Bitlis Merkez Cami - Bitlis Merkez Mescitler

Ulu Cami



Bitlis merkezinde, Bitlis Deresi kıyısında bulunan Ulu Cami, küfi yazılı kitabesinden öğrenildiğine göre Selçuklu sultanı Tuğrul bey'e bağlı Mervanoğullarından Ebul Muzaffer Muhammed tarafından 1153 yılında yaptırılmıştır. Cami bir çok kez onarım geçirmiştir.

Ulu Cami yeni ilaveleri ile birlikte U şeklinde bir plan göstermektedir. İbadet mekanı 19.80 x 13.80 m. ölçüsündedir. Mihrap duvarına paralel dörder payenin oluşturduğu üç sahından ve beş bölümden oluşmaktadır. Buradaki payeler sivri kemerlerle birbirlerine bağlanmıştır. Sahınları birbirlerinde ayıran mihrap önündeki kubbeyi taşıyan iki ayak diğerlerinden daha farklı olarak daha büyüktür, kubbe önünde kademeler oluşturmaktadır. Buradaki kalın kemerlere oturan pandantifler de kubbeye geçişi sağlamaktadır. Caminin yanlızca mihrap üzerinde dıştan da görülebilen bir kubbesi olup, düzgün kesme taştan külahlı olarak örülmüştür. Mihrap önündeki kubbe dışarıdan konik olarak yükselmektedir. Kubbe kasnağında küçük pencereler sıralanmıştır.

Kesme taştan yapılan caminin üzeri toprak bir damla örtülüdür. İç mekan doğu-batı yönünde tonozlarla örtülmüştür. Kuzey cephesinde üç tane giriş kapısı bulunmaktadır. Bu kapılardan ortadakinin solunda büyük bir pano halinde kufi yazılı bir pano, soldakinin üzerinde de dört küçük kartuş içerisine alınmış bir başka kitabe bulunmaktadır.

Orta aksın tam ortasında bulunmayan mihrap, doğu duvarına biraz daha yakın olup dışarıya doğru küçük bir çıkıntı yapmaktadır.Caminin içerisi oldukça sade ve bezemesizdir. İbadet mekanını beden duvarları üzerindeki dikdörtgen pencereler aydınlatmaktadır.

Caminin yaklaşık 10 m. uzağında, avlunun da kuzeydoğu köşesindeki minare kaidesi beden duvarlarına kadar yükselir ve gövde silindiriktir. Minare kuşaklar, profillerle hareketlendirilmiştir. Şerefe altı birbiri izleyen yuvarlak profillerle genişlemekte iki sıralı zikzaklarla görkemli bir görünüşe ulaşmaktadır. Minare bunların üzerinde küçük taş bir kubbe ile sonuçlanır.



Kızıl Mescit



Bitlis’in merkezinde, Kızıl Mescit Mahallesi’nde ve Bitlis Çayı’nın doğusund, Ulu caminin 50 m.kuzeydoğusunda dik bir yamaç üzerindedir. Kızıl Mescit’in ne zaman yapıldığı bilinmemekle beraber üzerindeki iki ayrı kitabeden 1507 ve 1863 yıllarında onarıldığı öğrenilmektedir. Kitabelere göre Akaoğlu Alaeddin l507, İbni Kasım el Hacı Mehmet 1864 yılında camiyi onarmışlardır.

Mescit meyilli bir arazi üzerinde yapılmış olduğundan batı cephesi doğuya göre daha yüksektir. Bitlis’e hakim konumdaki mescidin ibadet mekanı bu nedenle de düzgün bir plan göstermemektedir. Kareye yakın bir plan düzeni olup ulu cami plan tipleri arasındadır. İbadet mekanı mihraba dikey üçer sütunla üç sahna ayrılmıştır. Buradaki altı silindirik mermer sütun ibadet mekanını on iki bölüme ayırmıştır. Bu sütunlar sivri kemerlerle aynı zamanda beden duvarlarına da bağlanmaktadır. Her bir bölümün üzeri taştan basık kubbelerle örtülmüştür. İbadet mekanı batı cephesinde yuvarlak kemerli sekiz, mihrap yanında birer pencere ile aydınlatılmıştır. Pencereler iki sıra halinde ikişerli diziler halindedir. Batı yönü kademeler halinde daralan bir takviye duvarı ile bu tarafı ile görkemli bir görünüşe ulaşmıştır.

