Bu yıl itibariyle, bu büyük komünisti ve sanatçıyı, çağdaşı komünist sanatçılarla birlikte ele almaya başlıyoruz. Bu çerçevede, yirminci yüzyıldan bugüne devrolacak zengin bir mirasın ipuçlarını da aydınlığa kavuşturmak istiyoruz.
Neruda, Guillen, Ruhi Su, Şostakoviç, Aragon, Chaplin, Ritsos, Picasso, Aziz Nesin ve daha onlarcası… Hepsi eşit ve özgür bir insanlık için çalıştılar, ürettiler, mücadele ettiler.
Bu isimlerin hepsi, tüm insanlığa “yalnız olmadığımızı” ve “karanlığı yenebileceğimizi” haykırdılar. 2009 Nâzım Günleri’nde, onları da selamlıyoruz…

2009 yılında, Nâzım’ın yanına davet ettiğimiz ilk isim, 20. yüzyıl sanatını derinden etkilemiş bir başka büyük sanatçı: Bertolt Brecht.
Nâzım Hikmet ve Bertolt Brecht, 20. yüzyılın büyük acılarına ve insanlık adına önemli kazanımlarına tanıklık ettiler.
İkisi de sanatı bir daha geriye döndürülemeyecek ölçüde başkalaştırıp, inançları ve inatlarıyla insanlığa ilham kaynağı oldular.
İkisi de ülkelerinden sürüldü, ikisinden de korkuldu, ikisinin de kitapları yasaklandı ve keskinlikleri törpülenmeye çalışıldı.
Her şeye rağmen hem Nâzım Hikmet hem Bertolt Brecht, tüm dünyada okundu, anlaşıldı ve sevildi. Değişme ve değiştirme tutkusu ile üretmiş ve yaşamış bu iki güzel insanın heyecan verici üretimi ve direncinin, özgür tercihleri ve yaşama bakış açılarından kaynaklandığını varsaymak, günümüz sanatı açısından çok çeşitli olanaklar içeriyor.
“Nâzım Hikmet ile Bertolt Brecht” Günleri, iki sanatçının yakınlıkları ve uzaklıklarını gündeme getirmek, bıraktıkları mirası yeniden gözler önüne sermek ve günümüz sanatına eleştirel bir zeminden bakabilmek derdiyle yola çıkıyor.




SERGİ
Nazım’a Saygıyla…

Sergi Sanatçısı: NHKM Desen Atölyesi Öğrencileri
Sergi Tarihi: 1 – 28 Haziran 2009
Sergi Açılışı: 31 Mayıs 2009 saat 16.30
Yer: NHKM Sergi Salonu

Sergide, Ender Özer’in yürütücülüğünü yaptığı Nazım Hikmet Kültür Merkezi Desen Atölyesi öğrencilerinin, yıl içerisindeki desen çalışmalarından örnekler ve Nazım Hikmet’in şiirlerinden yola çıkarak hazırladıkları kolaj çalışmaları yer almaktadır.



3 HAZİRAN ÇARŞAMBA “AÇILIŞ”

Saat 20:30
“Biyografiler”: Nâzım Hikmet- Bertolt Brecht - Sinevizyon gösterimi

Saat 20:45
“Nâzım Hikmet- Bertolt Brecht Değişme ve Değiştirme Tutkusu”: Açış Sunumu /
Efe Duyan

Saat 21:15
“Seni Düşünmek” / Müzikli ve şiirli sunum:
Şiirler: Orhan Aydın
Müzikler: Emin İgüs (vokal), Ufuk Karakoç (vokal), Nimet Çakıcı (vokal), R. Yiğit Özatalay (piyano)



4 HAZİRAN PERŞEMBE

Saat 19:30
Sunum:
“Nâzım, Brecht ve Tiyatro”

Yılmaz Onay (oyun yazarı, yönetmen, çevirmen)
Zeliha Berksoy (oyuncu, yönetmen, akademisyen)
Mediha Göbenli (akademisyen, yazar)




Saat 21:15
Okuma Tiyatrosu:
“Yuvarlak Kafalılar ve Sivri Kafalılar ya da Devlet ile Servet Birleşmeyi Sever Bir Dehşet Masalı”

