Ana Baba Hakkı - Selcan Aktaş

Tapu müdireye teslim edilmiş,binaya Ahmet ,müdire ve editörle birlikte çok kalabalık bir gazateci grubu da eşlik etmişti.
Yazı dizisi ve haber bir anda gündeme oturmuş,her gelişme televizyon ekranlarından son dakika gelişmesi olarak geçmeye başlamıştı.

Bütün seyirci bir yandan zenginliği banka cüzdanlarına sığmayan evlatların babalarının ölümünden sonra bir parça toprak için huzurevini boşaltmalarını kınarken,bir yandan da kendisi sefalet içinde yaşarken elindeki belki de en değerli mülkünü hiç düşünmeden bu yaşlılara hibe eden kadını merak ediyordu.
Gizli kalan sadece ismiydi bu kadının.

Her nedense Ahmet Meryem`in ismini sır gibi saklamıştı medyadan.
Bilirdi gazateci ordusunu.
Kendisi de pek severdi abartmayı .

İsmi açıklanırsa rahatsız olur diye düşündü .

Tuhaftı.
Onu ilk gördüğü akşam ne kadar da sinirleri bozulmuştu.
Bir kez daha görmek istemiyorum diyordu hep ama yol hep bir yerde birbirlerine getiriyordu ayaklarını.

Şimdilik saklansındı bakalım.
Mutlaka çıkacaktı ortaya söylediğine göre.
Niçin böyle yaptığımı etraflıca konuşuruz demişti.

Gelmeliydi o zaman.
Hatta şöyle bir yerlerden aniden karşıma çıkar diye temkinli olmaya çalışıyordu Ahmet.
Belli mi olur gene karakolda alırız soluğu diye gülümsedi kendi kendine.

Binanın tadilat masrafları bankaya yatırılan bağışlardan karşılanacak diye mühendisler ,mimarlar çağırılmış tamirat için gereken malzeme listesi çıkarılmaya çalışılıyordu ki güneş gözlüklü dalgalı saçlı,kot pantolonlu bir hanım kolundan çekiştirdi Ahmet`in.

Ahmet Bey.
Bu yazı dizisini siz oluşturdunuz değil mi? diye sordu.Sizinle kısa bir röportaj yapacaktım.
Evet.Buyrun derken şüpheli şüpheli baktı kadının yüzüne .

Tuhaf dedi.Sanki bir yerlerden tanıyor gibiydi.
Şu `tuhaf` kelimesini ne çok kullanmıştı son zamanlarda.

Hayatı tuhaftı zaten Ahmet`in.
Hem bunları düşünüp hem de kadının yüzüne seni şimdi hatırlayacağım ifadesiyle
bakışlar fırlatırken gözlüğünü çıkardı kadın.

Yine şaşırtmıştı Ahmet`i.
Meryem!!! dedi.
Sesi biraz yüksek çıkmış olmalıydı.
Konsantrasyonu bozulan mimarlar ters ters baktılar Ahmet`e.

Meryem dedi kısık bir sesle sonra.
Sen nasıl girdin buraya.
Benden başka gazeteci almıyorlar ki.

Huzurevi görevlisi olduğumu söyledim.Dedi.

Yeni stiliyle çok hoş gelmişti Meryem Ahmet`in gözüne.
Orta yaşlı ciddi kadın havasından bir anda sevimli ,cana yakın bir genç kız edasına bürünüvermişti sanki.

Gülümseyerek vaktiniz varsa öğlende bir yemek yiyelim sizinle ilerideki dürümcüde dedi.
Cevap bile beklemeden sizi tam 12 de orda bekliyor olacağım deyip çıktı gitti kapıdan.

Kalakalmıştı Ahmet.
Aynı geçen akşam kapıyı açsam mı açmasam mı diye düşünürken kalakaldığı gibi.

İyi.Geliriz dedi Ahmet.
Karnı şimdiden acıkmıştı bile.
Tek bir sorunu vardı.
Bu olayı her fırsatta kutlamaya çalışan editörle müdireyi atlatmak...

Gazetede işi çıktığını söyleyip ,başka bir zaman onlara mutlaka katılacağını belirterek ayrıldı binadan.

Denize sadece bir yol mesafesi olan bu bina insanın içini açıyor,yaşam sevinci katıyordu insanın iliklerine.

Keşke ben de burda kalabilseydim dedi .
Bir an evvel yaşlanmayı diledi bunun için.

Gençliğin ne hayrını gördüm ki...


Selcan Aktaş

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 390
favori
like
share
1sidelya Tarih: 04.06.2009 08:53
Emeğinize sağlık arkadaşımm..