Aileler - Sağlıklı Aile Olma Yöntemleri

Kendi bardağımız boş olursa ailemizdeki başka bireylerin bardaklarını nasıl doldurabiliriz? Kendiniz için ne yapıyorsunuz? Bir gün de bulaşıkları bırakıp elinize oje sürüp



“Öze saygı duygusunun önce kendimizde başlaması gerekir” diyor uzmanlar.

Bu yüzden de sağlıklı bir ailede;

1 - Veliler kendi özlerine saygılı olmaya dikkat etmeliler.

Kendi bardağımız boş olursa ailemizdeki başka bireylerin bardaklarını nasıl doldurabiliriz? Kendiniz için ne yapıyorsunuz? Bir gün de bulaşıkları bırakıp elinize oje sürmeyi denediniz mi? Buna ihtiyaç hissediyor musunuz? Kendinize en son ne zaman vakit ve özen ayırdınız? Aklınız evde, çocukda v.s. kalmadan kendi bardağınızı doldurmak için ne zaman bir yürüyüşe çıktınız ? Egsersiz yapmak, bir arkadaşınızla sinemaya gitmek, kitap klubüne dahil olmak, anneler gurubuna katılmak gibi rutin haline getirdiginiz ne gibi şeyler var?

Özümüze saygımız çocuklarımız için en güzel rol modelliği. Yaptığınız bir işten memnunsanız "hoşnutluğunuzu seslendirin !" diyor uzmanlar. Örnegin bütün gün uğraşıp evi temizlediniz; "Ne hamaratım ! Ne guzel temizledim evimizi ! Pırıl pırıl oldu!" diye kendi emeğinizi seslendirip, hoşnutluğunuzu duyurun çocuklarınıza… "Yemek nasıl olmuş, beğendin mi ?" diye endişeli sormak yerine "Ne yaratıcıyım, harika bir yemek yapmışım ! Elime sağlık !" demeyi denediniz mi?

Kocalarınıza güvenin! Onları siz seçtiniz. Çocuklarınızın babası olmalarını siz istediniz. Siz kendinize zaman ayırırken çocukla baba arasında bağın da kuvvetlenmesi için fırsat yaratılacak. Güvenip gönül rahatlığıyla teslim edin çocuklarınızı babalarına… Ya Onlar size güvensizlik gösterseler nasıl tepki gosterirsiniz ? Bilmediklerini düşündüklerinizi de baba-çocuk birlikte deneyimlerle öğrenirler. Eşlerinize çocuklarınızı bırakırken onlara parayla tutulmuş çocuk bakıcısı gibi davranıp, tembihlerde bulunmayın. Unutmayın Onlar sizin hayat arkadaşlarınız, ortaklarınız ve çocuklar ikinizin de çocukları.

Eşlerinize, çocuklarınıza olumlu şeyler söylediğinizde işlerinizi elinizden bırakın. Gözlerine bakarak konuşun. Birbiriniz için yakınlığınızı koruyun. Birlikte geçireceğiniz "aile zamanları"nda televizyon, gazete gibi şeylere kendinizi gömmeyin. Bu süreler kısa da olsa, birlikte olduğunuzda her şeyi bir kenara bırakabilmeyi öğrenin. Konuşurken her farklı düşündüğünüz kelimeye asılmak yerine ortak düşündüklerinize sarılın ve iki tarafında ortası bir fikirde buluşmayı amaçlayın.

2. Ailede Herkes Birbirine Desteğini Hem Davranış Hem de Sözle Belirtmeli.

"Bana ‘eline sağlık karıcığım’ dediğinde yemek yapmaya daha hevesleniyorum!" şeklinde duygularınızı belirtmeye çalışın.

Çalışma hayatında nasıl yaptığımız işlerin karşılığında ikramiye, yazılı yada sözlü teşekkür gibi bir takım emek tanıyıcı şekillerde ödül almak beklentimiz varsa olumlu sözcükler ev yaşamımızda da verim arttırır.
Çocuğunuza "Oyuncağını yerden kaldırdığında çok seviniyorum", eşinize "eve mutlu gelişini gördükçe ben de çok mutlu oluyorum" diyebilmelisiniz… Sebep ve zaman beklemeden kucaklayıp "Iyi ki varsin! Seni cok seviyorum!" diyebilmelisiniz… Ve aynı davranış ve sözlerin sizi çok mutlu edeceğini belirtmelisiniz.

Çocuklarınızı yüzme, bale v.s. kurslarına yollamaktan çok izlemek onlara başarılı olmak isteği verecektir. "Seni yuzerken seyrettiğimde cok heyecanlandım ve gururlandım !.." gibi sözlerle desteğinizi belirtmelisiniz.

