Bitlis Tarihi - Bitlis Gezgin Gözüyle

Kayak merkezi Bitlis şehir merkezinin içinde yeralıyor. Bir kayak evi ile bir teleski tesisi bulunuyor. Tesisin uzunluğu 725 metre, kapasitesi ise 710 kişidir. 1000 metre uzunluğunda orta ve zor pist yeralıyor. Pistin kot farkı alt 1510, üst 1700 metredir. Kayak mevsimi Aralık-Nisan ayları ve kar kalınlığı 1-2 metredir.



BİTLİS KALESİ:

Büyük İskender’in komutanlarından Badlis tarafından yaptırılmıştır. Bitlis suyunun kollarından iki derenin birleştiği yerde yalçın bir kaya bloku üzerindedir. Doğudan, batıya doğru dörtgen şeklinde uzanmış, müstahkem bir mevkiidir. Doğu tarafında gayet yüksek bir burcu bulunmaktadır. Evvelce buradan idamına karar verilenler aşağıya atılmak suretiyle hüküm infaz edilirmiş. Onun için günümüzde de bu burca "Kanlı Kule" denilmektedir. Buna benzer bir kütle de batıda Han Sarayı köşesindedir. Bu cephanelik olarak kullanılmaktaydı. Kale çepeçevre 670 mazgalla tahkim edilmiştir. Bu açık mazgalların altında birer de kapalı mazgal delikleri vardı. Kale bedenleri birbirinin önüne ateş edebilecek şekilde dirsek teşkil eden çıkıntılarla, kulelerle bir kat daha tahkim edilmişti ki, bu kuleler birbirlerini yakından görür ve korurlardı. Her kulede birer gözetleme yeri bulunmaktaydı. Kalenin güney tarafında, aşağı nehre bakan 3 kat demir kapı, kolay kolay aşılabilecek bir giriş değildi. Kale çıkılması zor ve sarp bir tepe üzerinde yapıldığından çevresinde savunma hendeği yoktur. Çevresi 2800 metre kadardır. Kale bedenin yüksekliği 20-30, duvar genişliği 4-6 metredir.

Evvelce kale içerisinde 300 ev ile han sarayı vardı. Kale içinin hemen hemen yarcsını saray kaplamıştı. Bu saray, İran ve Bizans mimari tarzında inşa edilmiş ve birçok hücreleri içeren muazzam bir binaydı. Şahnişinleri, cumbaları, kalenin beden ve burçları üzerinde yükselmişti. Kale içinde erzak, malzeme ve cephane ile dolu mağaralar vardır. Bunlar, düzenlenerek ambarlar haline konulmuştu. Mağaraların bulunduğu yerden Bitlis çayına inen su yolları, bir cami ve medrese de bulunuyordu. Kalenin dizdarı ve 200 muhafızı vardı. Kale anahtarları dizdarın elinde bulunurdu.

Kaleden ayrı olarak Dideban Tepesi üzerinde aynı adı taşıyan bir de kule vardı. Bitlis’in dağlık mahallelerine hakim bir konumdaydı. Şimdi yalnızca duvar kalıntıları vardır. Evvelce bunun kaleye işaret veren bir gözetleme yeri olduğu tahmin edilmektedir.

Ulu Camii:



Kitabesine göre H. 545 (M.1150) yılında Ebu’l Muzaffer Muhammed tarafından yaptırılmıştır, H.1062 (M.1651/2) yılında tamir ettirilmiştir.

Şehir Merkezinde, aşağı-yukarı en çukur seviyedeki alandadır. Altı kemer üzerine inşa edilen ve Selçuk mimarisinin en güzel örneğini teşkil eden camii, doğu-batı doğrultusunda, dikdörtgen planlı kutu gibi bir kütle olup, dış görünüşü ile Bitlis’in herhangi bir yapısından farklı değildir. Kuzeyde camiden ayrı bir şekilde yükselen ve camiinin asli kuruluşundan daha geç bir devrin eseri olan minaresi, kitabesine göre H.898 (M.1492/3) tarihinde yapılmıştır.

Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden birini teşkil eden minare, geçtiğimiz yıllarda yapılan restorasyon çalışmalarında, asli özelliğinden uzak basit bir görünüme dönüştürülmüştür.

Alemdar Camii


Şehrin güneyinde, aynı adı taşıyan köprünün yanındaki dik bir yamaca kurulmuştur. İki katlı bir yapı olup, altı türbe üstü ibadet mahallidir. Doğu-batı istikametinde sıralanan 4 sütun ve bunların üstüne oturan kemerlerle 10 bölüme ayrılmıştır. Kitabesinde 1783-84 yıllarında Maksut Paşa tarafından onarıldığı belirtilmektedir. Türbede Sultan Eyyübu’l Ensari’nin kardeşi Feyzullah Ensari (Alemdar Paşa) yatmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda yapılan onarım ve minare yapımıyla daha güzel bir görünüme kavuşturulmuştur.