Camide yörede çok sık görülen kırmızı taşlar kullanılmıştır. Caminin muntazam olmayan planı üst örtüye de yansımış, kubbeler dışında kalan bölümler düz tavanlarla örtülmüştür.

Mihrap tam eksen üzerinde bulunmamaktadır. Doğu cephesine daha oluşu da düzgün olmayan plandan kaynaklanmaktadır.


Şerefiye Camisi ve Külliyesi

Bitlis’in merkezinde çarşı içerisinde, Hosor ve Kışla derelerinin birleştiği yerde bulunan Şerefiye Külliyesi IV.Şeref Han tarafından 1529 yılında yaptırılmıştır. Şeref Hanları XVI. yüzyılda Bitlis şehrine hakim olan bir aile olup Kanuni Sultan Süleyman’dan büyük imtiyazlar almıştır.

Yapı topluluğu cami, medrese, imaret, hamam ve Şeref Han Türbesi’nden oluşmaktadır. Yapı topluluğunun batı ve güney yönleri yüksek kayalıklara ve diğer yapılara birleşmiş konumdadır. Yalnızca kuzey ve doğu cepheleri görkemli bir şekilde görülebilmektedir.

Şerefiye Camisi dikdörtgen planlı olup, yöresel kırmızı kesme taştan yapılmıştır. Batı yönü kayalarla birleşmiş, mihrap yönüne de medrese yapılmıştır. Her iki yapı arasındaki iki metrelik aralıkta medresenin giriş kapısı bulunmaktadır. Caminin kuzeydoğu köşesindeki duvarları doğuya doğru devam ederek L şeklinde bir plan ortaya koymaktadır. Doğu yönünde de caminin anıtsal portali bulunmaktadır. Portalin alt kısmında üç söveli demir şebekeli dikdörtgen pencereler bulunmakta olup üzerlerine aynı zamanda duvarları takviye eden yay kemerler yerleştirilmiştir. Bu bölümler arabesk tabir edilen motiflerle bezenmiştir. Zengin taş işçiliği olan portalin dışında dar bir profilin ardından bir sıra mukarnaslı friz oldukça geniş bir nişi meydana getirmektedir. Bu yüzeyin ortasında beyaz ve siyah taşlardan oluşan üç dilimli büyük giriş kemeri bulunmaktadır. İki yanındaki burmalı sütunlarla takviye edilen portalin çevresi geometrik motiflerle bezenmiştir. Giriş kemeri üzerinde de kartuşlar içerisine alınmış kitabeler bulunmaktadır.Kitabelerin ve kapı girişinin üzeri son derece güzel bir işçilikle yapılmış zengin mukarnaslar devam etmekte olup portale daha görkemli bir görünüş kazandırmaktadır.

Portalden 3.00 X 3.00 m. ölçüsünde kubbeli bir bölüme geçilmektedir. Buradan da batı kenarındaki kapı ile son cemaat yerine ulaşılmaktadır. Caminin kuzey cephesinde avluya bakan beş bölümlü son cemaat yeri sivri kemerli payandalar ile birbirlerine ve duvarlara bağlanmıştır.Bu payandalar arasında da yöresel taştan yapılmış dikdörtgen başlıklı silindirik sütunlar bulunmaktadır.

