1. Ödev veya tavsiye belirtir.

You ought to put out your cigarette here. / Burada sigaranı söndürmelisin.

We ought to find a good school. / İyi bir okul bulmalıyız.

You oughtn't to throw stones at the cat. / Kediye taş atmamalısınız.



2. Olasılık belirtir.

He left quite early. He ought to catch the train./Oldukça erken çıktı. Treni yakalaması gerekir.

I've controlled it many times. There shouldn't be any mistakes./Onu defalarca kontrol ettim. Hata olmaması gerekir.



3. ought to have done = -mesi gerekirdi (ama yapmadı)

He ought to have oiled the hinges./Menteşeleri yağlaması gerekirdi.

You oughtn't to have crossed the street without looking./Bakmadan caddenin karşısına geçmemen gerekirdi.



4. Ought to tavsiye, sorumluluk veya görev hatırlatma ifade eder.

You ought to eat less. (senin için iyi olur, bu benim tavsiyem). You ought to obey the traffic lights.



Not: “Ought to” genelde olumsuz cümlelerde kullanılmaz. Kullanılırsa da genellikte “to” düşer.



Kısaca OUGHT TO:

a) Görev anlamında : Citizens ought to vote ın national elections. We ought to go, oughtn't we?

b)Tavsiye anlamında: If you have a toothache, you ought to take some tablets.

c)Beklenti ve akıl yürütme anlamında: Ayhan ought to come soon. The door bell is ringing that ought to be the milkman.

d)OUGHT TO HAVE, geçmişe ait tavsiye, görev,ihtimal ve beklenti belirtir: You failed the exam;you ought to have studied harder. She ought to have told us she was ill.She left the house an hour ago she ought to have arrived at

school by now.






Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 620
favori
like
share
rüzgar54 Tarih: 09.10.2010 13:52
verdiğiniz bilgiler için thanks