Yazan: Bertolt Brecht
Yönetmen: YILMAZ ONAY
Yönetmen Yrd: Eylem Şafak Aydin
Müzik: Timur Selçuk
Oynayanlar: Metin Coşkun , Gülsen Tuncer , Orhan Aydin , Aysan Sümercan,
Nuri Gökaşan , Ulvi Ari , Hale Akınlı , Ender Yiğit , Ayşegül Alpak,
Özlem Turhal , Beyti Engin , Mustafa Kırantepe ,Betan Dirikolu ,
Serkan Çetinkaya, Serkan Durak , Nevzat Süs , Cansu Firinci ,
Beran Soysal, Ulaş Can Cengiz

B.Brecht, 1931’de Shakespeare’in “Kısasa Kısas” oyunundan bir uyarlama yapamaya girişmiş, ancak Güncel politik sorunları (faşizmin yükselişine) ifade etme çabasıyla, Shakespeare malzemesinden hep daha fazla uzaklaşarak, sonunda 1932’de, faşizmle hesaplaşmaya girdiği ilk oyunu olan “Sivri Kafalılar ve Yuvarlak Kafalılar ya da Servet ile Devlet Birleşmeyi Sever, Bir Dehşet Masalı” eserini yaratmıştır. Oyunun 1938 yazımı olan “Yuvarlak Kafalılar ve Sivri Kafalılar” adlı daha sonraki versiyonunu, okuma tiyatrosu olarak sunuyoruz.
Oyun, bilindiği gibi, ekonomik bunalıma giren Yahoo adlı ülkede, ezilen emekçilerin “Orak” bayrağı altında giriştikleri devrimci mücadeleye karşı, İberin denen birinin, zenginler ile yoksullar olarak ayrışmış olan halkı, aslında “sivri kafalı Çik’ler” ile “Yuvarlak Kafalı Çuk’lar” diye ayrıldığına ikna edip zengin fakir herkesi “Çuk”lar olarak birleştirme fikriyle iktidarı ele geçirmesine dayalıdır. Ancak çok boyutlu ve çok katmanlı tarzda işlenmiş olan oyun, egemen kesimlerin ikiyüzlülüklerini ve İberin’in her adımda sahteliklerle halkı nasıl aldattığını, nihayet iş işten geçince geç kalmış uyanmanın kaçınılmazlaşan acı sonunu sergilemesi ile de ilgi çekmektedir.
Brecht’in bu oyunu, Sevgili Can Baba’mızın “türkçe söyleyişi” ile geçmişte AST tarafından sahnelenmiş olan “Tak Tik” adıyla zihinlerde yer etmiş bulunuyor. Biz, bu yıl Mitos Boyut Yayınlarınca da yayınlanmış olan Yılmaz Onay’ın geniş açıklamalı aslına uygun çevirisini sunarken, şarkılarda ve müziklerde yer yer Timur Selçuk’un “TakTik” için yaptığı müzikten yararlanıyoruz.


5 HAZİRAN CUMA

Saat 19:00
Sunum:
Brecht’in Tiyatro İçin “Küçük Organon”u / Erman Bostan (dramaturg)
“Nâzım ve Brecht Şiirinde Siyasi Duyarlılık” / Kemal Özer (şair, yazar)


Saat 20:15
Oyun:
“Tebeşir İşareti”

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi Tiyatro Topluluğu

Yazan: Bertolt Brecht
Şiir: Nâzım Hikmet
Çeviren: Yılmaz Onay
Yöneten: Nevzat Süs
Oynayanlar: Serkan Durak, İlkay Soykal, Serap Yüksel, Aydan Cömert, Ulaş Kotan, Serdar Yavuz, Nevzat Süs
Süre: 30 dk.

1933 Hitler iktidara gelirken muhaliflerine kan kusturan Fırtına Birliklerini (SA) de yaratmıştı. SA’lar Alamanya’da Komünistleri, Yahudileri ve faşizme karşı tüm güçleri bertaraf edebilmek için akıl almaz yöntemler kullanıyorlardı.

