yolda ilerleyen herkes bir an gelir ki sessizlikle karşılaşır. Sessizlik boşluktur. Boşluk, bilinmeyene açılan kapı…

Bu öyle bir açlık ki hiçbir şeyle kıyaslanması mümkün olmayan, hiçbir şeyin yetmediği bir açlık! Varoluşun gizemine yolculuk köprüyü kurmakla mümkündür; köprü meditasyondur. Ruhsal olana çağrıdır, bir cevaptır, bir hissediştir meditasyona götüren. Ruhun sessizliğe olan ihtiyacıdır. İnsan varoluşunun büyüklüğünü ve aynı zamanda varolan bunca şey karşısında küçüklüğünü idrak eder. Her şeyin kendi mecrasından çıkıp yolalarak varoluşa aktığını görür. Bir damla gibi okyanusa doğru…

O zaman geldiğinde, sessizlik içinde oturup sessizliğin boşluğunda eriyene dek zihinsel, ruhsal ve bedensel kirliliğin farkına vararak bu kirlilikten arınmak yavaş yavaş, bunu her şeyden daha çok isteyerek ve aynı anda hiçbir şey istemeksizin sessizlikte kalmak, kalmak, sadece kalmak…

Bir bireyken hiçliğe doğru kaymak, dünyanın enerjisinin ve kurallarının üstüne doğru çıkmak. Sorular bitene dek, sadece cevapların olduğu bir denize akmak. Buna rağmen bu dünyanın, evrenin, varolan her şeyin ve hiçliğin karşısında bir şey bilmeksizin durabilmek, korkuyla ve saygıyla durabilmek anlayışa rağmen…

İnsan böyle bir ruhsal duruma girmişse kendiliğinden meditasyon halinde kalmak ister. Meditasyon bir araçtır, köprüyü kuran. Varlığın sessizliği arzuladığı o yerde…

Yaşam denen bu çılgın macerada kendimizi doldurduğumuz onca gereksiz, bizi ağırlaştıran yük karşısında daha büyük bir anlayışla durduğumuz o anda dışarısıyla olan kavga kendiliğinden bitince, içimizi temizleyecek olan meditasyondur hiç şüphesiz.

Selma Akar

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 343
favori
like
share