Sessiz Çığlık Ya Da Haykırış - Ferda Önenerk

Trenler hani o insanları alıp sevdiklerine götüren ve onlardan ayıran eskinin kara çirkin, şimdinin ise, güler yüzlü trenleri...
İşte onlardan biri bu gece beni� de sevdiğimden ayırdı. Hiç acımadan beni istasyonda bırakıp alay eder gibi arkasına bile bakmadan dumanlarını savurarak çekip gitti yanımdan...

Oysa ilk indiğimde ne kadar da mutlu inmiştim o trenden. Çünkü sevdiğim istasyonda beni bekliyordu, ilk indiğimde çok mutluydu ellerimi sımsıkı kavrayıp"hoşgeldin!"dedi. Sesi titreyerek ve gözlerimin içine bakıp çok mutluyum dedi çok. Evet, o gün her ikimizde çok mutluyduk alabildiğine mutlu, coşkulu.

Geceye kadar çok güzel ve keyifli bir gün geçirdik. Gözlerimizin içine bakarken içimiz titredi bunlar o an o kadar gerçekti ki gözlerindeki sevgiyi gördüm gerçekti evet aşktı bu o kadar belliydi ki şu an bile bunu hissedip titriyorum. O sevgi vardı evet buna yemin edebilirim. OYSA ŞİMDİ BU SEVGİ BENİM DİRİ, DİRİ GİRDİĞİM BİR MEZARIM OLDU!!!
Sonra o gece istasyonda evet hayatımda asla unutamayacağım bir andı hiç bir aşk bu kadar güzel olamazdı, hiç bir flim sahnesi bile bu kadar güzel çekilemezdi. Çünkü gerçekti o sahnede değildi, oyunda değildi. Sımsıcak, mutlu, huzurlu, güven dolu bir sevgiydi ve hiç kimse yaşamamıştır o an bizim yaşadığımızı sadece birbirimizi seyrettik hiç konuşmadan sadece aşkla, sevgiyle, hasretle seyrettik...

Evet, istasyonda o karanlıkta gözlerimizi birbirinden ayırmadan seyrettik her ikimizde birbirimizi, kalbimiz deli gibi atıyordu. Muazzam bir yakınlıktı, aşktı. O an orada kalıp ölseydim elleri ellerimde bir ara elimi göğsüne koydum oda elini getirip elimin üstüne koyup bastırdı elimin altında deli gibi atan kalbinin atışını hissettim. Hayatımda duyduğum tüm seslerden çok daha güzel bir sesti. Çünkü o an o kalp benim için atıyordu.

Sanki hiç bitmeyecek bir aşktı sonsuzluk gibi uçsuz bucaksız bir sonsuzluk...

Sonra bana yazdığı o mektup.

İlk mektubuydu bu bana yazdığı(ne acıdır ki sonuncusuydu da aynı zamanda.)

Canımın içi bir tanem seni çok seviyorum inan bir an bile aklımdan çıkmıyorsun.
Canım ne olur beni hiç unutma seni gerçekten yürekten sevgi dolu bir kalple sevdim.
Bir tanem kendine iyi bak olmaz mı? Ve beni sakın hiç bırakma, beni hiç unutma seni YÜREĞİME KAZIDIM ORADAN ÇIKMAYACAKSIN.
AŞKIMSIN SEN

NOT: Unutma dünyanın bir köşesinde senin için atan bir kalp var...
NERDE... HANİ O KALP. BEN YİNE BURADAYIM AMA SEN YOKSUN YOK YOKK!!!

Küçük bir tartışmamız olmuştu o zamanda attığı mesajı hala durur ve her zamanda duracak benimle yaşayacak tüm anıları gibi...

İşte mesajı Ahhh benim kıymetlim, seni ben nasıl bırakırım? Sana kızar mıyım? Seni ben çok seviyorum ne olur böyle söyleme bir daha, sensizliği düşünemem asla.

Ah be deli gönlüm sen söyle onu nasıl sevdiğimi, sen söyle, sen söyle...

İŞTE! MEKTUP VE MESAJ. YA SONRASI...
Ben ona giderken sevgimi yükleyip götürmüştüm ve bu uğursuz gecede aynı sevgiyi suratıma bir tokat gibi çarpılarak yüklenip geriye alıp geldim. Tabi bir enkaz bir kadavra olarak döndüm geriye!!!
Ve ayrılıkken memleketimin o güzel beldesi olan �.`den �.`e kadar yürüyerek ulaştım ve biliyormuşsunuz ben İSTANBULLU� YUM ilk defa bu yolu kat ettim.

Yolunu bilir� misiniz? Arası ne kadar çeker ben bu gece öğrendim. İnsanın gecenin bir vaktinde göze alamayacağı kadar uzak ve bir kadının onuruna dokunacak şekilde gönderildim ben bu yola...