Son cemaatten ibadet mekanın giriş diğer camilerde olduğu gibi ortada değil iki yanda yer almıştır. Caminin sağ ve solundaki bu kapılar oldukça basit olup üzerleri düz silmelidir. İbadet mekanına bu kapılardan dar bir koridordan geçilmektedir. Kuzey duvarı ile üç büyük kemerin ve üç büyük payenin bulunduğu bu koridorun üzeri üç küçük kubbe ile örtülmüştür. İbadet mekanı beş kalın payenin taşıdığı ,pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Bunun dışında kalan bölümler tonozlarla örtülüdür. Caminin üst örtüsü de toprak damlıdır.

Mihrap tuğladan olup ilik yapılışında alçı ile kaplı olduğu sanılmaktadır. Çevresinde geometrik taş şebeke izleri görülmektedir. Ayrıca minber ahşaptan olup güzel bir ağaç işçiliği görülmektedir.

Şerefiye İmaretinin doğu kenarına bitişik olan minare kırmızı taştan tamamen yöresel üslupta yapılmıştır. Dikdörtgen, kesme taştan kaide üzerinde köşe dolguları, palmet motifleri ile bezenmiştir. Bezemeli kaideden yuvarlak gövdeye geçilmektedir. Gövdenin altında yuvarlak sağır kemerler bulunmaktadır. Kemerlerin içleri kufi yazı ve geometrik geçme motifleri ile bezenmiştir. Gövde iki sıra silme ile hareketlendirilmiş, orta kuşaktan sonra konik biçimde dışa doğru genişlemektedir. Gövde üzerine yer yer rozetler konulmuştur. Şerefe üzerindeki petek kısmı daha dar olup sekizgen bir silme ile sınırlandıktan sonra üzeri piramidal bir külahla örtülmüştür.


Şerefiye Külliyesindeki Diğer Yapılar:

Şerefiye Medresesi:
Şerefiye yapı topluluğundan olan medrese cami ile birlikte IV.Şeref Han tarafından 1529’da yaptırıldığı sanılmaktadır. Medresenin yapım kitabesi bulunmamaktadır. Caminin doğusunda yer alan medrese caminin mihrap duvarı boyunca doğu yönünde bulunmaktadır.

Dikdörtgen planlı medrese yöresel kırmız renkli Bitlis taşından yapılmıştır. Arazi konumuna uyularak yapılmış olan medresenin batısı kayalara dayanmaktadır. Güney cephesi de diğer binalara bitişik olup yalnızca kuzey ve doğu cepheleri mimari özelliğini ortaya koymaktadır. Doğu cephesi iki katlı olan medresenin birinci katına dükkanlar yapılmıştır. Kuzey cephesinin ortasındaki iki sütunla çerçevelenmiş bir kapıdan önce tonozlu bir eyvana ardından da avluya girilmektedir. Girişin tam karşısına tonozlu dershane eyvanı yerleştirilmiştir. Giriş ve dershane eyvanı arasında her iki tarafta uzanan revakların arkasında medrese hücreleri sıralanmıştır. Doğu yönünde ortada tonoz örtülü dikdörtgen bir mekan ile bunun bir yanında kubbeli kare bir hücre,diğer yanında da kubbeli iki kare mekan yer almaktadır. Diğer yönde ise üzerleri kubbeli kare planlı beş hücre peş peşe sıralanmıştır. Medresenin üzeri toprak bir örtü ile kapatılarak kubbeler gizlenmiştir.

Şerefiye İmareti:
Şerefiye külliyesinin imaretinin de diğerleri ile birlikte IV.Şeref Han tarafından 1529’da yapıldığı sanılmaktadır.