Münihli Hans Müller
Hitler hücum kıtası altıncı tabur
Birinci bölük
Dördüncü manga sağdan üçüncü neferdi


Münihli Hans Müller’in
Kafasında, yüreğinde, dilinde üç korku vardı:
1-Der Führer
2-Der Führer
3-Der Führer


Saat 21:15
Oyun:
“Hiroşimalar Olmasın”

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi Tiyatro Topluluğu

Şiirler: Nâzım Hikmet
Yazan-Yöneten: Vecihi Ofluoğlu
Müzik: Renan Bilek
Oynayanlar: Müge Saut Suat Oktan, Halil Ersan, Pınar Gülçiçek, Özge Yeşilyurt, Aydan Cömert, Hüsniye Karabey, Ulaş Kotan, Serdar Yavuz, Tütem Turan, Serap Yüksel, Devrim Mutlu, Gizem Ancı, Selen Şeşen, Selay Arkul, Nevzat Süs
Işık: Uygar Cengiz
Süre: 70 dk.

6 Ağustos 1945
20.000 ton dinamite eşit tek bomba. İngilizlerle Amerikalılar tahrip işinde yeni ve korkunç bir devre açan atom bombasını icat ederek kullanmayı başardılar. İlk atom bombası bir Japon şehrine atıldı. Şehrin ne hale geldiği dumandan anlaşılamadı.

Sadako Sasaki:
7 Yaşındayım1945’de. 1945’in 6 Ağustosunda. 7 yaşında Hiroşimalı bir kız çocuğu. Anımsamıyorum geçmişimi. Anımsayamıyorum. Hafızam silindi gitti bombayla birlikte… Babam balıkçıymış, annem ev kadını, abim öğrenci. Öyle söylediler, ben anımsayamıyorum Anımsayamıyorum… Tanımıyorum hiç birini. Fotoğraflarını bile göremedim. Hepsi kül olmuş, hafızam gibi. Geçmişimi, geçmişimi anımsamıyorum, anımsayamıyorum… Ne dizine başımı koyabildim annemin, ne de boynuna sarılabildim babamın doyasıya…



6 HAZİRAN CUMARTESİ “KAPANIŞ”

Saat 13:30
Film Gösterimi:
“Üç Kuruşluk Opera”

Yazan: Bertolt Brecht
Yönetmen: Georg Wilhelm Pabst
Oynayanlar: Rudolf Forster / Carola Neher / Reinhold Schünzel
1931 / 112 dak.

Geçen yüzyıl başlarında, Londra’nın “dilenciler kralı” Peachum’un kızı Polly, babasını rahatsız edecek bir karar verip haydut Mackie Messer ile evlenir.
Brecht’in epik tiyatro kuramının ilk ürünlerinden olan aynı adlı müzikalinin, dönemin en önemli Alman sinemacılarından birisi olan G.W.Pabst tarafından gerçekleştirilen sinema uyarlaması…


Saat 17:45
Film Gösterimi:

Sıradan Faşizm
Yönetmen: Mikhail ROMM
(1968,138 dk.)

İkinci kuşak Sovyet sinemacılarından biri Mikhail Romm. Hemen tümü arşivlerden derlenmiş, aralarında Hitler’in özel film arşivi, SS subaylarının çektiği özel filmler, Sovyetler’in ve diğer kimi ülkelerin devlet arşivleri gibi kaynaklar da bulunan bir materyali kurgulayarak oluşturduğu anıtsal “Sıradan Faşizm” filmiyle, Almanya’da Nazizm’in 1930’larda başlayan yükselişini ve savaş sonuyla birlikte gelen çöküşünü anlatıyor. Bunun yanı sıra, aynı zamanda, “faşizm”in içinde oluştuğu koşulları, sıradan, küçük, önemsiz bulunan olaycıklarla, tehlikeli hoşgörülerle, gündelik boş verişlerle, yerine getirilmeyen görevler ve kaçınılan sorumluluklarla nasıl palazlandığını da gösteriyor. Bir taraftan “eğlenceye boğulmuş” ve çökmekte olan “soyluları ve zenginleriyle”, diğer taraftansa, Hitler ve Mussolini’nin şahsında cisimleşen pespaye bir hakimiyet tutkusuyla çok başarılı bir üslupla dalga geçerken, diğer taraftan bu kepazeliklerin ağır bedellerini de seyircinin önüne koyuyor. Bu çok çok önemli filmi mutlaka izlemenizi öneririz.

