Çocuklarda Spor - Çocuklarda Sporun Önemi

Çocuğun kendisini tanıyıp, yeteneklerini geliştirebileceği spor, sadece kazanmaya yönelik yapılırsa sakatlıklara yol açabilir. Oysa bir ekip tarafından

Elbette spor yapan her çocuk önce kazanmayı hedefler. Ancak çocuğun kendisini tanıyıp, yeteneklerini geliştirebileceği spor, sadece kazanmaya yönelik yapılırsa sakatlıklara yol açabilir. Oysa bir ekip tarafından çocuğun bedensel yapısı, yaşı gibi ölçümlere göre seçilen spor dalı, çocuğu geliştirirken, sakatlıkları önler ve başarıyı getirir.

Çocuğun, bedensel ve ruhsal rahatlamasını sağlayan hareket ihtiyacının karşılanmasına oyun, bunun kurallı ve amaca yönelik yapılanına sportif faaliyet adı verilir.

Bu tanımdan yola çıktığımızda oyun veya spor yapılırken önce rahatlama ve keyif alma süreci başlar, sonra amaca yönelir. Amaç dediğimizde ise sonuç anlaşılmamalıdır. Yani kazanma yada kaybetme öncelikle düşünülmesi gereken bir husus değildir. Katılımın ve paylaşımın önemi dehe fazladır ve olmalıdır. Çünkü çocuğu rahatlatan ve ona keyif veren sonuçta onu mutlu eden oyun veya spor; çocuğun kendisini tanımasına, yeteneklerini ve becerilerini öğrenip bu özelliklerine katkıda bulunmasına yardımcı olur. Ailelerin bunu unutmamaları gerekmektedir.

SEÇİLECEK SPORTİF FAALİYETLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

Okul, ders, sınavlar ile üst üste gelmemeli.
Evdeki yerleşik düzene uygun olmalı.
Çocuğun sportif faaliyet dışındaki etkinliklere de enerjisi, heyecanı ve iç güdüsü kalmalı.
Hedefe yönelik olmalıdır. Egzersiz tipi, yarışma tipi sportif faaliyet veya her ikisinin dengeli bir şekilde uygulandığı faaliyetler olmalı. Tekrar edelim asla kazanma birincil hedef olmamalıdır. Hedef çocuğun gelişmesini ve büyümesini destekleyen, sakatlıklara yol açmayacak sportif faaliyetin devamıdır.
Sürdürülebilir olmalıdır. Ailenin sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri dikkate alınmalıdır.

Diğer yandan elit sporu ile kitle sporu arasında fark olduğu gibi, okul sporununda tamamen farklı bir anlayışı vardır. En önemli farkı elit sporundaki seçicilik prensibi, okul sprunda ( egzersiz tipi veya yarışma tipi olsun ) yoktur. Yine elit sporunda amaç, belli ve kuralları olan hareketleri sürekli tekrarlamaktır. Oysa okul sporunda amaç bedensel, ruhsal ve sosyolojik açıdan eğitimdir.

Aile tarafından spora başlamadan önce ya da spor yaşantısı devam ederken spor hekimi yada sporcu sağlığından sorumlu bir hekim tarafından yapılacak bu tip değerlendirme çok ayrıntılı yada gereksiz görülebilir. Ancak gereklidir. Bu muayene bulgularının belirleyici karakteri vardır.

SPORTİF TIBBİ MUAYENE

Çocuk veya genç aşağıdaki sportif tıbbi muayeneden geçmelidir.

Beden yapısı : Gerek anatomik gerekse antropomatrik açıdan ayrıntılı bilgi edinilmelidir. Örneğin kısa boy ve ortalamanın biraz altında ( %25 persantil ) kilolu olmak binicilikte, uzun boy ve ortalamanın biraz üstünde olmak ( %75 persantil ) fırlatma sporlarında önemli olabilir. Tabii ki, bu arada ön kol, el, bacak ayak uzunlukları, omuz ve kalça genişliklerinin de önemi var.

Yaş : Bizim üzerinde durduğumuz kemik ve boy yaşlarıdır. Örneğin, kemik ve boy yaşları kronolojik yaşlarından geri olanlar travmatik sporlara başlatılırsa hem fiziksel hem de psikolojik rahatsızlıklar baş gösterebilir. Esas olan sporun bedensel ve ruhsal travmalarından çocuğu korumaktır. Adı koruma olunca işin içine sporcu çocuğun veya gencin takibi girmektedir. Yılda iki kez kemik ve boy yaşlarının takibi yapılmalıdır. Sporcunun tıbbi açıdan sıkı takibi sonucu, son yıllarda spora başlama yaşı erkene kaymıştır.