Kızıl Camii:

Şehrin doğu tarafındaki yamaçta bulunan caminin yapılış tarihi belli değildir. Binada mevcut kitabeler iki ayrı tarihte (H. 913 ‘M. 1507’ ve H. 1108 ‘M.1696’) tamirat gördüğünü belirtir. Bitlis’teki yapıların çoğu gibi kübik bir kütle meydana getiren camii, kareye yakın biçimdeki esas ibadet mekanı ile bunun doğu ve kuzey yanlarını kuşatan ekler olmak üzere iki ayrı kısımdan oluşur. Esas ibadet mekanı, hiç değilse iç yapısı ile asli halini oldukça iyi devam ettirmiştir. Buna karşı ek kısımlar, dikkatle bakınca sonradan ihdas edildiği fark edilen gayet basit bir yapıdır.

Sandık Camii:

Şehre hakim bir semt olan Gökmeydan’ın doğuya bakan bir yamacında olan camiin mevcut iki kitabesinden içeride mihrap duvarında olanında H.960 (M.1552/53) yılını; dışarıda türbe duvarında olanında ise H.950(M.1543)yılını vermektedir. Diğer Bitlis mescitleri gibi bu yapı da dış görünümü ile basit düz toprak damlı, küçük bir kütle teşkil eder. Mescidin güney-batı köşesinde aynı karakterde bir kütle olan “Şeyh Abdullah Bedehşani” türbesi eklenmiştir.

Şeh Seyyid İbrahim Mescidi:

Şehrin doğusuna doğru yükselen yamaçlarda bulunana mescidin 1250-1300 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Bitlis’teki mevcut en eski yapılardan biri durumundaki mescidin iki kitabesinde, 1620-21 tarihi görülmekte ise de bunun onarım tarihi olduğu tahmin edilmektedir. Yapıdaki çeşitli izler yıllar içinde çeşitli büyük değişiklikleri ortaya koymaktadır.

Ayn El Barit (Soğuk Pınar) Camii

Şehrin doğu yakasında bir yamaçta bulunan camii, Molla Gazi Abdurrahman tarafından, kitabesine göre H. 1075 (M.1664/65) tarihinde yaptırılmış olup, diğer bir kitabeye göre H 1133 (M. 1721) tarihinde tamir görmüştür. Oldukça muntazam kare plandaki camiin ortasında haç planlı bir ayakla, duvardaki plasterler arasına atılmış dört sivri kemer, hacmi, dört kubbeli üniteye bölmektedir.

Emi Dede Mescidi:

Şehrin güney tarafından girişindeki yamaçta bulunan mescidin kitabesi, içindeki türbe kısmı ile ilgilidir. Kitabede, H.980 (M.1572) tarihinde Ahmet Yunus adlı bir zatın yaptırdığı belirtilmektedir. Mescidin de aynı veya yakın bir tarihte yapıldığı tahmin edilmektedir. ‘L’ planlı yapının yarısı mescit, yarısı da türbe olarak düzenlenmiştir. Dikdörtgen planlı mescit bölümü, ortasında sivri kemerle desteklenmiş ve beşik tonozla örtülmüştür.

Şeyh Hasan Camii.

Şehrin kuzey-batısında, yükseliş mahallesindeki bir yamaçta bulunan caminin, kitabesine göre Haydar Ağa adlı biri tarafından H.1138 (M.1725) tarihinde yenilendiği belirtilmektedir. Bitlis’in tipik kızıl kahverengi taşıyla, muntazam yontulmuş bloklardan inşa edilmiş, doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir kütle meydana getirir. İki katlı olup üst kat cami olarak kullanılmaktadır. Bodrum katı ise mezarlık ve türbe odasından ibaret olup, burada Sultan Şeyh Hasan Hazretleri yatmaktadır.

Eskiden kilise olduğu anlaşılan bu yapı, önce camiye çevrilmiş, sonra herhangi bir sebeple tahribe uğramış, zemin dolmuş, üste yeni bir kat şekli verilmiş ve bugünkü mescit meydana gelmiştir.

