SÖZ

Aynada başka güzelsin

Yatakta başka

Aldırma söz olur diye

Tak takıştır, sür sürüştür

İnadına gel

Piyasa vakti muhallebiciye

Söz olurmuş,

Olsun.

Dostum değil misin?

(ORHAN VELİ KANIK)



NERDESİN

Geceleyin bir ses böler uykumu,

İçim ürpermeyle dolar:...Nerdesin?

Arıyorum yıllar var ki ben onu,

Aşıkıyım beni çağıran bu sesin,

Gün olur sürüyüp beni derbeder,

Bu ses rüzgarlara karışır gider,

Gün olur peşimden yürür beraber,

Ansızın haykırır bana:...Nerdesin?

Bütün sevgileri atıp içimden,

Varlığımı yalnız ona verdim ben,

Elverir ki bir gün bana derinden,

Ta, derinden bir gün bana "gel" desin.

(AHMET KUTSİ TECER)

Etiketler:
leoankaralim leoankaralim
Üyenin Yeni Konuları Lutfen Yardim Einstein! Ölçü Kuşlar
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 765
favori
like
share
Terakkiperver Tarih: 19.03.2010 23:10










SOKAK KEDİSİ

Bir şey vermesen de- azıcık ilgi,
Bir parça ciğer’den- evladır belki.
Onu sıvazlayan- şefkatli el ki;
Duayla doldurur- Sokak Kedisi.

Yalvaran bakışla- sevilmek ister,
Üzgünce sesiyle- miyav- miyav der,
Hele bir eğil de- bir dostluk göster,
Ağlamaklı olur- Sokak Kedisi.

Sığıncak yeri yok- hepsi açıkta,
Kimsesiz- sahipsiz, bir kenarcıkta,
Kırıntı bulsa da- çok kez açlıkta,
Hep büzülür durur- Sokak Kedisi.

Hayır severleri- gözünden tanır,
Yem görür torbada- hemen yaklaşır,
Sürtünür, sevinçle- ayak dolaşır,
Mutlulukla dolar- Sokak Kedisi.

O soğuk günlerde- tatlı rüyası,
Sobanın yanında- mırıldaması,
Sıcacık odada- uyur olması,
Sayıklar durur- Sokak Kedisi.

Bir güler yüz görse- ardından koşar,
Tevazulu sözden- ferahlık, yaşar,
Miyavlar-sürtünür, ilgiden coşar,
O şahsı, dost beller- Sokak Kedisi.

Çöp bidonları ki; besin kaynağı,
Hiç ister miydi ki- orda olmayı,
Ya bir de içecek- bir yudum suyu,
Bulamaz, kıvranır- Sokak Kedisi.

Kendini, insandan- bir parça bilir,
Herkesi, yakını- ahbabı sanır,
Kovmaya, azara- hemen darılır,
Küserek ayrılır- Sokak Kedisi.

Doğum yaklaşırken- bir tasa basar,
Bir kuytu yer arar- çok yere koşar.
Bazen balkonlara- tırmanır, aşar,
Aman der, yalvarır- Sokak Kedisi.

Çaresiz kalırsa- bu koşuşmalar,
Baktı ki, faydasız- sa yalvarmalar,
Bir duvar dibine- artık yavrular,
Sabrına bürünür- Sokak Kedisi.

İnsanlar bu halden- pek etkilenir,
Kimi süt getirir- kimi yem verir.
Yavrular kendini- zaten sevdirir,
Gerçek bir dramdır- Sokak Kedisi.

Kimi kez çocuklar- yavrusun alır,
Anne de- yavru da, miyavlar durur,
Yavrusu giderse- çok mahsun olur,
O zaman yastadır- Sokak Kedisi.

Zaten kendisi de- öyle doğmuştur,
Kim bilir kaç yerden- insan kovmuştur,
Çileli hayatı- daim boğmuştur,
Bağışıklık görür- Sokak Kedisi.

Gözünü gözünde- gezindirdiği,
Kalbine şefkati- özendirdiği
Gönlüne merhamet kazandırdığı,
Sokak Dostlarımız- Sokak Kedisi.

Şevket OKYAY
ByStranqe Tarih: 11.06.2005 15:51
ElleRiNe EmeqiNe SaqLıK ArKaDa$ıM
leoankaralim Tarih: 22.05.2005 15:41
MİLYON KERE AYTEN

Ben bir Ayten'dir tutturmuşum
oh ne iyi Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum Şiirler yazıyorum
Ayten üstüne
Saatim her zaman Ayten'e beş var
Ya da Ayten'i beş geçiyor
Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz
Günlerden Aytenertesidir
Odur gün gün beni yaşatan
Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz Ayten'li İki laf ederiz
Onu siz de seversiniz benim gibi Ama yağma yok
Ayten'i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi Ölüm bile kötü değil
Aytensizlik kadar
Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var Ayten
Bundan böyle dünyada Aşkın adı Ayten olsun


(ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
leoankaralim Tarih: 22.05.2005 15:40
BİLARDO TOPLARI