Şerefiye İmareti dikdörtgen planlı olup, kaba yontma taştan yapılmıştır. Külliyenin diğer yapıları ile karşılaştırıldığında daha kaba bir işçilik ve yapı malzemesi kullanıldığı görülmektedir. Bununla beraber dört metre yüksekliğindeki duvarları basit taş silmelerle hareketlendirilmeye çalışılmıştır. İmarete güney cephedeki küçük bir eyvan ile avluya girilmektedir. Giriş kapısı sivri kemerli bir niş şeklinde olup kesme taştan yapılmış, silmelerle profillendirilmiştir. İmaretin içerisinde ortadaki kubbeli kısma açılan dört yönde sivri beşik tonozlu dört eyvanın her köşesine yine beşik tonozlu hücreler yerleştirilmiştir. Bunlardan batıdaki eyvan diğerlerinden 60 cm. daha yüksek olup içerisine bir sel sebil ile havuz yerleştirilmiştir. Doğu eyvanı iki kısımdan meydana gelmiştir.İmaretini yanından geçen dereye uyulmasından ötürü de plan düzeni intizamsızdır. Büyük olasılıkla ilk yapılışında daha düzgün olan bu bölümün içerisine bir duvar örülmüştür.

IV.Şeref Han Türbesi:
Şerefiye yapı topluluğunun bir bölümünü oluşturan Şeref Han Türbesi, avlunun doğusunda, Şerefiye Camisi’nin giriş kapısına bitişiktir. Giriş kapısı üzerindeki kitabesinden öğrenildiğine göre Emir Şeref oğlu Emir Şemseddin tarafından IV.Şeref Han için 1533’de yaptırılmıştır.
Kesme taştan yapılan türbenin alt bölümü kare planlı olup, köşelerin kesilmesiyle sekizgen bir görünüm kazanmıştır. Beden duvarlarına mermer şebekeli,silmeli dikdörtgen pencereler açılmıştır.Alt sıra pencerelerin üzerine daha küçük ölçüde ikinci bir pencere sırası yerleştirilmiştir.

Türbe girişi avlunun batı yönündedir. Sivri kemerli büyük bir niş görünümündeki giriş iki sıra halinde bir bordürle çevrilmiştir. Bunlardan dıştaki bordür 25 cm. genişliğinde geçme örgüler ve bunların arasındaki dilimli sekizgenler ve yıldızlarla bezenmiştir. Kapı kenarlarını süsleyen ikinci bordür halat motifleri şeklindedir. Yay kemerli türbe kapısı üzerinde de dörtgen bir çerçeve içerisine alınmış kitabe bulunmaktadır. Ayrıca türbenin doğusuna oyma bir bordürle çevrili hacet penceresi açılmıştır.

Türbenin cami duvarları ile birleştiği kısımlarda taştan üçgen dolgulara yer verilmiştir. İç kısımda kıble yönü büyük bir niş şeklindedir. Pandantifli bir kubbenin örttüğü türbe tipik Selçuklu türbelerinin bir benzeridir. Alt kısımda mumyalık, üst kısımda da sanduka bulunmaktadır. Türbe içerisinde altı sanduka bulunmakta olup bunlardan sağ kenardaki IV.Şeref Han’a aittir.

Şerefiye Han Hamamı:
Şerefiye Külliyesinin bir bölümünü oluşturan hamam Han Hamamı ismiyle halk arasında tanınmaktadır. Hatuniye Caddesinde demirciler denilen yerde bulunmaktadır. Hamamın kitabesi bulunmamakla beraber Şeref Han’ın vakfiyesinde ismi geçen hamamın bu hamam olduğu sanılmaktadır.

Şerefiye Hamamı’nın düzgün olmayan palan düzeni bulunduğu araziden kaynaklanmaktadır. Buradaki arazinin doğu ve güneyinin kazılmasından ötürü hamamın bir bölümü toprağa gömülmüştür.

Hamamın soyunmalık kısmı oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Bu bölüme sonradan yapılan ek binaların arasından girilmektedir. Beşik tonoz örtülü küçük bir bölümden sonra içerisine girilen soyunmalık orijinal yapımında kare planlı olmasına karşılık sonradan iç kısımların köşeleri doldurulmuş ve sekizgen bir plana dönüştürülmüştür. Bu bölümün üzeri tromplu bir kubbe ile örtülmüştür. Soyunmalığın doğusunda bulunan bir koridordan dikdörtgen, beşik tonozlu ılıklık bölümüne geçilmektedir, bir diğer kapı ile de kubbeli bir bölüme geçilmektedir. Burada diğer hamamlarda rastlanmayan bir özellik de soyunmalığın bir bölümünde beşik tonozlu küçük bir eyvan meydana getirilerek kıble duvarına bir de mihrap yerleştirilmiş olmasıdır. Zeminden 70 cm. yüksekliğindeki bu bölüm diğerlerinden ayrılmaktadır. Böylece hamam içerisinde bir mescit meydana getirilmiştir.