Gökmeydan Camii:

Aynı adı taşıyan semtte bulunan camii kitabesinde 1801; minare kitabesinde ise 1924 tarihleri verilmiştir. Güney-kuzey doğrultusunda dikdörtgen bir blok meydana getiren ve bir bahçe içinde bulunan camii, kıble tarafı sokağa baktığından, daha önemle işlenmiştir. Güney- batı köşesine yakın ayrı bir kule şeklinde minaresi yükselmekte kuzey-batı tarafında camiye ait ek bir yapı yer almaktadır. Ek bina ile camii yapısının teşkil ettiği ‘L’ plandaki kütlelerin çevrelediği bahçe kısmı zemini taşla döşenerek, buraya bir çeşit ön-avlu anlamı kazandırılmıştır.

Kureyşi Camii:

Şehrin batı yakasındaki Zeydan Mahallesinde, kendi adıyla anılan Kureyşi semtinde bulunan camii, kitabesine göre H.1225 (M.1810) da tamir görerek şimdiki durumunu almıştır. Caminin çok eskiden zengin süslemelerle bezenmiş olduğuna dair belirgin izler bulunmaktadır. Ancak onarımlar sonucu bu süslemeler yok olmuştur. Ana bölüm ortasında bulunan sütun ve sütunu duvarlara bağlayan kemerlerle dörde ayrılmış, her bölümün üstü beşik tonozla örtülmüştür. Caminin batısındaki dikdörtgen planlı küçük türbede Sultan Kureyşi Hazretleri yatmaktadır.

Şerefiye Camii :

Şehir merkezinin güneyinde, kışla ve hosor derelerinin birleştiği yerde kurulmuş ve camii, medrese, imaret, türbe kısımlarından oluşan bir külliyedir. Kitabesine göre, H.935 (M.1529) tarihinde IV. Şerefhan tarafından yaptırılmıştır.

Doğu-batı doğrultusunda, dikdörtgen plana sahip olan caminin şehirden görülebilen cephesi doğu tarafı olduğundan, bu yüze anıtsal bir değer kazandırılmak istenmiş ve ayrı bir özenle tezyin edilerek hazırlanmıştır. Minaresindeki tezyinat, Mihrabındaki motif ve kompozisyon dikkate değer özelliktedir. Camiinin kuzeyini kaplayan son cemaat yeri, dört silindiril sütuna dayanan beş sivri kemerle avluya açılmaktadır. Sütunlardan caminin kuzey duvarlarına kemerler atılmış ve böylece oluşan kare bölümler birer kubbe ile örtülmüştür. Mihrap yarım kemerli bir niş şeklindedir. Pencereler ve taç kapı Osmanlılar döneminde yapılmıştır.

Taş Camii:

Aynı adı taşıyan mahallede bir yamaçtadır. Kitabesi yok olmuştur. Mimari tarzından 17.-18 yüzyıllar arasında yapılmış olduğu tahmin edilmektedir. Kareye yakın kübik bir kütle olan yapı, muhtelif zamanlarda yapılan onarımlar neticesi süslemelerin ancak izleri kalmıştır.

Aşağı Kale (Kale altı) Camii:

Kitabesi olmayan yapı, Tarihi Bitlis Kalesinin altında yer almakta ve 17.-18 yüzyıllar arasında yapıldığı sanılmaktadır. Bitlis’in standart mahalle mescitlerinden biri olarak bu yapı da kübik, mütevazı ve tümü ile süslemesiz bir blok teşkil eder.

Hacı Begiye Mescidi:

Hacı Begiye, Gazi Begiye veya Behiye gibi adlarla da anılan bu yapı şehir merkezinde bulunmaktadır. Eskiden mescit, medrese gibi yapılardan meydana gelen küçük bir külliye imiş. Bugün elde kalan basit bir mescit ile üç kitabeden ibarettir. Kitabelere göre gerek mescit gerekse medrese H. 848 (M.1444) yılında EmirHacı İbrahim Oğlu, Emir Hacı Mehmed tarafından yaptırılmıştır.

Sultaniye Camii

Şehrin güneyinde ve alemdar köprüsünün yakınında bulunan yapının, altında Şeyh Garip türbe ve zaviyesi bulunan iki katlı binanın, üst katını işgal etmektedir.

Kapı kitabesine göre H. 1244 (M. 1828) tarihine ait olan caminin içinde mihrapta, H.1202 (M.1784) tarihini veren bir kitabe daha bulunmaktadır.

Gazi Bey Mescidi:

Medresesi ile bir külliye olup, Gazibey mahallesinde, Kazım Paşa İlkokulunun yanı başındadır. Kitabesine göre 1836 senesinde Şerif adlı bir zat tarafından yaptırılmıştır. Bir ara Halk ve Çocuk Kütüphaneleri ile Milli Eğitim Müdürlüğü Beslenme Bürosu olarak kullanılan bu yapı, geçtiğimiz yıllarda yeniden düzenlenerek camii olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Yapıya uygun olarak yapılan çevre duvarları, şadırvan ve minaresi ile muntazam bir hal alan caminin alt katı ise, kuran kursu olarak kullanılmaktadır.