Ayrıldığımız gündü.
Mutfaktaydık, buzdolabının yanında, kapısı açıktı, herşey bambaşka
görünüyordu yüzüne vuran o soğuk ışıkta
"Biliyor musun " dedin. "Sen neye benziyorsun biliyor musun?"
Epeydir aradığın bir şeyi bulmuş olmanın hem sevinç, hem keder veren
gizli bir an için bulandırmıştı yüzündeki tedirginliği, kırgınlığı.
Sis ışığa çıkmıştı. Sonra yavaşça çevirip başını yüzüme baktın kuyuya düşmeye
benzeyen derin bir korkuyla.
"Neye?" dedim,yan yanayken yaşadığımız ayrılığın adını sorar
gibi,"Neye?"
"Bilardo toplarına."
"Neden?" dedim.
"Yazgını hep başkalarının ıstakalarının insafına bırakıyorsun da
ondan..."
Bir uçurum gibi derinleşen sessizlik o an başlamıştı bile bizi
birbirimizden uzaklaştırmaya.
Beni terk etmeden önce yaptığın son konuşma oldu bu.
Sonra iki arkadaşım geldi,birinin omzunda ağladım,hangisiydi
şimdi
hatırlamıyorum. Sonra birlikte başka bir kente gittik,anlarsın ayrılığın
ilk
günlerinde o eve katlanamazdım, sonra ben başka aşklara, sonra başka
evlerin
duvarlarına başka takvimler aştım
Şimdi ne zaman birinden ayrılsam ıstakaların sesi patlıyor
kulaklarımda
ardından bilardo topları
dağılıyor dört bir yana
Seni hatırlıyorum o soğuk ışıkta bir daha
bir daha
bir daha


(MURATHAN MUNGAN)



SEVGİLİM YALAN SÖYLERSEM

Sevgilim yalan söylersem sana
Kopsun ve mahrum kalsın dilim
Seni seviyorum demek bahtiyarlığından

Sevgilim yalan yazarsam sana
Kurusun ve mahrum kalsın elim
Okşayabilmek saadetinden seni

Sevgilim yalan söylerse sana gözlerim
İki nadim gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar
Ve göremesinler seni bir daha

(NAZIM HİKMET)
leoankaralim Tarih: 22.05.2005 15:39
BESBELLİ

Besbelli ölümüm sabahleyindir

İlk ışık korkuyla girerken camdan

Uzan başucumda perdeyi indir

Mum olduğu gibi kalsın akşamdan

Sonra koş terlikle haber vermeye

"kiracım bu sabah can verdi" diye

Üç beş kişi duysun ve belediye

Beni kaldırmaya gelsin odamdan

Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut

Sende eller gibi adımı unut

Kapımı birkaç gün için açık tut

Eşyam bakakalsın diye arkamdan.

(AHMET KUTSİ TECER)
leoankaralim Tarih: 22.05.2005 15:38
SENİNLE ÖLMEK İSTİYORUM

Dağ başında bir avcı kulübesi

Yerler diz boyu kar

Ocakta ateş

Dışarıda rüzgar

Hadi gel

Önce sevişmeliyiz uzun uzun

Yerdeki ayı postunun üzerine uzanmalıyız

Bütün vücudunu santimetrekarelere ayırıp

Birer birer öpmeliyim

Ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana

Böylece ölmeliyiz

Aradan yıllar geçip

Bizi buldukları zaman

Etlerimiz çürümüş olsa da

Kemiklerimiz ayrılmamalı birbirinden

Hadi gel

Nefes almak hüner değil

Seninle ölmek istiyorum.


(ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN)
leoankaralim Tarih: 22.05.2005 15:37
BÖYLE BİR SEVMEK

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular

yağmur giyerlerdi sonbaharla bir

azıcık okşasam sanki çocuktular

bıraksam korkudan gözleri sislenir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemiştir



hayır sanmayın ki beni unuttular

hala araşıra mektupları gelir

gerçek değildiler birer umuttular

eski bir şarki belki bir şiir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemiştir



yalnızlıklarımda elimden tuttular

uzak fısıltıları içimi ürpertir

sanki gökyüzünde bir buluttular

nereye kayboldular simdi kim bilir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemiştir.


(ATİLLA İLHAN)
leoankaralim Tarih: 22.05.2005 15:36
ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz

Göz yaşlarıma, ellerinizle?



Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce.



Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum


(ORHAN VELİ KANIK)



BAĞIŞLA

Ya zamanından çok erken gelirim

Dünyaya geldiğim gibi

Ya zamanından çok geç

Seni bu yaşta sevdiğim gibi



Mutluluğa hep geç kalırım

Hep erken giderim mutsuzluğa

Ya her şey bitmiştir çoktan

Ya hiçbir şey başlamamış



Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın

Ölüme erken seviye geç

Yine gecikmişim bağışla sevgilim

Seviye on kala ölüme beş


(AZİZ NESİN)
leoankaralim Tarih: 22.05.2005 15:35
GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN
Ne doğan güne hükmüm geçer,

Ne halden anlayan bulunur;

Ah aklımdan ölümüm geçer;

Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

Ve gönül Tanrısına der ki:

- Pervam yok verdiğin elemden;

Her mihnet kabulüm, yeter ki

Gün eksilmesin penceremden!



(CAHİT SITKI TARANCI)



OTUZ BEŞ YAŞ

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dantel gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.


Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?


Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.


Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız


Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.


Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.


N'eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.

(CAHİT SITKI TARANCI)