Hamamın doğusunda büyük bir alanı kaplayan düzgün planlı sıcaklık merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Bu bölüm dört eyvan ve köşe hücrelerinden oluşmuştur. Buradaki hücreler arazi durumundan ötürü düzensiz bir plan göstermektedir. Bazı hücrelerin genişlemesinde arazinin kayalık oluşu da etkili olmuştur.



Kureyşi Camisi

Bitlis Zeydan Mahallesi’nde bulunan Kureyşi Camisi’nin ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber tavan örtüsünün sivri tonozlu oluşu yapının XII.yüzyılda Selçuklular döneminde yapıldığına işaret etmektedir. Halk arasında yaygın bir söylentiye göre Arabistan’daki Kureyşi kabilesinden bir kişi Bitlis’e gelip yerleşmiş ve bu camiyi yaptırmıştır. Bu yüzden de camiye Kureyşi Camisi ismi yakıştırılmıştır.

Kureyşi Camisi basit bir yapıdır. Ancak l810 tarihinde yeni baştan yapılırcasına onarım geçirmiştir. Dikdörtgen planlı cami kaba ve yontma taştan yapılmıştır. Güney cephesindeki altı basamaklı bir merdiven ile girilen caminin yekpare taş kemerli bir kapısı bulunmaktadır. Girişin hemen yanında gasilhane ve helalar, batısında ise odunluk olarak kullanılmış bir mekan bulunmaktadır. Kuzeydeki bir kapıdan ibadet mekanına girilmekte ve 9.00 X 8.30 m ölçüsündedir. Üzeri toprak damla örtülü olup iç mekanını ortasında dikdörtgen kalın bir paye kemerlerle beden duvarlarına bağlanmıştır.Böylece iç mekan dört bölüme ayrılmış ve birinin üzeri beşik tonozlarla örtülmüştür. Bu bölümlerden mihraba yakın olanı diğerlerinden daha geniştir. Mihrabın belirli bir özelliği bulunmamaktadır. İç mekan beş pencere ile aydınlatılmıştır.Kuzey doğu köşesine yerleştirilen minare sonradan buraya eklenmiştir.

Caminin batısındaki, içeriden geçilen türbenin kime ait olduğu bilinmemekle beraber büyük olasılıkla banisine aittir.


Dört Sandık Camisi

Bitlis, Gökmeydan semtindeki bir yamaçta bulunan Dört Sandık Camisi’nin banisi bilinmemekle beraber l543-1552 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır.

Kare planlı, kalın kesme taştan yapılmış olan cami düz toprak damlı olup basit bir yapıdır. İbadet mekanına kuzey yönündeki basit ve sonradan yapılmış bir yapının içerisinden geçilerek girilmektedir. İbadet mekanının ortasındaki tek bir sütun çatıyı desteklemektedir.Bu sütunla duvarlar arasında bağlantı sağlanmış, böylece ibadet mekanı üzeri kubbelerle örtülü dört bölüme ayrılmıştır. Basit mihrabının yanındaki bir kapıdan üzeri tonozla örtülü dikdörtgen planlı türbeyi geçilmektedir. Bu türbede Şeyh Abdullah Redehşani gömülüdür.


Aşağı Kale Camisi

Bitlis şehir merkezinde bulunan Şerefiye yapı topluluğunun batısında, köprü başında bulunan Aşağı Kale Camisi’ni kimin yaptırdığı bilinmemektedir.Yapı üslubundan büyük olasılıkla XVII.yüzyılda yapılmıştır.

