Evrensellik hakkinda bilgiler

Evrensellik, anlayış düzleminde, hem bilgi hem de siyasal alanlarda genel geçer ilkelerin varolduğunu öne süren ve bu ilkelerin her yerde mutlak geçerliliğini savunan anlayış biçimidir. Gerçekliğin bir bütün olduğunu ve onun bilgisinin de bir bütün olarak varolması gerektiğini öne sürer. Etik alanda evrensellik, bütün insanların kesin olarak benimsediği ya da benimsemek zorunda olduğu ilkeleri şart koşar. Ahlak ilkeleri her yerde ve her zaman bütün insanlar için geçerli bir yasa olmalıdır. Örneğin Kant'ın "normatif etik"i böyle evrensellik anlayışına bağlı bir etik anlayışıdır.
Bu yaklaşım Tarih'e uygulandığında, bütün toplumlar için sabit evrensel bir yasa; epistemolojiye uygulandığında evrensel bir bilgi, yani her yerde herkes için nesnel/doğru anlamda bir bilgi ve siyasala uygulandığında aynı şekilde evrensel bir siyasal modelin varlığını öngörür. Moderniteyle birlikte, tüm bilginin ve toplumsal gelişmenin dayanaklarından ya da ilkelerinden birisi de bu evrensellik düşüncesi olmuştur.
Özgürlük ve Rasyonellik gibi Aydınlanma düşüncesinin önemli kavramlarından birisidir. Buna göre, tarih, evrensel olarak rasyonellikle uyumlu bir şekilde özgürlüğe doğru gelişmektedir.

Ahlaksal nihilizm ve görecilik bir zamanlar yararlandıkları akademik saygınlığı taşımıyor görünürler. Çok sayıda felsefeci ve başkaları yalnızca estetikte ve bilgikuramında değil ama törebilimde de evrenselliği doğrulamaya sürüklenmektedirler. Nihilizmin ve göreciliğin sorgulanması entelektüel mayalanmayı ve çok gereksinim duyulan bir felsefi yeniden diriliş için elverişli koşulları düşündürebilirdi, ama evrenselliğe olan yeni ilgi bir anlıksal derinleşme belirtisi olmaktan çok ideolojik modanın bir belirtisi olabilir. Ahlaksal yükümlülük önesürümleri tipik olarak felsefi sıkılıktan yoksundurlar ve birçok değişik yönde işlerler. Geleneksel Yahudi-Hristiyan kişisel davranış düzgülerinin yanısıra ‘‘almaşık yaşam tarzları ’’nı da, özel mülkiyetin ve toplumsal ayrımlaşmanın yanısıra toplumun eşitlikçi yeniden yapılandırmasını da, minimal hükümetin yanısıra toplumcu ortaklaşacılığı vb. de desteklemek üzere evrensel ‘‘değerler ’’ ya da ‘‘doğrular’’dan söz edilir. Yüksek bir ahlak kavramı belki en yaygın olarak duygusal bir ‘‘sevecenlik’’ ve ‘‘duyarlılık’’ törebilimi ile özdeşleştirilir. Evrenselciliğin sık görülen bir başka türü ‘‘demokrasinin’’ tüm toplumlar için hedef olduğunu bildirir ve bu önesürümü ‘‘insan hakları’’na Jacoben-benzeri başvurularla güçlendirir. Törel yükümlülüğün dili sık sık kişinin kendi benimsediği ve evrensel onay önesürümünde bulunmayı istediği politik ya da başka kişisel yeğlemeleri üzerine bir cila gibi görünür.
‘‘Evrensel değerler’’, ‘‘ahlaksal ilkeler’’, ‘‘doğrular’’ ve benzeri şeylerin doğrulanmalarına bu nedenle kuşkuyla yaklaşılmalıdır. Ama felsefi açıdan kuşkulu önesürümlerin yayılması evrenselliğin anlamının ciddi bir yeniden irdelemesini caydırmamalıdır. Evrensellik ile tarihsel tikellik arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmek Batı düşüncesinin bir yeniden dirilişi için vazgeçilmez koşul olabilir.
Burada amaç törel ve başka evrenselliğe olan bir yaklaşımı tanımlamaktır ki bu yaklaşım, ister felsefi açıdan dürüst isterse daha ideolojik olsunlar, ahlaksal doğruluğun en çağdaş doğrulanışlarından belirgin olarak ayrıdır. Yalnızca evrensellik ile tikellik arasındaki gerilimi değil ama onların karşılıklı bağımlılıklarını ve bütünleyici bağlantılarını da vurgulayan bir evrensellik anlayışı ortaya koyulacaktır. Yaklaşım değer-özekli tarihselciliğin yaklaşımıdır.
