Veya kim ne kadar fizik bilmeli ?
Burada hayatın bütün safhalarından bahsetmemiz mümkün değil ama yinede birkaç misal vermek mümkün.
Bazen kendimi kaptırıp illaki dinamik sorularını öğrencilerime çözdürmeğe çalıştığım da aklıma 10 yıl sonrası geliyor. Acaba diyorum öğrettiğim bu ders ten öğrencilerime ne kalacak, hayat yolunda onların çıkınlarına ne koyabildim yani.
Bütün öğrencilerim hasbelkader araba kullanırlar herhalde diyorum. Daha geçtiğimiz bayramdaki trafik kazası bilançosu geliyor gözlerimin önüne. Aşırı hız, dikkatsizlik, yorgunluk, sabırsızlık mutlaka ki önemli ama özellikle çok kişinin öldüğü hata sollamalar sonucu kafa kafaya çarpışmalar; bilgisizlik sonucu mutlaka. Direksiyon başına geçen kendisini uçak kullanıyor sanıyor. Uzun yolda, özellikle yılların ihmali hala tek gidiş geliş yolların olduğu ülkemizde eğer solama yapacaksan ,bağıl hız kavramını iyi bilmen gerekiyor.Yani kendi hızını, sollayacağın aracın hızını, karşıdan gelen aracın hızını ve kendi aracının gücünü bilmen gerekir ki yol ve mesafe buna müsaitse ancak solama yapabilirsin.Bu yolların müsaitliği de her zaman kesik çizgilerden geçmiyor tabi. Bazen bu çizgileri kim çiziyor diye merak etmiyor değilim.
Bir diğer kaza şeklide ABS li araç kullananların yaptığı kazalar. Samsun da çalıştığım dönemde yağmurlu günlerde her gün böyle bir kaza görmek mümkündü. Şehir girişindeki duble yolda virajda ve son model bir araba karşı şeritte. Sebebini tahmin etmek zor değil. Araba ABS li ya basarsın frene durur, değil işte. O ancak düz giderken olur. ABS değil alfabenin bütün harflerini koysan merkezkaç kuvvetine karşı fren yapılmaz.
Merkezkaç kuvveti diyoruz ya. Yollarda virajlara girmeden levhalar bizi uyarır. Ama levhalar tabii ki en kaygan durum ve en yüksek araçlar için olduğundan bize çok inandırıcı gelmez. Ama biz bu virajları dönerken hava durumunu, yolun durumunu, aracın fiziksel özelliklerini, virajın özelliklerini dikkate almalıyız. Önceki yıl merkezkaç kuvveti anlatıyorum. Güvenli bir viraj nasıl dönülür, aynı virajı daha yüksek bir hızla nasıl dönersiniz diye anlatıyorum. Bir öğrencimin çok dikkatle takip ettiğini görünce ‘’ – Ne oldu ?’’ dedim. ‘’-Hocam, babamla motosikletle aynı hızla gidiyorduk. Viraja geldik babam girdi çıktı. Ben girdim çıkamadım. Babam sizin anlattığınız gibi girmişti dedi.’’Tabi hayatta her şeyi tecrübe etmeye kalkarsak hem hayatımıza mal olabilir, hem sakat kalabiliriz hem de ekonomik kayba uğrarız. Bu ekonomik kayıp illa kazayla olmaz tabi. Kırmızı ışığı gördüğümde vitesi boşa alırım. O sırada arkadan bir araç hızla yaklaşır.Selektör üstüne selektör, yol veririm.İlerde kırmızı ışığı gördüğü halde hızla devam eder ve tabii ani bir frenle de rastgele bir yerde durur.Ben yavaşça ilerlerken yeşil yanar ve ben en müsait sıradan yoluma devem ederken o hızla gelen arkadaş hala gerilerdedir.Anlamak zor tabii.
Biraz da ısı konusuna girelim. Annelerimiz hep söyler terli terli su içmeyelim. Spordan sonra üstümüzü değişelim. Malum üzerimizdeki ter vücut ısısını alarak buharlaşır. Meşhur Q= m.L den bir hesap yapsak 200 gram ter için vücudun kaybettiği enerji yaklaşık 11 Kcal olur. Veya soğuk su vücut sıcaklığı 36.5 derece iken 0 derecede su içmek ani ısı kayıplarına yol açar ki bu da ring de yenilmiş bir yumruk gibidir.
Annelerimizde hata yapar bazen. Vakit sıkışır, yemek biraz daha erken pişsin istenir. Ocağın altı açılır biraz daha ama nafile bu yemeğin daha fazla su kaybetmesi demektir. Su kaynama noktasının üstüne çıkmadığı sürece yemek erken pişmez. En iyisi zamanlamayı iyi yapıp kısık ateşte hem lezzetli yemek yapıp hem de enerji tasarrufu yapmak.
Belki sayılamayacak kadar misal vermek mümkün. Ama fizik öğrenirken bir de bu açıdan bakabilseydik keşke diyesi geliyor insanın.
Saygılarımla

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 330
favori
like
share