Cami hafif meyilli bir arazide Dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Arazi konumundan ötürü de belirli bir plan tipi içerisine yerleştirilememektedir. Girişin de bulunan bir holden sonra ibadet mekanına girilmektedir. İbadet mekanı ortasında kalın bir sütunla desteklenmekte olup bu sütunla duvarlar arasındaki kemerlerle dört bölüme ayrılmıştır. Bu bölümler kubbe şeklindeki tonozlarla örtülmüştür. Caminin bütününün üzeri düz toprak damlıdır. Ancak düzensiz planından ötürü bu bölümler birbirlerine eşit değildir. Mihrabın iki yanındaki pencerelerle içerisi aydınlatılmaktadır. Cami mimari yönden bir özellik taşımamaktadır.


Taş Camisi

Bitlis merkezinde Hükümet konağına çıkan yolun üzerinde, Taş Cami Mahallesi’nde bulunan bu caminin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapı üslubundan XVIII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Kareye yakın dikdörtgen planlı caminin bulunduğu arazinin meyilli oluşundan ötürü batı cephesi diğer yanlardan daha yüksektir. Caminin ortasında bulunan tek sütun kemerlerle duvarlara bağlanmış içerisini dört bölüme ayırmıştır. Bölümlerin üzeri de küçük kubbelerle örtülmüştür. Güney kenarının ortasında bulunan mihrap dışarıya doğru çıkıntı meydana getirmektedir. Mihrabın solunda küçük bir pencere diğer tarafında da ahşap minber yer almaktadır. Bu caminin de üzeri toprak damla örtülmüştür.


Alemdar Camisi

Bitlis şehir merkezinin güneyinde, Bitlis deresinin de sağında bulunan Alemdar Mahallesi’ndeki bu camiyi kitabesinden öğrenildiğine göre Maksut Paşa 1783-1784 yıllarında yaptırmıştır. Yapılışından sonra birkaç kez onarılmıştır.

Alemdar Camisi dik bir yamacın üzerinde bulunmakta, kesme taştan iki katlıdır. Caminin alt katında banisinin mezarı bulunmaktadır. Ayrıca burada Eba Eyyb-el Ensari’nin kardeşi Feyzullah el-Ensari’nin mezarının bulunuşu halk arasında camiyi aynı zamanda ziyaretgah yapmıştır.

İbadet bölümü bunun üzerindeki ikinci kattadır. Bu caminin de arazi konumundan ötürü düzgün bir planı bulunmaktadır. Eğri bir dikdörtgen plan düzenindeki camiye batı kenarındaki yay kemerli kapıdan girilmektedir. Kapı kemeri üzerinde de caminin kitabesi yer almıştır. İbadet mekanı doğu ve batı yönünde uzanan dört sütun ile iki bölüme ayrılmıştır. Ayrıca kuzey-güney yönündeki kemerlerle de beşer bölüme ayrıldığı görülmektedir. Bu kemerlerde muntazam olmayıp, doğu uçtaki iki kemer beden duvarlarına dikey,diğerleri ise çapraz konumdadır.

Duvarların doğu ve güneyinde nişler içerisinde pencereler sıralanmıştır. Diğer duvarlarda kemer ayaklarından ötürü büyük nişler yerleştirilmiştir. Caminin üst örtüsü düz toprak damlıdır.


Gökmeydan Camisi

İl merkezinin güneyinde Gökmedrese Mahallesi’nde bulunan caminin kitabesinde l801 yılında yaptırılmış olduğu yazılı ise de yapı üslubundan daha eski tarihlerde yapıldığı anlaşılmaktadır. Büyük olasılıkla bu kitabe, belirtilmemekle beraber onarım kitabesidir. Caminin bu tarihte temelinden itibaren yıkılarak eski parçaların eklenmesiyle yeniden yapıldığı sanılmaktadır. Yalnızca giriş cephesindeki ahşap kapısının Selçuklu döneminden kaldığı sanılmaktadır. Bunun yanı sıra kesme taştan kapı kenarlarında Selçuklu yapılarında görülen sütunlar bulunmaktadır.