*Film gösterimlerimiz birinci kattaki Büyük Seminer Salonu’nda gösterilecektir.




Saat 19:30 / NHKM / Bahçe
Sunum:
“Nâzım ve Brecht’in Siyasi Serüvenleri Ve Faşizm Karşıtı Yazıları Üzerine”

Asaf Güven Aksel (yazar)
Cengiz Kılçer (şair, yazar)



Saat 21:00
Film gösterimi:
“Nâzım’ın Küba Seyahati”
Yönetmen: Çağrı Kınıkoğlu, Gloria Rolando
Şiirler: Nâzım Hikmet
Senaryo: Çağrı Kınıkoğlu
Görüntü yönetmeni: Oscar Váldes, José Manuel Riera
Müzikler: Ayşe Tütüncü, Carlos Puebla vd.
Süre: 68 dakika
Yapım yılı: 2008
Yapım: NHKM ve ICAIC ortak yapım
Eşitliğin, özgürlüğün ve Türkçe’nin büyük şairi Nâzım Hikmet, 1961 yılında Kübalı şair arkadaşı Nicolas Guillen’den bir davet alır. O sırada Dünya Barış Konseyi yöneticisi de olan Nâzım Hikmet, 1959 yılında gerçekleşen Küba Devrimi’nin seyrini ve kazanımlarını yerinde görmek üzere 1961 yılının Mayıs ayında Küba’ya gider. Küba’daki gözlemleri, onun en önemli şiirleri arasında yer alan “Havana Röportajı” ve “Saman Sarısı” şiirlerine ilham verir.
“Nâzım’ın Küba Seyahati” filmi, bugüne kadar biyografi çalışmalarında çok fazla üzerinde durulmayan bu yolculuğu gün yüzüne çıkarıyor.
Film, bir yandan Nâzım’la bu seyahati sırasında tanışmış Küba’nın önemli aydınlarının tanıklıklarıyla ilerlerken, diğer yandan da Nâzım’ın kendi sesinden “Havana Röportajı” dizeleriyle, Küba Devrimi’nin ilk yıllarının coşkusunu ve heyecanını ve Küba halkının bugün Devrim’e nasıl yaklaştığını perdeye taşıyor. Küba Devrimi’nin 50. yaş gününü kutlamaya hazırlandığı bir kesitte, “Devrim’in güncelliği”ne işaret ediyor.
“Nâzım’ın Küba Seyahati”, Küba ve Devrim’in Nâzım’ı, Nâzım’ın da Kübalı aydınları, sanatçıları ne kadar derinden etkilediğinin, içten ve yoldaşça bir kucaklaşmanın hikâyesi.
(Katıldığı festivaller: 45.Antalya Uluslararası Altın Portakal Film Festivali, 11.Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali, 20.Uluslararası Ankara Film Festivali “Jüri Özel Ödülü”, 28.Uluslararası İstanbul Film Festivali, 4. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 16. Adana Altın Koza Film Festivali)
Nâzım-Brecht Günleri kapanış sunumu: Çağrı Kınıkoğlu (Yönetmen)



***

KONSER
27 Haziran Cumartesi saat 21:15 NHKM / Bahçe

BÜLENT ORTAÇGİL
Gürol Ağırbaş, bas
Cem Aksel, davul
Baki Duyarlar, klavye


***


SÖYLEŞİ
26 Haziran Cumartesi saat 19:00 / Büyük Seminer Salonu

“YAZITLAR”
Bir boyacı, bir dilger; Yazıtlar'ı imzalıyorlar.
Mustafa Köz (şair)
Adil Salih (ressam)

Mustafa Köz ve Adil Salih'in şiirler ve resimlerden oluşan ortak çalışması Yazıtlar, geçtiğimiz ay yayımlandı. İki farklı sanat dalını yan yana getiren bu çalışmanın serüveni ve sonuçları üzerine gerçekleştirilecek sohbete, edebiyat ve resim ile ilgilenen herkesi bekliyoruz.


