islamiyette zan - zan nedir - kuranda zan
Gerek önceki ümmetlerde, gerekse günümüzde oluşturdukları zanni bilgilere dayanarak dini tekellerine almaya çalışan kimi kişi, grup ve ekoller Allah adına haramlar, helaller koymakta, itikada temel teşkil edecek inanç konuları oluşturmakta, sonra da bunlara Allah’ın kitabındanmış gibi inanmaya devam etmektedirler. Oysa Gayb’e tekabül eden konularda söz söylemek, inanılması gereken konuları tespit etmek Allah’ın tekelindedir. (Cin 72:26-27, Al-i İmran 3:179, Nisa 4:157)

Zanni bilgilere dayanarak haramlar, helaller koymayı Kur’an, Allah’a karşı atılmış bir iftira ve yalan olarak değerlendirmektedir. (Yunus 10:59-60) Bu konularda kesin söz sahibi olan yalnızca Allah’tır. O’nun sözleri ise el-İlm’dir; yani kesindir. Bizim için ise ilim; doğruluğu tartışılmaz, kesin ve sağlam kaynaktan, yani Kur’an’dan elde edilen bilgidir. İlim kelimesi Kur’an’da vahiy kelimesiyle o kadar sıkı bir ilişki içerisindedir ki, çoğu zaman ilim, vahyin eşanlamlısı olarak kullanılmaktadır. Allah’ın ilmine/vahyine dayanmayan tüm bilgiler zanni olarak nitelendirilmektedir. Zan ise gerçeğe ulaştırmayan bir bilgi çeşididir. (Necm 53:28, Yunus 10:36) Çünkü Zan, hüda’nın karşıtıdır. (Necm 53:23) Müşrikler batıl düşüncelere hurafeci geleneklere dayanarak Allah’ın güzel nimetinden bir kısmını kendilerine haram saymışlardır. Bugün de batıl zanlardan kalkarakj bir takım kıyaslara, akıl yürütmelere, tutarsız sözlere dayanıp bir çok nimeti haram kılan kimseler vardır. Yunus suresi 10:60. Ayet kendi hevalarına göre böyle yasaklar koyan herkesi uyarmaktadır. Allah’ın güzel rızıklarını batıl zanlara, zanni haberlere göre yasaklamak/haram kılmak kimsenin hakkı değildir. Çünkü yegane hüküm koyucu, haram-helal koyucu Allah’tır.

Zanni bilgileriyle dini bulandıranların konumunu Kur’an bütünlüğünde incelemeye geçmeden önce, işleyeceğimiz zan konusunun içtihadi ve siyasi konulardaki tefekkür eylemiyle alakalı olmadığına, mutlak hüküm koymaya kalkışılan ve vahiy alanına tecavüz edilen konularla alakalı bir alanı kuşattığına dikkat çekmek isteriz.

A- Zannın Tanımı

Zan kelimesi, Türkçe’de “sanmak, sezmek, sanıda bulunmak, zannetmek, zan altında tutmak, itham etmek” şeklinde ifade edilmektedir. Zan kelimesi tereddüt edilen iki taraftan birinin ağır basması, bir emare ve belirtiden meydana gelen bilgiyi ifade eder. Bu belirti kuvvetlendikçe kelimenin manası kesinliğe doğru yükselir. Buna üstün derecede zan (zann-ı galib) denir.bu belirti zayıflarsa, vehim derecesine düşer, ki bu da Kur’an’da “hars” diye isimlendirilmektedir. Ragıp el- İsfehani, bu kavramı şöyle izah ediyor: “Zan iki manada kullanılır: Biri yakin, yani kesinlik; diğeri ise şek ve şüphedir.” (Ragıp el-İsfehani, Müfredat, s. 473) İbn-i Faris de, zannın yakin ve şüphe olmak üzere iki anlama geldiğini söylemektedir.(İbn-i Faris, Mekayis, 3/462))

Kur’an’da bilgiyle ilgili bir çok kelime vardır. Bunlardan “el-İlm” (2:32) kesin bilgiyi ifade etmektedir. Diğer kelimeler ise “el-İlm” ile ilişkisi bakımından bir değer taşımaktadır. Zanla anlam bütünlüğü oluşturan, onu pekiştiren, güçlendiren veya zayıflatan kelimeler ise şunlardır: a) Hars;(6:148) b) Reyb;(2:2) c)Şüphe;(4:157) d)Şek;(10:94) e) Heva;(47:16, 30:28-9) f) Ümmiyye;(22:52)

Bilgiyle ilgili diğer kelimeler ise şunlardır: a) Marifet (24:53) b) Hikmet (2:129) c) Yakin (4:157)

Hars kelimesi Kur’an’da ‘tahmin’ manasına kullanılmıştır. Bu ilme, zanna veya herhangi birinden de duymaya dayanmayan bilgi anlamındadır. Kısaca Hars, saçmalamak olarak nitelenmiştir. Bu ise, andan daha düşük derecede bir bilgi çeşididir. (5:10, 6:148) Reyb kelimesi ise, şüphe, korku, zihni sarsıntı, su-i zan, vehim, endişe manasına gelir. Tevbe 9:110. Ayette reyb kelimesi; hile, desise, zan, şüphe anlasmlarında kullanılmıştır. (14:9)

Zanla ilgili kelimelerden biri de şüphedir. Şüphe, benzemekten türemiştir. Birbirine benzemelerinden dolayı iki şeyi ayıramamak, seçememek demektir. Bu açıdan yakin ifade eden zandan daha ayıf bir bilgi çeşididir. Şek kelimesi ise bir şeyi yarmak ve içine girmek, birbirinden çelişik olan iki şeyin aynı derecde eşit delilleri olmamalarıdır. Şek, kesinliğin çelişiği ve nakızı olup şüpheyi ifade eder.

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 474
favori
like
share