Hatuniye Camii:

Kendi adıyla anılan semtte bulunan yapı, Abbasilerden Evhadullah Sultan’ın kızı Huma Hatun tarafından 2. asırda yapıldığı rivayet edilmektedir. Defalarca gördüğü tamirat sonucu kubbe ve kemerler yıkılarak toprak dama çevrilmiştir. Anıt, tarihi kıymetini yitirmiş hale gelmiştir.

Zeydan Mescidi:

Zeydan mahallesinde bulunan bu camii, işgalde yıkılmış olup, yakın bir zamanda tamir edilmiştir. Tarihi ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur.

Kalo Mescidi

Yapılış tarihi belli olmayan bu yapı, Zeydan Mahallesinde olup tarihi önem
arzeden yapılardandır.

Hamtus Camii:

Tarihi bir yapı olan bu mescit de, adıyla anılan semtte olup, işgalde tahrip olmuş ve yapılan onarımla bugünkü şeklini almıştır.

Nuhiye Cami:

Kurubulak Semtinde olup, aynı ad ile anılan türbe ve medrese ile bir külliye teşkil etmektedir. Kitabesi olmayan bu yapının 1700’lü yıllarda yapıldığı rivayet edilmektedir. İşgal sırasında tamamen yıkılmış, yakın tarihimizde yenilenmiştir.

Kadiri Mescidi ( Mamreş Camii):

1810 tarihinde yapıldığı tahmin edilen camii, tipik bir sivil mimari örneği arzeder. Yapılışından günümüze iki defa onarım görmüştür.

Seyyid Nefise Mescidi:

Sekiz Ağustos Mahallesinde bulunan bu yapının M. 1400 senesinde Seyyid Nefise adındaki bir kadın tarafından yaptırıldığı söylenir. Tipik Bitlis Taşlarından yapılmış, basit bir mimari özellik arzeder.

Şeyh İshaki Daki (Hatlani) Mescidi:

H. 850 tarihinde yapıldığı tahmin edilen camii ile ilgili herhangi bir kaynak bulunmamaktadır. Mevcut bu camiiler haricinde İlimizde, eskiden mevcut olup da Evliya Çelebi Seyahatnamesinde adları geçen, bugün ancak kalıntılarına rastlanabilen camii ve mescitle şunlardır;

Bitlis Camii:

Tarihi Bitlis Kalesinin üstünde olup, MÖ.312 yılında Büyük İskender’in Kumandanı Bedlis tarafından yaptırılmıştır. Eskiden kilise olan bu yapı, sonradan Sultan Evhadullah tarafından camiye çevrilmiştir. Bir minareli ve avlusuzdur yıkılmıştır

Sultan Arap Mescidi:

İşgalde yıkılan bu yapı, Aynel Barit Camiinin 50 metre kadar güneyinde bulunmaktadır.

Efsel Ağa Mescidi:

Adı ile anılan köprünün yanı başında, Belediye Hamamı’na sınır bulunmaktadır. İşgalde yıkılmış olup, kalıntıları mevcuttur.

Meydan Mescidi:

Şehrin ortasında yer almıştır. Avlusuz ve minareli olduğu kaydedilmektedir. İşgalde yıkılan alana dükkanlar kurulmuş olup, şu an minaresi durmaktadır. 1520-1530 tarihleri arasında Şerefhanlar tarafından yaptırılmıştır.

Aşağı Kale Camii:

Bugün mevcut olan Kale Altı Camiinin kuzey- doğusunda olup, şu an kalıntıları mevcuttur. Yapılış tarihi bilinmemektedir.

Hoca Mescidi:

Hacı Begiye Mescidinin güney-doğusundaki yamaçta yer almıştır. İşgal sırasında yıkılan yapının kalıntıları bulunmaktadır.

Kuşcu Mescidi:

Ulu Camiin güneyinde Rabat Deresinin karşı yakasındadır. Tamamen yıkılmış olup, kalıntıları mevcuttur.

Farisiye Mescidi:

Yeni Köprü Semtinde olup, Bitlis-Tatvan yolu yapım sahası içinde kalmıştır.

Ağa Camii:

İğneciler Hamamının bulunduğu alandadır.

Kahramanlar Mescidi:

Kureyşi Camiinin kuzeyinde olup, kalıntıları mevcuttur.

Şemsiye camii:

İhlasiye Medresesinin Güney -batısındadır. Şerefhanlar tarafından yapılan caminin kalıntıları mevcuttur.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 471
favori
like
share