***


KONSER
30 Haziran Salı saat 21:15
NÂZIM KUMPANYA / Compania

Nâzım Kumpanya, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nin çağrısıyla, birlikte müzik yapmak üzere 2007 yılının Ekim ayından beri çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Müzik alanındaki "usta ve çırakların" bir araya gelerek oluşturduğu, kendini "eşliksiz koro, eşlikli solistler topluluğu" olarak ifade eden Kumpanya, dünya üzerindeki tüm coğrafyaların müzikal birikimine açık olmakla birlikte kendi beste ve düzenlemelerini seslendirmeyi ana hedefi olarak görüyor.

Topluluğun üyeleri kumpanya adını almalarını; "Kumpanya aynı zamanda bir yol ve hayat arkadaşlığını içeriyor. Çünkü kumpanya, yollara düşmüş, ortak beklentiler etrafında toplanmış insanların hayatıdır, yol arkadaşlığıdır, yoldaşlıktır, paylaşmaktır" diye açıklıyorlar.

Koro kadrosu

Mutlu Ödemiş; şef
R. Yiğit Özatalay; piyanist

Şebnem Ünal soprano Nimet Çakıcı alto
İmge Mıngıroğlu soprano İrem Derlen alto
Nevra Yapıcı soprano Seyhan Şahin alto


Emin İgüs tenor Vedat Sakman bas
Gökhan Şeşen tenor Ufuk Karakoç bas
Burhan Şeşen tenor Emre Orhon bas
Özgür Ay tenor Yılmaz Karaman bas


***


15-16 HAZİRAN

Vardık, Varız, Var olacağız...

15-16 Haziran'dan 39 yıl sonra, solun hafızasında birkaç kırık ezber cümlesinden fazlası olmalıdır. Bu cümleler yanlış değildir. Ancak üstlerine yeni bir şeyler konmadıkça, daha doğrusu yeni yapılar inşa edilmedikçe, kendini tekrarlayan her şey gibi hafiflemektedir. Evet 15-16 Haziran 1970 büyük işçi direnişi, ülkemizde işçi sınıfının var olduğunun ilanıdır. Peki var olacak mıdır?
15-16 Haziran görkemlidir... Bu görkemin yalnızca geçmişe tanıklık etmesi ise tuhaftır. 15-16 Haziran işçi sınıfımız için aynı zamanda "var olacağız" sözüyle birleşmelidir.
Bütün Nazım dostlarını 39 yıl sonra nostaljinin, güzellemenin ötesine geçmeye, 15-16 Haziran'ı geleceği kurmak için anlamaya ve tartışmaya davet ediyoruz.


15 Haziran Pazartesi 20:30
• SUNUM ve Kısa film gösterimi: “15-16 Haziran”

• FİLM GÖSTERİMİ
"100 bin kişiydiler"
Yönetmen: Metin Kaya
Süre: 68’

1990 Aralık ayında Zonguldak maden işçileri ve Zonguldak halkı, 12 Eylül sonrasının en görkemli işçi eylemliliklerinden birine imza atmışlardı. Dönemin cumhurbaşkanı Özal, başbakanı Yıldırım Akbulut ve Çalışma Bakanı İmren Aykut’tu. Genel Maden-İş sendikasının başında ise Şemsi Denizer bulunuyordu. Bir şehir halkı, 12 Eylül’le birlikte şekillenen yeni çalışma koşullarına ve yoksullaşmaya karşı isyan edecek noktaya gemlilerdi. O yıllar Özal’ın “ben zenginleri severim” ve “Anayasa’yı bir kere delmekten bir şey olmaz” dediği, Özal’ın eşi ve papatyalarının gündemden düşmediği, yani sermaye egemenliğinin iyiden iyiye fütursuzlaştığı yıllardı. Bu fütursuzluk, Zonguldak maden işçileri ve halkı nezdinde, bir büyük işçi eylemine kaynaklık etti.
İlginç olan, ayağa kalkan işçi sınıfının, dönemin sendikal önderliği sayesinde yeniden yerine oturtulmasıydı. Sendika ağalığının ve sarı sendikacılığın, işçi hareketini tamamen etkisizleştirecek ölçüde bir kırılmaya yol açtığı bir eylemlilik süreciydi yaşanan…
Metin Kaya’nın “100 bin kişiydiler” filmi, burjuva politikacıları, dönemin sendika önderleri, gazeteciler ve eylemci maden işçileri ve Zonguldak halkı ile yaptığı röportajlar ve Ankara Yürüyüşü’nden görüntüleriyle, bu tarihsel kırılma anını perdeye taşıyor.

