islamiyetten önce arap inançları
İslam’dan önceki Cahiliye döneminde puta tapmak, Allah’a şirk koşmak ve Allah hakkında uygun olmayan inanç ve düşünceler olduğu gibi, yüce bir varlık olarak tek bir Allah’a iman mefhumu da mevcuttu.(1)

Hanif dinine mensup olduğunu söyleyenlerin bazıları, Hicaz bölgesinde mevcut olan şirki, putperestliği tenkit ediyorlardı. (2) Allah hakkında, O’na uygun inanç içerisinde kalabiliyorlardı. Nitekim haniflerin içinde bulunduğu durumu anlatması bakımından Ebu Zer (r.a.) olayı önemlidir. Yeni dinin varlığını duyan Ebu Zer (r.a.), kardeşini gönderip bilgi edinmesini ister. Kardeşi dönüşünde şöyle der: “Hz. Muhammed, senin gibi tek Allah’a ibadet ediyor, iyilikle muamele etmeyi emrediyor.” (3).

Yine Zeyd b. Amr, Kabe’ye gidip secdeye kapanıyor ve şöyle dua ediyor: (4) “Allah’ım ben sana nasıl ibadet edileceğini bilmiyorum. Senin razı olacağın ibadeti bilsem öyle ibadet ederim. Fakat bunu bilmediğim için başımı yere koyup secde ediyorum.”

Züheyr b. Ebi Sülma’nın şu beyti onun, Allah’ın yalnız bir olduğuna inanması değil, aynı zamanda ileri bir mertebe olan O’nun her şeyi hatta içimizde gizlediklerimizi bile bildiğine, her şeyin kaydedilip bir gün hesaba çekileceğine olan inancını ifade eder.

“İçimizdeki şeyleri gizlemeye çalışıyorum, ne kadar gizlense Allah onları bilir. (Yaptığımız şeylerin cezası) ertelenir, bir kitaba konur, ya da hesab günü için saklanır veya hesabı çabuk görülür intikam alınır.”(5)

İbrahim (a.s.) ve İsmail (a.s.)’ın dininden geriye kalan inanç esasları ışığında, Allah’a dosdoğru inanarak şirk koşmayanlar olduğu gibi, bir taraftan Allah’a inanıp diğer taraftan çeşitli varlıkları veya putları O’na ortak koşanlar da vardı. (6) Bu taptıkları şeyleri aracı kabul ediyorlar, yaptıkları şirke güya kendilerince meşruiyet kazandırıyorlardı. Gök cisimlerinden güneşe tapanlar (7) olduğu gibi, yıldızları Allah’ın en büyük mahlukları gördüklerinden, saygılarından dolayı zamanla (8) onlara da ibadet edenler vardı. Melek, cin ve ruhanileri (9), tabiat varlıklarını (10) ortak koşanlar olduğu gibi tamamen inkâr edenlerde mevcuttu.(11)

İşte böyle bir ortamda gelen İslam, daha önceden var olan doğru inançları muhafaza ederek, Allah’ı kendisine layık bir şekilde vasfetmiş, ortaklardan, şirkten, benzetmekten, vasıtadan münezzeh olduğunu ifade etmiş, inkarcılığın her çeşidini kaldırarak uluhiyetin bütün yönlerini kemal-i vuzuhla izah ve ispat etmiştir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 695
favori
like
share
paye Tarih: 04.06.2009 08:15
paylaşım için teşekkürler Allah razı olsun
İclal.Ecrin Tarih: 04.06.2009 00:52
Değerli paylaşımınz için Allah razı olsun yüreğinize sağlık
ultimatom Tarih: 04.06.2009 00:42
Teşekkür ederim kanka Güzel dinimiz islamiyet var artık