Ekmek Kavgası Kitap Özeti - Ekmek Kavgası Kitap Tanıtımı
Kitap Hakkında
Orhan Kemal her zaman, geçimini en zor koşullarda kazanmak zorunda olan, ekmeği için hep bir kavganın içinde yer alan insanların yazarı olmuştur. Bu insanların yaşadıklarını hayran olunası bir yetkinlikle dile getirirken, aydınlığı ve umudu da göz ardı etmez. Bize sürekli, tüm bu yaşananlara rağmen, insanın içindeki aydınlığın ve umudun daha iyiye, daha güzele layık olduğunu hatırlatır. Bunun içindir ki Orhan Kemal edebiyatı her zaman bir direnç kazandırır okurlarına.

Orhan Kemal'in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir.

Orhan Kemal umudu ve aydınlığı yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri ok Orhan Kemal'in kitaplarım yayımlamaktan onur duyuyoruz.



Künyesi
Yazar : Orhan Kemal
Yayınevi : Everest Yayınları
Sayfa : 148 Sayfa
Ebat : 13.5x19.5
Kağıt : 2. Hamur
ISBN No : 9789752894624

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 7373
favori
like
share
xxoguxx2 Tarih: 10.12.2011 00:07
allahına kurban,allah ne muradın varsa versin ))9
Nehir Tarih: 01.02.2011 16:54
2.KİTABIN ÖZETİ:

Romanda bir genç kızın hayatından bahs ediliiyor.Başka bir söylenişle desek ,bu genç kızın hayatında baş veren olaylardan bahs edilmektedir.Olaylar İstanbul’un bir semti olan Tarabya’da geçiyor.Romandaki bu genç kızın ismi Sitare’dir.

Sıcak bir yaz günü idi.İstinye koynunun durgun sularında hafif bir iz bırakarak kayan sandal kıyıya yanaşır yanaşmaz Sitare karaya atladı.Daha sonra sandalcıya para verdikten sonra yola koyuldu.Gideceği yer Mavi Köşk’te yaşayan bir profesörün evi idi.Bu profesör Ferruh Tayyip Bey idi.Ona ilgi duyan insanlar profesörü gazetelerdeki yazısından ve radyodaki konuşmasından tanıyorlardı.Sitare de bu indanlardan birisi idi.Kendisi profesöre çok hayrandı.Bu hayranlığından dolayı profesörü sık sık ziyaret eder ve ona olan bağlılığı gittikçe artardı.Sitare Mavi Köşke yaptığı ziyaretler sırasında profesörün ailesini de yakından tanımış oldu.

Profesörün büyük oğlu Salim üç seneden beri Fransa’da tabii ilimler tahsil ediyor.Selim ise daha lisede öğrenci idi.Küçük kızı Belma da henüz orta okula devam ediyordu.Ferruh Bey’in eşi Fetanet Hanım da kocasını ve çocuklarını çok seven birisi idi.

Ferruh Bey de kendisine bu kadar ilgi duyan genç kıza git gide ilgi duymaya başlıyordu.Zaman geçtikçe Sitare’nin ailesi de profesörün ailesini tanımaya başlıyor ve zaman zaman karşılıklı olarak bir birlerini ziyaret ediyorlardı.

Profesörün büyük oğlu Fransa’daki tahsilini bitirdikten sonra ailesine geri dönüyor ve Sitare’nin ablası olan Cevale ile evleniyor.Böylece iki aile arasında olan bağ daha da güçleniyordu.Gerçekleşmiş olan bu olay Sitare’nin ağabeyi Cavit’I ve annesi Behim hanımı çok mutlu etmiştir.Cavit kendisi Hava Kuvvetlerinde subay idi.Geçirdiği uçak kazasından dolayı yataktan kalkamıyordu.Çok yakın meslek arkadaşı olan turfut hiç onu yalnız bırakmazdı ve onunla çok yakından ilgilenirdi.

Bu sıralarda Sitare tahsilini bitirmiş durumdaydı.Evlerine sık sık gelen Turgut ilk bakışta Sitare’den hoşlanmıştı.Uzun zaman geçmeden Turgut Sitare’ni ailesinden istemeğe geldi.Bu teklifi Sitare’nin dışında herkes sevinçle karşıladı.Sitare’nin bu teklifi kabul etmemesinin sebebi profesör Ferruh Bey’e olan bağlılığı idi.Ondan bir an olsun bile uzakta yaşamak istemiyordu.Sitare başından geçen bu olayları profesöre anlattığı zaman Ferruh Bey çok şaşırıyor.Profesör genç kızdan bu teklifi kabul etmesini istiyor.Aynı zamanda Turgut’un kendisine iyi bir koca olacağını da söylüyor.

Sonunda Ferruh Bey Sitare’yi ikna edebiliyor ve genç kız üzgün bir şekilde teklifi kabul ediyor.Turgut bu haberi öğrenince çok seviniyor ve bu sevinci arkadaşı Cavitle de paylaşıyor.

Düğün zamanı geldi ve iki genç evlendi.Turgut görevini İzmir’de yaptığından dolayı Sitare’yi de oraya götürmek zorunda idi.Turgut’un ablası onu çok sevdiği için İzmir’de Karşıyaka’daki evini ona vermiştir.Sitare’yi de o eve götürecekti.Fakat o bu haberi duyunca daha çok üzüldü.Çünkü Ferruh Bey’den ve İstanbul’dan ayrılmak onun için ıstırap haline gelmişti.Sitare ne olursa olsun kocasını yalnız bırakmamak için İzmir’e gitmek zorunda idi.Turgut karısını üzmemek için ve onu mutlu etmek için elinden gelen herşeyi yapıyordu.Ama yine de karısı İzmir’deki küçük evlerinde bile üzüntüsüne devam ettiriyordu.Karısının daha fazla üzülmemesi için onu İstanbul’a gönderiyor.Sitare İstanbul’da evlerine gitmeden önce profesörü ziyaret etmek için Mavi Köşk’e gidiyor.Fakat Sitare Ferruh Bey’i evde bulamıyor.Profesörün Mısır’a gittiğini öğreniyor ve çok üzgün şekilde İstanbul’daki evlerine gidiyor ve Sitare burada birkaç ay hasta kalıyor.Sağlığına kavuşunca İzmir’e geri dönüyor.Uzun bir süre geçtikten sonraprofesörün eşinin rahmetine kavuştuğunu öğreniyor.Sitare tekrar kocasından izin alarak İstanbul’a gidiyor ve Ferruh Bey’in Mavi Köşk’te yalnız kaldığını görüyor.Daha sonra bir biriyle sohbet ediyorlar.Sohbet esnasında profesör Sitare’yi çok sevdiğini fakat bazen de ona bazı şeyleri yalan söylediğni söylüyor.Sitare bunları duydukta çok şaşırıyor ve profesöre artık sizinle sadece arkadaş olarak kalmak istiyorum diyor.Ardından İzmir’e kocasının yanına geri dönüyor.

3.KİTABIN ANAFİKRİ:

İnsanların birbirlerine ne kadar bağlı olduklarını ve aynı zamanda kırılgan oldukları kitabın ana düşüncesidir.
devrem_21 Tarih: 27.01.2011 20:39
yaw işiniz gücünüz dolandırıcılık, hani roman özeti... boş yre üyelik yaptırmaktan başka hiç bir şey bilmiyorsunuz....
ajancan1 Tarih: 04.01.2011 20:41
bu ne olum yha özet nerde hani
vist Tarih: 09.12.2009 19:12
super la