[COLOR=orangered]Ölüm Mevlâna'nın can ü gönülden bağlı olduğu anlayışta yâni İslam'da ''MEKAN DEĞİŞTİRME''dir.

Veli: Mûtu kable anta mûtu' sırrınca ''ÖLMEDEN EVVEL ÖLME'' sırrına ermiş veya erme yolunda olan kutlu insandır. İşte bunun için MEVÂNA:

''ÂŞIKLARA ölüm yok ki yasa derde düşelim.'' demektedir. Kendi elinde olan bâde için, aşk yoluna girenler için de: Zaten benim müridim ölmez, zira Âb-ı Hayat içmiştir.
Kimin elinde biliyor musun?
Nimetleri bol olan ALLAH'ın SAKİLERİ elinden.

Yine O:
Derler ki insanın aslı topraktır, sonunda toprağa karışır, toprak olur. Bu kapıya toprak olan kişi nasıl olur da toprak olup mahvolup gider, imkân mı var?
Ekinler harman vaktine kadar bir çeşit görünür ama harman vakti yarısı hâlis iç kesilir, yarısı saman.
Hâşâ âşığın gönlü gamlanmaz;
aşktan başka hiçbir şey eteğini yırtmaz.
Haşa hiçbir âşık toprakta yatmaz,
tertemizdir o, nereye gider?

Tertemiz bir âleme Kendisi için:

''Eğer sen diri isen beni ölmüş görme''
''Cenazemi görünce Ayrılık, ayrılık! diye bağırma. Sevgilimle buluşma o zamandır. Beni mezara koyduklarında ''ELVEDÂ, ELVEDÂ!'' diye feryat etme. Mezar, cennetlerdeki cemiyetler ile dünya arasında bir perdedir. İnmesini gördüğün şeyin çıkmasını da bekle. Güneşin, ayın batması niçin ziyan olsun? Sana ''batma...'' görünen, hakikatte ''DOĞMA''dır. Mezar, hapishâne gibi görünürse de rûhun kurtuluş yeridir.


MEVLÂNA VE AŞK

Mevlâna insandaki hakikati üç şekilde ele alınır:

1. TEN HAKİKATİ (Et, kemik hakikati): Bu hakikate bağlı insanlar bencil ve hırslı olurlar. Her
mes'elede odak noktası kendileridir. Güneş onlar için doğar, ay onlar için doğar ve batar. Onların olmadığı dünyaya ayın veya güneşin doğmasına gerek yoktur. Egoist insanlardır.

2. AKIL HAKİKATİ: Akıl insanı sınırlı âlemden zihin sonsuzluğuna ulaştırır. Akıl sayesinde insan hakikate doğru açılan bir yelken içinde derin denizlere ummanlara açılır.

3. İMAN HAKİKATİ: Bu hakikatle insan birdenbire sonsuzluğa ulaşır. İnsan bu sayede damla iken deryâ olur, parça iken bütün olur, mest iken sâkî olur Kâinatın kalbi halinde kâinat için çarpar. Değil insanlara, bütün varlıklara kardeş gözüyle bakar,
Mü'min âlâka dairesini iman sayesinde bu derece genişletir. Bununla insan muhabbet ehli olur. Yunus'un dediği gibi ''Yaratığı, Yaratandan dolayı hoş görür.''

AŞK, sevginin şiddetlisidir. Aşk insanı sonsuzluğa uçuran bir kanattır. Bir bakıma aşktan şevkten mahrum kimseler, bu sınırlı âlemde yaşamaya mahkûmdurlar. Onlar kabuğunun dışına çıkamazlar. Aşk, insanın kâinatla dolup boşalması demektir. Aşk, yerine göre âşığın gözünde yaş olarak görünür. O, Mecnun'u sahraya salan; Ferhat'a dağı deldiren büyük güçtür.
Aşk, gözlerine sevgiliden başka hayalin girmesini haram etmek demektir. Sadece O'nu görmek, O'nu dinlemek, O'nu duymak, O'nun hesabına konuşmak demektir. ''Maksudum, matlubum sensin'' sözünü söylemektir. Nazarını O'nun kapısına dikmek, başkasının yüzüne bakmamak, yanarsa O'nun ocağına yanmak demektir.
Mevlânâ: Senin elinin, gözünün, ayağının iki oluşu doğrudur; fakat gönül ve sevgilinin iki olması hatadır. Sevgili Allah'tır diyor. Aşkı ikiye ayırmışlar:
1. Mecazî aşk
2. Hakikî aşk

