Atatürk ve Ergenekon hakkinda bilgiler

Ergenekon operasyonu gündemi meşgul ederken Ulusalcı gazetenin başladığı yazı dizisinin zamanlaması hayli tartışma yaratacak gibi görünüyor. İnsanlık tarihinin en büyük destanı Ergenekon adıyla başlayan yazı dizisinin ilk bölümünde Türk’lerin Ergenekon’dan çıkışından başlayan tarihi anlatılıyor. Yazı dizisinden önemli ayrıntılar…

BOZKURT KURTARICIDIR
Türk’ün özgürlüğünün ve bağımsızlığının simgesi Bozkurt, Türkler’in İslam’dan önceki bütün destanlarında atadır, rehberdir, kurtarıcıdır“Ergenekon Destanı’nda Bozkurt, demir dağı eritip çıkan Türkler’e yol göstermiştir. Ergenekon’dan çıktıktan sonra, Türkler’in ilk hükümdarı Börte-Çine (Boz-Kurt) adını alır”“Kimi zaman ana, kimi zaman baba rolündeki Bozkurt, çok çok kere Türk neslinin yok olacağı zaman ufukta görünmekte ve Türkler’in devamlılığını sağlamaktadır”

ATİLLA’NIN YÜZÜ KURDA BENZERDİ
En eski Türk efsaneleri kurt ile başlar. Kurt, Türk mitolojisinin başlangıcı ve aynı zamanda en önemli motifidir. Bozkurtlar, öteki kurtlara benzemezler. Onlar sürü halinde dolaşırlar. Başlarında yaşlı ve deneyimli bir önder kurt bulunur ki bu kurda Eke Kurt adı verilir. Kurtlar, başka hayvanlar gibi sürünün en güçlü hayvanını değil, en deneyimli olan üyesini önder olarak seçerler. Tüyleri kırlaşmış ve gök olmuş bu önder kurtlar sürüyü çekip çevirir, yönetir, yiyecek bulmak için en uygun koşulları ararlar. En eski Türk efsanelerinden beri görülen gök kurtlar da yeleleri kırlaşmış, sürülerini usta bir komutan gibi yöneten, düşmanları şaşırtıp pusuya düşüren böyle kurtlardır. “Gök’’, hem sonsuzluğa uzanan göğü, hem de göğün kendi rengini anlatan bir deyimdir. Oğuz Kağan bile, yüzü gömgök olarak doğmuştur. Eski Türkler, Tanrı elçilerine de Gök Sakallı derlerdi. Gök Börü, Gök Kurt, Boz Kurt deyimleri de böyle bir ululuğu ifade ederdi.
Cermenler, Büyük Hun İmparatoru Attila’nın yüzünün kurda benzediğini söylerlerdi.

Yine Türkler’in zor zamanlarında, millet hayatında büyük etkisi olacak geniş ve kapsamlı hareketlere, meselâ toplu bir göçe girişecekleri zamanlarda bozkurt onlara yol göstermekte, eşi bulunmaz şekilde rehberlik etmektedir.
Nitekim Ergenekon Destanı’nda ve Kut Dağı Efsanesi’nde bozkurt millî bir kılavuz rolünü üstlenmektedir.