Önce kendisinin götüreceğini söyledi, sonra ise bir taksi ile göndereceğini söyleyip kendisiden uzaklaşmamı gecenin karanlığına karışıp gözden kaybolmamı hiç kılını bile kıpırdatmadan izledi. Bende ona uydum bu erkek benim yok olmamı istiyordu gecenin karanlığına karışmamı ve kaybolmamı istiyordu ve bende bu çağrıya uyup yok oldum çünkü onu seviyordum hemda çok seviyordum ve sevdiğim benim karanlığa karışmamı istedi bende karıştım yok oldum. Bunu hak ettim mi?

HAYIR ASLA!!!

Hak etmedim kim hak eder ki böyle severken ve hangi erkek kıyar ki böyle güzel bir sevgiye böylesine seven bir kalbe nasıl kıyılır. Hele karşısında kendisine bakmaya bile kıyamayan bir sevgiliye kim kıyar!

KIYILIYOR İŞTE�

Ama sevdiğim öyle istiyordu ondan nefret etmemi istiyordu. Bu sevginin hiç yaşanmamış olması dileğini ve pişmanlıklarını haykırdı yüzüme gözlerimin içine bakıp git! Dedi git artık ve bir daha da beni arama hiç ama diye de ekledi.
O gece sakinlikle karşıladığım bu sözler şu an bir bıçak gibi saplanıyor kalbime zaten acıyan canım çok daha fazla yanıyor bin kat daha fazla acıyor şimdi. Yalnızca bu değil daha evvel sevdiği kadınların arasına bile girmediğimi, giremeyeceğimi haykırdı yüzüme benden sadece hoşlanmış evet çok hoşlanmış. Ve bende ona inandım çünkü hiç yalan söylemezdi, söyleyemezdi benim sevdiğim tabi ben hariç...

Daha evvel birçok kez yüzüme benim neyimi seviyorsun? Diye sordu. Ama bilmediği kalp bu gönül işte galip de banamı soruyor! Ya bu seni üzer mi? Sever mi? Yoksa seni yaşayan bir ölü haline getirip ondan sonra ardına bile bakmadan gider mi diye bana mı soruyor. Hayır, gidip âşık oluyor işte.

Ayrılırken bir şey istedim, bir şapka çünkü onun kokusu vardı onda bense onu yanımda taşımak o kokuyu her an içime çekebilmek istedim bir bağımlı gibi. Bana hayır dedi. Sende hiç bir şeyim kalmamalı(bırakmadı da zaten aldığı hediyeyi bile geriye istedi. Oysa bende kalan çok büyük bir şeyin vardı AŞKIN SEVGİLİM aşkını götürdüm yanımda ve hala onu yanımda içimde taşıyorum tüm benliğimde, tüm ruhumda ölene dek de taşıyacağım...)vermem dedi. Bende bunu sana söylemeden de alabilirdim diyince bunun bir terbiyesizlik olduğunu söyledi.

O an benim içimden geçenleri bilmiyordu ki, benim aklımdan şimşek gibi geçen ne yaparsan yap senden soğumamı, nefret etmemi sağlayamazsın çünkü seni seviyorum ve sevmeye de devam edeceğim beni bundan vazgeçiremezsin. Asla!!!

O � �. Arasında bu sözler kulağımda çınladı. Ve içimdeki ses bana o sana neler yaptı. Onu sevme, ondan nefret et, hatta intikam al demedi, diyemez nasıl desin ki olmaz olur mu hiç! O zaman aşk olmaz, sonra onu deli gibi çılgın gibi severken nasıl olsun bu imkânsız bir şey.
VE BEN ONU ÇOK EVET ÇOK SEVİYORUM SENİ SEVGİLİM ÇOK SEVİYORUM O KADAR ÇOK Kİ HEM DE...
ANLATAMAM ÇÜNKÜ BUNU TARİFİ YOK...

Ama sen benden çok kolay kurtulup sıyrıldın çünkü ben diğerleri gibi yapışıp kalmam benim adım �.. ben kimseye benzemem hele senelerce seni arayıp biizar etmeyeceğim, bunu yapmayacağım hiç hem de. Tek yapacağım sadece her yaptığına, kullandığın her kelimeye rağmen seni sevmekten asla vazgeçmeyeceğim.

