islamda zikir
Bu nimetlerin şükrünü eda etmenin birkaç yolu vardır; bunlardan birisi dil iledir. Bakınız* Allah-u Zülcelâl'i dil ile zikretmek ne kadar kolaydır. Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem:

dikkat ediniz ki size amellerinizin hayırlısını haber vereyim* Allah-u Zülcelal katında en geçerlisini bildireyim* derecelerinizin en yükseğini anlatayım. Sonra bu bildireceğim* sizin için altın ve gümüş sadakasından daha hayırlıdır. Yine bu anlatacağım* sizin için düşmanla karşılaşmaktan* sizin onların boynunu vurmanızdan veya vurulmanızdan daha hayırlı olan amelinizi söyleyeyim mi? buyurdu. Ashab-ı Kiram:

Ya Resulallah o her ne ise bize bildir deyince Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem: O Allah'ı zikretmektir. buyurdu.

İnsan dünyadaki değil ahiretteki durumunu merak etmelidir. Ahireti için ne kârlıysa onu dünyalığa tercih etmesi lazımdır. Hadis-i kudsi olarak gelen bir rivayette Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurur:

Allah-u Zülcelâl Hz. Musa Aleyhisselam'a buyurdu ki: Ey Musa! Herhangi bir kişi başka birine bir eziyet zarar verdiği* hakaret ettiği zaman o kişinin de aynı o hareketi eziyeti ona yapmak elinden geldiği halde* benim rızam için onu affederse o kişiye yetmiş sefer rahmetle bakarım. Yetmiş sefer değil tek bir sefer ona rahmetle bakarsam* azabımı ebedi olarak ona haram kılarım. Fakat ben ona yetmiş sefer rahmet nazarıyla bakarım.

Peki bu kadar büyük mükafatlar varken niye nefsimize bu kadar uyuyoruz? Bize bir mümin kardeşimiz ufak bir eziyet verdiği zaman hemen kıyameti koparıyoruz. Oysa onu affetsek* bu mükafata layık olsak daha güzel değil midir?

Allah için onu affetsek ona karşılık vermesek onun yüzüne karşı Ben seni Allah için affettim desek yahut da böyle demeyip de kendimiz ile Allah arasında: Ya Rabbi! Ben senin rızan için onu affettim* karşılık vermiyorum dersek Allah bize bu mükafatı verecektir. Evet elimize ahiret yönüyle çok büyük ve karlı fırsatlar geçiyor. Fakat bu fırsatları değerlendiremeyip kaybediyoruz.

Nefis ve şeytanla mücadelede mağlup oluyoruz. Oysa böyle mükafatları kazanarak kıyamet günü ebedi hayatımızı çok güzel yapabilir* çok büyük bir şeref sahibi olabiliriz. Fakat nefis ve şeytanla mücadelede galip gelemiyoruz mağlup olu- yoruz.

Halbuki Allah-u Zülcelâl'in dostları muamelelerini sanki ahireti görüyormuş gibi yaptıklarından dolayı hep kazanmaktadırlar.

Dünyanın ve ahiretin hakikatini iyi düşündükleri* tefekkür ettikleri için muamelelerinde bunları göz önünde bulundurdukları için büyük mükafatlar kazanıyorlar. Biz ise bu kadar önemli konuları üstünkörü geçiyoruz önemsemiyoruz.

Önemsemediğimiz için de düşünmüyoruz tefekkür etmiyoruz. Hakikat yüzeyde değil derindedir. Mücevher ve altın gibi değerli şeyler* toprağın derinlerindedir. Onların üstünde ise işe yaramaz şeyler vardır. İşte biz hep yaramaz o şeylerle meşgul olduğumuz için hakikati bulamıyoruz.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 306
favori
like
share
paye Tarih: 04.06.2009 15:38
paylaşım için teşekkürler eline sağlık