Genel olarak yüzme için 5 yaş, jimnastik, tenis, kayak, ata binmek, bisiklet, düz koşu, eskrim, su topu ortalama 7-8 yaş uygun gibi gözükmektedir. Futbol, basketbol, voleybol, hentbol, atlama sporları, halter, güreş , uzun koşular gibi ağır ve travmatik sporlarda ise kemik ve boy yaşı uygun, büyüme gelişme takibi düzenli, dozu ve süresi iyi planlanmış antremanlar düzenlemek koşulu ile 9-11 yaş arası başlanabilir.

Sporcu ve aile, seçilen spor dalında uzmanlaşmanın uzun süreli yoğun antremanlar ile oluştuğunu unutmamalıdır. Çocuk yada genç sadece, katılma, kendini keşfetmeye yönlendirilmelidir. Bu konuda aileye, hekime ve özellikle spor bilimcisine ( beden öğretmeni, antrenör, koç ve teknik adama ) önemli görevler düşmektedir.

Kas-iskelet sistemini değerlendirilmesi ( eklem açıklıkları, kemik yoğunluğu, zayıf kasların tespiti gibi konular).

Kalp-damar sisteminin değerlendirilmesi ( EKG, efor testi ve gerekiyorsa eko kardiografi ile kalp-damar sisteminin kapasitesi öğrenilmelidir ).

Solunum sisteminin değerlendirilmesi ( akciğer fonksiyon testleri ile ).

Görme ve işitme değerlendirilmesi ( örneğin görme tembelliği veya işitme kayıpları yarışmalarda sorun çıkartabilir ).

Sinir sisteminin değerlendirilmesi ( beyinsel ve çevresel sinir sisteminin durum tespiti ).

Hematolojik testler ( kansızlık dahil olmak üzere çeşitli kan hastalıkları, demir, çinko, magnezyum eksiklikleri vs. Araştırılır ).

Biokimyasal değerlendirme yapılmalıdır ( kanda performansı etkileyen kalsiyum, fosfor, iyot, magnezyum, sodyum, potasyum, klor gibi elementler ve iyonlar, kandaki karbondioksit ve oksijen düzeyleri, laktat düzeyleri, gerekiyorsa hormon düzeyleri araştırılır ).

Vücut kitle indeksi değerlendirilmelidir.

Psikolojik durum tespiti yapılmalıdır. Bireysel veya kollektif sporlara uyumlu olup olmadığı, engele tahammülü olup olmadığı gibi konularda spor psikoloğu değerlendirme yapmalıdır.

Çocuğun veya gencin ve ailenin spordan beklentileri saptanmalıdır. Sporu çocuk veya gencin hakkında elde edilen tıbbi veriler sporcunun ve ailesinin anlayacağı bir biçimde raporlanmalıdır. Bu rapor ile çocuk yada genç ve aile, spor bilimcisi ( beden eğitimi öğretmeni, antrenör vs. ) ile temas kuracaktır.

DEĞERLENDİRME

Spor bilimcileri gelen bu veriler doğrultusunda aşağıdaki konularda sporcuyu değerlendirmeye tabi tutarlar:

Dayanıklılık
Esneklik
Reaksiyon zamanı
Kuvvet
Koordinasyon

Yıl içinde yarışma öncesi ve sonralarında zaman zaman bazı konularda hekim ya da antrenör tarafından yeniden değerlendirmeler yapılır.

Bütün bu değerlendirmeler sonucunda doğru zamanda uygun sportif faaliyetin seçimi sağlıklı bir şekilde yapılmış olur.

Sonuç olarak sporcu, ailesi, antrenörü, hekimi, fizyoterapisti, psikoloğu, diyetisyeni, yöneticisi ve diğer konsültan uzmanları ile bir ekip bilinci içinde çalışılmalıdır. Ancak bu şekilde bir takım çalışması sporcuları sakatlıklardan korur ve başarıya götürür. Bu anlayış hiçbir zaman terk edilmemelidir.

Op.Dr. Özgür Leylek

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 545
favori
like
share