Ama o sözler kulaklarımda çınlayacak hep aklımda ve beynimin bir köşesinde kalacak...
Artık bitti bu aşk hiç olmadı ki zaten tabi bu benim için geçerli değil ben hala seviyorum seni.
Oysa bir gece evvel uyumadan sabahlayıp 10.45`teki trene yetişmeye çalıştım olmadı. Bir an evvel duyacaklarımı yâ da hayal ettiklerimi düşündüm istasyonda. Artık ne olursa olsun diyordum ama benim gözümün önünde olsun öyle bir pazar günü telefonla arayıp bittiğini duymak yerine ben kulaklarımla duyayım. Ama 10.45 yerine 12.40`taki trene binebildim o arada bekleme salonunda öyle durmuş bakıyordum cama dayanmış etrafı seyrediyordum. Gözümden akan yaşları fark edecek durumda bile değildim. Ta ki polisleri karşımda görene kadar önce silmeye çalıştım ama sonra artık bunun bir önemi yoktu o an sanki camdan bir fanus içindeki balık gibiydim. Sanki nefes almakta bile zorluk çekiyordum. Ayrı, ayrı iki grup polis gelip beni sarsmış ve neyim olduğunu sormuşlardı. Ama ben onlara bir şeyim olmadığını söyledim o an için hiç bir şeyim yoktu ama şu an var ben bu yazıyı tren`de yazıyorum ve hayatımı her şeyimi canımdan bile çok sevdiğim erkeği geride bırakarak bindim ben bu trene. Ve sana söyleyecek son bir sözüm var!

SENİ SEVİYORUM�
Hem de çok seviyorum...

Birde kendim için bir şey yapacağım bir daha asla trene binmeyeceğim kendime söz verdim çünkü ve işte Haydarpaşa`ya geldik zaten iniyorum bu son bitti her şey hayatım her şeyim geride kaldı.


Bu Bir Hikâye Adi�de Sevgi Nedir Sizce? (2)

Evet size bu gece bir hikâye anlatacağım, yok yere yıkılan bir sevginin hikâyesi bu çok sevilen bir erkek düşünün öyle çok seviliyor ki en sonunda bu sevgi onu bunaltıyor sanırım ve kadının hiç beklemediği bir son geliyor başına.
AYRILIK...
Evet, çok acı çekiyor kadın içi parçalanıyor, canı çok yanıyor hemde şimdiye kadar yanmadığı kadar çok...
Çünkü sevdiği ona sana olan sevgim kalbimden çıktı diyip başını gösteriyor buradasın artık. Seni çok sevdim ama olmaz beni affet hiç bir şey yapamam böyle olmaz seni kandıramam, yalan söyleyemem diyor ve ekliyor yerini büyük bir saygı aldı...

Kadın önceleri ona yalvarıyor sadece arkadaşı olmasını istiyor çünkü sevgisi o kadar büyük ki bu bile yeter diye düşüyor başka bir şey istemem diyor. Önceleri elini tuttuğu yüzüne bakmaya doyamadığı, hayatında hiç kimseye boyun eğmediği kadar boyun eğdiği. Üzülmesin diye her dediğini kabul edip yerine getirdiği erkek o sevdiği, çok sevdiği hemde canı, hayatı ve asla ona kıyamıyor çünkü üzülmesini asla istemiyor. O çok ama çok kıymetlidir onun için sevdiğidir gözünün bebeği her şeyidir...

Daha nasıl denir, nasıl söylenir yâ da nasıl tarif edilir, tarifi yok ki. AŞK bu SEVDA işte...
Ama ne yazık ki sevdiği artık ona bir yabancı olmuştur. Kadın acısını içine gömüp bir mecnun gibi sabahlara kadar sokaklarda dolaşıyor ağlıyor, haykırıyor, isyan ediyor sonunda`da bunun bir anlamı olmalı diye düşünüyor kendisini kabahatli buluyor onu sevgisiyle boğduğu için ve kahrediyor. Yanlış olan bu diyor evet bu böyle bir sevgi işte. Kim bilir bu sevgi belki de onlara bir şeyler kazandırmıştır bilinmez. Ve insanlara ibret olsun bir ders olsun bu tek kişinin acı çektiği kadının kendisini içi acı dolu bir çukurda saydığı ve artık olmayan sevgilisi için gözyaşı döktüğü...

Ama zamanla tedavisi olacak olmak zorunda...
Evet, ama en güzel tarafı da kısacık aşka sığdırılan birçok güzellik o kadar anlamlı şeyler yaşıyor ki kadın. İşte diyor bu benim son durağım sevdiğim diyor. Mutluluktan ayakları yerden kesiliyor bastığı yeri görmüyor etrafındakiler ona �sen ne kadar güzelleştin son günlerde çok değiştin, çok büyük farklılıklar var� diyince gülümseyerek...

�Evet, çünkü aşığım hem de sırılsıklam� diyor mahçup ama mutlu sevdiğini her fırsatta haykırıyor utanmadan, hiç sıkılmadan o benim SEVDİĞİM!!! Sonra bir pazar günü telefonu çalıyor kadının büyük bir sevinçle açıyor çünkü telefonun ucunda sevdiği var, sevdiği arıyor. Ama duydukları karşısında susup kalıyor ne desin söylenecek her şey söyleniyor o an...
Önceleri ondan nefret etmeyi düşünüyor ama olmuyor ki, bunu başaramıyor. Çünkü âşık alabildiğine seviyor deli gibi çılgın gibi ve alabildiğine de mutlu...