TİYATRO
16 Haziran Salı 21:00

ZENGİN MUTFAĞI

Yazan: VASIF ÖNGÖREN
Yöneten: Müge Saut
Yönetmen Yrd.: Selen Şeşen, Hande Halilbeyoğlu
Müzik: RUHİ SU
Karikatür: Kemal Gönen
Görsel Tasarim: Bülent Erdoğan
Oynayanlar: Nevzat Süs LÜTFÜ USTA, Suat Oktan AHMET, Halil Ersan SELİM,
Müge Saut KIZ, Ulaş Kotan ŞOFÖR SEYFİ


İstanbul Değişim Atölyesi Oyuncuları 15-16 Haziran büyük işçi eylemlerinin yıldönümünde, Vasıf Öngören'in "Zengin Mutfağı" oyununu Nâzım’ın Bahçesinde sahneliyor.

"Asiye Nasıl kurtulur", "Oyun Nasıl Oynanmalı" gibi oyunlarından tanıdığımız bu toprakların yetiştirdiği en önemli yazarlarından biri olan Vasıf Öngören'in Zengin Mutfağı oyununun, daha önce Başar Sabuncu tarafından filmi de çekilmişti.
Zengin Mutfağı oyunu; Türk siyasi tarihinin en önemli olaylarından birini anlatarak başlıyor. 15–16 Haziran 1970 işçi eylemleriyle. İş yasalarında yapılacak olan kimi değişikliklere karşı çıkan DİSK eylem kararı almış ve işçiler iş bırakarak taleplerini dile getirmek adına yürüyüş düzenlemişlerdi. Dönemin koşullarında işçi muhalefetini durdurmak adına sıkıyönetim ilan edilmişti…
Vasıf Öngören, Alman Tiyatro yazarı ve kuramcısı Bertolt Brecht'in geliştirdiği "epik tiyatro" yöntemiyle oyunu yazmış, İstanbul Değişim Atölyesi Oyuncuları da bu biçime sadık kalarak sahneye taşıdı. Oyunun günlük hayatın bütün doğallığını taşıması izleyici ile güçlü bağlar kurmasına neden oluyor. Sıradan insanların hem kendi hayatlarını hem de başkalarının hayatlarını nasıl etkilediklerini tüm çıplaklığıyla görüyoruz.



***


HAZİRAN 2009 FİLM GÖSTERİMLERİ

Nâzım’ın Bahçesinde yazlık sinema keyfi başlıyor…
Bu ay ki gösterimlerimizin teması:
“Avrupa” Rüyası: Cennet mi, Cehennem mi?

Tertemiz cadde ve sokaklardan kusursuz kentler… Dört dörtlük bir eğitimle ve eksiksiz güvencelerle donatılmış sağlıklı ve uzun ömürlü insanlar… Özgürce bir hayat; dilediğini seçmekte, gönlünce yaşamakta özgürlük… Kişi başına düşen onbinlerce euro ve refah ve huzur ve başka bir sürü şey…

Avrupa bu mu gerçekten? Bazılarının rüyalarını süsleyen ve ülkenin her alanda doğrultusu olarak sunulan Avrupa hakkında bildiklerimiz…
Yoksa, başka şeyler mi var? Sandığımız gibi değil mi? Gördüklerimiz tamam da, göremediklerimize bakınca iş başka mı? Bunca eşitsizliklerin dünyasında, kapitalizmin kıskacında ve emperyalizmin güdümünde yaşarken bu Avrupa rüyası ve onun refah toplumları ne kadar mümkün ve doğru?

Bu ay, Avrupalı ve Avrupa’da yaşayan göçmen sinemacıların gözüyle içeriye bakıyoruz; her yıl Mayıs ayında “Avrupa Günü”nü kutlayan ve Avrupalı olmayı kutsayanların gösterdiklerini bir kenara iteleyerek…

NÂZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ
Adres: Bahariye Cd. Ali Suavi Sk. (Sanatkârlar Sk.) No: 07 Kadıköy
Telefon: 0216 414 22 39



Kaynak : [url]www.medyatava.com[/url]
Tarih : 24.05.2009 - 12:11

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 339
favori
like
share