“…Yakın ve uzak çağlar düşünülürse Türk’e yurtluk etmemiş bir anakara(kıta) yoktur.Bütün yeryüzünde Asya,Avrupa,Afrika, Türk atalarına yurt olmuştur.Bu gerçekleri yeni tarih belgeleri göstermektedir..."
Mustafa Kemal ATATÜRK

"6 Kaan yılı,Zak ayı II Maluk günü başlayan korkunç yer sarsıntısı,13 Şuen'e kadar devam etti.Mu kıtası felakete kurban gitti.Mu Ülkesi iki kere kalktıktan sonra bir gece çöktü,üstünü sular kapladı.Toprak birkaç defa havaya kalktı ve oturdu.Felaket 64 milyon insanın ölümüne sebep oldu."
Theotihuacan Palenk mabedi Piramidi,Meksika

Türk Tarih Tezi'nin Doğuşu

Başbuğ Atatürk,30'lu yıllarda Türk tarihinin gizli kalmış yönlerini ortaya çıkarmak için olağanüstü bir çaba harcadı ve "Türk merkezli" yeni bir tarih tezi geliştirdi.Daha Cumhuriyet kurulmadan önce 1922 yılında TBMM'ni açarken yaptığı konuşmada Türk tarhinin derinliğinden bahsederek Türklerin kökeninin Nuh'a kadar dayandığını ileri sürüyordu.

Bu ilk işaretlerden ve ön hazırlıklardan sonra Atatürk, Türk tarihinin sadece Osmanlı Tarihi'nden oluşmadığını, Türklerin binlerce yıl önce de büyük devletler kurup,dünya uygarlığına büyük katkılarda bulunduğunu ileri sürerek, 1930 yılında sonradan çok tartışılacak olan Türk Tarih Tezini ortaya attı.

Şöyle diyordu yüce Başbuğ:

"Türk Irkı'nın kültür yurdu Orta Asya'dır.İlk çağlardan beri yüksek bir ziraat hayatına sahip olan,madenleri kullanan bu topluuk sonraları Orta Asya'dan doğuya,güneye,batıya,Hazar Denizi'nin kuzey ve güneyine yayıldı.Bu yayılma neticesinde Türk dili ve kültürü de yayıldı;gittiği yerlerde yabancı dillere ve kültürlere tesir ettiği gibi,onlardan tesirler de aldı."(A. Afet İnan."Atatürk'ün Tarih Tezi",Belleten III,10,1939,s.245-246)

Atatürk'ün geliştirdiği Türk Tarih Tezi'ne göre,uygarlıkların temeli doğal nedenlerle Orta Asya'daki anayurtlarından dünyaya yayılmak zorunda kalan Türkler tarafından atılmıştı.Türkler gittikleri her yere ulusal kültürlerini de götürmüşlerdi ve yüksek Türk Kültürünün etkisi altında kalan kültürler gelişip yükselmişti.

"Türk Ulusu Asya'nın batısında ve Avrupa'nın doğusunda olmak üzere kara ve deniz sınırlarıyla ayrılmış dünyaca tanınmış büyük bir yurtta yaşar.Onun adına 'Türk eli' derler.Türk yurdu çok daha büyüktü.Yakın ve uzak çağlar düşünülürse Türk’e yurtluk etmemiş bir anakara(kıta) yoktur.Bütün yeryüzünde Asya,Avrupa,Afrika, Türk atalarına yurt olmuştur.Bu gerçekleri yeni tarih belgeleri göstermektedir.Fakat bugünkü Türk Ulusu varlığı için bugünkü yurdundan memnundur.Çünkü Türk derin ve ünlü geçmişinin,büyük ve güçlü atalarının kutsal katkılarını bu yurtta da koruyabileceğine,o katkıları şimdiye değin olduğundan çok daha fazla zenginleştirebileceğine inanmaktadır..."(A. Afet İnan,Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları,Ankara,1969,s.14)

Ataürk ana hatlarını iyice belirginleştirdiği Türk Tarih Tezi'ni daha da güçlendirmek için 1931 yılında Türk Tarih Kurumu'nu,1932 yılında Türk Dil Kurumu'nu,1935 yılında ise Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'ni kurdu.Tüm bu kuruluşların öncelikli amacı Türk Tarih Tezi'ni kanıtlayacak çalışmalar yapmaktı.