ATATÜRK VE ERGENEKON
Türk milliyetçiliği ülküsünü Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine özenle yerleştiren Büyük Atatürk, hayranlık duyduğu milletinin tarihini çok iyi incelemişti.
Dolayısıyla Türkler’in, İslam’ı kabul etmeden önce, Ergenekon başta olmak üzere bütün destanlarında simge olan bozkurta O da büyük önem ve değer veriyordu. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında hemen bütün kuruluşlarda bozkurt resmini veya figürünü görmek mümkündü.
Para ve pullara Bozkurt resmi konulmuştu.
Batılılar, Anadolu bozkırının son bozkurdu olan Atatürk’e, bu nedenle, “Bozkurt” adını vermişlerdi.
Atatürk’ün emri ile Milli Eğitim Bakanlığı 1925 yılında, Türkiye Cumhuriyeti devlet armasının yapılması için bir yarışma açmıştı. Bu yarışmanın sonunda Namık İsmail’in bozkurtlu arması birinci seçilmişti. Fakat yarışmaya katılan armalar yeterince görkemli olmadığından kullanılmamışlardı.
Ağustos 1926 gecesi Türkiye’nin ‘’Bozkurt’’ adlı yolcu gemisi, Fransız ‘’Lotus’’ gemisi ile Ege Denizi’nde çarpışmıştı.
Bozkurt gemisi batmış ve 8 Türk denizcisi boğularak ölmüştü. Ertesi gün, İstanbul’a gelen Lotus gemisinin kaptanı tutuklandı ve Türk mahkemelerince 80 gün hapis cezasına çarptırıldı. Lotus gemisinin kaptanının karşı çıkışları sonucu dava, Lahey Sürekli Adalet Divanı’na gitti.

İBRAHİM ÇALLI’NIN ERGENEKON TABLOSU
Lahey Sürekli Adalet Divanı, 7 Eylül 1927’de, Türkiye’nin hukuka aykırı davranmadığına karar verdi. Bu kararla birlikte ‘’Geminin adı ve Türk milletinin milli simgesi, Türk özgürlük ve bağımsızlığının timsali olmasından ötürü’’, Türk heyetine, Atatürk’e verilmek üzere tunçtan bir Bozkurt heykeli armağan edildi. Bu davadan dolayı, dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat’a, Atatürk tarafından Bozkurt soyadı verildi.
Atatürk’ün 1928 yılında Türk Ocağı Genel Merkezi olarak yaptırdığı ve bugün Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi olarak kullanılan bina, Cumhuriyet döneminin en güzel mimari örneklerinden biridir.
Binanın üst katına çıkan merdivenlerin başına Atatürk’ün isteği üzerine ünlü ressamlarımızdan İbrahim Çallı’nın Türkler’in Ergenekon’dan çıkışını canlandıran “Ergenekon 1”, adlı tablosu asılmıştır.

TANRI DAĞININ ÖNÜNDEKİ BOZKURT
Yine Atatürk’ün arzusu ile İbrahim Çallı’nın “Ergenekon 1”in devamı olarak yaptığı ve Türk milletinin en karanlık günlerinde ortaya çıkıp aydınlığı gösteren bozkurdun tasvir edildiği “Ergenekon 2” tablosu, günümüzde Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde sergilenmektedir.
Türkiyat Enstitüsü kurulurken, Prof. Fuat Köprülü, enstitünün ambleminin nasıl olması gerektiğini sormuş, O’ndan şu cevabı almıştı:

“Karlı Tanrı Dağı’nın önünde, elinde meşale tutan bir bozkurt olsun. Bu meşale, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilminin ifadesi olsun. Ergenekon’dan çıkmamızda kılavuz olan bozkurt, Türklüğün Anadolu topraklarındaki yeni devletinin kuruluşunu ifade etsin.”

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 515
favori
like
share
Nerqish Tarih: 01.06.2009 16:48
Mustafa Kemal Atatürk ün isteği ile o dönemin ünlü ressamlarınan biri olan İbrahim Çallı nın "Ergenekon dan Çıkış"ı canlandıran bir tablosu yapılmıştır!


Ergenekon 1;




İbrahim Çallı tarafından daha sonra Ergenekon 1 in devamı mahiyetindeki ikinci tablo yapılmıştır. Ergenekon 2 de ise Mustafa Kemal Atatürk, Türk insanına yol gösteren Bozkurt olarak çizilmiştir tabloda verilen mesaj budur!


Ergenekon 2;



Her iki tablo Eski Türk Ocağı Genel Merkezi, günümüzde ise Ankara Resim ve Heykel Müzesi olarak kullanılan binada sergilenmektedir.