Ayrılık haberini ilk aldığı zaman bile içindeki ses ona o seni üzdü sende onu üz ondan intikam al demiyor, demez ki nasıl desin olmaz ki nasıl olsun o zaman sevgi olur mu, aşk olur mu? Hayır diyor bittiyse bitti! Ben onunla çok güzel bir aşk yaşadım bunun için bile minnettar olmalıyım her kula nasip olmayacak bir sevgiyi yaşattı bana şu kısacık zamana kocaman sevgiyi taşıdık biz. Bu bile bana olan sevgisinin kanıtı çünkü beni kandırabilirdi bu sevgiyi uzatıp sevmese de sever görünür yalan söyleyebilirdi diye düşünüyor...
Evet, işte gerçek sevgi bu diyor kısa bile olsa...

NOT: Bir akşamüstü bir araya geliyorlar ve sevdiği bilmiyorum belki de arkadaş olabiliriz diyor.
Biraz zaman sadece biraz zaman!!!
Ve işte diyor kadın günlerdir beklediğim mucize bu, bu bile yeter bana diyor içinden. Bundan sonra senin çok iyi bir arkadaşın olacağım söz veriyorum çünkü bana yaşattığın o güzel anlar için sana minnettarım, çünkü tertemiz aşkın için beni sevdiğin için kısa da olsa yaşadığım her şey için...

TÜKENMEYENLER için... MİNNETTARIM SANA...

ESKİ AŞKIM ŞİMDİKİ EN SEVGİLİ DOSTUM...
HER ZAMAN MUTLULUĞUNA, SAĞLIĞINA, SEVGİNE DUACI OLACAĞIM SEVGİYLE KAL...


Ve Son�
Gece olanları düşününce kadın gerildi ayrılmasına sebep olan kişi akşamdan beri onunla konuşmaya çalışıyordu.
Bir nevi arkadaş olma çabası yani kendisi öyle söylüyordu.

Sözde!!!
Kendisini hakli çıkarmaya çalışıyor erkeğin onu seçtiğini ve dahası büyük bir keyifle kadına yaşadıklarını anlatıyordu.
Yüzsüzce her şeyi söylüyor pervasızca karşısındaki insanın acı çekeceğini bile, bile bunu yapıyor.
Ve yine büyük bir keyifle ekliyordu.

�O seni hiç sevmedi ki hem de hiç sadece beni sevdi ve hep de beni sevecek ve şu an da benim yanımda� diyip gittikleri yeri söylüyor ve yaşadıklarını ballandıra, ballandıra anlatıyordu.
Kadın bu doğru olsa da bunu neden bana söylüyorsunuz? Bunun beni yaralayacağını biliyorsunuz.

Tam azda olsa yaralarım kabuk tutmaya başlamışken.
Neden yaptınız? Bunu diye defalarca sordu. Ama bu söyleyen kişinin umurunda değildi ki.
O bu sözleri söylediği için büyük bir keyif içersinde. Kadın tekrar, tekrar �neden yapıyorsunuz?� Diyince.
�Ben bunun seni üzeceğini düşünmedim� diyor.

�Düşünmedin mi?� diye sorunca �oda kadına hayır sende çok ısrar ediyorsun� diyor �çok ısrar� kadına.
Oda gülerek �bu benimle beraberken onu elimden aldığınız için olmasın sakın.� Diyince.
Tekrar büyük bir keyifle �o beni seçti diyor tekrar o beni seçti seni değil.�
Bunlar artık kafasının içinde yankılanıyor kadının.
Ve düşünüyor aklına çok sevdiği bir arkadaşının sözü geliverdi bir anda. Sen seni seveni sev�
Evet...
Ama sevgili arkadaşım biliyor musun? Ben onu sevmekten asla vazgeçmem.
Bu öyle sabun köpüğü değil ki aniden kaybolsun.
O benim için tek diyor.
İçinden geçen sözcüklere kulak verin onun soluduğu havayı solumak bile, aynı gökyüzünü paylaşmak bile yeter.
Kim haklı ve bu sevda kimin hakkı gibi bir düşünce geçmiyor kadının aklından.
Çünkü sevdiği onu seçmiş hayatında en çok değer verdiği kişi gözünü bile kırpmadan onu seçmiş demek ki âşık diyor.
Varsın olsun ama hayat insana neler getiriyor.
Ve de neler alıyor bunun da bilincinde.
Ve artık gerçekten zamana ihtiyacı var bu acı şimdi çok daha zor kabuk tutacak.
Çünkü çok daha zor!
Çok ağır geliyor bu!!!


Ferda Önenerk

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 311
favori
like
share