“Sağlıklı Bir Ailede Bireyler Birbirlerini Davranış ve Sözle Destekler” Dolores Curran

Malesef insan doğası negatife fazlaca eğimli… Aile içinde de toplum içinde olduğu gibi olumsuz davranış ve sözleri yakalayıp seslendirmemiz olumlu davranış ve sözleri yakalayıp seslendirmemizden cok daha yaygın ve aışılmış bir davranış.

"Yapma !", "Bak dökeceksin !", "Yine odevini yapmıyorsun !", "Kardeşinle itişme !" gibi sözler

"Ne ilginç bir resim yapmışsın !", "Yazının başlığı ne kadar enteresan olmuş!", "Kardeşinin düşünce benden önce sen yardımına yetiştin diye çok gururlandım !" gibilerinden çok daha doğal olarak süzgeçsiz; ve hızla ağzımızdan çıkıyor.

Ayakkabısıyla içeri dalışı, ayakkabısını çıkartarak içeri girdiği zamanlardan çok daha az yapılan bir davranış olsa da, olay olumsuz olduğunda gözümüzden kaçmıyor. Yergiyi hemen yakalıyoruz ama ya övgüye yeterince özen ayırıyor muyuz! !.. "Harika ! Ayakkabılarını yerine çıkartıp koymussun ! Acele çıkmamız gerekirse bulman ne kadar kolaylaşacak !" diyor muyuz ?

3. Aile Destek İle Baskıyı Ayırt Edebilmeli.

"İnanıyorum ki, sen bundan daha üstün not alırsın”, “ Sınıfınızda en çabuk sen okumayı – yazmayı söktürürsün", "Yüzme klubünde en iyi yüzücü sen olursun!", gibi baskı türünden sözler destek sayılmazlar.

Bu çizgiyi koymak bazen örneklerdeki gibi açık seçik bir kolaylıkta değildir. Kişiden kişiye çizginin yerini ayarlamak için bireylerin karakter yapılarına özen gösterilmeli, saygı duyulmalı.

Musluk tamircisi olmak isteyen çocuğun belki başka mesleklere sevgisi / ilgisi olup olmayacağını keşfetmesinde yardımcı olunmalı ama illa "Mühendis olacaksın! Baban da mühendis! Deden de!" "Hatta torunum da mühendis olacak !" türünde baskı yapılmamalı.

4. Ailenin Temel Duygusu "Olumluluk" Olmalı.

Günlük yaşantılarımızda her 12 olumsuza 1 olumlu düştüğü araştırmalarla tespit edilmis. Bu 12 olumsuz peş peşe büyük bir hızla eklenebilmekte. Diyelim eve gelmek üzere işten çıktınız. Öğlen iş yapmaktan yemek yemeğe vakit kalmadığı için zaten açsınız. Kapıda patron oyaladı, yeni bir proje için sizden fazla mesai isteyeceklerini ama ek ödeme yapmayacaklarını bildirdi. Bu konusmadan dolayı otobüsü kaçırdınız. Expres otobüs yerine her durakta durup kalkanına binmek zorundasınız. Nihayet gelen otobüste kalabalıktan perişan oldunuz, ayağınıza bastılar, bozuk para çıkışmadığı için otobüse bir de fazladan para vermek zorunda kaldınız, kalabalığı yarıp durağınızda inemediğinizden bir durak geri yürüdünüz, kapıya vardığınızda anahtarınızı bulamadınız, posta kutusunda yüklü bir fatura çıktı, komşunun köpeği paspasınıza pisletmiş, yedek anahtarın olduğu komşu evde yok… Bu gidişle 12 olumsuzu hızla gecebileceğimiz hepimize malum.

Bu kadar olumsuzun icinde olumluları kendimiz yaratmak zorundayız. Tüm sefaletimize rağmen ıslık çalmak gibi basit bile olsa…

5. Aile Toplum Kurumlarını Desteklemelidir Ama Otomatik Kabullenilmemelidir.

Okul / yuva gibi kurumların tutumları sorgulanmadan otomatik kabullenmemeli, aile tarafından tartışılmalıdır.

6 – Evliliğinizi Beslemeyi Unutmamalısınız.

Çocuklarınızla ilgilenin, ihtiyaçlarını görün ama “şimdi sıra bizde” demeyi de bilin. Karı-koca rutin bir şekilde sinemanıza, eğlencenize, en onemlisi birbirinizle baş başa olmaya da vakit ayırın. Unutmayın sağlıklı bir aile mutlu ve doyumlu bireylerden oluşur.

Derleyen: Handan Baykan

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 691
favori
like
share