Türk Tarih Tezi,iç içe geçmiş ya da birbirine bağlı farklı tezlerin bir araya getirilmesinden oluşuyordu:

1.İlk Türklerin dünya uygarlığına öncülük edecek kadar güçlü ve köklü bir kültüre sahip oldukları,
2.Türklerin iklimde meydana gelen bozulma sonucunda Orta Asya'dan dünyanın dört bir yanına göç ettikleri ve gittikleri yerlere uygarlıklarını da götürdükleri,
3.Anadolu'nun ilk uygarlığı olan Hititlerin ve Mezopotamya'nın ilk uygarlığı olan Sümerlerin Türk oldukları,
4.Ege ve Yunan uygarlıklarının temelinde Türk kültürüne ait izlerin olduğu,
5.Antik Mısır Uygarlığını kuranların ve Roma İmparatorluğu'nun kurucusu Etrüsklerin Türk olduğu...

Ayrıca tüm dillerin Türkçe'den geldiğini ileri süren ve Türk tarih Tezi'nin tamamlayacağı düşünülen Güneş Dil Teorisi...

Atatürk'ün sofrasında Türk tarihi ve Türk dili konusundaki sohbetlere katılan Ruşen Eşref(Ünaydın) şöyle diyordu:

"Atatürk 1930'lu yıllarda Sümer,Akad,Babil,Myken,Eti(Hitit), Sippililuyuma,Bask,Bröten,Kelt gibi sözleri diline dolamıştı.Türk'ü zaman ve mekan içinde arayıp bulmak,Türk'ün benliğini, yüceliğini, asilliğini ispat etmek istiyordu.Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorileri bu düşüncenin ürünüydü.Atatürk sofrasında oturmak mazhariyetine erişen kişilere bu konularda ödev verirdi.Türk Dili ve Türk tarihi konusundaki bu ödevler sofrada ciddi olarak tartışılırdı."(Ruşe Eşref Ünaydın.Atatürk,Dil ve Tarih Kurumları, Hatıralar,Ankara,1954,s.51-60,61-65)

Atatürk kimsenin sorgulamaya cesaret edemediği Batı'nın çarpık tarihi iddialarının karşısına bu iddiaları altüst edecek,"ulusal tarih bilinciyle" çıktı.Atatürk sözde tarihi gerçeklere dayanarak Anadolu'nun ermenilerin ve rumların anayurdu olduğunu iddia eden ve böylece Türkleri Anadolu'da "işgalci" durumuna düşürmek isteyen Avrupa'ya her fırsatta Anadolu'nun öteden beri Türk yurdu olduğunu haykırdı.

Atatürk bu haliyle Türk Tarih Tezi'nin henüz tamamlanmadığını düşünüyordu.Türk Tarih Tezi'nin en önemli parçası kayıptı.Bu kayıp parçanın bulunabilmesi için temel bir soruya yanıt bulunması gerekiyordu.

"Türklerin bilinen ilk yurdu Orta Asya'dır.Peki ama Türkler Orta Asya'ya nereden,nasıl ve ne zaman gelmişlerdir?"

Aranan yanıtı yine Atatürk bulacaktı.

Yanıt sadece iki harften oluşuyordu:

MU!

"Türkler Orta Asya'ya Kayıp Kıta Mu'dan göç etmişlerdi."

Türk Tarih Tezi'nin kayıp parçası bulunmuştu.



Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 842
favori
like
share