Yeni bir evrensellik anlayışının gerekli olmasının nedenleri çok ve çeşitlidir. Bilgi kuramında, soyut evrenselci somutlaştırmalar ve katılıklar insanın bilme ediminin dinamiklerinin doğru bir açıklamasına engel oluştururlar. Estetikte, duruk, öykünmeci güzellik kavramları insan yaratıcılığı ve sanatsal görüşlerin özgünlüğü tarafından katılan şeye yeterince duyarlı değildirler. Törebilimde, soyut ahlaksal saltıkçılık ahlaksal yaşama taslak bir yaklaşım ve insan varoluşunun edimsel ahlaksal fırsatlarına ilişkin zayıf bir anlayış yaratır. Fransız Jacobenlerin ve torunlarının durumunda olduğu gibi, böyle bir yaklaşım kabul edilen ahlaksal ilkeleri kolayca ahlakçı zorbalığa çevirir. Daha genel olarak, soyut ahlaksal evrenselcilik felsefi önermeler ile somut insan deneyimi arasında bir uçurum yaratır. Evrenselliği tikel eylemlerde cisimleştirmesi için bireyi gereğince hazırlamaz. Bu tür evrenselcilik ahlakın özünü ‘‘erdem’’, ‘‘iyi’’, ‘‘türe’’ ve ‘‘haklar’’ın salt soyut irdelemelerinde yitirme eğilimi taşır. Tamı tamına doğru formülasyonları bulmak ya da ‘‘evrensel ilkeler’’in tamı tamına doğru, sofistike uygulamasını ortaya koymak için karmaşık tartışmalar yürütmek edimsel olarak kendini geliştirmekten ya da somut iyi eylemleri üstlenmekten daha önemli görünmeye başlar.
Evrensellik ile tikellik arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmede yararlı bir ilk adım modern dünyada bu konuyla ilgili iki geniş düşünce akımı arasındaki çatışmayı irdelemek olabilir. Bu görünürde uzlaştırılamaz yönlenimleri kısaca gözden geçirmek dikkati felsefi sorunun düğüm noktasına odaklamaya yardım edecektir. Şu savı ileri sürmek olanaklı kılınacaktır: evrensellik soyut kuramsal ‘‘ilkeler’’de ya da daha başka tarihsel-olmayan yargı ya da görüşlere değil ama, somut deneyimde aranmalıdır; düzgüsel yetke, insan için varolduğu sürece, tarihsel tikellikte yerleşmiştir. Böyle bir savın birçok kişiye birdenbire tuhaf ve üstelik terimlerde bir çelişki gibi gelmesi konuyu yeniden düşünmeye olan ivedi gereksinimini gösterir. Evrensellik ve tikellik sorununu ele alma konusundaki yaygın ve derinden kökleşmiş alışkanlıklar felsefi yenileşmeyi engellerler.
‘‘Evrensellik’’ terimi buraya dek özellikle varoluşa daha yüksek ve dayanıklı bir imlem kazandıran yapılara göndermede bulunmak için kullanılmıştır ve aşağıda da böyle kullanılacaktır. Ama terim daha geniş olarak insan yaşamına da göndermede bulunabilir ve ister daha yüksek değerlere yardımcı isterse onları yıkıcı olsunlar onun çarpıcı, yineleyen, kaçınılamaz öğelerini gösterebilir. İkinci anlamda evrensellik ‘‘insan durumunun doğasına’’ ya da ‘‘gerçekte olduğu biçimiyle yaşama’’ benzer yan anlamlar taşır. Bu tartışmada vurgu düzgüsel olarak evrensellik üzerineyse de, burada geliştirilen yeniden oluşturulmuş anlayışta bu anlamın ikinci anlamla sıkıca bağlı olduğu görülecektir. Vurgunun nereye getirildiğini bağlam gösterecektir. Benzer bir çifte anlam ‘‘olgusallık’’ sözcüğü tarafından taşınabilir. Bu terim de yaşamı tamamlayan ve ona değer katan şeyi belirtmek için kullanılabilir, ama aynı zamanda daha genel olarak insan varoluşunda iyisiyle kötüsüyle her zaman bulunan öğelere de göndermede bulunabilir. Aşağıdaki uslamlama düzgüsel evrenselliğin ‘‘olduğu gibi yaşam’’dan yapay olarak ayrılmasına karşı yöneltilmiştir. Amacımız dünyada onu etkisizleştirebilecek şeylerden bütünüyle bağımsız olarak tasarlanan evrensel iyinin büyük ölçüde sorgulanabilir ve gizil olarak tehlikeli bir soyutlama olduğunu tanıtlamaktır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 553
favori
like
share