Aşık olmanın sıkıntıları ve riskleri vardır. Onun için şair:
''ÂŞIKIM DERSİN BELÂ-YI ÂŞKTAN ÂH EYLEME!.. AH EDİP AĞYÂRI ÂHINDAN ÂGÂH EYLEME'' diyor.

Aşkın ileri derecesine Merhamet veya şefkat diyoruz. Merhamet kadar safi bir aşk düşünülemez. Aşkta karşılık bekleme vardır. Merhamette veya şefkatte yoktur.
Bir avuç tanenin bir harmana delil olması gibi biz de Mevlâna'nın ''aşk''la ilgili bazı beyitlerini sunalım:
''Aşk, hayatın aslı temelidir; sevgiden başka güzelliğe giden mahrum kalır.''

Seviyoruz ve hayatımızın iyiliği o yüzden;
Kimin aşk meyli yoksa o kanatsız bir kuş gibidir, vâh ona!
Ölü idim dirildim, ağlar idim güldüm, aşk devleti geldi, ebedi bir devlet kesildim.
Aşksız geçen ömrü ömür sayma; aşk, ab-ı hayattır, onu canla gönülle kabullen.

MEVLÂNA VE İNSAN

Mevlâna'nın en büyük meziyeti varlık âlemine gönül gözü ile bakmasındadır. Gönül, aşk kanadıyla arşa kadar yükselir. Kainata gönül gözüyle bakmasını bilen insan, karşısında tamamen yeni bir âlem görür. Mevlâna'daki insan sevgisinin kaynağı mensup olduğu inanç sistemidir. Bu sistem İslamiyet'tir. İnsan mahiyeti itibariyle yücedir. Elmasın kaynağı kömürdür. Mevlâna kömür görünüşlü insanlara mahiyetindeki elmas yönü itibariyle alaka göstermiştir. Çünkü o, ruhların ezeli derdi olan aşk ve iman ilacını Hz. Muhammed (s.a.v) Eczahanesinden derleyerek insanlara sunmuştur. Onun MESNEVÎ'si; tefsir, hadis, fıkıh gibi bütün islami ilimlerin bir sergisidir. Sulandığı kaynak Kuran-ı Kerim'dir.

MEVLÂNA: ''Canım olduğu müddetçe ben Kuran'ın kölesiyim. Ben Hz. Muhammed'in yolunun tozuyum.'' diyerek beslendiği kaynağa işaret etmektedir.

[span=yellow]Bir gün görüştüğü bir papaza sormuştu: ''Sen mi büyüksün , yoksa sakalın mı?''
Papaz: ''Ben sakalımdan yirmi yaş büyüğüm'', deyince
Mevlâna: ''Yirmi yaş senden küçük olan sakalın ağarmış, yazık değil mi ki sen hâlâ karanlıklar içerisindesin''

Bu sözün taşıdığı ince zarif manayı anlayan papaz hemen o gün hak dini seçip müslüman oluştur.[/span]Mevlâna kendi hayatını şöyle özetler : ''HAMDIM, PİŞTİM, YANDIM''

Keşke hamlığımızın farkına vararak biz de pişsek ve sonra da yansak!

E. ABDULLAH

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 543
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 21.05.2007 11:51
Allah razı olsun
Bilk@ Tarih: 16.08.2005 00:12
Amin Allah razı olsun abim Yüce Allah(c.c)bizleri Yunus Emreler,Mevlanalar gibi yaşayan kullarından eyle.......
yunus Tarih: 09.08.2005 22:40
ALLAH razı olsun abim eline sağlık