Günümüzde camiye yapılan yeni eklerle plan düzeni bozulmuş ve ortaya L şeklinde bir plan çıkmıştır. İki katlı olan caminin alt katını oluşturan taş duvarlar üst kattan tamamen ayrılmaktadır.Alt katın medrese veya zaviye olduğu ileri sürülmüşse de bu iddia da kesinlik kazanamamıştır.

İkinci katı oluşturan ibadet mekanına doğu cephesindeki merdivenlerle çıkılmaktadır.Düzgün olmayan,dikdörtgen planlı bu bölüm iki sütun ve iki paye ile boyuna iki, enine de dört bölüme ayrılmıştır. Bölümleri birbirinden ayıran kemerlerin beden duvarlarına birleştikleri yerlerde duvarlar ayrıca birer payanda ile takviye edilmiştir. Bunun sonucu olarak da ibadet mekanı sekiz ayrı bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlerin üzerleri basık kubbelerle örtülmüştür.

İç mekan biri doğu diğeri de batı ve ikisi de mihrap yanında olmak üzere dört pencere ile aydınlatılmıştır. İç kısımda herhangi bir bezeme bulunmamaktadır.Yalnızca mihrap duvarının ortasında XIX.yüzyıl özellikleri taşıyan bezemeler dikkati çekmektedir.

Caminin güneybatı köşesine,camiden 3 m. uzaklıkta çok yüksek olmayan minaresi yapılmıştır. Minare, kitabesinden anlaşılacağı gibi l924 tarihinde yapılmıştır. Kare kaideli minarenin gövdesi yuvarlak olup yer yer bilezikler, rozetler, kaval silmeler ve üçgenlerle süslenmiştir.


Hacı Beğiye Mescidi

Bitlis merkezinde, Bitlis Deresinin doğusunda yer alan Hacı Beğiye Mescidi kitabesinden öğrenildiğine göre İbrahim oğlu Emir Mehmet tarafından l444’de yaptırılmıştır. Ancak zaman zaman yapılan onarımlar nedeniyle cami ile birlikte medresesi orijinalliğini büyük ölçüde yitirmiştir.

Dikdörtgen planda küçük bir yapı olan cami Bitlis taşından yapılmıştır. Batı cephesinde üst sıralarında iri mukarnas yuvaları şeklinde fırız bulunmakta olup yapıldığı döneme aittir. İbadet mekanında orijinal bir iz ve bezeme bulunmamaktadır. Diğer Bitlis camileri gibi bunun da üzeri toprak düz damla örtülüdür.


Aynelbürüt Camisi (Soğukpınar Camisi)

Bitlis’in doğusundaki yamaçta, İnönü Mahallesi’nin Havuzbaşı mevkiinde bulunmaktadır. Bu yapıdaki türbeden ötürü Molla Abdurrahman Camisi de denilmektedir. Caminin kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

Eğimli bir arazide yer alan cami iki katlıdır. Doğusundaki yoldan ötürü yüksekte kalan caminin cephesi bu yüzden basık bir görünümdedir. Alt kattaki türbe,şadırvan uzun bir koridor şeklinde olup üzeri tonoz örtülüdür.

İkinci katta caminin ibadet mekanı bulunmaktadır.Buraya zemin katından geçildiği gibi doğu cephesindeki kapıdan da girilmektedir. Kesme taştan duvarların batı ve güney cephelerine pencereler açılmıştır. Bu bölüm kuzey güney yönünde ve mihrap eksenindeki bir orta paye ile içerisi dört bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlerin üzerleri basık kubbelerle örtülmüştür. Üst örtü diğer Bitlis camilerinde olduğu gibi düz toprak damlıdır.

Yarım silindirik mihrabın iki köşesine silindirik iki küçük sütun yerleştirilmiştir. Caminin minberi ve minaresi bulunmamaktadır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 670
favori
like
share