“Have to” genellikle dışardan gelen bir zorunluluk (kanun, örf adet gibi) sonucu yapılması gereken olayları ifade etmekte kullanılır

Have to fiili bir modal olmadığı için çekimi sıradan bir fiil gibi yapılır, yani örneğin simple present tense'de diğer fiiller nasıl kullanılıyorsa have to da o şekilde kullanılır.

I have to wear a uniform./Üniforma giymek zorundayım. (okulun kuralı geregi)

We don't have to work on Sundays./Pazar günleri çalışmak zorunda değiliz.

Does she have to take three pills every day?/Her gün üç tane hap almak zorunda mı?

You have to clean the office before 9 o’clock. (senin görevin)

You must clean the house before 9 o’clock. (saat 9’den sonra misafir gelecek)



Simple present tense'de have to yerine have got to da kullanılabilir, anlam değişmez ancak olumsuz ve sorular have got to kalıbında have ile yapılır.

I have to go to the bank now. I don't have to go to the bank now. Do I have to go to the bank now?

I have got to go to the bank now. I haven't got to go to the bank now. Have I got to go to the bank now?

Have you got to wait for him?/Onu beklemek zorunda mısın?

He hasn't got to be at work at 9/Saat dokuzda işde olmak zorunda değil.

I've got to make an appointment./Randevu almak zorundayım.



Have to'nun past biçimi had to "zorunda kaldı" veya "zorundaydı" şeklinde çevrilir.

We had to wade across the river./Nehri geçmek zorunda kaldık.

The plane had to land on the sand./Uçak kuma inmek zorunda kaldı.

She didn't have to go out after dark./Karanlıktan sonra dışarı çıkmak zorunda kalmadı.

Did you have to queue at the box office?/Gişenin önünde kuyruğa girmek zorunda mı kaldın?



Have to fiilinin present perfect biçimi have/has had to'dur.

I have never had to clean the toilets in the army./Askerdeyken hiçbir zaman tuvaletleri temizlemek zorunda kalmadım.

Has she ever had to cook?/Hiç yemek yapmak zorunda kaldı mı?

He has had to go without food for three days./Üç gün susuz kalmak zorunda kaldı.

I have had to travel to work by bike since my car broke down./Arabam bozulduğundan beri işe bisikletle gitmek zorunda kaldım.



Have to fiilinin future biçimi will have to'dur.

I will have to put up the tent./Çadırı kurmam gerekecek.

You will have to buy a new suit./Yeni bir elbise alman gerekecek.

You won't have to work hard in your new job./Yeni işinde çok çalışmak zorunda kalmayacaksın.

Will we have to wait until they come?/Onlar gelene kadar beklemek zorunda kalacak mıyız?



Kısaca HAVE/HAS TO :

a) Have/has to genellikle uzun bir süre gereklilik söz konusu ise kullanılır.Aynı anlama gelen have/has got ise bir defaya mahsus gereklilik söz konusu ise kullanılır.Örnekler:

I've an appointment at 7 o'clock on Friday, so I've got to get up at 6 o'clock on

Thursday. Mr Güngör earns much money,so he has to work 12 hours a day.

b)Gereklilik için kullanılır: He has to get up early every day.

c)Akıl yürütmede kullanılır: Ayşe has to be foolish. Look. What she is doing.




Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 408
favori
like
share